Yusuf Suresi 38. Ayet — Elfaz
"Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler."
1وَاتَّبَعْتُve ttebeǎ'tuve uydumBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Vahde · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
3اٰبَٓاءِٓيābāīatalarımİsim+Zamirا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek
4اِبْرٰهِيمَibrāhīmeİbrahim'inÖzel İsim
5وَاِسْحٰقَve isHāḳave İshak'ınBağlaç+Özel İsim
6وَيَعْقُوبَve yeǎ'ḳūbeve Ya'kub'unBağlaç+Özel İsim
7مَاmā(hakkımız) yokturHarf-i Nefi
8كَانَkāneMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9لَنَاlenābizimHarf-i Cer+Zamir
10اَنْenMasdar Harfi
11نُشْرِكَnuşrikeortak koşmağaMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.
12بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'aHarf-i Cer+Lafza-i Celal
13مِنْminherhangi birHarf-i Cer
14شَيْءٍşey'inşeyiİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
15ذٰلِكَƶālikebuİşaret Zamiri
16مِنْminHarf-i Cer
17فَضْلِfeDlibir lutfudurİsimف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek
18اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
19عَلَيْنَاǎleynāüzerimizeHarf-i Cer+Zamir
20وَعَلَىve ǎlāve üzerineBağlaç+Harf-i Cer
21النَّاسِn-nāsiinsanlarınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
22وَلٰكِنَّve lākinneamaBağlaç+Harf-i Nasb
24النَّاسِn-nāsiinsanlarınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
25لَاlāHarf-i Nefi
26يَشْكُرُونَyeşkurūneşükretmezlerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibش ك رTeşekkür etmek, minnettar olmak, birinin iyiliğini fark etmek veya kabul etmek, övmek. Şükür - teşekkür etme, minnettarlık. Şakir - teşekkür eden veya minnettar olan, takdir edilen ve ödülde cömert olan.