Yusuf Suresi 104. Ayet — Elfaz
Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur'an) alemler içinde ancak bir öğüttür.
1وَمَاve māBağlaç+Harf-i Nefi
2تَسْـَٔلُهُمْteseluhumsen istemiyorsunMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek
3عَلَيْهِǎleyhibuna karşılıkHarf-i Cer+Zamir
4مِنْminbirHarf-i Cer
6اِنْinHarf-i Nefi
7هُوَhuveOZamir
8اِلَّاillāsadeceHasr Edatı
10لِلْعَالَمِينَli l-ǎālemīnebütün alemler içinHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname