(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

فَلَمَّا جَاءَ اٰلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ

fe lemmā cā'e āle lūTin l-murselūne / ḳāle innekum ḳavmun munkerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldiklerinde
3اٰلَāleا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçailesine
4لُوطٍlūTinلوطLut
5الْمُرْسَلُونَl-murselūneر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen gönderilenler
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2اِنَّكُمْinnekumşüphesiz siz
3قَوْمٌḳavmunق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkimselersiniz
4مُنْكَرُونَmunkerūneن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakhiç tanınmamış

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O, siz dedi tanınmamış kimselersiniz.

Abdulkadir Gölpınarlı

O, siz dedi tanınmamış kimselersiniz.

Adem Uğur

Lût onlara: "Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

Ahmed Hulusi

(Lut) dedi ki: "Muhakkak ki siz yadırganacak birilerisiniz!"

Ahmet Tekin

Onlara: 'Siz, kimse tarafından tanınmayan ürküntü veren kimselersiniz' dedi.

Ahmet Varol

(Lut): 'Siz tanınmayan bir topluluksunuz' dedi.

Ali Bulaç

(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz."

Ali Fikri Yavuz

Lût dedi ki: “- Doğrusu siz ürkülecek bir kavimsiniz

Ali Rıza Safa

"Aslında, siz yabancısınız!" dedi.

Bayraktar Bayraklı

Lut onlara, "Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

Bekir Sadak

(61-62) Elciler Lut'un ailesine gelince, Lut: «Dogrusu siz taninmayan kimselersiniz» dedi.

Celal Yıldırım

Lût, onlara : «Elbette (yabancısınız) tanınan bir topluluk değilsiniz,» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(61-62) Elçiler Lût ailesine geldiklerinde Lût onlara, “Bilinmedik tanınmadık kimselersiniz” dedi.

Diyanet İşleri

(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

(61-62) Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: 'Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz' dedi.

Diyanet Vakfi

(61-62) Elçiler Lût âilesine gelince, Lût onlara: «Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Lût dedi ki: «Doğrusu siz ürkülecek bir kavimsiniz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Lut: "Siz, gerçekten ürkülecek bir topluluksunuz." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz, dedi: cidden ürkülecek bir kavmsiniz

Erhan Aktaş

Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.

Fizilal-il Kuran

Lût; «Siz benim tanımadığım kimselersiniz» dedi.

Gültekin Onan

(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten münker bir kavimsiniz."

Hamdi Döndüren

Lut, “Siz, (buralarda) tanınmamış kimselersiniz!” dedi.

Hasan Basri Çantay

(Lut) dedi ki: "Herhalde siz tanınmamış bir zümresiniz".

Hasib Asutay

(Lut onlara) 'Siz tanınmayan kimselersiniz' dedi.

Hayrat Neşriyat

(61-62) Nihâyet elçiler Lût âilesine geldiğinde, (Lût onlara:) 'Doğrusu siz (buralarda pek) tanınmamış bir topluluksunuz' dedi.

İbni Kesir

Lut: Doğrusu siz, tanınmamış kimselersiniz, dedi.

Mehmet Okuyan

(Melek) elçiler Lut’un ailesine gelince (Lut) onlara “Şüphesiz ki siz tanınmayan kişilersiniz!” demişti.

Muhammed Esed

(Lut onlara): "Doğrusu, siz (burada) tanınmayan kimselersiniz!" dedi.

Mustafa İslamoğlu

o dedi ki; "Bakın, siz tanınmayan garip kimselersiniz!"

Ömer Nasuhi Bilmen

(Lut aleyhisselâm) Dedi ki: «Muhakkak siz, meçhul bir tâifesiniz.»

Ömer Öngüt

Lut onlara: “Doğrusu siz tanınmamış kimselersiniz. ” dedi.

Suat Yıldırım

(61-62) Elçiler Lut’un evine gelince O: "Doğrusu, siz ürkülecek kimselersiniz." dedi.

Süleyman Ateş

(Lut): "Siz hiç tanınmamış kimselersiniz!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Lut (onlara): "Sizler buralarda tanınmayan kimselersiniz!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Lut dedi ki "Sizler tanınmamış bir topluluksunuz."

Şaban Piriş

-Siz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lut.

Tefhim-ul Kuran

(Lut) Dedi ki: «Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz.»

Ümit Şimşek

Lût 'Siz yabancı kimselersiniz' dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Lut: "Siz tanınmayan kimlersiniz." dedi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

o dedi: “Siz yad adamlarsınız!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Lut) dedi: ″Siz yad adamlarsınız (mən sizi tanımıram)!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

sagte er: ʺIhr seid verdächtige Leute.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

sagte er: ʺIhr seid ja fremde Leute.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

da sprach er: ʺWahrlich, ihr seid (uns) unbekannte Leute.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

sagte er: ʺIhr seid ziemlich unbekannte Leute.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He said to them: "You are strangers who are foreign to me. "

Abdul Haleem

he said, ‘You are strangers.’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Ye appear to be uncommon folk."

Abul A'la Maududi

he said: "Surely you are an unknown folk."

Aisha Bewley

he said, ‘You are people we do not know. ’

Al-Hilali & Khan

He said: "Verily! You are people unknown to me."

Ali Quli Qarai

he said, ‘You are indeed strangers [to me]. ’

Amatul Rahman Omar

(Lot) said, `Surely, you are an unknown people, I apprehend evil from you (because of your coming). '

Arthur John Arberry

he said, 'Surely you are a people unknown to me!'

Bijan Moeinian

Lot welcomed them and said: "You look stranger to me. "

E. Henry Palmer

he said, 'Verily, ye are a people whom I recognise not. '

Edip-Layth

He said, "You are a people unknown to me."

George Sale

he said unto them, verily ye are people who are unknown to me.

Hamid S. Aziz

He said, "Verily, you are a people whom I recognize not (or of uncommon appearance). "

Mahmoud Ghali

He said, "Surely you are a people unrecognized (by me). "

Marmaduke Pickthall

He said: Lo! ye are folk unknown (to me).

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "You are people I do not know. "

Muhammad Asad

he said: "Behold, you are people unknown [here]!"

Mustafa Khattab

he said, "You must be strangers!"

Progressive Muslims

He said: "You are a people unknown to me. "

Sahih International

He said, "Indeed, you are people unknown. "

Sam Gerrans

He said: “You are people unknown.”

Shabbir Ahmed

He said, "Behold, you are people unknown. "

Syed Vickar Ahamed

He said: "You seem to be unknown (unusual) people. "

Taqi Usmani

he said, "You are an unfamiliar people."

The Monotheist Group

He said: "You are an unknown people."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

celui-ci dit: ʺVous êtes (pour moi) des gens inconnusʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Lût ji wan re) Got: Bi rastî hûn civateke nenas in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

zei hij: ʺJullie zijn onbekende mensen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeide hij tot hen: Waarlijk, gij zijt een volk, dat mij onbekend is.

Hollandaca — Siregar

Hij (Loeth) zei: ʺJullie zijn een onbekend volk.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

сказал он: «Поистине, вы – незнакомые (мне) люди».

Rusça — Osmanov

он сказал: ʺВоистину, вы [люди] незнакомыеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

sade han: ʺJag känner er inte.ʺ