Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.

فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَاِنَّهُمَا لَبِاِمَامٍ مُبِينٍ

fe nteḳamnā minhum ve innehumā le bi imāmin mubīnin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَانْتَقَمْنَاfe nteḳamnāن ق مCezalandırmak, suçlamak, nefret geliştirmek, intikam almak, zulmetmek, kusur bulmak, onaylamamak, dil veya ceza ile hoşlanmamak.öcümüzü aldık
2مِنْهُمْminhumonlardan
3وَاِنَّهُمَاve innehumāher ikisi de
4لَبِاِمَامٍle bi imāminا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5](gözler) ön(ün)dedir
5مُبِينٍmubīninب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öcaldık onlardan; iki şehir de apaçık görünmede, yol uğrağında hâlâ.

Adem Uğur

Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.

Ahmed Hulusi

Bu sebeple onlara yaptıklarının acı sonuçlarını yaşattık! Her ikisi de açık seçik görülebilen bir bölgededir.

Ahmet Tekin

Biz onlara, lâyık oldukları cezayı verdik. İkisi de, Eyke ve Medyen açık bir yol üzerindedir.

Ahmet Varol

Bu yüzden onlardan da intikam aldık. Her ikisi de açık bir yol üzerindedir.

Ali Bulaç

Bundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de açıkça (gözler) ön(ün)dedir.

Ali Fikri Yavuz

Biz Eyke halkından da intikam aldık. (Sedum ve Eyke şehirlerinin) ikisi de (herkesin görebileceği uğrak) apaçık bir yol üzerindedir.

Ali Rıza Safa

Sonunda, hak ettikleri cezayı onlara da verdik. Her ikisi de apaçık görünüyor.

Bayraktar Bayraklı

Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de açık bir yol üzerindedir.

Bekir Sadak

Bunun icin onlardan da ocaldik. Hala her iki memleket de islek bir yol uzerindedirler. *

Celal Yıldırım

O yüzden onlardan da intikam aldık. (Sözünü ettiğimiz) şehirlerin ikisi de açık bir (yolun) önünde bulunuyordur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz onların da cezasını verdik. Bu iki şehir açıkça bilinen bir yol üzerindedir.

Diyanet İşleri

Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.

Diyanet İşleri (eski)

Bunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler.

Diyanet Vakfi

Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz Eyke halkından da intikâm aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan da intikam aldık, ikisi de apaçık önde bulunuyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan da intikam aldık, ikisi de apaçık önde bulunuyor

Erhan Aktaş

Onlardan intikam aldık. İkisi de kesinlikle açık bir rehberdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan intikam aldık. İkisi de kesinlikle açık bir rehberdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan intikam aldık. İkisi de kesinlikle açık bir rehberdir.

Fizilal-il Kuran

Bu yüzden onlardan da öç aldık; bu beldelerin her ikisi de işlek bir yol üzerindedirler.

Gültekin Onan

Bundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de açıkça (gözler) ön(ün)dedir (lebi imamin) / her ikisi de Levh-i Mahfuz'dadır.

Hamdi Döndüren

Onlardan da öcümüzü aldık. Her iki kentten (geriye kalanlar) işlek bir yol üzerinde hâlâ apaçık durmaktadır.

Hasan Basri Çantay

Onun için bunlardan da intikam aldık. (Bu yerlerin) ikisi de apaçık bir yol (üzerinde) dir.

Hasib Asutay

Biz onlardan da öç aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) apaçık bir yol üzerindedir.

Hayrat Neşriyat

Onlardan da intikam aldık. Her ikisi (Lût kavminin şehri ile Eyke kavmi harâbeleri) de hâlâ apaçık (bilinen) bir yol üzerinde (durmakta)dır.

İbni Kesir

Bunun için onlardan öc aldık. Her ikisi de hala işlek bir yol üzerindedir

Mehmet Okuyan

Onlardan intikam almıştık. İkisi de apaçık bir yol üzerindedir.

Muhammed Esed

Ve bu yüzden onları da hak ettikleri cezaya uğrattık. Gerçek şu ki, sözü geçen her iki (günahkar toplum) da, (bugün dahi) görülebilen bir ana yol üzerinde yaşamaktaydılar.

Mustafa İslamoğlu

Bundan dolayı Biz, onlara (da) yaptıklarının acısını tattırdık. İşte adı geçen bu iki toplumun da, (dünyevi refah açısından) çok önde olduğu ayan açık ortadaydı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onlardan da intikam aldık ve şüphe yok ki, ikisi de elbette apaçık öndedirler.

Ömer Öngüt

Biz onlardan intikam aldık. Hâlâ her iki memleket de işlek bir yol üzerindedir.

Suat Yıldırım

Onlara da hak ettikleri cezayı verdik. Bu her iki şehir harabesi de uğrak bir yol üzerindedir.

Süleyman Ateş

Onlardan da öcümüzü aldık, her ikisi de (Sodom da, Eyke de) hala (yol üzerinde, gözler) ön(ün) de apaçık durmaktadır.

Süleymaniye Vakfı

Onlara da hak ettikleri cezayı verdik. Her ikisi de (Lut kavminin yaşadığı şehir ve Eyke) açık bir ana yol üzerindedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara da hak ettikleri cezayı verdik. Bu ikisi aynı ana yol üzerinde açıkça görülmektedir.

Şaban Piriş

Biz de onlardan intikam aldık. Şüphesiz bu iki olay da apaçık (göz) önündedir.

Tefhim-ul Kuran

Bundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de açıkça (gözler) ön(ün) dedir.

Ümit Şimşek

Biz onlardan da intikam aldık. Her ikisinin izleri de hâlâ gözler önündedir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan intikam aldık. Her ikisi önde, belirgin bir biçimde durmaktadır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlardan da intiqam aldıq. Hər iki kənd aydın görünən yol üzərində yerləşirdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Göydən od göndərib) onlardan da intiqam aldıq. Hər iki şəhər (Sədum və Əykənin qalıqları) açıq-aşkar göz qabağındadır, (Məkkə müşrikləri onlara baxıb niyə ibrət almırlar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir bestraften sie. Ihre Überreste liegen an einer sichtbaren Straße, die weithin erkennbar ist.

Almanca — Der Edle Quran

so übten Wir an ihnen Vergeltung. Beide liegen fürwahr an einem deutlichen Weg.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir rächten Uns an ihnen. Und beide liegen als eine erkennbare Mahnung da.

Almanca — Muhammad Zaidan

So übten WIR an ihnen Vergeltung. Und beide (Ortschaften) lagen doch an einem bekannten Weg.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And in consequence we took just-vengeance on them and both sites stand manifest of the events on a course of travel where people can see.

Abdul Haleem

and We took retribution on them; both are still there on the highway, plain for all to see.

Abdullah Yusuf Ali

So We exacted retribution from them. They were both on an open highway, plain to see.

Abul A'la Maududi

So We chastised them. The desolate locations of both communities lie on a well-known highway.

Aisha Bewley

We took revenge on them as well. They are both beside a well-beaten track.

Al-Hilali & Khan

So, We took vengeance on them. They are both on an open highway, plain to see.

Ali Quli Qarai

So We took vengeance on them, and indeed the two of them are on an open highway.

Amatul Rahman Omar

Therefore We inflicted punishment on them; and (the ruins of) both their cities (-the city of Sodomites and the city of Aikah) lie indeed on the open highway (traversed by the caravans from Hijâz to Syria).

Arthur John Arberry

and We took vengeance on them. The two of them were upon a roadway manifest.

Bijan Moeinian

They too were subjected to my punishment. Their ruins are also available for sightseeing.

E. Henry Palmer

and we took vengeance on them, and, verily, they both are for an obvious example.

Edip-Layth

So, We sought revenge from them. They were both on an open plain.

George Sale

Wherefore We took vengeance on them. And both of them were destroyed, to serve as a manifest rule for men to direct their actions by.

Hamid S. Aziz

And We took vengeance on them, and, verily, they were both on an open highway, plain to see.

Mahmoud Ghali

So We took vengeance on them; and surely the two of them were indeed on an evident record (or: register, literally:Imam).

Marmaduke Pickthall

So we took vengeance on them; and lo! they both are on a high-road plain to see.

Mohamed Ahmed - Samira

So We punished them too. They are both situated by the highway, clearly visible.

Muhammad Asad

and so We inflicted Our retribution on them. And, behold, both these [sinful communities] lived by a highway, [to this day] plain to see

Mustafa Khattab

so We inflicted punishment upon them. The ruins of both nations still lie on a well-known road.

Progressive Muslims

So, We sought revenge from them. And they were both on an open plain.

Sahih International

So We took retribution from them, and indeed, both [cities] are on a clear highway.

Sam Gerrans

And We took vengeance on them — and both are on a clear highway.

Shabbir Ahmed

And so Our just Law of Requital struck them. And, behold, these both communities lived by a highway, to this day plain to see.

Syed Vickar Ahamed

So, We gave their due (punishment) to them. They were both on an open highway, plain to see.

Taqi Usmani

So, We punished them in retribution, and both of them are (situated) by a highway, clearly visible.

The Monotheist Group

So,We sought revenge from them. And they are in a clear ledger.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous Nous sommes donc vengés dʹeux. Et ces deux (cités), vraiment, sont sur une route bien évidente (que vous connaissez).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Lê belê me tol li wan jî vekir. Ev herdu welat jî li ser riyeke diyar in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij namen ook wraak op hen. Beide zijn zij een duidelijk voorbeeld.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom namen wij wraak op hen. En zij werden beide verdelgd, om als een duidelijk voorbeeld te dienen voor de menschen, ten einde daarnaar hunne daden te richten.

Hollandaca — Siregar

Toen hebben Wij hen vernietigd. En voorwaar, de beide steden liggen aan een duidelijke weg.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И отмстили Мы им [наказали их], и оба они [селение пророка Лута и селение пророка Шуайба] однозначно (находятся) на явном пути (по которому проходят путники и могут видеть что от них осталось).

Rusça — Osmanov

Мы воздали им по заслугам, и, воистину, и те и другие [ныне] находятся на верном пути.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och Vi lät dem gå under. Båda dessa folk levde nära en (ännu) fullt synlig huvudväg.