Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir.

كُلًّا نُمِدُّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ مِنْ عَطَاءِ رَبِّكَ وَمَا كَانَ عَطَاءُ رَبِّكَ مَحْظُورًا

kullen numiddu hā'ulā'i ve hā'ulā'i min ǎTā'i rabbike ve mā kāne ǎTā'u rabbike meHZūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كُلًّاkullenك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsine
2نُمِدُّnumidduم د دçekmek, germek, uzatmak, uzun tutmak, ertelemek, yardım etmek, ilerletmek, artırmak, mürekkep doldurmak, gübrelemekuzatırız
3هٰٓؤُ۬لَٓاءِhā'ulā'ionlara da
4وَهٰٓؤُ۬لَٓاءِve hā'ulā'ive onlara da
5مِنْmin-ndan
6عَطَاءِǎTā'iع ط وAlmak, kabul etmek. Ataun - hediye verme, hediye. A'ta - hediye vermek, teklif etmek. Ta'ata (6. fiil) - aldı.mükafatı-
7رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
8وَمَاve māve
9كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğildir
10عَطَاءُǎTā'uع ط وAlmak, kabul etmek. Ataun - hediye verme, hediye. A'ta - hediye vermek, teklif etmek. Ta'ata (6. fiil) - aldı.hediyesi
11رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
12مَحْظُورًاmeHZūranح ظ رEngellemek, kısıtlamak, yasaklamak, hapsetmek, sınırlamak, kısıtlamak, kapatmak, bir ayrım sınırı oluşturmak, bir kişi veya şey aracılığıyla kendini korumak veya savunmak.kısıtlanmış

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara da, bunlara da, hepsine, Rabbinin lütuf ve ihsânından yardımda bulunuruz, bağışlar dururuz ve Rabbinin ihsânı, kimseden men edilmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara da, bunlara da, hepsine, Rabbinin lütuf ve ihsânından yardımda bulunuruz, bağışlar dururuz ve Rabbinin ihsânı, kimseden men edilmez.

Adem Uğur

Hepsine, onlara da bunlara da (dünyayı isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından (istediklerini) veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

Ahmed Hulusi

Hepsine, onlara da bunlara da Rabbinin lütfundan göndeririz. . . Rabbinin lütfu sınırlandırılmış değildir.

Ahmet Tekin

Hepsine, dünyayı isteyenlere de, âhireti isteyenlere de, Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı, sınırlı ve kısıtlanmış değildir.

Ahmet Varol

Onlara da bunlara da herbirine Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kesilmiş değildir.

Ali Bulaç

Hepsine, onlara da, bunlara da Rabbinin ihsanından 'arttırarak veririz.' Rabbinin ihsanı kesilmiş değildir.

Ali Fikri Yavuz

Her birine: dünyayı isteyen şunlara da, ahireti isteyen bunlara da, Rabbinin dünyadaki ihsanından veririz. Rabbinin dünyadaki ihsan ve bahşişi hiç kimseden menedilmiş değildir.

Ali Rıza Safa

Efendinin lütfundan, tümüne ulaştırırız; onlara da bunlara da. Efendinin lütfu sınırlı değildir.

Bayraktar Bayraklı

Hepsine, bunlara da ötekilere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

Bekir Sadak

Onlarin ve bunlarin her birine Rabbinin nimetinden ulastirirz. Esasen Rabbinin nimeti kimseye yasak kilinmis degildir.

Celal Yıldırım

Her birine: Onlara da, bunlara da Rabbinin bağış ve ihsanından ardarda veririz. Zaten Rabbinin bağış ve ihsanı (kimselerden) yasaklanmış değildir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hepsine, bunlara da ötekilere de rabbinin ihsanından kesintisiz veririz. Rabbinin ihsanı sınırlı değildir.

Diyanet İşleri

Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir.

Diyanet İşleri (eski)

Onların ve bunların her birine Rabbinin nimetinden ulaştırırız. Esasen Rabbinin nimeti kimseye yasak kılınmış değildir.

Diyanet Vakfi

Hepsine, onlara da bunlara da (dünyayı isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından (istediklerini) veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hepsine; (dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hepsine, onlara da onlara da Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin verişi yasak değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hepsine imdad ederiz: hem onlara hem onlara, mahza rabbının atasından, rabbının atası yasak değildir

Erhan Aktaş

Biz, bu dünyayı isteyene de ahireti isteyene de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, bu dünyayı isteyene de ahireti isteyene de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, bu dünyayı isteyene de, ahireti isteyene de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.

Fizilal-il Kuran

Her iki grubu da yani berikilere de ötekilere de Rabbinin bağışından pay veririz. Hiç kimse Rabbinin bağışından mahrum edilmez. Onun bağış kapısı herkese açıktır.

Gültekin Onan

Hepsine, onlara da, bunlara da rabbinin ihsanından 'arttırarak veririz.' Rabbinin ihsanı kesilmiş değildir.

Hamdi Döndüren

Hepsine; dünyayı isteyenlere de ahireti isteyenlere de Rabbinin nimetlerinden veririz. Çünkü Rabbinin nimetleri kısıtlanmış değildir.

Hasan Basri Çantay

Her birine, onlara da, bunlara da Rabbinin vergisinden birbiri ardınca veririz. Rabbinin vergisi (kimseden) men edilmiş değildir.

Hasib Asutay

Hepsine, onlara da bunlara da Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir. (6) (6. Dünyada mümin kâfir ayrımı yapmaksızın yüce Allah herkese çalıştığının karşılığını verir.)

Hayrat Neşriyat

Herbirine, onlara ve bunlara (dünyayı isteyenlere de, âhireti isteyenlere de)Rabbinin ihsânından meded veririz. Rabbinin ihsânı ise (kimseye) yasaklanmış değildir.

İbni Kesir

Her birine, bunlara da, onlara da Rabbının nimetinden ulaştırırız. Rabbının nimeti engellenmiş değildir.

Mehmet Okuyan

Hepsine yani onlara da bunlara da Rabbinin cömertliğinden (istediklerini) veririz. Rabbinin verdiği, kimse tarafından engellenemez.

Muhammed Esed

Hepsine -bunlara da, ötekilere de- Rabbinin lütfundan ulaştırmaktayız; çünkü senin Rabbinin lütfu (insanların bir kısmıyla) sınırlı değildir.

Mustafa İslamoğlu

Hepsinde birden, -ötekilere de, berikilere de- senin Rabbinin lutfundan (bu dünyada zaten) ulaştırmaktayız: zira Rabbinin lutfu yalnız (bir kesimle) sınırlandırılamaz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hepsine, onlara da ve ötekilerine de Rabbin atasından imdat ederiz. Ve Rabbin atası men'edilmiş değildir.

Ömer Öngüt

Hepsine, onlara da bunlara da (dünyayı isteyene de ahireti isteyene de) Rabbinin vergisinden birbiri ardınca veririz. Esasen Rabbinin ihsanı hiç kimseye yasak kılınmış değildir.

Suat Yıldırım

Hepsine, dünyayı isteyenlere de, âhireti isteyenlere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

Süleyman Ateş

Hepsine onlara da, onlara da (dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de, mü'minlere de, kafirlere de) Rabbinin vergisiden uzatırız. Rabbinin vergisi kesilmez.

Süleymaniye Vakfı

Bunlardan her birine Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı engellenemez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlardan her birine; hem onlara hem de öbürlerine, Rabbinin ikramından da veririz. Rabbinin ikramı kısıtlanmış değildir.

Şaban Piriş

Hepsine, hem onlara hem bunlara Rabbinin nimetlerinden veririz. Rabbinin bağışı kimseye yasak kılınmış değildir.

Tefhim-ul Kuran

Hepsine, onlara da bunlara da Rabbinin ihsanından 'artırarak veririz'. Rabbinin ihsanı kesilmiş değildir.

Ümit Şimşek

Biz onlara da, bunlara da Rabbinin lütfundan veririz. Rabbinin lütfu ise kısıtlanmış değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabbinin lütfundan nimetlerle hepsine uzanırız: Onlara da bunlara da. Rabbinin lütfu kimse tarafından engellenemez/kısıtlanamaz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz hamıya – onlara da, bunlara da Rəbbinin nemətindən veririk. Rəbbinin neməti heç kəsə qadağan deyildir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların və bunların hər birinə Rəbbinin neʼmətindən verərik. Rəbbinin neʼməti (istər dünyada, istərsə də axirətdə heç kəsə) qadağan deyildir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir versorgen aber jeden von ihnen, die einen wie die anderen, aus der Gabenfülle deines Herrn, die sich keinem verschließt.

Almanca — Der Edle Quran

Sie alle, diese und jene, unterstützen Wir mit etwas von der Gabe deines Herrn. Und die Gabe deines Herrn wird nicht verwehrt.

Almanca — M. A. Rassoul

Ihnen allen, diesen und jenen, gewähren Wir die Gabe deines Herrn. Und die Gabe deines Herrn ist keinesfalls beschränkt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Beide versorgen WIR, diese und diese mit den Gaben deines HERRN. Und die Gaben deines HERRN waren (niemandem) vorenthalten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those and these are given what is apportioned to them. We bestow on both of them of our bounty and never was the bounty of Allah, your Creator, confinable to any limits.

Abdul Haleem

To both the latter and the former, We give some of your Lord’s bounty. [Prophet], your Lord’s bounty is not restricted-

Abdullah Yusuf Ali

Of the bounties of thy Lord We bestow freely on all- These as well as those: The bounties of thy Lord are not closed (to anyone).

Abul A'la Maududi

To all of these as well as those We shall provide the wherewithal of this life in the present world by dint of your Lord's Bounty; and from none shall the Bounty of your Lord be withheld.

Aisha Bewley

We sustain each one, the former and the latter, through the generous giving of your Lord; and the giving of your Lord is not restricted.

Al-Hilali & Khan

On each - these as well as those - We bestow from the Bounties of your Lord. And the Bounties of your Lord can never be forbidden.

Ali Quli Qarai

To these and to those—to all We extend the bounty of your Lord, and the bounty of your Lord is not confined.

Amatul Rahman Omar

To all of them, these (who hanker after this world) as well as those (whose choice is the life to come) We render aid, (and this is) out of the bounty of your Lord; the bounty of your Lord is not confined (to any one section of the people).

Arthur John Arberry

Each We succour, these and those, from thy Lord's gift; and thy Lord's gift is not confined.

Bijan Moeinian

God showers His worldly blessings (upon those who choose this life as their priorities as well as upon those whose priorities are Hereafter) and your Lord’s power to bless is endless.

E. Henry Palmer

To all - these and those - will we extend the gifts of thy Lord; for the gifts of thy Lord are not restricted.

Edip-Layth

For both groups We will bestow from the bounty of your Lord. The bounty of your Lord is never restricted.

George Sale

On all will We bestow the blessings of this life, both on these and on those, of the gift of thy Lord; for the gift of thy Lord shall not be denied unto any.

Hamid S. Aziz

To each do We supply, both these and those (the just and the unjust), from the bounty of your Lord; for the bounty of your Lord are not restricted.

Mahmoud Ghali

Each do We supply, these and these (too) from your Lord?s gift, and in no way can your Lord's gift be walled up.

Marmaduke Pickthall

Each do We supply, both these and those, from the bounty of thy Lord. And the bounty of thy Lord can never be walled up.

Mohamed Ahmed - Samira

"We bestow from the gifts of your Lord on these and on those, for the gifts of your Lord are not restricted.

Muhammad Asad

All [of them] -these as well as those -do We freely endow with some of thy Sustainer's gifts, since thy Sustainer's giving is never confined [to one kind of man].

Mustafa Khattab

We provide both the former and the latter from the bounty of your Lord. And the bounty of your Lord can never be withheld.

Progressive Muslims

For both groups We will bestow from the bounty of your Lord. And the bounty of your Lord is never restricted.

Sahih International

To each [category] We extend - to these and to those - from the gift of your Lord. And never has the gift of your Lord been restricted.

Sam Gerrans

To each do We extend — to these and to those — from the gift of thy Lord; and the gift of thy Lord is not restricted.

Shabbir Ahmed

All, these as well as those, We bestow on them some of your Lord's gifts since your Lord's giving is not confined. (42:20).

Syed Vickar Ahamed

From the (many) gifts of your Lord, We give freely to all— These (people) as well as those (people): The gifts of your Lord are not limited (to any).

Taqi Usmani

To all of them - both these and those - We extend the grants of your Lord. And the grant of your Lord is not barred (for anyone).

The Monotheist Group

For both groups We will bestow from the bounty of your Lord. And the bounty of your Lord is never restricted.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous accordons abondamment à tous, ceux-ci comme ceux-là, des dons de ton Seigneur. Et les dons de ton Seigneur ne sont refusés (à personne).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Em ji dayîna Xwedayê te didine tevan; dayîna Xwedayê te li ser wan nehatiye birîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Allen sterken Wij, dezen en genen, door de gave van jouw Heer. De gave van jouw Heer wordt niet ontzegd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij verleenen de gaven van uwen Heer aan dezen en aan genen; want Gods gaven zullen niemand worden geweigerd.

Hollandaca — Siregar

Beide groepen, voornoemde en laatstgenoemde, geven Wij ondersteuning van jouw Heer, en de ondersteuning van jouw Heer is onafwendbaar.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Всех Мы поддерживаем (наделяя уделом) – и этих [старающихся только для этой жизни], и этих [стремящихся к награде в Вечной жизни] – из даров Господа твоего, а дары Господа твоего не являются запретными (в этом мире) (ни для верующих, ни для неверующих).

Rusça — Osmanov

И тех и других - всех - Мы наделяем [благами из] даров Господа твоего, и дары твоего Господа [, Мухаммад,] беспредельны.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Åt alla - åt de förra såväl som åt de senare - ger Vi något av din Herres gåvor; ingen gräns har satts för din Herres givmildhet.