Yusuf Suresi 59. Ayet — Elfaz
Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim."
1وَلَمَّاve lemmāve ne zaman kiBağlaç+Zaman Zarfı
2جَهَّزَهُمْcehhezehumyüklettiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıج ه زDonatmak, teçhiz etmek, tedarik etmek veya sağlamak, hazırlamak, sevk etmek, acele edip tamamlamak, döşemek
3بِجَهَازِهِمْbi cehāzihimonların yükleriniHarf-i Cer+İsim+Zamirج ه زDonatmak, teçhiz etmek, tedarik etmek veya sağlamak, hazırlamak, sevk etmek, acele edip tamamlamak, döşemek
4قَالَḳālededi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
5ائْتُونِي'tūnībana getirinEmir Fiil+Zamir+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
7لَكُمْlekumsizinHarf-i Cer+Zamir
8مِنْmin-dan (olan)Harf-i Cer
9اَبِيكُمْebīkumbabanız-İsim+Zamirا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek
10اَلَاelāSoru Eki+Harf-i Nefi
11تَرَوْنَteravnegörmüyor musunuz?Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.
12اَنِّٓيennībenHarf-i Nasb+Zamir
13اُو۫فِيūfītam yapıyorumMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahde · İf'âl Bâbıو ف يSona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm.
15وَاَنَا۬ve enāve benBağlaç+Zamir
16خَيْرُḣayruen iyisiyimİsimخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.
17الْمُنْزِلِينَl-munzilīnekonukseverlerinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.