İsra Suresi 101. Ayet — Elfaz
Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Musa onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Musa!" demişti.
1وَلَقَدْve leḳadandolsunBağlaç+Lam-ı Te'kid+Kesinlik Edatı
2اٰتَيْنَاāteynābiz vermiştikMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
3مُوسٰىmūsāMusa'yaÖzel İsim
5اٰيَاتٍāyātinmu'cizeİsimا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
6بَيِّنَاتٍbeyyinātinaçık açıkSıfatب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
7فَسْـَٔلْfe selsorİsti'nafiye Edatı+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek
8بَنِيbenīoğullarınaİsimب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
9اِسْرَٓاءِيلَisrāīleİsrailÖzel İsim
10اِذْiƶzamanZaman Zarfı
11جَاءَهُمْcā'ehum(Musa) onlara geldiğiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
12فَقَالَfe ḳāledemiştiİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
13لَهُlehuonaHarf-i Cer+Zamir
14فِرْعَوْنُfir'ǎvnuFir'avnÖzel İsim
15اِنِّيinnīşüphesiz benHarf-i Nasb+Zamir
16لَاَظُنُّكَle eZunnukesanıyorum ki senLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.
17يَامُوسَىٰyā mūsāEY/HEY/AH MusaNida Edatı+Özel İsim