"Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın."

فَاِنْ لَمْ تَأْتُونِي بِهِ فَلَا كَيْلَ لَكُمْ عِنْدِي وَلَا تَقْرَبُونِ

fe in lem te'tūnī bihi fe lā keyle lekum ǐndī ve lā teḳrabūni

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِنْfe ineğer
2لَمْlem
3تَأْتُونِيte'tūnīا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbana getirmezseniz
4بِهِbihionu
5فَلَاfe lāartık yoktur
6كَيْلَkeyleك ي لÖlçmek, tartmak, karşılaştırmak.ölçecek bir şey
7لَكُمْlekumsize
8عِنْدِيǐndīع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.benim yanımda
9وَلَاve lā
10تَقْرَبُونِteḳrabūniق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.(bir daha) bana yaklaşmayın

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onunla berâber gelmezseniz size benden bir ölçek bir şey bile yok, yaklaşmayın artık buraya.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onunla berâber gelmezseniz size benden bir ölçek bir şey bile yok, yaklaşmayın artık buraya.

Adem Uğur

Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek bir ölçek (erzak) yoktur, bana hiç yaklaşmayın!"

Ahmed Hulusi

"Eğer onu bana getirmezseniz, ne benden bir ölçek bekleyin ne de yanıma gelin. "

Ahmet Tekin

'Siz eğer onu bana getirmezseniz, bundan sonra, benim hazinelerimden size bir ölçek zahire bile yok. Bana da yaklaşmayın' dedi.

Ahmet Varol

Eğer onu getirmezseniz artık benim yanımda size ölçek (erzak) yok ve bana da yaklaşmayın.'

Ali Bulaç

'Eğer onu bana getirmeyecek olursanız, artık benim katımda sizin için bir ölçek (erzak) yoktur ve bana da yaklaşmayın.'

Ali Fikri Yavuz

Eğer onu bana getirmezseniz, benim yanımda ölçek (zahire) yok ve bana yaklaşmayın.”

Ali Rıza Safa

"Onu, bana getirmezseniz, artık yanımda sizin için bir ölçek bile yoktur; yanıma bile yaklaşmayın!"

Bayraktar Bayraklı

Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verecek bir ölçek erzak yoktur, bana hiç yaklaşmayınız.

Bekir Sadak

«Eger onu bana getirmezseniz bundan boyle benden bir olcek bile alamazsiniz ve bana artik yaklasmayin da.»

Celal Yıldırım

«Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size tek ölçek (zahire) yok ve bir daha bana yaklaşmayın.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Eğer onu bana getirmezseniz artık bende size verilecek tahıl yoktur; yanıma yaklaşmayın!”

Diyanet İşleri

"Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın."

Diyanet İşleri (eski)

'Eğer onu bana getirmezseniz bundan böyle benden bir ölçek bile alamazsınız ve bana artık yaklaşmayın da.'

Diyanet Vakfi

Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek bir ölçek (erzak) yoktur, bana hiç yaklaşmayın!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Siz eğer onu bana getirmezseniz, bir daha size hiç kile yok, (bir ölçek bile zahire alamazsınız) yanıma da yaklaşmayın».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size zahire yok ve bana da yaklaşmayım"

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer onu bana getirmezseniz artık benim yanımda size kile yok ve bana yaklaşmayın

Erhan Aktaş

"Buna rağmen eğer o kardeşinizi bana getirmezseniz, size hiçbir şey vermem ve asla yanıma da yaklaşmayın."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Buna rağmen eğer o kardeşinizi bana getirmezseniz, size hiçbir şey vermem ve asla yanıma da yaklaşmayın."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Buna rağmen eğer o kardeşinizi bana getirmezseniz, size hiçbir şey vermem ve kesinlikle yanıma da gelmeyin.

Fizilal-il Kuran

Ama eğer babadan kardeşinizi bana getirmezseniz, artık size erzak yok, bir daha semtime yaklaşmayınız.

Gültekin Onan

"Eğer onu bana getirmeyecek olursanız, artık benim katımda sizin için bir ölçek (erzak) yoktur ve bana da yaklaşmayın."

Hamdi Döndüren

“Eğer onu bana getirmezseniz benim size verilecek bir ölçek (bile erzakım) olmayacaktır. O zaman yanıma da yaklaşmayın!”

Hasan Basri Çantay

"Eğer onu bana getirmezseniz artık benim yanımda size hiç bir kile yok. (Bihude) bana yaklaşmayın".

Hasib Asutay

Eğer (bir daha geldiğinizde) onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek bir ölçek (erzak) yoktur, bana hiç yaklaşmayınız! ' (23) (23. Görülüyor ki Yusuf (a.s.) bütün bunları vahiy ile yapıyordu. Aksi halde bu durumda yapacağı en iyi iş hemen babasının yanına gitmek idi.)

Hayrat Neşriyat

'Buna rağmen (bir daha geldiğinizde) onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size ölçek(le verilecek bir şey) yok ve bana yaklaşmayın!'

İbni Kesir

Eğer onu bana getirmezseniz; benden bir ölçek dahi alamazsınız ve bir daha bana yaklaşmayın.

Mehmet Okuyan

Onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek hiçbir ölçek (tahıl) yoktur; (bu durumda sakın) bana (yanıma) yaklaşmayın!”

Muhammed Esed

Ama eğer kardeşinizi bana getirmezseniz o zaman benden ne bir ölçek olsun (zahire) bekleyin, ne de yanıma yaklaşın!"

Mustafa İslamoğlu

Fakat (gelecek sefer) onu da getirmezseniz, o takdirde benden ne bir ölçek alabilirsiniz, ne de yanıma yaklaşabilirsiniz."

Ömer Nasuhi Bilmen

«İmdi O'nu bana getirmezseniz artık benim yanımda sizin için bir (kile bile zahire) yoktur ve bana yaklaşmayınız.»

Ömer Öngüt

“Eğer onu bana getirmezseniz, artık bundan böyle benden bir ölçek dahi zahire beklemeyin ve bana yaklaşmayın!”

Suat Yıldırım

(59-60) Yusuf onların zahîre yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Siz, baba bir kardeşinizi de yanıma getirin, gördüğünüz gibi ben size tam ölçek veriyorum ve ben dışardan gelen misafirleri ağırlamaya, başka herkesten fazla özen göstermekteyim. Eğer onu getirmezseniz, o zaman, ne bir ölçek olsun zahire bekleyin, ne de yanıma yaklaşın!"

Süleyman Ateş

"Eğer onu bana getirmezseniz artık benim yanımda size ölçü(lüp verilecek bir şey) yok. (Bir daha) bana yaklaşmayın!"

Süleymaniye Vakfı

Onu bana getirmezseniz (bilin ki) bende size verilecek bir ölçek bile erzak yoktur, yanıma da yaklaşmayın!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer onunla birlikte gelmezseniz ne benden bir ölçek alabilirsiniz, ne de yanıma yaklaşabilirsiniz."

Şaban Piriş

-Eğer onu bana getirmezseniz bundan böyle benden bir ölçek erzak bile alamazsınız ve bana yaklaşmayın da.

Tefhim-ul Kuran

«Eğer onu bana getirmeyecek olursanız, artık benim katımda sizin için bir ölçek (erzak) yoktur ve bana da yaklaşmayın.»

Ümit Şimşek

'Onu getirmezseniz artık benden size erzak yok; sakın yanıma yaklaşmayın.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Eğer onu bana getirmezseniz, artık yanımda sizin için ölçülecek birşey yok, bir daha bana yaklaşmayın."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər onu yanıma gətirməsəniz, mənim yanımda sizin üçün bir qab belə ərzaq verilməyəcək, özünüz də mənə yaxınlaşmayın”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər onu yanıma gətirməsəniz, məndən bir qab (keyl) belə ərzaq gözləməyin və mənə də yaxınlaşmayın!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Bringt ihr ihn nicht mit, bekommt ihr von mir keine Zuteilung mehr, und ihr dürft nicht zu mir kommen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Wenn ihr ihn mir nicht bringt, so bekommt ihr bei mir kein Maß mehr, und ihr sollt nicht in meine Nähe kommen.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Doch wenn ihr ihn mir nicht bringt, dann sollt ihr kein Maß von mir erhalten, noch sollt ihr mir nahe kommen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und solltet ihr ihn mir nicht bringen, so erhaltet ihr bei mir keine Zumessung (mehr) und kommt nicht in meine Nähe!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"If you do not bring him, " he added, "I will deny you the provision of corn which you need, nor will you be allowed to come near me. "

Abdul Haleem

You will have no more corn from me if you do not bring him to me, and you will not be permitted to approach me.’

Abdullah Yusuf Ali

"Now if ye bring him not to me, ye shall have no measure (of corn) from me, nor shall ye (even) come near me."

Abul A'la Maududi

If you do not bring him to me, you shall have no corn from me; and do not even attempt to come close to me."

Aisha Bewley

But if you do not bring him here to me, your measure from me then will be denied and you will not come near to me at all. ’

Al-Hilali & Khan

"But if you bring him not to me, there shall be no measure (of corn) for you with me, nor shall you come near me."

Ali Quli Qarai

But if you do not bring him to me, then there will be no rations for you with me, and don’t [ever] come near me. ’

Amatul Rahman Omar

`But if you do not bring him to me, there shall be no more measure (of corn) for you from me, nor shall you find access to me. '

Arthur John Arberry

But if you bring him not to me, there shall be no measure for you with me, neither shall you come nigh me. '

Bijan Moeinian

"If you do not come with him, you better do not show your face as you will get nothing from me. "

E. Henry Palmer

But if ye bring him not to me, no measure shall ye have with me, nor shall ye come nigh me. '

Edip-Layth

"But if you do not bring him to me, then there shall be no measure of grain for you with me, and do not come near me."

George Sale

But if ye bring him not unto me, there shall be no corn measured unto you from me, neither shall ye approach my presence.

Hamid S. Aziz

And when he had given them their provisions he said, "Bring me your brother that you have from your father (but different mothers). Do you not see that I give good measure, and that I am the best of hosts?

Mahmoud Ghali

Yet in case you do not come up with him, (i. e., Bring him) then there will be no measure for you in my presence, nor will you draw near me."

Marmaduke Pickthall

And if ye bring him not unto me, then there shall be no measure for you with me, nor shall ye draw near.

Mohamed Ahmed - Samira

But if you do not bring him with you, then I shall have no grain for you, nor should you come back to me. "

Muhammad Asad

But if you do not bring him unto me, you shall never again receive a single measure [of grain] from me, nor shall you [be allowed to] come near me!"

Mustafa Khattab

But if you do not bring him to me ˹next time˺, I will have no grain for you, nor will you ever come close to me again."

Progressive Muslims

"But if you do not bring him to me, then there shall be no measure of grain for you with me, and do not come near me. "

Sahih International

But if you do not bring him to me, no measure will there be [hereafter] for you from me, nor will you approach me. "

Sam Gerrans

“But if you bring him not to me, then no measure will there be for you with me, nor will you approach me.”

Shabbir Ahmed

"And if you don't bring him to me, you will get no share from me; you will not even come close. "

Syed Vickar Ahamed

"But if you do not bring him to me, you will have no measure (of supplies) from me, and you cannot (even) come near me. "

Taqi Usmani

Still, if you do not bring him to me, then you deserve no (further) measure from me, nor shall you approach me any more."

The Monotheist Group

"But if you do not bring him to me, then there shall be no measure of grain for you with me, and do not come near me."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et si vous ne me lʹamenez pas, alors il nʹy aura plus de provision pour vous, chez moi; et vous ne mʹapprocherez plusʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger hûn wî neyînin cem min, êdî ji bo we li cem min pîvanek tune û nêzî min nebin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als jullie hem niet meebrengen, dan is er bij mij helemaal geen rantsoen voor jullie en dan hoeven jullie mij niet te benaderen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar indien gij hem niet tot mij brengt, zal u door mij geen koren meer gemeten worden, en gij zult niet meer in mijne tegenwoordigheid komen.

Hollandaca — Siregar

Als jullie hem niet bij mij brengen, krijgen jullie geen maat (graan) meer en benadert mij (dan) niet meer.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

А если вы не приведете его ко мне, то нет меры для вас у меня [не будет для вас у меня продовольствия] и не приближайтесь ко мне [не приходите больше ко мне]».

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Tar ni inte honom med er till mig har jag inte ett enda mått (spannmål) mer för er och ni skall inte få komma i min närhet!ʺ