Nahl Suresi 124. Ayet — Elfaz
Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
1اِنَّمَاinnemāşüphesizHarf-i Nasb+Engel Eki
2جُعِلَcuǐle(farz) kılındıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
3السَّبْتُs-sebtucumartesi günüMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ب تDinlenmek, uzaklaşmak, kesmek, koparmak, tıraş etmek, derin uykuya dalmak
4عَلَىǎlāüzerindeHarf-i Cer
5الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6اخْتَلَفُواḣtelefūayrılığa düşen(ler)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememek
7فِيهِfīhionunHarf-i Cer+Zamir
8وَاِنَّve inneve şüphesizBağlaç+Harf-i Nasb
9رَبَّكَrabbekeRabbinİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
10لَيَحْكُمُle yeHkumuelbette hükmünü verecektirLam-ı Te'kid+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.
11بَيْنَهُمْbeynehumaralarındaMekan Zarfı+Zamirب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
13الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetikıyametMarife (Belirlilik Takısı)+İsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
14فِيمَاfīmāşey hakkındaHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
15كَانُواkānūMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
16فِيهِfīhiondaHarf-i Cer+Zamir
17يَخْتَلِفُونَyeḣtelifūneayrılığa düştükleriMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememek