Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّلِينَ

lā yu'minūne bihi ve ḳad ḣalet sunnetu l-evvelīne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gene ona inanmazlar ve gerçekten, eskilerin yolu yordamı da böylece olup bitmiş, onlar da bu yüzden azâba uğrayıp gitmiştir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gene ona inanmazlar ve gerçekten, eskilerin yolu yordamı da böylece olup bitmiş, onlar da bu yüzden azâba uğrayıp gitmiştir.

Adem Uğur

Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.

Ahmed Hulusi

Ona (hatırlatıcı BİLGİye) iman etmezler. . . Evvelce iman etmeyenlerin yaşadıkları sonuçlardan da ders almazlar.

Ahmet Tekin

Allah’ın kitaplarına iman etmeyen önceki kavimlere, yürürlükte olan ceza kanunları uygulandığı halde, Onlar Kur’ân’a iman etmeyecekler.

Ahmet Varol

Ona iman etmezler. Oysa öncekiler hakkındaki uygulama geçmiştir. [1]

Ali Bulaç

Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmiştir.

Ali Fikri Yavuz

Kur’ân’a iman etmezler, halbuki, evvelki inkârcılar hakkında Allah’ın sünneti (onlara yaptığı azâp hali) geçmiştir. (İbret için önlerinde duruyor).

Ali Rıza Safa

Ona inanmazlar; oysa öncekilere uygulanan yasa göz önündedir.

Bayraktar Bayraklı

Geçmişteki milletlerin durumu ortada iken, yine de ona inanmazlar.

Bekir Sadak

(12-13) Ayni sekilde biz de Kitap'i suclularin kalblerine sokariz, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden oncekilerin ugradiklari meydandadir.

Celal Yıldırım

Kur'ân'a inanmazlar. Halbuki öncekilerin (bu yüzden başlarına) bir sünnet (ilâhî hüküm) de gelip geçmiştir, (misâli vardır).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(12-13) İşte onu (Kur’an’ı) inkârcıların kalplerine, inanmadıkları halde böyle yerleştiririz. Nitekim daha öncekilere de bu ilâhî kanun uygulanmıştır.

Diyanet İşleri

Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

Diyanet İşleri (eski)

(12-13) Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.

Diyanet Vakfi

Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kur'âna iman etmezler, halbuki öncekilerin sünneti (inanmadıkları için başlarına gelenler) gelip geçmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Geçmiş milletlerin başına gelenler önlerinde geçmişken yine de ona iman etmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ona iyman etmezler, halbuki önlerinde evvelkilerin sünneti geçmiştir

Erhan Aktaş

Kendilerinden öncekilerin sünneti geçtiği halde ona inanmazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerinden öncekilerin sünneti geçtiği halde ona inanmazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerinden öncekilerin sünneti geçtiği halde ona inanmazlar.

Fizilal-il Kuran

Onlar Kur'an'a inanmazlar. Oysa daha önceki yoldaşları hakkında ilahi kanun işlemişti.

Gültekin Onan

Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysa ki öncekilerin sünneti geçmiştir.

Hamdi Döndüren

Onlar, kendilerinden öncekilerin âdeti (inkârcıların hezimete uğraması kuralı) geçtiği halde yine de buna (Kur’an’a) inanmazlar.

Hasan Basri Çantay

(Kendilerinden) evvelkilerin (İmansızlıkları ve istihzaları yüzünden ma'ruz kaldıkları felaketler ma'lum iken ve o gibiler hakkında ilahi bir) sünnet (ve kanun) da geçmişken yine onlar buna (bu Kur'ana, bu peygambere) inanmazlar.

Hasib Asutay

Öncekilerin sünneti (yasası) gelip geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

Hayrat Neşriyat

(Artık) ona (Kur’ân’a) îmân etmezler; hâlbuki evvelkilere tatbîk edilen (ibret alınacak) İlâhî kanun (nice cezâlar) geçmiştir. (Onu beklesinler!)

İbni Kesir

Kendilerinden öncekilerin uğradıkları ortada iken yine de ona inanmazlar

Mehmet Okuyan

Öncekilere (uygulanan) kanun gelip geçmiş olmasına rağmen onlar (hâlâ) buna (Kur’an’a) inanmıyorlar.

Muhammed Esed

önceki (zalim)lerin izlediği yol (ve bu yolda başlarına gelenler) de nicedir gözlerinin önünde olduğu halde buna inanmazlar.

Mustafa İslamoğlu

onlar da öncekilerin nasıl bir model ortaya koydukları sergilendiği halde, (yine de) bu (vahye) inanmazlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar buna, (bu Kur'an'a) inanmazlar. Halbuki, evvelkilerin sünneti (başlarına gelen felaketler) gelip geçmiştir.

Ömer Öngüt

Kendilerinden öncekilerin sünneti (başlarına gelenler) geçmiş olduğu halde, yine de ona inanmazlar.

Suat Yıldırım

(12-13) Biz böylece o inkâr ve alayı suçluların kalplerine sokarız. Geçmiş ümmetlerin başlarına gelen felaketler ibret teşkil ettiği halde yine de onlar iman etmezler.

Süleyman Ateş

Kendilerinden öncekilerin sünneti (inkarcıların mahvedileceği yasası) geçtiği halde yine de ona inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Öncekilere uygulanan sünnet /yasa ortada olduğu halde bunlar da bu zikre inanıp güvenmeyecekler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar ona inanmazlar; halbuki öncekilere uygulanan kanun açıktır.

Şaban Piriş

Onlar da öncekilerin yaptığı gibi ona inanmazlar.

Tefhim-ul Kuran

Onlar ona (indirilen Kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmiştir.

Ümit Şimşek

Onlar inanmazlar; oysa evvelkilerin başlarına gelenler, onları da kapsamına alacak bir yasa olarak cereyan etmiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ona inanmazlar. Oysaki, öncekilerin yol ve yöntemleri gözlerinin önünden geçmiştir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar hələ də ona (Qurana) inanmırlar. Halbuki əvvəlkilərin başına gələnlər onlara bəllidir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Özlərindən əvvəlkilərin başlarına gələnlər (müsibətlər) göz qabağında olduğu (olub keçdiyi) halda, onlar (yenə də) ona (Qurʼana) inanmazlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie glauben nicht an die Offenbarung. Gott belangt sie gemäß Seinem Gesetz, wie Er die früheren Völker belangte.

Almanca — Der Edle Quran

Sie glauben nicht daran, obwohl bereits die Gesetzmäßigkeit an den Früheren ergangen ist.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie glauben nicht daran, obwohl sich das Beispiel der Früheren ereignet hat.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie verinnerlichen den Iman an ihn nicht. Und bereits verging das Beispiel der Früheren.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They just refuse to recognize him nor do they accept his message, notwithstanding that Allah's mode of action which has long been pursued in the past for each typical instance forming a particular case of a principle and a signal instance of punishment shall not alter.

Abdul Haleem

They will not believe in it. That was what happened with the peoples of long ago,

Abdullah Yusuf Ali

That they should not believe in the (Message); but the ways of the ancients have passed away.

Abul A'la Maududi

they do not believe in it. This has been the wont of people of this kind from ancient times.

Aisha Bewley

They do not have iman in it, even though the example of the previous peoples has gone before.

Al-Hilali & Khan

They would not believe in it (the Qur’ân); and already the example of (Allâh’s punishment of) the ancients (who disbelieved) has gone forth.

Ali Quli Qarai

they do not believe in it, and the precedent of the ancients has already passed.

Amatul Rahman Omar

They will not believe in this (Qur'ân), though the precedence of the former peoples has already gone (before them showing how the opposition of truth makes them deserving of the punishment of God).

Arthur John Arberry

they believe not in it, though the wont of the ancients is already gone.

Bijan Moeinian

However, they did not believe their prophet; being stubborn is the state of mind and a characteristic of the disbelievers

E. Henry Palmer

They will not believe therein, but the course of those of yore is run.

Edip-Layth

They do not acknowledge it, while the examples of the early generations has been brought to them.

George Sale

They shall not believe on him; and the sentence of the nations of old hath been executed heretofore.

Hamid S. Aziz

They will not believe therein, though the example of those of past times is before them.

Mahmoud Ghali

They do not believe in it; (The Message) and the enactment (The reward for good and evil) (for) the earliest (people) has already passed away.

Marmaduke Pickthall

They believe not therein, though the example of the men of old hath gone before.

Mohamed Ahmed - Samira

So, they will not believe in it: The example of former people is there.

Muhammad Asad

who do not believe in it, although the way which those [evildoers] of olden times had to go has long been within their ken.

Mustafa Khattab

They would not believe in this ˹Quran˺ despite the ˹many˺ examples of those ˹destroyed˺ before.

Progressive Muslims

They do not believe in it, while the examples of the early generations has been brought to them.

Sahih International

They will not believe in it, while there has already occurred the precedent of the former peoples.

Sam Gerrans

They believe not in it; and the practice of the former peoples has passed away.

Shabbir Ahmed

They accept not the Message. Such has been the way of those who went before them.

Syed Vickar Ahamed

That they should not believe in (the Message, the Quran); But (now) the ways of the old have passed away.

Taqi Usmani

(whereby) they do not believe in it (the Qur’ān), and this has been the way of earlier people.

The Monotheist Group

They do not believe in it, while the way of the earlier generations has gone before.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew bi wê bawerî nayînin. Rê û rêbazên pêşiyan jî wiha bû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij geloven er niet aan, maar de gebruikelijke behandeling van hen die er eertijds waren heeft reeds eerder plaatsgevonden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zullen niet in hem gelooven niettegenstaande de straf der volkeren reeds vroeger werd uitgevoerd.

Hollandaca — Siregar

Zij geloven er niet in, hoewel de gebruikelijke handelwijze (de bestraffing van Allah) van de vroegeren wazlijk heeft plaatsgevonden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не веруют они в него [в Коран], а ведь уже прошел пример прежних (общин) (когда Аллах наказывал их за их упорство в неверии).

Rusça — Osmanov

Они не уверуют в откровение, хотя уже давно стало правилом [наказание Аллахом] прежних народов [за неверие].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De tror inte på den trots att (de vet vad som hände) dessa äldre folk.