Hicr Suresi 97. Ayet — Elfaz
Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz.
1وَلَقَدْve leḳadve andolsunBağlaç+Lam-ı Te'kid+Kesinlik Edatı
2نَعْلَمُneǎ'lemubiliyoruz (ki)Muzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
3اَنَّكَennekeseninHarf-i Nasb+Zamir
4يَضِيقُyeDīḳudaralıyorMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.
5صَدْرُكَSadrukegöğsünİsim+Zamirص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.
6بِمَاbimāşeylereHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7يَقُولُونَyeḳūlūneonların söylediklerineMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele