İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.

وَبَرَزُوا لِلّٰهِ جَمِيعًا فَقَالَ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ قَالُوا لَوْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَهَدَيْنَاكُمْ سَوَاءٌ عَلَيْنَا اَجَزِعْنَٓا اَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِنْ مَحِيصٍ

ve berazū li (a)llahi cemīǎn fe ḳāle D-Duǎfā'u li(e)lleƶīne stekberū innā kunnā lekum tebeǎn fe hel entum muğnūne ǎnnā min ǎƶābi (a)llahi min şey'in ḳālū lev hedānā (a)llahu le hedeynākum sevā'un ǎleynā e ceziǎ'nā em Sabernā mā lenā min meHīSin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَبَرَزُواve berazūب ر زÇıktı/geldi/bayıldı/ileri gitti, yayınlandı, ortaya çıktı, belirgin/açık/aşikar hale geldi, belirgin/çıkıntılı hale geldi, ortaya koydu, üretmek/yayınlamak, açığa çıkardı, geride bırakmak/geçmek, bir şeyin ötesine geçmek, hoş/güzel görünüm ve zeka ile karakterize edilmiş bir adam, ağaçsız geniş arazi veya açık alanve göründüler
2لِلّٰهِli (a)llahiAllah'ın huzurunda
3جَمِيعًاcemīǎnج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.hepsi
4فَقَالَfe ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
5الضُّعَفٰٓؤُ۬اD-Duǎfā'uض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.zayıflar
6لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselere
7اسْتَكْبَرُواstekberūك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslayan(lara)
8اِنَّاinnāşüphesiz biz
9كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidik
10لَكُمْlekumsize
11تَبَعًاtebeǎnت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmektabi
12فَهَلْfe helmisiniz?
13اَنْتُمْentumsiz
14مُغْنُونَmuğnūneغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettisavabilir
15عَنَّاǎnnābizden
16مِنْmin-ndan
17عَذَابِǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı-
18اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
19مِنْmin(en ufak)
20شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişbir şey
21قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
22لَوْleveğer
23هَدٰينَاhedānāه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.bize yol gösterseydi
24اللّٰهُ(a)llahuAllah
25لَهَدَيْنَاكُمْle hedeynākumه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.biz de size yol gösterirdik
26سَوَاءٌsevā'unس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeartık birdir
27عَلَيْنَاǎleynābize
28اَجَزِعْنَٓاe ceziǎ'nāج ز عKesmek veya kopartmak, sabırsız olmak, üzüntü veya huzursuzluk göstermek/sergilemek, şiddetli üzüntü göstermek, yarıya veya parçalara bölmek.sızlansak da
29اَمْemya da
30صَبَرْنَاSabernāص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabretsek de
31مَاyoktur
32لَنَاlenābize
33مِنْminhiç
34مَحِيصٍmeHīSinح ي صTo escape, deviate, turn away from, shun, retire or go back from something, act towards a person with artifice or guile, to vie/compete with someone, strive to overcome someone.kaçıp sığınacak bir yer

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hepsi de toplanıp Allah'ın tapısına çıkar; zayıflar, ululanan büyüklere şüphe yok ki derler, biz size uymuştuk, Allah'ın azâbından bir kısmını olsun bizden defedebilir misiniz? Onlar da Allah bizi doğru yola sevketseydi biz de size doğru yolu gösterirdik derler, artık ağlayıp sızlasak da bir bizim için, sabredip katlansak da; sığınacak hiçbir yerimiz yok.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hepsi de toplanıp Allahʼın tapısına çıkar; zayıflar, ululanan büyüklere şüphe yok ki derler, biz size uymuştuk, Allahʼın azâbından bir kısmını olsun bizden defedebilir misiniz? Onlar da Allah bizi doğru yola sevketseydi biz de size doğru yolu gösterirdik derler, artık ağlayıp sızlasak da bir bizim için, sabredip katlansak da; sığınacak hiçbir yerimiz yok.

Adem Uğur

(Kıyamet gününde) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin tâbilerinizdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "(Ne yapalım) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur."

Ahmed Hulusi

Hepsi Allah için, her yönleriyle, topluca ortadadırlar! Zayıflar, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz, size tabi olanlar idik. . . (Şimdi) Allah'ın azabından bir şeyi bizden savabilir misiniz?". . . (Büyüklenenler) dediler ki: "Eğer Allah bize hidayet etseydi, elbette biz de size hidayet ederdik. . . (Şimdi) sızlanıp feryat etsek de yahut sabretsek de bize eşittir. . . (Zira) bizim kaçış yerimiz yoktur. "

Ahmet Tekin

Kıyamet günü, insanların hepsi kabirlerinden fırlayarak mahşere, Allah’ın huzuruna çıkacaklar. Zavallılar, zayıflar, büyüklük taslayan zorba iktidar sahiplerine: 'Bizler size tâbi olmuştuk. Şimdi siz Allah’ın azâbının, ondan bir parça bir şeyin bize uygulanmasını engelleyebilir misiniz?' diyecekler. Onlarsa: 'Allah bizi hidayete erdirme lütfunda bulunsaydı, biz de sizi doğru yola sevkederdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de birdir. Bugün azaptan kaçarak sığınacak bir yer yoktur.' derler.

Ahmet Varol

Hep birlikte Allah'ın huzuruna çıkarlar. Zayıflar büyüklenenlere derler ki: 'Biz size uymuştuk. Şimdi siz Allah'ın azabından bir şeyi bizden savabilir misiniz?' Onlar da şöyle derler: 'Allah bizi doğru yola eriştirseydi şüphesiz biz de sizi doğru yola yöneltirdik. Şimdi sızlansak da katlansak da bizim için birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yok!'

Ali Bulaç

Onların tümü toplanıp (kıyamette) Allah'ın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz, biz size tabi idik; şimdi siz, bizden Allah'ın azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor musunuz?" Dediler ki: "Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik. Şimdi yakınsak da, sabretsek de farketmez, bizim için kaçacak bir yer yoktur."

Ali Fikri Yavuz

Kıyamet gününde hepsi Allah’ın huzuruna çıkıp, bayağı ve düşük fikirli kimseler, bağlı oldukları önderlerine şöyle derler: “- Biz sizin bağlılarınızdık. Şimdi siz, üzerimizden Allah’ın azabından zerrece bir şey kaldırabiliyor musunuz?” Önderleri de derler ki” -Eğer Allah bize hidayet verseydi, muhakkak biz de size doğru yolu gösterirdik. şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için fark yok, bize hiç bir kurtuluş yok...”

Ali Rıza Safa

Ve tümü, Allah'ın karşısına çıkacaktır. Güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara, şöyle diyecekler: "Aslında, size uymuştuk. Şimdi, Allah'ın cezasını, bir parça bizden uzaklaştırabilir misiniz?" Diyecekler ki: "Allah, bizi doğru yola eriştirseydi, kesinlikle, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi yakınsak da katlansak da değişmez; bizim için kaçacak yer yok!"

Bayraktar Bayraklı

Hepsi toplu halde Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ezilip horlananlar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz size uyduk. Şimdi siz bizden, Allah'ın azabından herhangi bir şey savabilir misiniz?" Büyüklük taslayanlar diyecekler ki: "Allah bize yol gösterseydi, biz de size yol gösterirdik. Artık şimdi sızlansak da sabretsek de bizim için birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur!"

Bekir Sadak

Insanlarin hepsi Allah'in huzuruna cikarlar; gucsuzler, buyukluk taslayanlara: «Dogrusu biz size uymustuk, Allah'in azabindan bizi koruyabilecek misiniz?» derler. Cevap olarak: «Allah bizi dogru yola eristirseydi biz de sizi eristirirdik. Artik sizlansak da sabretsek de birdir, cunku kacacak yerimiz yoktur» derler. *

Celal Yıldırım

Bunların hepsi Allah'ın huzuruna çıkıp toplanırlar; zayıflar, o büyüklük taslayıp (Allah'a imânı) gururlarına yediremiyenlere derler ki: «Doğrusu bizler size uymuştuk (uydunuz olmuştuk). Allah'ın azabından az bir şey olsun savıp bizi ondan koruyabilir misiniz ?» Onlar, «ne yapalım, Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi artık bizler sızlansak da, sabretsek de birdir. Bizim için kaçıp sığınacak bir kurtuluş yoktur» derler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hepsi Allah’ın huzuruna çıkacaklar; zayıflar, büyüklük taslamış olanlara diyecekler ki: “Biz size uymuştuk, şimdi siz Allah’ın azabından küçücük bir şeyi bizden savabilir misiniz?” Ötekiler şöyle cevap verecekler: “Allah bizi doğru yola iletmiş olsaydı biz de sizi iletirdik. Şimdi sızlansak da katlansak da farketmez. Bizim için artık sığınacak bir yer yok!”

Diyanet İşleri

İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.

Diyanet İşleri (eski)

İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar; güçsüzler, büyüklük taslayanlara: 'Doğrusu biz size uymuştuk, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?' derler. Cevap olarak: 'Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi eriştirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, çünkü kaçacak yerimiz yoktur' derler.

Diyanet Vakfi

(Kıyamet gününde) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: «Biz sizin tâbilerinizdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?» Onlar da diyecekler ki: «(Ne yapalım) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Kıyamet günü) İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: «Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah'ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?» Onlar da diyecekler ki: «Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size doğru yolu gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de hepsi toplanarak Allah'ın huzuruna çıkarılacaktır; zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler sizlere uymuştuk; şimdi siz, Allah'ın azabından zerrece bir şeyi bizden savabilir misiniz?" "Allah bize hidayet etseydi, ebette sizi hidayete erdirirdik. şimdi bizler sızlansak da sabretsek de farketmez; bizim için kurtuluş yoktur!" diyeceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de hepsi toplanarak Allahın huzuruna çıkmışlardır, zuafa kısmı büyüklük taslıyanlara, şöyle demektedirler: bizler sizlere tabi' idik, şimdi siz, bizden Allahın azabından zerrece bir şey def' edebiliyor musunuz? Eğer, demişlerdir: Allah bize hidayet verse idi elbette sizi hidayeti erdirirdik, şimdi bizler sızlansak da sabretsek de müsavidir, bizim için kurtuluş yok

Erhan Aktaş

Hepsi, Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Güçsüz olan kimseler, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz size uyan kimselerdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" diyecekler. Onlar: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi biz de kesinlikle size yol göstericiler olurduk. Sabretsek de sabretmesek de bizim için birdir. Bizim için kaçacak bir yer yoktur." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hepsi, Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Güçsüz olan kimseler, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz size uyan kimselerdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" diyecekler. Onlar: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi biz de kesinlikle size yol göstericiler olurduk. Sabretsek de sabretmesek de bizim için birdir. Bizim için kaçacak bir yer yoktur." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hepsi, Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Güçsüz olan kimseler, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz size uyan kimselerdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" diyecekler. Onlar: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi biz de kesinlikle size yol göstericiler olurduk. Sabretsek de sabretmesek de bizim için birdir. Bizim için kaçacak bir yer yoktur." dediler.

Fizilal-il Kuran

Tüm insanlar Allah'ın huzuruna çıktıklarında güçsüz halk yığınları, büyüklük taslayan önderlere «Biz size bağlı idik, size uymuştuk. Şimdi Allah'ın bize vereceği azabın herhangi bir bölümünü başımızdan savabilecek misiniz?» derler. Önderler ise güçsüzlere şu karşılığı verirler, «Eğer Allah bizi doğru yola iletseydi, biz de sizi doğru yola erdirirdik. Şimdi feryad etsek de, sabretsek de farketmez. Çünkü kaçıp sığınabileceğimiz bir yer yok.»

Gültekin Onan

Onların tümü toplanıp (kıyamette) Tanrı'nın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz, biz size tabi idik; şimdi siz, bizden Tanrı'nın azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor musunuz?" Dediler ki: "Eğer Tanrı bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik. Şimdi yakınsak da, sabretsek de farketmez, bizim için kaçacak bir yer yoktur."

Hamdi Döndüren

(Kıyamet gününde) hepsi, Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecekler ki: “Kuşkusuz biz size uymuştuk. Şimdi Allah’ın azabının bir kısmını bizden savabilir misiniz?” Onlar da diyecekler ki: “Allah, bizi doğru yola iletseydi, biz de sizi doğru yola iletirdik. Artık sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur!”

Hasan Basri Çantay

Hepsi toplanıb Allahın huzuruna çıkarlar da zaifler o büyüklük taslayanlara: "Siz sizin tebeanız (aveneniz) dik. Şimdi siz Allahın azabından (cüz'i) bir şey'i olsun bizden uzaklaşdırıb def edebiliyor musunuz?" derler. Onlar da: "Eğer, derler, Allah bize hidayet verseydi biz de size elbette doğru bir yol gösterirdik. Şimdi bizler sızlansak da, katlansak da birdir. Bizim için sığınacak hiç bir yer yokdur".

Hasib Asutay

Hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: 'Biz size tâbi idik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz? ' Onlar da derler ki: 'Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de bizim için birdir. Bizim için sığınacak bir yer yoktur.'

Hayrat Neşriyat

Ve (kıyâmet günü onlar) hep birlikte Allah’ın huzûruna çıkarlar da zayıflar, büyüklük taslayanlara der ki: 'Doğrusu biz size tâbi' idik; şimdi siz, Allah’ın azâbından herhangi bir şeyi bizden def' edebilecek kimseler misiniz?' (Onlar da) derler ki: 'Eğer Allah bizi hidâyete erdirseydi, (biz de) sizi elbette hidâyete sevk ederdik. (Artık) sızlansak da sabretsek de bizim için birdir; bizim için kaçıp sığınacak bir yer yoktur!'

İbni Kesir

Onların hepsi; Allah'ın huzuruna toplanıp çıkarlar. Zayıflar büyüklük taslayanlara: Doğrusu biz; size uymuştuk. Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz? derler. Onlar da: Allah, bizi doğru yola eriştirseydi; biz de sizi eriştirirdik. Şu halde artık sızlansak da katlansak da birdir. Bizim için kaçıp sığınacak bir yer yoktur, derler.

Mehmet Okuyan

(Kıyamet gününde) hepsi Allah’ın huzuruna çıkmış (olacak) ve zayıf olanlar kibirlenenlere diyecekler ki: “Şüphesiz ki biz size uymuştuk. Şimdi siz Allah’ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?” Onlar da şöyle diyeceklerdir: “Allah bizi doğru yola ulaştırsaydı biz de sizi doğru yola ulaştırırdık. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Artık bizim için hiçbir sığınak yoktur.”

Muhammed Esed

Ve (o Yargı Günü'nde insanların) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar; işte o zaman, zayıf olanlar bir vakitler büyüklük taslamış olanlara: "Bakın, bizler sizin izleyicilerinizdik" diyecekler, "o halde şimdi bizden Allah'ın azabını biraz olsun savabilecek güçte misiniz?" (Ötekiler buna şöyle) cevap verecekler: "Eğer Allah bize (kurtuluş) yolu(nu) gösterirse, şüphesiz, biz sizi de peşimizden sürükleriz; fakat, görebildiğimiz kadarıyla, şimdi artık sızlansak da, (hak ettiğimiz azaba) katlansak da, hepsi bir: bizim için artık kurtuluş yok!"

Mustafa İslamoğlu

Derken, (hesap günü) toptan Allah'ın huzuruna çıkmışlardır. Ve altta kalan zayıflar büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Sahiden biz zamanında size uymuştuk; şimdi siz Allah'ın azabından bir şeyi bizden savabilecek durumda mısınız?" Onlar cevap verecekler: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi, biz de size kılavuzluk ederdik; inleyip sızlasak da (başımıza gelene) sabretsek de, bizim için hepsi bir: artık bizim sığınacak bir yerimiz yok!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve hepsi Allah Teâlâ'nın huzuruna çıkmış olacaklardır. Artık zayıflar, kendilerini büyük görmekte bulunmuş olanlara diyecekler ki: Muhakkak biz size tâbi olmuştuk, şimdi siz Allah'ın azabından bir şeyi bizden bertaraf edebilir misiniz? (Onlar da) derler ki: Allah Teâlâ, bize hidâyet etse idi, elbette sizi hidâyete dâvet ederdik. Bizim için şimdi (fazla mahzun olsak da, sabretsek de) müsavîdir. Bizim için bir sığınacak yer yoktur.

Ömer Öngüt

Hepsi Allah'ın huzuruna çıkıp toplanırlar. Güçsüz kimseler büyüklük taslayanlara: “Biz size uymuştuk, sizin bağlılarınızdık, şimdi siz Allah'ın azabından zerrece bir şey olsun savıp bizi koruyabilecek misiniz?” derler. Onlar da: “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de size doğru yolu gösterirdik. Şimdi artık sızlansak da sabretsek de birdir. Kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur. ” derler.

Suat Yıldırım

Bir de bakarsın kıyamet gününde hepsi toplanarak Allah’ın huzuruna çıkmışlar. Zayıflar büyüklük taslayanlara: "Biz," diyecekler, "Sizlere tâbi idik. Şimdi siz, bize fayda sağlayıp da Allah’ın azabından azcık bir şey uzaklaştırabiliyor musunuz?"Büyüklük taslayanlar şöyle cevap verecekler: "Ne yapalım? Allah bize yol gösterseydi biz de size gösterirdik.Şimdi biz sabretsek de, sızlansak da sonuç değişmez. Anlaşıldı: Bizim kaçıp sığınacağımız bir yer yok!"

Süleyman Ateş

Hepsi Allah'ın huzurunda göründüler. Zayıflar, büyüklük taslayan(önder)ler(in)e: "Biz size tabi idik. Şimdi siz, bizden Allah'ın azabından (en ufak) bir şey savabilir misiniz?" dediler. (Büyüklük taslayanlar kendilerini ma'zur göstermek için: "Ne yapalım?") dediler: "Allah bize yol gösterseydi, biz de size yol gösterirdik. Artık biz sızlansak da, sabretsek de birdir; kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur!"

Süleymaniye Vakfı

(Ahirette) hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar. Güçsüzler, büyüklük taslamış olanlara şöyle derler: "Biz hep sizin takipçiniz olduk. Şimdi siz de Allah'ın azabının birazını olsun bizden savabilir misiniz?" Onlar da şöyle derler: "Allah bizi yola getirseydi elbette biz de sizi yola getirirdik. Artık sızlansak da bir, katlansak da... Bizim için kaçıp sığınılacak hiçbir yer yok!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ahirette hepsi Allah'ın huzuruna çıkarılır. Zayıflar, kendini güçlü görenlere derler ki "Biz size uyan kimselerdik. Allah'ın herhangi bir azabındanbizi kurtarabilirsiniz değil mi?" Onlar şöyle derler: "Allah bizi yola getirseydi biz de sizi yola getirirdik. Artık sızlansak da bir, katlansak da... Bizim için de kurtuluş yoktur."

Şaban Piriş

Hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar; güçsüzler, büyüklük taslayanlara: -Biz size uymuştuk, Allah'ın azabından bizi koruyabilir misiniz? derler. Onlar da: -Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi eriştirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, çünkü kaçacak yerimiz yok, derler.

Tefhim-ul Kuran

Onların tümü toplanıp Allah'ın huzuruna (kıyamette) çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: «Şüphesiz, biz size tâbi idik; şimdi siz, bizden Allah'ın azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor musunuz?» Dediler ki: «Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik. Şimdi yakınsak da, sabretsek de farketmez, bizim için kaçacak hiç bir yer yoktur.»

Ümit Şimşek

Derken onların hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar. Güçsüz olanları, büyüklük taslayanlara derler ki: 'Biz size uymuştuk. Şimdi bizi Allah'ın azabından biraz olsun kurtarabiliyor musunuz?' Onlar ise 'Allah bize hidayet verseydi biz de size yol gösterirdik,' derler. 'Artık ister feryad edelim, ister sabredelim, bizim için birdir. Sığınacak hiçbir yer yok!'

Yaşar Nuri Öztürk

Hepsi toplu halde, Allah'ın huzuruna çıkmış olacaklar. Ezilip horlananlar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin birer uydunuzduk. Şimdi siz Allah'ın azabından bir kısmını bizden uzaklaştırabilir misiniz?" Cevap verecekler: "Allah bize kılavuzluk etseydi elbette biz de size kılavuzluk ederdik. Şimdi inleyip feryat etsek de sabretsek de bir. Sığınacak hiçbir yerimiz yok."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Axirət günü hamı Allahın hüzuruna çıxarılacaq və zəiflər təkəbbürlük göstərənlərə deyəcəklər: “Biz sizə tabe idik. İndi siz, Allahın əzabını, qismən də olsa, bizdən sovuşdura bilərsinizmi?” Onlar deyəcəklər: “Əgər Allah bizi doğru yola yönəltsəydi, biz də sizə doğru yolu göstərərdik. İndi qəm çəksək də, səbir etsək də bizim üçün eynidir. Çünki bizim üçün qurtuluş yeri yoxdur”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Qiyamət günü) hamı Allahın hüzurunda peyda olacaqdır. Zəiflər (iman gətirməyə) təkəbbür göstərənlərə (öz başçılarına) deyəcəklər: ″Biz sizə tabe idik. İndi Allahın əzabını, azacıq da olsa, bizdən dəf edə bilərsinizmi?″ Onlar belə cavab verəcəklər: ″Əgər Allah bizə doğru yolu göstərsəydi, biz də sizə göstərərik. İndi ağlayıb-sızlasaq da, səbr etsək də, fərq etməz (əzabdan xilas ola bilmərik). Bizim üçün heç bir sığınacaq (heç bir qurtuluş) yoxdur!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden allesamt vor Gott erscheinen. Die Schwachen werden den vermessenen Anführern sagen: ʺWir sind euch gefolgt. Werdet ihr uns nicht ein wenig vor Gottes Strafe in Schutz nehmen?ʺ Sie werden antworten: ʺHätte Gott uns rechtgeleitet, hätten wir auch euch rechtgeleitet. Nun hilft uns nichts, ob wir in Panik geraten oder uns in Geduld fassen. Einen Ausweg haben wir nicht.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und sie erscheinen alle vor Allah. Dann sagen die Schwachen zu denjenigen, die sich hochmütig verhielten: ʺWir waren doch eure Gefolgsleute; könnt ihr uns nun vor Allahs Strafe etwas nützen?ʺ Sie sagen: ʺWenn Allah uns rechtgeleitet hätte, fürwahr, hätten (auch) wir euch rechtgeleitet. Gleich ist es in Bezug auf uns, ob wir ängstlich sind oder standhaft bleiben; es gibt für uns kein Entrinnen.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie werden allesamt vor Allah hintreten; dann werden die Schwachen zu den Hochmütigen sagen: ʺGewiß, wir waren eure Gefolgs leute; könnt ihr uns also nicht etwas von der Strafe Allahs abnehmen?ʺ Sie werden sagen: ʺHätte Allah uns den Weg gewiesen, wir hätten euch sicherlich den Weg gewiesen. Es ist gleich für uns, ob wir Ungeduld zeigen oder geduldig bleiben: es gibt für uns kein Entrinnen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie kamen vor ALLAH allesamt. Die Schwachen sagten dann zu denjenigen, die sich in Arroganz erhoben haben: ʺWir waren doch Gefolgsleute von euch! Könnt ihr von uns (nicht) etwas von ALLAHs Peinigung abwehren?ʺ Sie sagten: ʺHätte ALLAH uns rechtleiten lassen, hätten wir euch gewiß rechtgeleitet. Es ist uns gleich, ob wir uns in Ungeduld oder in Geduld üben. Für uns gibt es kein Entrinnen mehr.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when the whole have emerged from the graves and assembled before Allah at Judgment, the weak who lacked strength of purpose and will shall say to those who were extravagant in their accounts of themselves: "We were your followers; are you now going to carry on our behalf a share of Allah's torment laid upon the damned!" The proud would answer "Had Allah guided us to His path of righteousness, We would have guided you thereto; now it is all the same whether we be impatient or patient, never will we be able to possess our souls nor can we escape".

Abdul Haleem

When they all appear before Him, the weak will say to the powerseekers, ‘We were your followers. Can you protect us from any of God’s punishment?’ They will reply, ‘If God had guided us, we would have guided you. It makes no difference now whether we rage or endure with patience: there is no escape.’

Abdullah Yusuf Ali

They will all be marshalled before Allah together: then will the weak say to those who were arrogant, "For us, we but followed you; can ye then avail us to all against the wrath of Allah?" They will reply, "If we had received the Guidance of Allah, we should have given it to you: to us it makes no difference (now) whether we rage, or bear (these torments) with patience: for ourselves there is no way of escape."

Abul A'la Maududi

Then all of them will appear exposed before Allah, and the weak ones will say to the haughty ones: "We merely followed you. Will you, then, protect us from Allah's chastisement?" They will say: "Had Allah shown us the Way to our salvation, we would surely have also guided you. Now it is all the same whether we cry or suffer patiently, we have no escape."

Aisha Bewley

They will all parade before Allah and the weak will say to those who were arrogant, ‘We followed you, so can you help us at all against the punishment of Allah?’ They will say, ‘If Allah had guided us, we would have guided you. It makes no difference whether we cannot stand it or bear it patiently. We have no way of escape.’

Al-Hilali & Khan

And they all shall appear before Allâh (on the Day of Resurrection); then the weak will say to those who were arrogant (chiefs): "Verily, we were following you; can you avail us anything against Allâh’s Torment?" They will say: "Had Allâh guided us, we would have guided you. It makes no difference to us (now) whether we rage, or bear (these torments) with patience; there is no place of refuge for us."

Ali Quli Qarai

Together they will be presented before Allah. Then those who were weak will say to those who were arrogant, ‘Indeed we were your followers. So will you avail us against Allah’s punishment in any wise?’ They will say, ‘Had Allah guided us, surely we would have guided you. It is the same to us whether we are restless or patient: there is no escape for us.’

Amatul Rahman Omar

(Beware of the Day when) the people shall appear before Allâh in a body so that the weak shall say to those who considered themselves great, `We were your followers definitely. Can you not help (to save) us (today) in any manner against the punishment of Allâh?' They will reply, `Had Allâh guided us (to a way of deliverance) we would have surely guided you. It makes no difference for us (now) whether we show impatience or remain patient. There is no way of escape for us (this day).'

Arthur John Arberry

They sally forth unto God, all together; then say the weak to those who waxed proud, 'We were your followers; will you avail us against the chastisement of God anything?' They say, 'If God had guided us, we would have guided you. Alike it is for us whether we cannot endure, or whether we are patient; we have no asylum.'

Bijan Moeinian

When the disbelievers stand before God, they will ask their leaders: "We used to follow you. Can you help us now to receive a little bit lighter sentence from God?" Their leader will say: “If we had deserved the Lord’s guidance in our worldly life, we would have guided you (so that you receive a lighter sentence, or none, today.) Now it is too late. Whether we face our destiny with patience or grief, there is no escape for us.

E. Henry Palmer

They all come out to God; and the weak say to those who were big with pride, 'We were followers of yours, can ye now avail us aught against God's torment?' They say, 'If God had guided us we would have guided you. It is the same to us if we are agonized or if we are penitent, we have no escape.

Edip-Layth

They all appeared before God. The weak ones said to those who were arrogant: "We were following you, so will you avail us anything from God's retribution?" They said, "If God had guided us, then we would have guided you. It makes no difference if we rage or endure, for we have no refuge."

George Sale

And they shall all come forth into the presence of God at the last day: And the weak among them shall say unto those who behaved themselves arrogantly, verily we were your followers on earth; will ye not therefore avert from us some part of the divine vengeance? They shall answer, if God had directed us aright, we had certainly directed you. It is equal unto us whether we bear our torments impatiently, or whether we endure them with patience: For we have no way to escape.

Hamid S. Aziz

They will all come forth unto their Lord; and the despised (or weak) say to those who were scornful (or inflated with pride), "We were but followers of your s, can you now avail us aught against Allah's torment?" They say, "If Allah had guided us we would have guided you. It is now the same for us whether we rage or whether we are penitent, we have no escape."

Mahmoud Ghali

And they go forth to Allah altogether. Then say the weak to the ones who waxed proud, "Surely we were to you a following; will you then avail us against the torment of Allah anything?" They say, "If Allah had guided us, indeed we would have guided you. Equal it is for us whether we (endure) impatiently, or whether we endure patiently; in no way can we have any evasion."

Marmaduke Pickthall

They all come forth unto their Lord. Then those who were despised say unto those who were scornful: We were unto you a following, can ye then avert from us aught of Allah's doom? They say: Had Allah guided us, we should have guided you. Whether we rage or patiently endure is (now) all one for us; we have no place of refuge.

Mohamed Ahmed - Samira

When they will all appear before God together, the weak will say to those who were arrogant: "We were your followers, so can you now save us a little from God's punishment?" They will say: "If we had been guided by God we would surely have shown you the way. To lament or endure is all the same to us now. No getting away is there for us."

Muhammad Asad

And all [mankind] will appear before God [on the Day of Judgment]; and then the weak will say unto those who had gloried in their arrogance: "Behold, We were but your followers: can you, then, relieve us of something of God's chastisement?" [And the others] will answer: "If God would but show us the way [to salvation], we would indeed guide you [towards it]. It is [now] all one, as far as we are concerned, whether we grieve impatiently or endure [our lot] with patience: there is no escape for us!"

Mustafa Khattab

They will all appear before Allah, and the lowly ˹followers˺ will appeal to the arrogant ˹leaders˺, "We were your ˹dedicated˺ followers, so will you ˹then˺ protect us from Allah’s torment in any way?" They will reply, “Had Allah guided us, we would have guided you. ˹Now˺ it is all the same for us whether we suffer patiently or impatiently, there is no escape for us.”

Progressive Muslims

And they appeared before God, all of them. And the weak ones said to those who were arrogant: "We were following you, so will you avail us anything from God's retribution" They said: "If God had guided us, then we would have guided you. It makes no difference if we cry out or are patient, for we have no refuge."

Sahih International

And they will come out [for judgement] before Allah all together, and the weak will say to those who were arrogant, "Indeed, we were your followers, so can you avail us anything against the punishment of Allah ?" They will say, "If Allah had guided us, we would have guided you. It is all the same for us whether we show intolerance or are patient: there is for us no place of escape."

Sam Gerrans

And they will emerge before God all together; and the weak will say to those who had waxed proud: “We were your followers; can you avail us something against the punishment of God?” They will say: “Had God guided us, we would have guided you; it is the same for us whether we be distressed or patient: we have no place of refuge.”

Shabbir Ahmed

All mankind will appear before Allah. Then the ones who had disabled their minds with blind following will say to their 'self-glorified' leaders, "We used to follow you. Can you divert some of the requital from us?" The leaders will respond, "If Allah had guided us, we would have guided you. Ah, it is too late! Now it makes no difference whether we panic in grief or try to bear it in patience, there is no escape for us." (It is noteworthy here that Satan had brought the same argument that his Lord sent him astray (7:16)).

Syed Vickar Ahamed

They all will be gathered before Allah together: Then the weak say to those who were proud, "For us, we only followed you; then, can you be of any use to us against the Punishment of Allah?" They will reply, "If we had received the Guidance of Allah, we should have given it to you: It makes no difference to us (now) whether we are angry, or bear (the pain) with patience: For ourselves there is no way of escape. "

Taqi Usmani

All of them shall appear before Allah. Then, the weak shall say to the arrogant, "We were your followers. So, can you relieve us a little from Allah’s punishment?" They will say, “Had Allah guided us, we would have guided you. It is all the same for us whether we deplore or endure, we have no way out.”

The Monotheist Group

Andthey appeared before God, all of them. And the weak ones said to those who were arrogant: "We were following you, so will you avail us anything from the retribution of God?" They said: "If God had guided us, then we would have guided you. It makes no difference if we cry out or are patient, for we have no refuge."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et tous comparaîtront devant Allah. Puis, les faibles diront à ceux qui sʹenflaient dʹorgueil: ʺNous étions bien vos suiveurs. Pouvez-vous nous être de quelque utilité contre le châtiment dʹAllah?ʺ - Alors, les autres diront: ʺSi Allah nous avait guidés nous vous aurions certainement guidés. Il est indifférent pour nous de nous plaindre ou dʹendurer; nous nʹavons pas dʹéchappatoireʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hemû mexlûq (roja qiyametê, bi hemû kar û kiryarên xwe ve) dê derkevin pêşberî Xwedê. Vêca ew ên ku (di dinyayê de) bindest bûn, dê ji yên ku xwe mezin didêran re bibêjin: Bi rastî em dûvketiyên we bûn, erê ma vêga hûn dikarin hinekî ji ezabê Xwedê ji ser me bidin alî? Dê bibêjin: (Em çi bikin), eger Xwedê em anîbûna ser riya rast, me jî dê hûn bianiyana ser riya rast. Êdî ji me re wekhev e; çi em nalenalê bikin çi jî em xwe ragirin û bîna xwe fireh kin, ji bo me tu stare û ji ezabê Xwedê jî tu mefer tune ye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij zullen allen op den jongsten dag in Gods tegenwoordigheid worden gebracht; en de zwakken, die zich onder hen bevinden, zullen tot de sterken zeggen: Waarlijk, wij hebben u op de aarde opgevolgd; wilt gij dus niet een deel der goddelijke wraak van ons afwenden? Zij zullen antwoorden: Indien God ons op den rechten weg had geleid, zouden wij u zekerlijk geleid hebben. Het is ons onverschillig, of wij onze plagen met ongeduld dragen, of dat wij die met geduld verduren, want wij bezitten geen weg om daaraan te ontkomen.

Hollandaca — Siregar

En zij verschijnen allen voor Allah, en de zwakken zullen dan tot degenen die hoogmoedig waren zeggen: ʺVoorwaar, wij waren jullie volgelingen, kunnen jullie dan nu voor ons iets van de bestraffing van Allah afwenden?ʺ Zij zeggen: ʺAls Allah ons geleid had, zouden wij jullie zeker geleid hebben; het is voor ons hetzelfde, of wij nu klagen. of dat wij geduldig zijn. Er is voor ons geen toevluchtsoord.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (в День Суда) предстанут они [творения] все перед Аллахом. И скажут слабые [последователи в заблуждении] тем, которые были высокомерными [своим предводителям]: «Поистине, мы были для вас последователями, так не избавите ли вы нас (сегодня) от наказания Аллаха (как вы нам обещали это) хоть на чуть?» Они [предводители заблуждения] скажут: «Если бы Аллах наставил нас на (истинный) путь [привел бы к Вере], то и мы, непременно, повели бы вас. Нам все равно, будем ли мы горевать или будем терпеть – нет нам спасения (от наказания Аллаха)».

Rusça — Osmanov

Все предстанут перед Аллахом [в Судный день], и тогда скажут слабые спесивцам: ʺВоистину, мы следовали за вами. Избавите ли вы нас хоть отчасти от наказания Аллаха?ʺ [Вожди] ответят: ʺЕсли бы Аллах направил нас на прямой путь, то и мы направили бы вас [туда]. Нам все одно: будем ли горевать или будем терпеть - нам нет спасенияʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Alla skall träda fram inför Gud (på Domens dag) och de svaga kommer att säga till de högmodiga (som ansåg sig veta bäst): ʺDet var er vi följde. Kan ni nu befria oss från någon del av Guds straff?ʺ (Och de) skall svara: ʺOm Gud hade visat oss vägen (till tron) skulle vi helt säkert ha lett er (dit). För oss ändrar det ingenting om vi klagar och jämrar oss eller om vi bär (vårt öde) med jämnmod; det finns ingen plats dit vi kan fly!ʺ