Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.

وَلَمَّا جَاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هٰذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ

ve lemmā cā'et rusulunā lūTen sī'e bihim ve Dāḳa bihim ƶer'ǎn ve ḳāle hāƶā yevmun ǎSībun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَمَّاve lemmāve ne zaman ki
2جَاءَتْcā'etج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgelince
3رُسُلُنَاrusulunāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleElçilerimiz
4لُوطًاlūTenلوطاLut'a
5سِيءَsī'eس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkaygılandı
6بِهِمْbihimonlardan
7وَضَاقَve Dāḳaض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.ve göğsüne bastı
8بِهِمْbihimonlardan
9ذَرْعًاƶer'ǎnذ ر عKubit ile ölçmek, yürüyüşte ön ayakları uzatmak, (deveyi) binmek için indirmek, üstesinden gelmek, arkadan boğmak, (yüzmede) kolu kaldırıp uzatmak, eli uzatma, geniş bir şekilde yaymak, güç/kuvvet, ölçmek, uzunluk, ön kol, ön ayak, kubit (eski bir uzunluk ölçüsü), 22 3/4 inç uzunluğunda kubit çubuğu, dirsekten orta parmak ucuna kadar olan kol uzunluğu.bir sıkıntı
10وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi ki
11هٰذَاhāƶābu
12يَوْمٌyevmunي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecibir gündür
13عَصِيبٌǎSībunع ص بSarmak/bükmek/bağlamak/hafifletmek/kuşatmak, bir şeyi zorla almak, zorlaşmak, ağızda kuruluk oluşmak (tükürük). Usbatun - grup/birlik/çete/parti. Asib - çok zor, şiddetle sıkıntılı, çetin, kederli.çetin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Elçilerimiz, Lût'a gelince Lût, gelişlerinden endişeye düştü, içine bir korku girdi, gönlü daraldı ve bu dedi, pek çetin bir gün.

Adem Uğur

Elçilerimiz Lût'a gelince, (Lût) onların yüzünden üzüldü ve onlardan dolayı içi daraldı da "Bu, çetin bir gündür" dedi.

Ahmed Hulusi

Rasullerimiz Lut'a geldikleri vakit, (onlar yüzünden) kendini kötü hissetti; (onları koruyamayacağı endişesiyle) içi daraldı ve: "Bu zor bir gündür" dedi.

Ahmet Tekin

Elçilerimiz melekler, Lût’a geldikleri zaman, Lût onlarla ilgili endişeye kapılıp kötülendi. Kavmini misafirlerinden uzaklaştırmakta zorlandı. 'Bu gün, zor bir gündür' dedi.

Ahmet Varol

Elçilerimiz Lut'a gelince onlardan dolayı kaygılandı, göğsüne bir sıkıntı bastı ve: 'Bu çetin bir gündür' dedi.

Ali Bulaç

Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi.

Ali Fikri Yavuz

Elçi meleklerimiz, Lût’a varınca, (kavmi bu güzel kılıklı elçilere bir fenılık ederler diye) onlar yüzünden kederlendi ve göğsüne sıkıntı geldi. “Bu, çok zor bir gün” dedi.

Ali Rıza Safa

Elçilerimiz, Lut'a geldiklerinde, Onlardan dolayı kaygılandı; göğsü daraldı ve şöyle dedi: "İşte bu, zorlu bir gündür!"

Bayraktar Bayraklı

Elçilerimiz/melekler, Lut'a gelince, Lut onların yüzünden üzüldü ve onlardan dolayı içi daraldı da, "Bu, çetin bir gündür" dedi.

Bekir Sadak

Elcilerimiz Lut'a gelince, onun fenasina gitti; cok sikildi, «Bu cetin bir gundur» dedi.

Celal Yıldırım

Elçilerimiz Lût'a geldiler; bu yüzden Lût endişeye kapılıp fenalaştı, için için sıkıldı ve «Bu ne çetin bir gün !» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Elçilerimiz Lût’a geldiğinde, Lût onlardan dolayı huzursuz oldu, onlara karşı çaresizlik hissetti. “Zor bir gün!” dedi.

Diyanet İşleri

Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı, 'Bu çetin bir gündür' dedi.

Diyanet Vakfi

Elçilerimiz Lût'a gelince, (Lût) onların yüzünden üzüldü ve onlardan dolayı içi daraldı da «Bu, çetin bir gündür» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ne zaman ki, elçilerimiz Lut'a geldiler, bunların gelişleri yüzünden Lut fenalaştı, eli ayağı birbirine dolaştı ve «Bu gün çetin bir gündür.» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Elçilerimiz Lut'a geldiğinde onların yüzünden fenalaştı, eli ayağı dolaştı ve "Bu, çok çetin bir gündür!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki Resullerimiz Luta vardılar onların yüzünden fenalaştı, eli ayağı dolaştı, bu çok müşkil bir gün dedi

Erhan Aktaş

Elçilerimiz Lut'a vardıklarında, onlar yüzünden fenalaştı. Onlara karşı eli ayağı birbirine dolaştı. "Bu çok zorlu bir gün." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Elçilerimiz Lut'a vardıklarında, onlar yüzünden fenalaştı. Onlara karşı eli ayağı birbirine dolaştı. "Bu çok zorlu bir gün." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Elçilerimiz Lut'a vardıklarında, onların yüzünden fenalaştı. Onlara karşı eli ayağı birbirine dolaştı. "Bu çok zorlu bir gün." dedi.

Fizilal-il Kuran

Elçilerimiz Lût'un yanına vardıklarında kaygıya kapıldı, canı sıkıldı ve «bugün, zor bir gündür» dedi.

Gültekin Onan

Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi.

Hamdi Döndüren

Elçilerimiz Lut’a geldiklerinde o, onlar hakkında derin bir kaygıya kapılmış, göğsü daralmış ve “Bu çok zor bir gün!” demişti.

Hasan Basri Çantay

Vaktaki elçilerimiz Luta geldi. O, bunlar yüzünden kaygıya düşdü, bunlar yüzünden göğsü daraldı ve: "Bu çetin bir gündür" dedi.

Hasib Asutay

Elçilerimiz (delikanlı görünümünde) Lut'a gelince, (Lut) onların yüzünden üzüldü. (21) Onlardan dolayı içi daraldı ve 'Bu çetin bir gündür' dedi. (21. Zira elçiler delikanlılar şeklinde idiler. Lut onları insan sandı. Oğlancı olan kavminin onlara saldıracaklarından korktu.)

Hayrat Neşriyat

Ve elçilerimiz (olan melekler, insan sûretinde) Lût’a gelince, onlar(a, sapık kavminin musallat olmasın)dan dolayı endişeye düştü, onlar yüzünden göğsü daraldı ve: 'Bu, zor bir gündür!' dedi.

İbni Kesir

Elçilerimiz Lut'a gelince; onların gelmelerinden endişeye düştü, çok sıkıldı ve: İşte bu çok çetin bir gündür, dedi.

Mehmet Okuyan

Elçilerimiz Lut’a gelince, (Lut) onların yüzünden üzülmüş ve onlardan dolayı içi daralmıştı da “Bu, zor bir gündür.” demişti.

Muhammed Esed

Ve elçilerimiz, Lut'a geldiğinde, kendilerini koruyacak gücü olmadığını görerek onlar hesabına derin bir kaygı duydu ve "Zor bir gün, bu!" diye belirtti, (kaygısını).

Mustafa İslamoğlu

Ve elçilerimiz Lut'a gelince, onları korumaya güç yetiremeyeceğini düşünerek derin bir endişeye kapıldı ve "Bugün belalı bir gün olacak!" dedi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, elçilerimiz Lût'a geldi, onların sebebiyle endişeye düştü ve onların yüzünden kalbi daraldı ve «Bu bir şiddetli gündür,» dedi.

Ömer Öngüt

Elçilerimiz Lut'a gelince, onlar yüzünden üzüldü ve göğsü daraldı, “Bu çetin bir gündür!” dedi.

Suat Yıldırım

O elçilerimiz Lût’a gelince o fena halde sıkıldı, onlar yüzünden göğsü daraldı ve:"Gerçekten bu gün pek çetin bir gün!" dedi.

Süleyman Ateş

Elçilerimiz Lut'a gelince onlar yüzünden kaygılandı. onlar için arşını daraldı (ne yapacağını şaşırdı): "Bu, çetin bir gündür!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Elçilerimiz Lut'un yanına varınca Lut, onlar için kaygılandı ve onlardan dolayı çaresiz hissetti. "Bu, zor bir gündür!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elçilerimiz Lut'un yanına varınca Lut'un canı sıkıldı ve iyice bunaldı. "Ne sıkıcı bir gün!" dedi.

Şaban Piriş

Elçilerimiz, Lut'a gelince endişelendi. Onları korumaktan aciz olduğu için sıkıntı bastı ve "Zorlu bir gün." dedi.

Tefhim-ul Kuran

Elçilerimiz Lût'a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: «Bu, zorlu bir gün» dedi.

Ümit Şimşek

Elçilerimiz kendisine geldiğinde, Lût bundan çok sıkıldı, göğsü daraldı, 'Bugün pek çetin bir gün olacak' dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Elçilerimiz Lut'a geldiğinde onlar için kaygılanmış, göğsü daralmış da şöyle demişti: "Bu, zorlu bir gün!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Elçilərimiz Lutun yanına gəldikdə, onlara görə kədərləndi, ürəyi sıxıldı və: “Bu, çox çətin bir gündür”– dedi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Elçilərimiz (mələklər) Lutun yanına gəldikləri zaman (tayfası bu gözəl qonaqlara bir pislik yetirər deyə) əndişəyə düşdü, ürəyi sıxıldı və: ″Bu, çox çətin (başabəlalı) bir gündür!″ – dedi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als Unsere Boten Lot aufsuchten, geriet er ihretwegen in Bedrängnis, da er sie nicht beschützen konnte. Er sprach: ʺDas ist ein schrecklicher Tag!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und als Unsere Gesandten zu Lut kamen, geriet er ihretwegen in eine böse Lage und war durch ihre Anwesenheit beklommen. Er sagte: ʺDas ist ein drangsalvoller Tag.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als Unsere Gesandten zu Lot kamen geriet er ihretwegen in Bedrängnis, wurde ratlos und entsetzt und sagte: ʺDas ist ein schwerer Tag.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als Unsere Gesandten bei Lut ankamen, wurde er wegen ihnen mißgestimmt und fühlte sich damit überfordert und sagte: ʺDies ist ein schwerer Tag!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When Our Messengers -disguised as youths- went to Lut, he felt grieved at heart -on account of his expectation- that his perverse people would act sinfully in such a circumstance and he just did not know what to do. Expressing his thoughts in words, he said: "This is indeed a distressful day."

Abdul Haleem

And when Our messengers came to Lot, he was anxious for them, feeling powerless to protect them, and said, ‘This is a truly terrible day!’

Abdullah Yusuf Ali

When Our messengers came to Lut, he was grieved on their account and felt himself powerless (to protect) them. He said: "This is a distressful day."

Abul A'la Maududi

And when Our messengers came to Lot, he was perturbed by their coming and felt troubled on their account, and said: 'This is a distressing day.

Aisha Bewley

When Our messengers came to Lut, he was distressed for them, and very concerned for them, and said, ‘This is a dreadful day. ’

Al-Hilali & Khan

And when Our messengers came to Lût (Lot), he was grieved on account of them and felt himself straitened for them (lest the town people should approach them to commit sodomy with them). He said: "This is a distressful day."

Ali Quli Qarai

When Our messengers came to Lot, he was distressed on their account and in a predicament for their sake, and he said, ‘This is a terrible day!’

Amatul Rahman Omar

And when Our messengers came to Lot he was grieved on their account and felt helpless on their behalf (- of his people, for he had no means to protect them) and he said, `This is a distressful and hard day. '

Arthur John Arberry

And when Our messengers came to Lot, he was troubled on their account and distressed for them, and he said, 'This is a fierce day. '

Bijan Moeinian

When My Messengers [left Abraham and] reached to Lut, He felt very bad [about the way that they had been treated by his people] and was disappointed that he is powerless [and, therefore, cannot protect them. ] He said: "What a tough day today is."

E. Henry Palmer

And when our messengers came to Lot, he was grieved for them; but his arm was straitened for them, and he said, 'This is a troublesome day!'

Edip-Layth

When Our messengers came to Lot, he was grieved on their account and he felt discomfort for them and said, "This is a distressful day."

George Sale

And when our messengers came unto Lot, he was troubled for them, and his arm was straitened concerning them, and he said, this is a grievous day.

Hamid S. Aziz

(It was said, ) "O Abraham! Forsake this (pleading). Verily, the commandment of your Lord has gone forth, and verily, there comes to them a torment that cannot be repelled."

Mahmoud Ghali

And as soon as Our Messengers came to Lût, he was vexed on their account, and he was straitened for them (i. e., He felt unable to protect them) and said, "This is a most critical day."

Marmaduke Pickthall

And when Our messengers came unto Lot, he was distressed and knew not how to protect them. He said: This is a distressful day.

Mohamed Ahmed - Samira

So when Our angels came to Lot, he grieved for them, and felt powerless to help them, and said: "This is a day of sorrow.

Muhammad Asad

AND WHEN Our messengers came unto Lot, he was sorely grieved on their account, seeing that it was beyond his power to shield them; and he exclaimed: "This is a woeful day!"

Mustafa Khattab

When Our messenger-angels came to Lot, he was distressed and worried by their arrival.[1] He said, "This is a terrible day."

Progressive Muslims

And when Our messengers came to Lot, he was grieved on their account and he felt discomfort for them and said: "This is a distressful day. "

Sahih International

And when Our messengers, [the angels], came to Lot, he was anguished for them and felt for them great discomfort and said, "This is a trying day. "

Sam Gerrans

And when Our messengers came to Lot, he was distressed for them and straitened with unease for them; and he said: “This is a trying day.”

Shabbir Ahmed

When Our Messengers came to Lot he was distressed, and knew not how to save his people. He exclaimed, "This is a difficult day!"

Syed Vickar Ahamed

And when Our messengers came to Lut (Lot), he was saddened for them (his people) and felt himself helpless (to protect) them. He said: "This is a distressful day."

Taqi Usmani

When Our emissaries (angels) came to LūT, he was saddened because of them, and his heart felt uneasy for their sake, and He said, "This is a very hard day."

The Monotheist Group

And when Our messengers came to Lot, he was grieved by them and he felt discomfort for them and he said: "This is a distressful day."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand Nos émissaires (Anges) vinrent à Lot, il fut chagriné pour eux, et en éprouva une grande gêne. Et il dit: ʺVoici un jour terribleʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema qasidên me hatin cem Lût, ji ber wan xemgîn bû û bêhna wî teng bû û got: Ev, rojeke dijwar e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Onze gezanten tot Loet kwamen was hij bezorgd over hen en maakte zich ongerust over hen. Hij zei: ʺDit is een hachelijke dag.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen onze gezanten tot Lot kwamen, was hij bezorgd om hen en zijn arm was zwak voor hen en hij zeide: Dit is een treurige dag.

Hollandaca — Siregar

En toen Onze gezanten (Engelen) tot Lôeth kwamen, voelde hij zich benard en machteloos benauwd, en hij zei: ʺDit is een zware dag.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда явились Наши посланцы [ангелы] к Луту, огорчился [[Ангелы явились в виде прекраснейших юношей. А народ селения еще прежде запретил пророку Луту принимать гостей, чтобы он не мог укрывать проходящих мимо селения путников от посягательства на них этих людей. Увидев прекрасных юношей, пророк Лут огорчился, так как он побоялся, что его народ посягнет на них из-за их красоты и он ввел их к себе домой. И о том, что они зашли к нему домой никто из односельчан не узнал. Но его жена вышла из дома и сообщила им об этих гостях. И они поспешно устремились к дому Лута. И пророк Лут сказал: ʺЭто – день тяжелой бедыʺ.]] он из-за них (так как он не знал, что это ангелы и побоялся, что его народ причинит им зло), и стеснилась его мощь [он почувствовал, что никак не сможет помочь свои гостям], и сказал (он): «Это – день тяжкий».

Rusça — Osmanov

Когда Наши посланцы пришли к Луту, он огорчился из-за них, силы покинули его [от страха], и он сказал: ʺВот и настал тяжкий деньʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH NÄR Våra budbärare kom till Lot blev han bekymrad då han såg att han inte kunde skydda dem, och han utbrast: ʺDetta är en svart dag!ʺ