Hud Suresi 67. Ayet — Elfaz
Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
1وَاَخَذَve eḣaƶeve aldıBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleriİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3ظَلَمُواZelemūzulmeden(leri)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak
4الصَّيْحَةُS-SayHatukorkunç bir çığlıkMarife (Belirlilik Takısı)+İsimص ي حBağırmak/haykırmak, gürültü yapmak. Sayhatun - yıldırım, çığlık, patlama, korkunç ve güçlü gürültü.
5فَاَصْبَحُواfe eSbeHūve kaldılarİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.
6فِيfīHarf-i Cer
8جَاثِمِينَcāṧimīnedizüstü çöküpİsimج ث مYere yapışmak, göğsünün üzerine düşmek, yerde yatmak, hareketsiz kalmak, ölü veya yok olmuş olmak.