Onlara va'dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.

وَاِنْ مَا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذِي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُ وَعَلَيْنَا الْحِسَابُ

ve in mā nuriyenneke beǎ'De elleƶī neǐduhum ev neteveffeyenneke fe innemā ǎleyke l-belāğu ve ǎleynā l-Hisābu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve inya
2مَا
3نُرِيَنَّكَnuriyennekeر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.sana gösteririz
4بَعْضَbeǎ'Deب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbir kısmını
5الَّذِيelleƶī
6نَعِدُهُمْneǐduhumو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)onları uyardığımızın
7اَوْevya da
8نَتَوَفَّيَنَّكَneteveffeyennekeو ف يSona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm.senin canını alırız
9فَاِنَّمَاfe innemāşüphesiz
10عَلَيْكَǎleykesana düşen
11الْبَلَاغُl-belāğuب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmaksadece duyurmaktır
12وَعَلَيْنَاve ǎleynāve bize düşer
13الْحِسَابُl-Hisābuح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.hesap görmek

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara vaat ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de sana düşen vazife, ancak tebliğdir, seni öldürsek de ve hesap, bize âittir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara vaat ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de sana düşen vazife, ancak tebliğdir, seni öldürsek de ve hesap, bize âittir.

Adem Uğur

Biz, onlara vâdettiğimizin (azabın) bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah'ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız bize aittir.

Ahmed Hulusi

Onlara vadettiğimizin bazısını sana (yaşarken) göstersek yahut (göremeden) seni vefat ettirsek, (gene de işlevin değişmez) sana sadece tebliğ etmek düşer. . . Yaptıklarının sonucunu yaşatmaksa bize aittir!

Ahmet Tekin

Onlara yaptığımız vaatlerin, tehditlerin bir kısmını sana göstersek veya ondan önce senin ruhunu alarak ölümünü gerçekleştirsek bile, sana ancak Allah’ın emirlerini tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız bizim huzurumuzda görülecektir.

Ahmet Varol

Onlara vaadettiklerimizin bazılarını sana göstersek de senin canını alsak da sana düşen sadece tebliğdir. Hesap görmek ise bize aittir.

Ali Bulaç

Onlara (azab olarak) va'dettiklerimizden bir kısmını sana göstersek de, senin hayatına son versek de, sana düşen yalnızca tebliğdir ve hesap da bize aittir.

Ali Fikri Yavuz

Onlara vaad ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, seni (bundan önce) vefat ettirsek de, ey Rasûlüm sana düşen ancak tebliğdir. Hesaba çekip ceza vermek de yalanız bize aittir.

Ali Rıza Safa

Onlara sözünü verdiğimizin bir bölümünü sana gösteririz veya senin yaşamına son veririz. Artık senin görevin, yalnızca bildirmektir. Çünkü hesap görmek, Bize özgüdür.

Bayraktar Bayraklı

Ya onlara vaad ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz; yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak da bize düşer.

Bekir Sadak

Onlara vadettigimiz azabin bir kismini sana gostersek de senin canini alsak da, vazifen sadece teblig etmektir. Hesap gormek Bize duser.

Celal Yıldırım

Onlara va'dettiğimiz azabın ya bir kısmını sana gösteririz ya da (göstermeden) senin ruhunu tutup alırız. Sana düşen ancak tebliğdir; bize de hesap görmek düşer.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlara haber verdiğimiz azabın bir kısmını sana ister gösterelim, ister (bundan önce) seni vefat ettirelim, senin görevin sadece tebliğ etmektir; hesaba çekmek bize aittir.

Diyanet İşleri

Onlara va'dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.

Diyanet İşleri (eski)

Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de senin canını alsak da, vazifen sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek Bize düşer.

Diyanet Vakfi

Biz, onlara vâdettiğimizin (azabın) bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah'ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız bize aittir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlara vaad ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek, yahut seni, onu görmeden vefat ettirsek, yine de sana düşen sadece tebliğ etmek, bize düşen de hesaba çekmektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana kesinlikle göstersek de yahut seni, onu görmeden vefat ettirsek de muhakkak sana düşen tebliğ etmek, hesap ise bize aittir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara yaptığımız vaıydin bazısını sana muhakkak göstersek de yahud seni vefat ettirsek de her halde belağ sana, hisab bizedir

Erhan Aktaş

İster onlara yaptığımız uyarının bir kısmını sana gösterelim, ister senin canını alalım; sana düşen sadece tebliğ yapmaktır. Hesap görmek Bize aittir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İster onlara yaptığımız uyarının bir kısmını sana gösterelim, ister senin canını alalım; sana düşen sadece tebliğ yapmaktır. Hesap görmek Bize aittir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İster onlara yaptığımız uyarının bir kısmını sana gösterelim, ister senin canını alalım; sana düşen sadece tebliğ yapmaktır. Hesap görmek Bize aittir.

Fizilal-il Kuran

Kâfirlere yönelttiğimiz bazı tehditleri sana göstersek de ya da daha önce canını alsak da senin görevin mesajımızı duyurmaktır, insanları hesaba çekmek bize düşer.

Gültekin Onan

Onlara (azab olarak) va'dettiklerimizden bir kısmını sana göstersek de, senin hayatına son versek de, sana düşen yalnızca tebliğdir ve hesap da Bize aittir.

Hamdi Döndüren

Onları tehdit ettiğimiz azabın bir kısmını ister sana gösterelim, isterse seni onu görmeden vefat ettirelim, sonuç değişmez. Çünkü sana düşen sadece tebliğ etmek, bize düşen de hesaba çekmektir.

Hasan Basri Çantay

Bizim onlara (onların başına gelib çatacağına) söz verdiğimiz (azab) ın bir kısmını sana göstersek de, yahud seni (ondan evvel) öldürsek de ancak sana düşen (vazife, risaletini) tebliğ etmekdir. Hesab (ları, cezaları) da yalınız bize aiddir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Onlara va'dettiğimizin (azabın) bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni vefat ettirsek de sana ancak tebliğ etmek düşer. Hesap ancak bize aittir.

Hayrat Neşriyat

Onlara va'd ettiğimiz (azâb)ın bir kısmını sana (onları helâk etmekle dünyada)göstersek veya seni (daha önce) vefât da ettirsek, artık sana düşen ancak tebliğdir; hesab görmek ise bize âiddir.

İbni Kesir

Onlara vaad ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de, senin canını alsak da; senin vazifen, sadece tebliğ etmektir. Hesab görmekse Bize düşer.

Mehmet Okuyan

Biz onlara vadettiğimiz (azab)ın bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah’ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap, yalnız bize aittir.

Muhammed Esed

İmdi, onlara vaad ettiğimiz (azabın) bir kısmının (başlarına geldiğini) ister sana (sağlığında) gösterelim, ister (bundan önce) seni öldürelim, her iki durumda da sana düşen ancak mesajı tebliğ etmek, duyurmaktır; hesabı görmek ise Bize aittir.

Mustafa İslamoğlu

İmdi, onları tehdit ettiğimiz (cezanın) bir kısmını ister sana (daha hayatında) gösterelim, isterse (ondan önce) senin ölümünü takdir edelim: unutma ki sana düşen yalnızca tebliğ etmektir; (onların) hesabını görmekse sadece bize düşer.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer onlara vaadettiğimizin bazısını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de, sana ait olan ancak tebliğdir. Bize ait olan da hesaptır.

Ömer Öngüt

Biz, onlara vâdettiğimiz (azabın) bir kısmını sana göstersek de, yahut seni vefat ettirsek de, sana düşen ancak tebliğdir. Hesap görmek ise bize düşer.

Suat Yıldırım

Ya onları uyardığımız birtakım belaların bir kısmını sana gösterir, ya da bundan önce senin ruhunu teslim alırız, fark etmez. Zira senin görevin sadece tebliğ etmektir, hesap görmek ise Bize aittir.

Süleyman Ateş

Ya onları uyardığımız şeylerin bir kısmını sana gösteririz, ya da (bundan önce) senin canını alırız (fark etmez). Sana düşen, sadece duyurmaktır. Hesap görmek bize düşer.

Süleymaniye Vakfı

Onları tehdit ettiğimiz şeyin bir kısmını sana göstersek de (göstermeyip) seni vefat ettirsek de sana düşen, sadece tebliğdir. Hesap sormak ise bizim işimizdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları tehdit ettiğimiz şeyin bir kısmını sana göstersek de seni vefat ettirsek de sana düşen yalnızca tebliğdir. Hesabını sormak bizim işimizdir.

Şaban Piriş

Onlara vaadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek ya da (daha önce) senin ölümünü takdir etsek, senin görevin ancak tebliğdir. Hesaba çekmek bize aittir.

Tefhim-ul Kuran

Onlara (azab olarak) va'dettiklerimizden bir kısmını sana göstersek de, senin hayatına son versek de, sana düşen yalnızca tebliğdir ve hesap da bize aittir.

Ümit Şimşek

Onlara vaad ettiğimiz şeyin bir kısmını sana göstersek de, bundan önce senin canını alacak olsak da, sana düşen tebliğ etmek, Bize düşen ise hesap görmektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ya onlara vaat ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onlara vəd etdiyimizin bir qismini sənə göstərsək və ya ondan öncə səni öldürsək bil ki, sənin öhdənə düşən ancaq təbliğ etməkdir. Haqq-hesab çəkmək isə Bizə aiddir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlara vəʼd etdiyimizin (əzabın) bir qismini sənə göstərsək də və ya (ondan qabaq) səni öldürsək də (Öz dərgahımıza götürsək də, fərq etməz). Sənin vəzifən ancaq (dini) təbliğ etməkdir. Haqq-hesab çəkmək isə Bizə aiddir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ob Wir dich etwas sehen lassen von dem, was Wir ihnen an Lohn oder Strafe verheißen haben oder dich vorher zu Uns abberufen, dir obliegt die Mahnung und Uns die Abrechnung.

Almanca — Der Edle Quran

Ob Wir dich nun einen Teil dessen, was Wir ihnen androhen, sehen lassen oder dich nun (zuvor) abberufen, so obliegt dir nur die Übermittlung (der Botschaft), und Uns obliegt die Abrechnung.

Almanca — M. A. Rassoul

Und ob Wir dich einen Teil von dem sehen lassen, was Wir ihnen androhen, oder ob Wir dich sterben lassen - dir obliegt nur die Verkündigung und Uns die Abrechnung.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (ganz gleich) ob WIR dir einen Teil von dem zeigen, was WIR ihnen androhen, oder ob WIR dich sterben lassen, dir ist nur das Verkünden geboten, und Uns ist das Zur-Rechenschaft-Ziehen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We either show you O Muhammad in your life time some part of the retributive punishment We promised them or occasion your death before. You are only responsible for relating the divine message and We are responsible for their trial in Day of judgement.

Abdul Haleem

Whether We let you [Prophet] see part of what We threaten them with, or cause you to die [before that], your duty is only to deliver the message: the Reckoning is Ours.

Abdullah Yusuf Ali

Whether We shall show thee (within thy life-time) part of what we promised them or take to ourselves thy soul (before it is all accomplished),- thy duty is to make (the Message) reach them: it is our part to call them to account.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), whether We make you see a part of the punishment that We have threatened them with come to pass during your life-time, or We take you away before that happens, your duty is no more than to convey the Message, and it is for Us to make a reckoning.

Aisha Bewley

Whether We show you something of what We have promised them or We take you back to Us, your responsibility is transmission and the Reckoning is Ours.

Al-Hilali & Khan

Whether We show you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) part of what We have promised them or cause you to die, your duty is only to convey (the Message) and on Us is the reckoning.

Ali Quli Qarai

Whether We show you a part of what We promise them, or take you away [before that], your duty is only to communicate, and it is for Us to do the reckoning.

Amatul Rahman Omar

We will indeed let you witness (O Muhammad! the realisation of) some of the punishments with which We threaten them (- the disbelievers) with before We cause you to die. You are responsible only for the delivery (of the Message) and the reckoning is Our Own responsibility.

Arthur John Arberry

Whether We show thee a part of that We promise them, or We call thee to Us, it is thine only to deliver the Message, and Ours the reckoning.

Bijan Moeinian

Rest assured that my treats will be fulfilled. You may see a part of it or your life may not be long enough to see it. In any case, your only mission is to deliver the message. It is My business to call them to account.

E. Henry Palmer

Either we will let thee see a part of what we threaten them with, or we will take thee to Ourself; but thy duty is only to deliver thy message, and ours to reckon up.

Edip-Layth

If We show you some of what We promise them or if We let you pass away, for you is only to deliver, while for Us is the reckoning.

George Sale

Moreover, whether We cause thee to see any part of that punishment wherewith we have threatened them, or whether We cause thee to die before it be inflicted on them, verily unto thee belongeth preaching only, but unto us inquisition.

Hamid S. Aziz

Whether We will let you see a part of what We have promised them, or take you to Ourself (before this), your duty is only to deliver the message, Ours is the reckoning.

Mahmoud Ghali

And whether We show you some (form of punishment) which We promise them, or We take you to Us, surely it is only for you to (carry out) the proclamation, and for Us is the reckoning.

Marmaduke Pickthall

Whether We let thee see something of that which We have promised them, or make thee die (before its happening), thine is but conveyance (of the message). Ours the reckoning.

Mohamed Ahmed - Samira

Whether We allow you to see (the punishment) We have promised them, or end your life before (its execution), it is certainly for you to convey the message; the reckoning is for Us to do.

Muhammad Asad

BUT WHETHER We let thee see [in thy lifetime, O Prophet, the fulfilment of] some of what We have promised them, or whether We cause thee to die [before its fulfilment] - thy duty is no more than to deliver the message; and the reckoning is Ours.

Mustafa Khattab

Whether We show you ˹O Prophet˺ some of what We threaten them with, or cause you to die ˹before that˺, your duty is only to deliver ˹the message˺. Judgment is for Us.

Progressive Muslims

And if We show you some of what We promise them or if We let you pass away, then you are only to deliver while for Us is the reckoning.

Sahih International

And whether We show you part of what We promise them or take you in death, upon you is only the [duty of] notification, and upon Us is the account.

Sam Gerrans

And whether We show thee part of what We promise them, or We take thee, but upon thee is the notification; and upon Us is the reckoning.

Shabbir Ahmed

(O Messenger) Whether We show you what We promise them, or cause you to die before that, your duty is to convey the Message. And the reckoning is Ours.

Syed Vickar Ahamed

Whether We shall show you (in your life) a part of what We promised them or take your soul to Ourselves (before)— Your duty is to make (the Message) reach them: It is Our part to call them to account.

Taqi Usmani

And if We show you (O prophet) some of what We have promised to them, or We take you back to Us (before that), in both cases you have only to convey the message, and We have to reckon.

The Monotheist Group

Andif We show you some of what We promise them, or We terminate your life, then you are only to deliver while for Us is the reckoning.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Que Nous te fassions voir une partie de ce dont Nous les menaçons, ou que Nous te fassions mourir (avant cela), ton devoir est seulement la communication du message, et le règlement de compte sera à Nous.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger em, hinekî ji wî ezabê ku me civan û peyman pê daye wan, bînin serê wan û nîşanî te bidin (jixwe ew cezayê wan e). Yan jî (hêj me nîşanî te nedaye) em te bimirînin bes wezîfeya te ragihandin e. Hesab û ceza (yê wan) jî karê me ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En of Wij jou iets laten zien van wat Wij hun toegezegd hebben of dat Wij jou wegnemen, jij hebt slechts de plicht van de verkondiging, maar Wij hebben de taak van de afrekening.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hetzij wij u een deel der straf doen zien, waarmede wij hen hebben bedreigd, hetzij wij hen doen sterven, alvorens hun die werd opgelegd, waarlijk, uwe zending is te prediken; maar ons behoort het, eene ernstige rekening te vragen.

Hollandaca — Siregar

En als Wij jou een deel laten zien van wat Wij hen aangezegd hebben, of jou doen sterven: voorwaar, op jou rust slechts de verkondiging. En aan Ons is de afrekening.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Если Мы покажем тебе (о, Посланник) часть того (наказания), что обещаем им [многобожникам] (в этом мире), или упокоим тебя (до того, как ты увидишь это), то на тебе (о, Пророк) (лежит обязанностью) только доведение (призыва к Истине), а на Нас – расчет (и воздаяние)!

Rusça — Osmanov

Или Мы покажем тебе, как исполняются некоторые Наши угрозы неверным, или же Мы упокоим тебя [до исполнения угроз]. Тебе надлежит только сообщить [писание], а Нам принадлежит воздаяние.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ANTINGEN Vi låter dig se något av det som Vi har lovat dem eller låter dig dö (innan straffet når dem), är din plikt bara att framföra (budskapet); räkenskapen tillkommer Oss.