(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur'an'ı indirdik.

بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ اِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

bi l-beyyināti ve z-zuburi ve enzelnā ileyke ƶ-ƶikra li tubeyyine li n-nāsi mā nuzzile ileyhim ve leǎllehum yetefekkerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1بِالْبَيِّنَاتِbi l-beyyinātiب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık kanıtları
2وَالزُّبُرِve z-zuburiز ب رKuyuyu kaplamak, iç duvar, bir parçanın diğerinin üzerine inşası, kontrol etmek/kısıtlamak/yasaklamak, engellenmek/alıkonulmak/tutulmak, iyi/ustalıkla/sağlam yazmak, okumak/ezberden okumak, büyük/cesur/yiğit olmak (insan), ortaya çıkmak, taşlar, anlayış/kısıtlama/akıl, yazılı bir şey, mezmurlar, Davut'un Kitabı, Musa/Davut/Muhammed'in kitapları birlikte, demir parçası, örs, sırtın üst kısmı, güçlü/iri, siyah çamurve Kitapları
3وَاَنْزَلْنَٓاve enzelnāن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.ve indirdik
4اِلَيْكَileykesana
5الذِّكْرَƶ-ƶikraذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekZikr'i
6لِتُبَيِّنَli tubeyyineب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçıklayasın diye
7لِلنَّاسِli n-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlara
8مَاşeyi
9نُزِّلَnuzzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilen
10اِلَيْهِمْileyhimkendilerine
11وَلَعَلَّهُمْve leǎllehumta ki
12يَتَفَكَّرُونَyetefekkerūneف ك رDüşündü, net bir bilgi edinmek için değerlendirdi, zihinsel olarak inceledi, zihni kullandı, derin düşünce içinde oldu, üzerinde düşündü.düşünüp öğüt alsınlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları, delillerle, kitaplarla gönderdik ve sana da, onlara ne indirildiğini açıkça anlatman, düşünmelerini sağlaman için Kur'ân'ı indirdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onları, delillerle, kitaplarla gönderdik ve sana da, onlara ne indirildiğini açıkça anlatman, düşünmelerini sağlaman için Kurʼânʼı indirdik.

Adem Uğur

Apaçık mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik.

Ahmed Hulusi

Apaçık deliller, mucizeler ve Zeburlar (hikmet bilgileri) ile (irsal ettik). . . Sana da Zikri (hatırlatıcıyı) inzal ettik ki, insanlara kendilerine indirileni açıklayasın ve onlar da tefekkür etsinler.

Ahmet Tekin

Peygamberleri, apaçık mûcizeler ve kitaplarla gönderdik. Sonra da, bütün insanların iyiliği, kurtuluşu için, ana hatları vahyedilen konuları (mücmelleri) ayrıntılı açıklaman için, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân’ı, bölüm bölüm sana indirdik. Umulur ki, düşünmelerine, incelemelerine vesile olur.

Ahmet Varol

Apaçık delillerle ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendilerine indirileni açıklayasın ve olur ki düşünürler.

Ali Bulaç

(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye.

Ali Fikri Yavuz

Biz, o Peygamberleri mûcizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Rasûlüm, sana da Kur’an’ı indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara anlatasın olur ki; iyice düşünürler.

Ali Rıza Safa

Açık kanıtlarla ve kitaplarla. İnsanlara indirileni onlara açıklaman için, sana da bu öğretiyi indirdik; belki düşünürler diye.

Bayraktar Bayraklı

Apaçık mucizelerle ve kitaplarla gönderildiler. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için ve düşünsünler diye, sana da bu Kur'an'ı indirdik.

Bekir Sadak

(43-44) Dogrusu senden once de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettigimiz bir takim adamlar gonderdik. Bilmiyorsaniz kitablilara sorun. Sana da, insanlara gonderileni aciklayasin diye Kuran'i indirdik. Belki dusunurler.

Celal Yıldırım

(43-44) Senden önce de ancak kendilerine vahiy ettiğimiz adamları birçok belge, mu'cize ve kitâblarla gönderdik. Eğer (bu konulan) bilmiyorsanız ilim ehlinden sorun. Sonra da kendilerine parça parça (halinde) indirileni insanlara açıklayasın diye Kur'ân'ı indirdik; ola ki düşünürsünüz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirdiklerimizi kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik.

Diyanet İşleri

(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur'an'ı indirdik.

Diyanet İşleri (eski)

(43-44) Doğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki düşünürler.

Diyanet Vakfi

Apaçık mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur'ân'ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onları açık mucizelerle ve kitaplarla göndermiştik. Sana da bu Kur'an'ı indirdik, insanlara kendilerine indirileni anlatasın diye. Belki düşünürler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Beyyinelerle ve kitablarla; sana da bu zikri indirdik ki kendilerine indirileni nasa anlatasın ve gerek ki tefekkür edeler

Erhan Aktaş

Onları beyyinatla zeburlarla gönderdik. Sana da zikri indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin. Ki böylece düşünüp öğüt alırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları beyyinelerle zeburlarla gönderdik. Sana da zikri indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin. Ki böylece düşünüp öğüt alırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları beyyinelerle kitaplarla gönderdik. Sana da zikri indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin. Ki böylece düşünüp öğüt alırlar.

Fizilal-il Kuran

O peygamberleri açık deliller ile ve kitaplar ile göndermiştik. Sana da, insanlara indirilen ilahi mesajı açıklayasın da ola ki, düşünürler diye Kur'an'ı indirdik.

Gültekin Onan

(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kuran'ı) indirdik ki insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da düşünsünler (yetefekkerun).

Hamdi Döndüren

Onları açık delillerle ve Kitaplarla (gönderdik). Biz, şimdi de insanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da düşünüp öğüt almaları için bu Kur’an’ı indirdik.

Hasan Basri Çantay

(O peygamberler) apaçık bürhanlarla (mu'cizelerle) ve kitablarla (gönderildiler. Habibim) biz sana da Kur'anı indirdik. Taki insanlara, kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın ve taki onlar da iyice fikirlerini kullansınlar.

Hasib Asutay

(Onları) apaçık deliller ve kitaplarla (göndermiştik). Sana da Kur'an'ı indirdik ki, insanlara, kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın ve onlar da düşünüp öğüt alsınlar.

Hayrat Neşriyat

(O peygamberleri) mu'cizelerle ve kitablarla (gönderdik). Sana da, kendilerine indirileni (helâl ve harâmı) insanlara açıklayasın diye Zikr’i (Kur’ân’ı) indirdik; tâ ki düşünsünler.

İbni Kesir

Kitablar ve apaçık delillerle. Sana da insanlara indirileni açıklayasın diye bu zikri indirdik. Belki düşünürler.

Mehmet Okuyan

Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik. Apaçık delilleri ve (ilahî) kitapları bilmiyorsanız, zikr (vahiy) ehline sorun! Kendilerine indirileni insanlara açıklaman (ilan etmen) için ve düşünsünler diye sana da zikri (Kur’an’ı) indirdik.

Muhammed Esed

(Onlar size, kendilerini) apaçık delillerle ve hikmet dolu ilahi kitaplarla (desteklediğimiz peygamberlerin ölümlü adamlardan başka kimseler olmadığını söyleyeceklerdir). Ve biz sana da bu uyarıcı kitabı indirdik ki, insanlara, başından beri indirilegelen mesajın aslını olanca açıklığıyla ulaştırasın ve onlar da böylece belki düşünürler.

Mustafa İslamoğlu

(Biz onları) hakikatin açık belgeleri ve hikmet yüklü sayfalarla (göndermiştik). İşte sana da bu uyarıcı vahyi indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın ve belki onlar da bu sayede düşünürler.

Ömer Nasuhi Bilmen

(O peygamberleri) Açık mûcizeler ile ve kitaplar ile (gönderdik) ve sana da Kur'an'ı indirdik ki, kendilerine indirilmiş oldukları(emir ve nehyi) nâsa açıkça anlatasın ve gerek ki onlar da tefekkür edeler.

Ömer Öngüt

O peygamberleri açık delillerle ve kitaplarla gönderdik. Resulüm! Biz sana bu Zikr'i (Kur'an'ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın. Umulur ki düşünürler!

Suat Yıldırım

Evet, belgeler, mûcizeler ve kitaplarla gönderdik onları. Sana da ey Resulüm bu zikri indirdik ki kendilerine indirileni insanlara açıklayasın. Umulur ki düşünüp anlarlar.

Süleyman Ateş

Açık kanıtları ve Kitapları. Sana da o Zikr'i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar.

Süleymaniye Vakfı

O elçileri açık belgelerle /mucizelerle ve zeburlarla gönderdik. Kendilerine indirilenin ne olduğunu o insanlara açık açık anlatasın diye o Zikri sana da indirdik. Belki düşünürler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları mucizelerle ve hikmet dolu sayfalarla gönderdik. O Zikri (Kitabı) sana da indirdik ki kendilerine gönderilenin ne olduğunu o insanlara açık açık anlatasın, belki düşünürler.

Şaban Piriş

Onları açıklanmış belgeler ve kitaplarla (gönderdik.) Sana da "zikri" indirdik. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için. Umulur ki onlar da düşünürler.

Tefhim-ul Kuran

(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik) . Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye.

Ümit Şimşek

Onları apaçık deliller ve kitaplarla gönderdik. Sana da, kendilerine indirilmiş olanı insanlara açıklaman için Kur'ân'ı indirdik-tâ ki iyice düşünsünler.

Yaşar Nuri Öztürk

Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da bu zikiri / Kur'an'ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onları aydın dəlillər və kitablarla göndərdik. Sənə də Zikri nazil etdik ki, insanlara, onlara nazil olanı izah edəsən və bəlkə onlar fikirləşələr.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onları (peyğəmbərliklərinin doğru olduğunu sübut edən) açıq-aşkar möʼcüzələr və kitablarla göndərdik. Sənə də Qurʼanı nazil etdik ki, insanlara onlara göndəriləni (hökmləri, halal-haramı) izah edəsən və bəlkə, onlar da düşünüb dərk edələr!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir entsandten sie vor dir mit klaren Beweisen und den Büchern. Wir haben dir den Koran herabgesandt, damit du den Menschen die ihnen zugedachte Offenbarung klar verkündest, auf daß sie nachdenken mögen.

Almanca — Der Edle Quran

(Wir haben sie gesandt) mit den klaren Beweisen und den Büchern der Weisheit. Und Wir haben zu dir die Ermahnung hinabgesandt, damit du den Menschen klar machst, was ihnen offenbart worden ist, und auf daß sie nachdenken mögen.

Almanca — M. A. Rassoul

(Wir entsandten sie) mit den deutlichen Zeichen und mit den Büchern; und zu dir haben Wir die Ermahnung hinabgesandt, auf daß du den Menschen erklärest, was ihnen hinabgesandt wurde, und auf daß sie nachdenken mögen.

Almanca — Muhammad Zaidan

(WIR entsandten sie) mit klaren Zeichen und mit den Schriften, und WIR sandten dir die Ermahnung (den Quran) hinab, damit du den Menschen das erläuterst, was ihnen nach und nach hinabgesandt wurde, und damit sie sich besinnen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We inspired to them clear and plain revelations and signs as well as AL- Zabur (the Psalm) which guide out of darkness and superstitions elf later times and out of want of spiritual and intellectual light into illumination and enlightenment. And We inspired to you O Muhammad the Quran to explain to the people all that has been revealed to them of decrees, ordinances and the fundamental principles of Allah's system of faith and worship so that they may hopefully ponder.

Abdul Haleem

We sent them with clear signs and scriptures. We have sent down the message to you too [Prophet], so that you can explain to people what was sent for them, so that they may reflect.

Abdullah Yusuf Ali

(We sent them) with Clear Signs and Books of dark prophecies; and We have sent down unto thee (also) the Message; that thou mayest explain clearly to men what is sent for them, and that they may give thought.

Abul A'la Maududi

We raised the Messengers earlier with Clear Signs and Divine Books, and We have now sent down this Reminder upon you that you may elucidate to people the teaching that has been sent down for them, and that the people may themselves reflect.

Aisha Bewley

And We have sent down the Reminder to you so that you can make clear to mankind what has been sent down to them so that hopefully they will reflect.

Al-Hilali & Khan

With clear signs and Books (We sent the Messengers). And We have also sent down unto you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) the Dhikr [reminder and the advice (i.e. the Qur’ân)], that you may explain clearly to men what is sent down to them, and that they may give thought.

Ali Quli Qarai

[and sent them] with manifest proofs and scriptures. We have sent down the reminder to you so that you may clarify for the people that which has been sent down to them, so that they may reflect.

Amatul Rahman Omar

(We sent these above mentioned men) with clear proofs and Scriptures. And (similarly now) We have revealed to you the Reminder that you may explain to mankind (the commandments) that have been sent down to them so that they may ponder and reflect (over it).

Arthur John Arberry

with the clear signs, and the Psalms; and We have sent down to thee the Remembrance that thou mayest make clear to mankind what was sent down to them; and so haply they will reflect.

Bijan Moeinian

I armed the previous Prophets with undeniable miracles and the Scripture. As for you (Mohammad, ) I am sending this Message (Qur’an) so that you teach the people what was taught in the previous Books; may they stop and think.

E. Henry Palmer

with manifest signs and with scriptures; and we have sent down the Reminder to thee too, that thou mayest explain to men what has been sent down to them, and haply they may reflect.

Edip-Layth

With proof and the scriptures. We sent down to you the Reminder to proclaim to the people what was sent to them, and perhaps they would think.

George Sale

We sent them with evident miracles, and written revelations; and We have sent down unto thee this Koran, that thou mayest declare unto mankind that which hath been sent down unto them, and that they may consider.

Hamid S. Aziz

With Manifest (clear) Signs and with Books of Prophecy; and We have sent down the Reminder to you too, that you may explain to men clearly what has been sent down to them, and that they may reflect.

Mahmoud Ghali

With clear evidences and the Scriptures, (i. e., the Zubur, pl, of Zabûr, usually understood to be the psalms) and We have sent down to you (i.e. the prophet) the Remembrance that you may make evident to mankind what has been sent down (ever since) and that possibly they would meditate.

Marmaduke Pickthall

With clear proofs and writings; and We have revealed unto thee the Remembrance that thou mayst explain to mankind that which hath been revealed for them, and that haply they may reflect.

Mohamed Ahmed - Samira

We had Sent them with miracles and Books; and We have sent to you this Reminder so that you may explain distinctly to men what was sent down to them: They may haply reflect.

Muhammad Asad

[and they will tell you that their prophets, too, were but mortal men whom We had endowed] with all evidence of the truth and with books of divine wisdom. And upon thee [too] have We bestowed from on high this reminder, so that thou might make clear unto mankind all that has ever been thus bestowed upon them, and that they might take thought.

Mustafa Khattab

˹We sent them˺ with clear proofs and divine Books. And We have sent down to you ˹O Prophet˺ the Reminder, so that you may explain to people what has been revealed for them, and perhaps they will reflect.

Progressive Muslims

With clarity and the Psalms. And We sent down to you the Reminder to make clear to the people what was sent to them, and perhaps they will think.

Sahih International

[We sent them] with clear proofs and written ordinances. And We revealed to you the message that you may make clear to the people what was sent down to them and that they might give thought.

Sam Gerrans

With the clear signs and the writings. And We sent down to thee the remembrance, that thou make plain to mankind what has been sent down to them, and that they might reflect.

Shabbir Ahmed

With clear evidence of the Truth and Books of Divine Wisdom, We sent them. And now, (O Prophet) We have revealed this Reminder to you so that you convey to mankind what has been revealed for them. So that they may think.

Syed Vickar Ahamed

(We also sent them, the earlier messengers) with Clear Signs and Books of strong prophecies and We have sent down to you the Message (the Quran); That you may explain clearly to men what is sent for them, and that they may reflect.

Taqi Usmani

(We sent them) with clear signs and scriptures. And We sent down the Reminder (The Qur’ān) to you, so that you explain to the people what has been revealed for them, and so that they may ponder.

The Monotheist Group

With proofs and the scriptures. And We sent down to you the Reminder to reveal to the people what was sent to them, and perhaps they will think.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Nous les avons envoyés) avec des preuves évidentes et des livres saints. Et vers toi, Nous avons fait descendre le Coran, pour que tu exposes clairement aux gens ce quʹon a fait descendre pour eux et afin quʹils réfléchissent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Me pêxember bes) bi mucîze û pirtûkên pîroz şandin. Me ev Quran ji bo te hinart da ku tu ji bo mirovan a ku (ji helal û heramî) ji wan re hatî aşkera bikî û ji bo ku ew bifikirin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

met de duidelijke bewijzen en de Zoeboer. En Wij hebben tot jou de vermaning neergezonden opdat jij de mensen duidelijk maakt wat naar hen is neergezonden en misschien dat zij dan nadenken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij zonden hen met duidelijke wonderen en beschreven openbaringen, en wij hebben u dezen Koran gezonden, opdat gij den mensch zoudt verklaren wat hem reeds werd nedergezonden, en opdat hij zou nadenken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И посылали Мы прежних пророков) с ясными знамениями и с Писанием. И ниспослали Мы тебе (о, Пророк) Напоминание [Коран], чтобы ты разъяснил людям, что им ниспослано [положения Закона Аллаха], и чтобы они размышляли (о Коране) (и взяли себе из этого наставление)!

Rusça — Osmanov

[Мы даровали посланникам] ясные знамения и писания, а тебе ниспослали Коран, чтобы ты разъяснил людям то, что было ниспослано прежним посланникам, - быть может, они одумаются.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Vi sände dem) med klara vittnesbörd och med upptecknad visdom. Och för dig har Vi uppenbarat Koranen för att du skall klargöra för människorna allt som sänts till dem (av vägledning och visdom); kanske skall de väckas till eftertanke.