Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler.

قَالُوا لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فِي بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّ وَاِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرِيدُ

ḳālū le ḳad ǎlimte mā lenā fī benātike min Haḳḳin ve inneke le teǎ'lemu mā nurīdu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2لَقَدْle ḳadmuhakkak
3عَلِمْتَǎlimteع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamesen bilirsin ki
4مَاyoktur
5لَنَاlenābizim
6فِي
7بَنَاتِكَbenātikeب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, ailesenin kızlarında
8مِنْminhiç bir
9حَقٍّHaḳḳinح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkımız
10وَاِنَّكَve innekeve sen
11لَتَعْلَمُle teǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameiyi bilirsin
12مَاşeyi
13نُرِيدُnurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).bizim istediğimiz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki dediler, sen de bilirsin, kızlarında hiç gözümüz yok, sen bizim ne istediğimizi bilirsin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki dediler, sen de bilirsin, kızlarında hiç gözümüz yok, sen bizim ne istediğimizi bilirsin.

Adem Uğur

Dediler ki: Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Ve sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Andolsun ki kızlarında bir hakkımız olmadığını bilirsin! Bizim (aslında) neyin peşinde olduğumuzu da elbette bilirsin. "

Ahmet Tekin

Onlar: 'Senin ümmetinin kızlarında bizim gözümüzün olmadığını biliyorsun. Şüphesiz sen bizim ne istediğimizi de biliyorsun.' dediler.

Ahmet Varol

Onlar: 'Bizim senin kızlarında bir hakkımız (onlarla bir ilgimiz) olmadığını bilirsin. Sen bizim ne istediğimizi de gayet iyi bilirsin' dediler.

Ali Bulaç

Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen biliyorsun."

Ali Fikri Yavuz

Onlar dediler ki: “- Senin kızlarında hiç bir hakkımız olmadığını elbette bilmişsindir. Sen bizim ne istediğimizi (erkeklere varmak niyyetimizi) doğrusu bilirsin.”

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Gerçek şu ki, senin kızlarında gözümüz yok. Aslında, bizim ne istediğimizi kesinlikle biliyorsun!"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Senin kızlarında bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin."

Bekir Sadak

«And olsun ki, senin kizlarinla bir isimiz olmadigini biliyorsun; dogrusu, ne istedigimizin farkindasin» dediler.

Celal Yıldırım

Lût'a dediler ki: «Elbette sen de bilirsin, bizim senin kızlarında hiçbir hakkımız yoktur ve sen bizim ne istediğimizi de çok iyi bilirsin.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Sen de biliyorsun ki bizim senin kızlarında gözümüz yok. Bizim ne istediğimizi pekâlâ biliyorsun” dediler.

Diyanet İşleri

Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

'And olsun ki, senin kızlarınla bir işimiz olmadığını biliyorsun; doğrusu, ne istediğimizin farkındasın' dediler.

Diyanet Vakfi

Dediler ki: Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Ve sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar: «Sen de bilirsin ki, bizim senin kızlarınla bir ilgimiz yoktur. Sen bizim ne istediğimizi gayet iyi biliyorsun.» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kavmi: "Herhalde bilirsiniz ki, bizim senin kızlarında hiçbir hakkımız yoktur ve sen bizim ne istediğimizi pekala bilirsin!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde dediler: ma'lumdur ki senin kızlarında bizim hiç bir alakamız yoktur ve bizim ne istediğimizi pek ala bilirsin

Erhan Aktaş

"Senin kızlarında bizim hakkımızın olmadığını biliyorsun. Ant olsun ki ne istediğimizi çok iyi biliyorsun." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Senin kızlarında bizim hakkımızın olmadığını biliyorsun. Ant olsun ki ne istediğimizi çok iyi biliyorsun." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Senin kızlarında bizim gözümüzün olmadığını biliyorsun. Ant olsun ki ne istediğimizi çok iyi biliyorsun." dediler.

Fizilal-il Kuran

Soydaşları «Biliyorsun ki, bizim kızlarınla bir işimiz, onlara yönelik bir amacımız yok. Sen bizim ne istediğimizi iyi bilirsin» dediler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen biliyorsun."

Hamdi Döndüren

Dediler ki: “Sen de biliyorsun ki bizim senin kızların üzerinde bir hakkımız yoktur. Ama sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun!”

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Andolsun, senin de bildiğin vech ile bizim senin kızlarınla hiç bir hak (ve alaka) mız yokdur. Sen bizim ne dilediğimizi elbette bilirsin".

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Senin kızlarında bizim hakkımız olmadığını biliyorsun ve sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin.'

Hayrat Neşriyat

Dediler ki: 'Yemîn olsun (sen de) bilirsin ki, senin kızlarında bizim için hiçbir hak yoktur. (Kadınlara karşı bir meyil duymuyoruz.) Doğrusu sen bizim ne istediğimizi hâlbuki çok iyi bilirsin!'

İbni Kesir

Dediler ki: Senin kızlarınla bizim bir ilgimizin olmadığını biliyorsun. Sen ne istediğimizi bilirsin.

Mehmet Okuyan

(Kavmi) “Senin kızlarında bizim herhangi bir hakkımız olmadığını bilirsin. Sen bizim ne istediğimizi elbette biliyorsun!” demişlerdi.

Muhammed Esed

"Sen de biliyorsun ki senin kızlarında gözümüz yok" dediler, "Sen, aslında bizim neyin peşinde olduğumuzu çok iyi bilirsin!"

Mustafa İslamoğlu

Dediler ki: "Sen de iyi biliyorsun ki bizim senin kızlarında gözümüz yok; aslında sen çok iyi biliyorsun bizim ne istediğimizi!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Muhakkak sen bilmişsindir ki bizim için senin kızlarda bir hak yoktur. Ve şüphe yoktur ki sen bizim ne kasdettiğimizi elbette bilirsin.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Ve sen bizim ne istediğimizin pekâlâ farkındasın!”

Suat Yıldırım

Şöyle dediler: "Sen de pek iyi bilirsin ki senin kızlarında hakkımız ve onlarla hiç bir alâkamız yoktur, onlarda gözümüz yoktur, ama sen bizim ne istediğimizi pekâla biliyorsun!"

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını bilmişsindir. Ve sen bizim ne istediğimizi de pekala bilirsin!"

Süleymaniye Vakfı

Onlar da "Kızlarınla evlenmek gibi bir niyetimizin olmadığını iyi bilirsin. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun!" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Kızlarınla ilgilenmediğimizi iyi bilirsin. Bizim ne istediğimizi de iyi bilirsin" dediler.

Şaban Piriş

-Senin kızlarınla bizim bir işimizin olmadığını biliyorsun. Sen bizim ne istediğimizi de elbette biliyorsun, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istemekte olduğumuzu gerçekte sen biliyorsun.»

Ümit Şimşek

'Sen de biliyorsun ki senin kızlarınla bizim bir işimiz yok,' dediler. 'Bizim ne istediğimizi pekalâ biliyorsun.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Senin kızlarında hakkımız olmadığını çok iyi biliyorsun. Ne istediğimizi de çok iyi biliyorsun."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Bilirsən ki, sənin qızlarına heç bir ehtiyacımız yoxdur. Nə istədiyimizi də yəqin ki, bilirsən”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar dedilər: ″Sənin qızlarına heç bir rəğbətimiz (və ya ehtiyacımız) olmadığını, şübhəsiz, bilirsən. Nə istədiyimizi də, yəqin ki, bilirsən!″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sie sprachen: ʺDu weißt schon, daß wir für deine Töchter nichts übrig haben, und du weißt genau, was wir begehren.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺDu weißt sehr wohl, daß wir kein Recht auf deine Töchter haben, und du weißt fürwahr, was wir wollen.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺDu weißt recht wohl, daß wir keine Absicht hinsichtlich deiner Töchter hegen, und du weißt wohl, was wir wollen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Thus still they said to him: "You know very well we do not need your daughters nor do we have the right to claim them; you know quite well what we want. "

Abdul Haleem

They said, ‘You know very well that we have no right to your daughters. You know very well what we want.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Well dost thou know we have no need of thy daughters: indeed thou knowest quite well what we want!"

Abul A'la Maududi

They said: 'Surely you already know that we have nothing to do with your daughters. You also know well what we want.'

Aisha Bewley

They said, ‘You know we have no claim on your daughters. You know very well what it is we want.’

Al-Hilali & Khan

They said: "Surely you know that we have neither any desire nor need of your daughters, and indeed you know well what we want!"

Ali Quli Qarai

They said, ‘You certainly know that we have no interest in your daughters, and indeed you know what we want. ’

Amatul Rahman Omar

They said, `You certainly know we have no claim on your daughters, and you know well what we want (from you about the strangers). '

Arthur John Arberry

They said, 'Thou knowest we have no right to thy daughters, and thou well knowest what we desire. '

Bijan Moeinian

They said: "You know that we do not have the least desire for your daughters and you know exactly what we want. "

E. Henry Palmer

They said, 'Thou knowest that we have no claim on thy daughters; verily, thou knowest what we want!'

Edip-Layth

They said, "You know we have no interest in your daughters, and you are aware of what we want!"

George Sale

They answered, thou knowest that we have no need of thy daughters; and thou well knowest what we would have.

Hamid S. Aziz

And his people came unto him, rushing, for they were long used to committing abomination (homosexuality). He said, "O my people! Here are my daughters (or young women), they are purer for you. Fear Allah, and do not disgrace me through my guests. Is there not among you one right-minded man?"

Mahmoud Ghali

They said, "Indeed you already know (that) in no way do we have any truthful (claim) whatever to your daughters, and surely you know indeed what we would have. "

Marmaduke Pickthall

They said: Well thou knowest that we have no right to thy daughters, and well thou knowest what we want.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "You know we have no need for your daughters, and know well what we want. "

Muhammad Asad

They answered: "Thou hast always known that we have no use whatever for thy daughters; and, verily, well dost thou know what we want!"

Mustafa Khattab

They argued, "You certainly know that we have no need for your daughters. You already know what we desire!"

Progressive Muslims

They said: "You know we have no interest in your daughters, and you are aware of what we want!"

Sahih International

They said, "You have already known that we have not concerning your daughters any claim, and indeed, you know what we want. "

Sam Gerrans

They said: “Thou knewest we have no right to thy daughters; and thou knowest what we desire.”

Shabbir Ahmed

They said, "You know, we have little interest in our wives whom you call your daughters. And, you know well what we want." (Our intention is to get our behavior into the realm of the Permissible).

Syed Vickar Ahamed

They said: "Surely, you know well that we do not need your daughters: Indeed, you know very well what we want!"

Taqi Usmani

They said, "You know that we have no claim on your daughters, and you know well what we want."

The Monotheist Group

They said: "You know we have no interest in your daughters, and you are aware of what we want!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: Tu sais très bien que nous nʹavons pas de droit sur tes filles. Et en vérité, tu sais bien ce que nous voulonsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Jê re) Gotin: (Ey Lût!) Tu dizanî ku tu hewcehiya me bi keçên te tune ye û tu dizanî ku em çi jî dixwazin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺJij weet wel dat wij op jouw dochters geen recht hebben en jij weet best wat wij wensen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij antwoordden: Gij weet dat wij uwe dochters niet noodig hebben, en gij weet wel wat wij begeeren.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺVoorzeker, je weet dat wij geen behoefte hebben aan jouw dochters, en voorwaar, jij weet wat wij wensen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они сказали: «Ведь ты (о, Лут) знаешь, что у нас нет потребности в твоих дочерях [в женщинах], и (ведь) поистине ты конечно знаешь, чего мы желаем».

Rusça — Osmanov

Они сказали: ʺНам вовсе не надобны твои дочери. И ты прекрасно знаешь, чего мы хотимʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De svarade: ʺDu vet att dina döttrar inte är för oss och du inser nog vad vi vill.ʺ