Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

وَاَخَذَ الَّذِينَ ظَلَمُوا الصَّيْحَةُ فَاَصْبَحُوا فِي دِيَارِهِمْ جَاثِمِينَ

ve eḣaƶe (e)lleƶīne Zelemū S-SayHatu fe eSbeHū fī diyārihim cāṧimīne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir bağırış, o zulmedenleri kapıverdi, yurtlarında, diz çökmüş bir halde helâk oluverdiler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir bağırış, o zulmedenleri kapıverdi, yurtlarında, diz çökmüş bir halde helâk oluverdiler.

Adem Uğur

Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Ahmed Hulusi

O zulmedenleri, (dördüncü gün) o malum sayha (şiddetli, titreşimli korkunç ses) yakaladı da evlerinde göçüp kaldılar!

Ahmet Tekin

Şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe haksızlık edenlerin, zulmedenlerin işini bitirdi. Sabahleyin, yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.

Ahmet Varol

Zulmedenleri de korkunç bir çığlık aldı ve yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.

Ali Bulaç

O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Ali Fikri Yavuz

O zulmedenleri ise, korkunç gürültü yakalayıverdi de evlerinde çöküp helâk oldular.

Ali Rıza Safa

Haksızlık yapanları ise bir gürleme yakaladı. Sonunda, kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.

Bayraktar Bayraklı

Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Bekir Sadak

Haksizlik yapanlari bir ciglik tuttu, olduklari yerde diz ustu cokuverdiler.

Celal Yıldırım

O zulmedenleri korkunç bir ses, bir gürültü yakalayıverdi, derken evlerinde dizüstü çöküp kaldılar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Diyanet İşleri

Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Diyanet İşleri (eski)

Haksızlık yapanları bir çığlık tuttu, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

Diyanet Vakfi

Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O zalimleri, korkunç bir gürültü yakalayıverdi de oldukları yerde çöküp kaldılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zulmedenleri ise bir müthiş ses yakaladı da yurtlarında çöke kaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O zulmedenleri ise sayha tutuverdi de diyarlarında çöke kaldılar

Erhan Aktaş

Zulmedenleri bir çığlık yakaladı. Yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Zulmedenleri bir çığlık yakaladı. Yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zulmedenleri bir çığlık yakaladı. Yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.

Fizilal-il Kuran

O zalimleri müthiş bir gürültü yakaladı da evlerinde, oldukları yerde yığılıp kalıverdiler.

Gültekin Onan

O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Hamdi Döndüren

Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı; öyle ki yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Hasan Basri Çantay

O zaalimleri ise korkunç bir ses alıb götürdü de yurdlarına diz üstü çöken (canları çıkan) kimseler oluverdiler.

Hasib Asutay

Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Hayrat Neşriyat

Zulmedenleri ise, o korkunç ses yakaladı da bulundukları yerde çöküp kalan kimseler oldular!

İbni Kesir

Zulmedenleri bir çığlık tuttu. Oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

Mehmet Okuyan

Haksızlık edenleri de o korkunç ses yakalamış ve sanki orada hiç oturmamışlar gibi yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı. Dikkat edin! Şüphesiz ki Semûd (kavmi) Rablerini inkâr etmişlerdi. Dikkat edin! Semûd kavmi (Allah’ın merhametinden) uzak kılınmıştı.

Muhammed Esed

O zulmedenlere gelince, onları (Allah katından cezalandırıcı) bir sayha yakalayıverdi de kendi evlerinde cansız olarak yere yığılıp kaldılar;

Mustafa İslamoğlu

Derken, zalimleri (dehşetli) sayha yakalayıverdi de, kendi yurtlarında cansız donakaldılar;

Ömer Nasuhi Bilmen

O zulmetmiş olanları da bir korkunç ses yakaladı. Artık yurtlarında diz üstü çöküp bitmiş bir halde sabahladılar.

Ömer Öngüt

Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında dizüstü çökekaldılar.

Suat Yıldırım

(67-68) Zulmedenleri ise o korkunç ses tutuverdi de diyarlarında çökekaldılar. Sanki hiç orada yaşamamış gibi oldular, ortadan silindiler. Evet... inkâr etti Rabbini Semûd milleti. Evet, işte onun için defolup gitti Semûd milleti!

Süleyman Ateş

Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı, yurtlarında çöküp kaldılar.

Süleymaniye Vakfı

Yanlış davrananları o yüksek ses yakaladı da yurtlarında çöküp kaldılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlış yapanları o ses (Allah'ın, cezalandırma emri) yakaladı da kendi yurtlarında çöküp kalmış olarak sabaha çıktılar.

Şaban Piriş

Zalimleri ise bir çığlık aldı ve yurtlarında cansız olarak yığılıp kaldılar.

Tefhim-ul Kuran

O zulme sapanları dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Ümit Şimşek

Zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Zulme sapmış olanları o korkunç titreşimli ses yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş hale getirdiler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Zülm edənləri isə qorxunc bir səs yaxaladı və onlar öz evlərində üzüqoylu düşüb qaldılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O zülm edənləri qorxunc (tükürpədici) bir səs bürüdü və evlərində diz üstə çöküb qaldılar (bir göz qırpımında həlak oldular).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungerechten wurden von dem Schrei so ergriffen, daß sie am Morgen in ihren Häusern tot dalagen,

Almanca — Der Edle Quran

Und es ergriff diejenigen, die Unrecht taten, der Schrei, und so lagen sie morgens in ihren Wohnstätten auf den Brüsten da,

Almanca — M. A. Rassoul

Da kam über diejenigen, die frevelten, der Schrei; und da lagen sie in ihren Häusern leblos hingestreckt

Almanca — Muhammad Zaidan

Und der Schrei richtete zugrunde diejenigen, die Unrecht begingen, so wurden sie in ihren Wohnstätten zu leblosen Körpern.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Direful was the one cry from heaven's realm, it stirred up a merciless blast which overtook the wrongful of actions. There, they were reduced to a useless form laying prostrate and dead under the ruins of their demolished homes

Abdul Haleem

The blast struck the evildoers and they lay dead in their homes,

Abdullah Yusuf Ali

The (mighty) Blast overtook the wrong-doers, and they lay prostrate in their homes before the morning,-

Abul A'la Maududi

And the Blast overtook those who were wont to do wrong, and then they lay lifeless in their homes

Aisha Bewley

The Great Blast seized hold of those who did wrong and morning found them lying flattened in their homes.

Al-Hilali & Khan

And As-Saihah (torment - awful cry) overtook the wrong-doers, so they lay (dead), prostrate in their homes,

Ali Quli Qarai

The Cry seized those who were wrongdoers, and they lay lifeless prostrate in their homes,

Amatul Rahman Omar

And a thunderbolt (caused by an earthquake) seized those who had acted unjustly. And the next morning found them lying prostrate in their habitations,

Arthur John Arberry

And the evildoers were seized by the Cry, and morning found them in their habitations fallen prostrate

Bijan Moeinian

As for those who were unjust [to their own souls, ] a powerful blast overtook them in their houses and instantly killed them.

E. Henry Palmer

And the noise caught those who had done wrong; and on the morrow they were lying corpses in their houses,

Edip-Layth

Those who wronged were taken by the scream, thus they lay motionless in their homes.

George Sale

But a terrible noise from heaven assailed those who had acted unjustly; and in the morning they were found in their houses, lying dead and prostrate;

Hamid S. Aziz

And when Our commandment came to pass, We saved Salih, and those who believed with him, by Our mercy, from the ignominy of that day. Verily, your Lord He is Powerful and Mighty.

Mahmoud Ghali

And the Shout took away (the ones) who did injustice, so (in the morning) they became cowering (bodies) in their residences.

Marmaduke Pickthall

And the (awful) Cry overtook those who did wrong, so that morning found them prostrate in their dwellings,

Mohamed Ahmed - Samira

The sinners were seized by a blast from heaven, and lay overturned in their homes in the morning,

Muhammad Asad

And the blast [of God's punishment] overtook those who had been bent on evildoing: and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground,

Mustafa Khattab

And the ˹mighty˺ blast overtook the wrongdoers, so they fell lifeless in their homes,

Progressive Muslims

And those who wronged were taken by the scream, thus they lay motionless in their homes.

Sahih International

And the shriek seized those who had wronged, and they became within their homes [corpses] fallen prone

Sam Gerrans

And the Blast seized those who did wrong; and morning found them lying prone in their homes

Shabbir Ahmed

(Saleh and His followers moved out of the town while the disbelievers stayed back with their mockery. ) And a tremendous blast overtook the oppressors, and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground.

Syed Vickar Ahamed

And the (mighty) explosion (an awful cry) came over the wrong doers, and they lay in their homes dead, before the morning,

Taqi Usmani

And those who transgressed were caught by the Cry, and they were found dead in their homes, fallen on their knees,

The Monotheist Group

And those who had wronged were taken by the scream, thus they became lifeless in their homes.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et le Cri saisit les injustes. Et les voilà foudroyés dans leurs demeures,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku zilm kirin, dengekî dijwar ew hingaftin, vêca di malên xwe de li ser çok û ruyên xwe de kumişîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen greep de schreeuw hen die onrecht deden en ʹs morgens lagen zij in hun woningen dood op de grond,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar een vreeselijk onweder kwam uit den hemel op degenen neder, die onrechtvaardig hadden gehandeld, en des morgens werden zij in hunne woning dood, en voorover liggende gevonden.

Hollandaca — Siregar

En de bliksemalag greep degenen die onrecht hadden gepleegd, zodat zij doden in hun huizen werden.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И постиг тех, которые совершали беззаконие, (сильнейший) шум, и оказались они в своих жилищах валяющимися [погибшими],

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men över dem som hade begått (sådan) svår orätt genljöd dånet (av Guds straff) och morgonen fann dem liggande framstupa i sina hem;