İbrahim Suresi 7. Ayet — Elfaz
Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."
1وَاِذْve iƶve haniBağlaç+Zaman Zarfı
2تَاَذَّنَteeƶƶenesize bildirmiştiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret
3رَبُّكُمْrabbukumRabbinizİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
4لَئِنْle ineğerLam-ı Te'kid+Şart Edatı
5شَكَرْتُمْşekertumşükredersenizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabش ك رTeşekkür etmek, minnettar olmak, birinin iyiliğini fark etmek veya kabul etmek, övmek. Şükür - teşekkür etme, minnettarlık. Şakir - teşekkür eden veya minnettar olan, takdir edilen ve ödülde cömert olan.
6لَاَزِيدَنَّكُمْle ezīdennekumelbette size daha fazla veririmLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kid+ZamirFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeز ي دarttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazla
7وَلَئِنْve le inve eğerBağlaç+Lam-ı Te'kid+Şart Edatı
8كَفَرْتُمْkefertumnankörlük edersenizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
9اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
10عَذَابِيǎƶābīazabımİsim+Zamirع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12
11لَشَدِيدٌle şedīdunpek çetindirLam-ı Te'kid+İsimش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.