(39-40) İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım" dedi.

قَالَ رَبِّ بِمَا اَغْوَيْتَنِي لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعِينَ اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ

ḳāle rabbi bimā eğveytenī le uzeyyinenne lehum fī l-erDi ve le uğviyennehum ecmeǐyne / illā ǐbādeke minhumu l-muḣleSīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
3بِمَاbimāötürü
4اَغْوَيْتَنِيeğveytenīغ و يHata yapmak, sapmak veya yolunu kaybetmek, dikkatsiz, ihmalkar, dalgın, kasıtsız, düşüncesiz, umursamaz, unutkan; yanıltılmak/baştan çıkarılmak, hayal kırıklığına uğramak, karanlıkta yolculuk etmek, orada uzağa gitmek; karanlık, yoğun siyah, en koyu siyah; gençliğin ilk dönemi veya hali; karınbeni azdırmandan
5لَاُزَيِّنَنَّle uzeyyinenneز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.andolsun (günahları) süsleyeceğim
6لَهُمْlehumonlara
7فِي
8الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyer yüzünde
9وَلَاُغْوِيَنَّهُمْve le uğviyennehumغ و يHata yapmak, sapmak veya yolunu kaybetmek, dikkatsiz, ihmalkar, dalgın, kasıtsız, düşüncesiz, umursamaz, unutkan; yanıltılmak/baştan çıkarılmak, hayal kırıklığına uğramak, karanlıkta yolculuk etmek, orada uzağa gitmek; karanlık, yoğun siyah, en koyu siyah; gençliğin ilk dönemi veya hali; karınve onları azdıracağım
10اَجْمَعِينَecmeǐyneج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.hepsini
1اِلَّاillāancak hariç
2عِبَادَكَǐbādekeع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulların
3مِنْهُمُminhumuiçlerinden
4الْمُخْلَصِينَl-muḣleSīneخ ل صSaf/hakiki/karışımsız/berrak olmak, güvende/emniyette/utanç veya zorluk ya da yıkımdan uzak olmak, insanların yanından çekilmek/ayrılmak, gelmek/yaklaşmak/ulaşmak, bir şeyi berrak veya saf yapmak, açıklamak/izah etmek/yorumlamak, birisiyle karşılıklı saflıkla davranmak, saf ve samimi olmak, bir şeyi veya kişiyi tamamen kendine mal etmek, saf ve samimi şekilde inanmak (ikiyüzlülükten uzak).ihlâslı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ancak ihlâsa sâhip edilmiş kulların müstesna.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ancak ihlâsa sâhip edilmiş kulların müstesna.

Adem Uğur

Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna.

Ahmed Hulusi

"Onlardan ihlaslandırılmış kulların müstesna!"

Ahmet Tekin

'Onlardan samimi, ihlâslı davranan kullarını azdıramam.'

Ahmet Varol

Ancak onlardan ihlasa erdirilmiş kulların müstesna.'

Ali Bulaç

"Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna."

Ali Fikri Yavuz

Ancak içlerinden ihlâsa sahip müminler müstesna...”

Ali Rıza Safa

"Senin içten kulların başkadır!"

Bayraktar Bayraklı

- İblis dedi ki: "Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara kötü davranışları süsleyeceğim ve ihlaslı kulların hariç onların hepsini mutlaka azdıracağım!"

Bekir Sadak

(39-40) «ORabbim! Beni saptirdigin icin, and olsun ki yeryuzunde fenaliklari onlara guzel gosterecegim; halis kildgin kullarin bir yana, onlarin hepsini saptiracagim» dedi.

Celal Yıldırım

Ancak içlerinden ihlâs (gösterişten uzak, katıksız bir samimiyetle Allah rızası gözeterek amel etme şuurunu) verdiğin kulların müstesna...»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(39-40) İblîs, “Rabbim! Benim sapmama imkân verdiğin için yemin olsun ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) şirin göstereceğim ve -aralarından senin samimi kulların hariç- onların topunu kesinlikle yoldan çıkaracağım.”

Diyanet İşleri

(39-40) İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

(39-40) 'Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım' dedi.

Diyanet Vakfi

Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Ancak içlerinden ihlaslı kulların müstesnâdır.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ancak içlerinden ihlasa erdirilen kulların hariç!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak içlerinden ıhlas verilen kulların müstesna

Erhan Aktaş

"Ancak onlardan muhles kulların hariç."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ancak onlardan muhles kulların hariç."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ancak onlardan muhles kulların hariç."

Fizilal-il Kuran

Sadece onların arasındaki seçkin kulların hariç.

Gültekin Onan

"Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna."

Hamdi Döndüren

“Ancak içlerinden ihlaslı kulların müstesnadır.”

Hasan Basri Çantay

"Ancak onlardan ihlasa erdirilmiş kulların müstesna".

Hasib Asutay

(Ancak onlardan) ihlâslı kulların hariç.'

Hayrat Neşriyat

'Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş olan kulların müstesnâ.'

İbni Kesir

Ancak içlerinden ihlas verilen kulların müstesna.

Mehmet Okuyan

(İblis) şöyle demişti: “Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve içlerinden samimi kulların hariç hepsini mutlaka azdıracağım!”

Muhammed Esed

Yalnızca Senin gerçek kulların bunun dışında (kalacak)!"

Mustafa İslamoğlu

Bunun tek istisnası, onlar arasındaki imanını saf ve temiz tutma çabasını desteklediğin kullar olacak!"

Ömer Nasuhi Bilmen

«Onlardan muhlisler olan kulların müstesna.»

Ömer Öngüt

“Ancak içlerinden ihlâsa erdirilmiş kulların hariç. ”

Suat Yıldırım

(39-40) İblis dedi ki: "Ya Rabbî! Beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de dünyada onlara günahları süsleyeceğim ve senin ihlasa erdirdiğin kulların müstesna, onların hepsini azdıracağım"

Süleyman Ateş

Ancak içlerinden kendilerine ihlas verilen kulların hariç. (Benim azdırmam, onları etkilemez.)

Süleymaniye Vakfı

Ancak onlardan samimiyeti onaylanmış kulların hariç."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana yürekten bağlı olanları değil."

Şaban Piriş

Ancak, içlerinde ihlas sahibi kulların hariç.

Tefhim-ul Kuran

«Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.»

Ümit Şimşek

'Ancak ihlâsa erdirdiğin kulların müstesna.'

Yaşar Nuri Öztürk

"İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yalnız Sənin seçilmiş, ixlaslı qullarından başqa”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yalnız Sənin sadiq bəndələrindən başqa!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

deine aufrichtigen Diener ausgenommen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

außer Deinen Dienern, den auserlesenen unter ihnen.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

außer Deinen erwählten Dienern unter ihnen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

außer Deinen auserwählten Dienern unter ihnen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"But not the devout among Your worshippers whose hearts have been touched with the divine hand and they lift to You their inward sight".

Abdul Haleem

all except Your devoted servants.’

Abdullah Yusuf Ali

"Except Thy servants among them, sincere and purified (by Thy Grace)."

Abul A'la Maududi

except those of Your servants whom You have singled out for Yourself."

Aisha Bewley

except Your slaves among them who are sincere. ’

Al-Hilali & Khan

"Except Your chosen, (guided) slaves among them."

Ali Quli Qarai

except Your exclusive servants among them. ’

Amatul Rahman Omar

`Except your (sincere) servants from among them; (Your) chosen and purified ones, (whom I shall not be able to seduce). '

Arthur John Arberry

excepting those Thy servants among them that are devoted.

Bijan Moeinian

"The only ones that I will fail are your sincere worshippers. "

E. Henry Palmer

save such of Thy servants amongst them as are sincere. '

Edip-Layth

"Except Your devoted servants."

George Sale

except such of them as shall be thy chosen servants.

Hamid S. Aziz

"Save such of your servants as are sincere and purified. "

Mahmoud Ghali

Excepting Your bondmen among them, who are most faithful. "

Marmaduke Pickthall

Save such of them as are Thy perfectly devoted slaves.

Mohamed Ahmed - Samira

Except the chosen ones among Your creatures. "

Muhammad Asad

[all] save such of them as are truly Thy servants!"

Mustafa Khattab

except Your chosen servants among them."

Progressive Muslims

"Except for Your servants who are devoted. "

Sahih International

Except, among them, Your chosen servants. "

Sam Gerrans

“Save Thy sincere servants among them.”

Shabbir Ahmed

"Except those who are truly Your servants. "

Syed Vickar Ahamed

"Except Your servants among them, truthful and purified (by You). "

Taqi Usmani

except those of Your servants from among them who are chosen (by You)."

The Monotheist Group

"Except Your servants from among them, the devoted ones."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

à lʹexception, parmi eux, de Tes serviteurs élus.ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Lê belê, evdên te yên bawermend ên dilpak ew cuda ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

behalve Uw dienaren onder hen, die toegewijd zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Uwe oprechte dienaren zullen alleen gespaard worden.

Hollandaca — Siregar

Behalve Uw dienaren, onder hen die oprecht zijn.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

кроме только рабов Твоих из них избранных [тех, которые только Тебя почитают богом]!»

Rusça — Osmanov

за исключением тех, которые искренниʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(alla) utom dem som är Dina verkliga, hängivna tjänare!ʺ