Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkar kimseler oldular.

فَلَوْلَا كَانَ مِنَ الْقُرُونِ مِنْ قَبْلِكُمْ اُو۬لُوا بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ الْفَسَادِ فِي الْاَرْضِ اِلَّا قَلِيلًا مِمَّنْ اَنْجَيْنَا مِنْهُمْ وَاتَّبَعَ الَّذِينَ ظَلَمُوا مَا اُتْرِفُوا فِيهِ وَكَانُوا مُجْرِمِينَ

fe levlā kāne mine l-ḳurūni min ḳablikum ūlū beḳiyyetin yenhevne ǎni l-fesādi fī l-erDi illā ḳalīlen mimmen enceynā minhum ve ttebeǎ (e)lleƶīne Zelemū mā utrifū fīhi ve kānū mucrimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَوْلَاfe levlādeğil miydi?
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbulunmalı
3مِنَmine-den
4الْقُرُونِl-ḳurūniق ر نBir şeyi başka bir şeyle birleştirmek, eşleştirmek. Qarnin/qarnan - nesil, yüzyıl. Qarn (ikili qarnani, dolaylı qaraini, çoğul qurun) - boynuz, trampet. Genellikle güç/kudret/şan sembolü olarak kullanılır. Qarunun (çoğul qurana) - eş, yoldaş, yakın arkadaş. Muqarranin - birbirine bağlı. Muqrinina - boyun eğdirme yeteneği olan. Muqtarinin - sıra halinde dizilmiş olanlar, eşlik edenler.nesiller-
5مِنْmin
6قَبْلِكُمْḳablikumق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmeksizden önceki
7اُو۬لُواūlūا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçsahipleri
8بَقِيَّةٍbeḳiyyetinب ق يKalmak, sürmek, devam etmek, artakalmak, yaşamak, hayatta olmak, arta kalmak, geriye kalmak, beklemek, durmak, var olmakfazilet
9يَنْهَوْنَyenhevneن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmakalıkoyan
10عَنِǎni-tan
11الْفَسَادِl-fesādiف س دyozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet.fesat-
12فِي
13الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
14اِلَّاillādışında
15قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.çok azı
16مِمَّنْmimmenkendilerini
17اَنْجَيْنَاenceynāن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.kurtardığımız
18مِنْهُمْminhumonlardan
19وَاتَّبَعَve ttebeǎت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekpeşine takıldılar
20الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
21ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmedenler
22مَا
23اُتْرِفُواutrifūت ر فYumuşak, rahat, nazik bir yaşam sürmek, hayatın güzel şeylerinden zevk almak, hayatın güzel şeylerini bahşetmek.bulundukları refahın
24فِيهِfīhiiçinde
25وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve oldular
26مُجْرِمِينَmucrimīneج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].suçlu kimseler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sizden önceki çağlarda, halkı, yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışan idrâk ve ibâdet ehli bir bölük halk bulunsaydı ne olurdu; halbuki içlerinden kurtardıklarımız pek azdı ve zulmedenler, yalnız kendilerine verilmiş olan devlete uydular ve suçlu oldular.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sizden önceki çağlarda, halkı, yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışan idrâk ve ibâdet ehli bir bölük halk bulunsaydı ne olurdu; halbuki içlerinden kurtardıklarımız pek azdı ve zulmedenler, yalnız kendilerine verilmiş olan devlete uydular ve suçlu oldular.

Adem Uğur

Sizden önceki asırlarda yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır (bunlar görevlerini yaptılar). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr idiler.

Ahmed Hulusi

Sizden önceki kuşaklardan geri kalanlar, arzda bozgunculuktan vazgeçirmeliydi onları değil mi? Onlardan kurtarmış olduklarımızdan az bir kısmı hariç (bunu yapan olmadı). . . Zalim olanlar ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler. . . Suçlu oldular!

Ahmet Tekin

Sizden önceki asırlarda yaşayan nesiller içinden, akıllı, ileri görüşlü, dindar fazilet sahipleri, yeryüzünde insanları bozgunculuktan, yozlaşmaktan, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yapmaktan vazgeçirmeye çalışsalardı, ne iyi olurdu. Ancak, onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. İsyan ile, inkâr ile, baskı zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, haksızlık eden zâlimler ise, kendilerine verilen servetin, eğlencenin, şımartıldıkları refahın peşine düştüler. Onlar zaten İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr idiler.

Ahmet Varol

Sizden önceki nesillerden, yeryüzünde fesattan alıkoyan fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? Onlardan kendilerini kurtardığımız çok azı dışında bunu yapan olmadı. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın peşine takıldılar ve suçlu kimseler oldular.

Ali Bulaç

Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu günahkarlardı.

Ali Fikri Yavuz

Şimdi, sizden önceki devirlerden geri kalan akıl sahipleri, yeryüzünde fesad çıkarmaktan (insanları) alıkoysalardı ya! Fakat onlardan kurtuluşa erdirdiğimiz kimseler pek azdır. Zulüm yapanlar ise, kendilerine verilen refahın (lüks saltanatının) ardına düştüler ve hep mücrim, günahkâr oldular.

Ali Rıza Safa

Sizden önceki kuşakların aklı başında olanları, yeryüzünde bozgunculuk yapılmasına engel olsalar olmaz mıydı? Ama onların arasında, kurtardığımız çok azı dışında, hiç kimse bunu yapmadı. Haksızlık yapanlar ise kendilerini şımartan şeylerin peşine düştüler ve suçlulara katıldılar.

Bayraktar Bayraklı

Fakat ne yazık ki, sizden önceki kuşaklar arasından yeryüzünde bozgunculuktan alıkoyacak akıl ve iz'an sahibi erdemli insanlar çıkmadı. Fakat onlardan az bir kısmını kurtardık. Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkar idiler.

Bekir Sadak

Sizden onceki nesillerin ileri gelenleri, yeryuzunde bozgunculuga engel olmali degil miydiler? Onlardan kurtardiklarimiz pek azdir. Kendilerine verilen nimete karsi haksizlik edenlere uyanlar ise suclu oldular.

Celal Yıldırım

Sizden önceki nesillerden akıl ve idrâk sahiplerinin yeryüzünde fitne ve fesadı yasaklamaları gerekmiyor muydu ? Onlardan kurtardığımızın pek azı ancak (bu fazileti gösterip mücâdele etmişti). O zulmedenler ise kendilerine sunulan refahın peşine düştüler, zaten onlar suçlu günahkârlar idi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sizden önceki toplumlar içinde yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek birikimli kimseler bulunsaydı ya! Onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kesim bunu yaptı. Zulmedenlerse içinde şımartıldıkları refahın peşine düşüp günahkâr oldular.

Diyanet İşleri

Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkar kimseler oldular.

Diyanet İşleri (eski)

Sizden önceki nesillerin ileri gelenleri, yeryüzünde bozgunculuğa engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Kendilerine verilen nimete karşı haksızlık edenlere uyanlar ise suçlu oldular.

Diyanet Vakfi

Sizden önceki asırlarda yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır (bunlar görevlerini yaptılar). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr idiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sizden önceki devirlerden bakıyye sahipleri (kitap ehli) yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı ne iyi olurdu. Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi sizden önceki devirlerden yeryüzünde bozgunculuğu yasaklayan faziletli kimseler bulunmalıydı. Ancak onlardan, yalnızca kurtardığımız pek az kimselerden başka yok. Zulmedenler ise kendisi ile şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve hep suçlu oldular.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi sizden evvelki karnlardan bakıyye sahipleri Yer yüzünde fesaddan nehyeder olsalardı; lakin onlardan necata irdirdiğimiz pek az kimselerden başka yok, o zulmetmekte bulunanlar ise şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve hep mücrim oldular

Erhan Aktaş

Keşke sizden önceki nesillerde yeryüzünde fesatlığa karşı çıkan faziletli kimseler olmuş olsaydı. Onlardan ancak çok azını kurtuluşa erdirdik. Zulmedenler ise içinde bulundukları refaha dalıp böylece mücrim kimseler oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Keşke sizden önceki nesillerde yeryüzünde fesatlığa karşı çıkan faziletli kimseler olmuş olsaydı. Onlardan ancak çok azını kurtuluşa erdirdik. Zulmedenler ise içinde bulundukları refaha dalıp böylece mücrim kimseler oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Keşke sizden önceki nesiller de, yeryüzünde fesatlığa karşı çıkan faziletli kimseler olmuş olsaydı. Onlardan ancak çok azını kurtuluşa erdirdik. Zulmedenler ise içinde bulundukları refaha dalıp böylece suçlu kimseler oldular.

Fizilal-il Kuran

Sizden önceki kuşaklardan, yeryüzünde bozgunculuktan sakındıran birtakım akıllı ve erdemli kimseler çıksaydı ya! Sadece toplu felaketlerden kurtardığımız az sayıda kimse bu görevi yerine getirdi. Zalimler ise kendilerini şımartan ihtiraslarına kapılarak ağır suçlara daldılar.

Gültekin Onan

Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu günahkarlardı.

Hamdi Döndüren

Sizden önceki kuşaklardan, yeryüzünde bozgunculuğu engelleyecek akıllı (erdemli) kişiler olmalıydı! Ama onlar arasında kendilerini kurtardığımız pek az kimse dışında (bunu yapan olmadı). Zulmedenler ise kendilerine verilen lüks ve eğlencenin peşine düştüler ve günahkâr oldular.

Hasan Basri Çantay

Sizden önceki devirlerde (insanları) yer yüzünde fesad (çıkarmak) dan vaz geçirmiye çalışacak (bu suretle onları helakden kurtaracak) fazilet saahibleri bulunmalı değil miydi? (O devirlerin insanları) içinden (vazifelerini yapdıkları için) kurtardığımız (kimseler) ancak (pek) azdır. Zaalim olanlar ise yalınız kendilerine verilen (dünyevi) refahın ardına düşdüler, günahkar insanlardı onlar.

Hasib Asutay

Sizden önceki devirlerde, yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr idiler.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki sizden önceki (helâk ettiğimiz) nesiller içinde, yeryüzünde fesad çıkarmaktan (insanları) men' eden fazîletli kimseler bulunmalı değil miydi? Onlardan, kurtardığımız pek az kimse müstesnâ (içlerinde fazîletli insanlar yoktu). Zulmedenler ise, içinde şımartıldıklarının (o sayısız ni'metlerin) peşine düştü ve günahkâr kimseler oldular.

İbni Kesir

Sizden önceki nesillerin ileri gelenleri yeryüzünde bozgunculuğa engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Zalim olanlar ise yalnız kendilerine verilen refahın ardına düştüler. Suçlu kimselerdi onlar.

Mehmet Okuyan

Sizden önceki nesillerden yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak değerli (bilge) kişiler bulunsaydı ya! Fakat onlardan (görevlerini yapan), kurtardığımız az bir kısmı hariç (diğerleri görevlerini yapmamışlardı). Haksızlık edenler ise kendilerine verilen refahın peşine düşmüşlerdi; zaten onlar suça dalan kişilerdi.

Muhammed Esed

Fakat, ne yazık ki, (yok ettiğimiz) sizden önceki kuşaklar arasından, yeryüzünde yozlaşmaya karşı çıkan -(doğru yolu izledikleri için) kendilerini kurtardığımız küçük toplulukların dışında- akıl / iz'an ve erdem sahibi kimseler çıkmadı. Ve zulme eğilim gösteren çoğunluk yalnızca kendilerini yozlaştıran hazların peşine düşüp günaha gömülüp gittiler.

Mustafa İslamoğlu

Keşke çıksaydı, ama ne yazık ki sizden önceki nesiller arasından, kendilerini kurtardığımız bir azınlık dışında, yeryüzünde toplumsal çürümeye karşı direnen akıllı ve erdemli kimseler çıkmadı. Zulme eğilimli çoğunluksa, ayartıcı dünyevi zevklerin peşine takıldılar ve günaha gömülüp gittiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sizden evvelki asırlarda yeryüzünde fesattan nehyeder bir kısım fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? Ancak onlardan necâta erdirdiğimiz bir azı müstesna, ve o zulmedenler ise kendilerinin içinde bulundukları refaha (dünya varlığına) uydular ve günahkâr kimseler oldular.

Ömer Öngüt

Sizden önceki asırlarda faziletli kimselerin yeryüzünde bozgunculuğu önlemeye çalışmaları gerekmez miydi? Ancak onlar arasından kendilerini kurtardığımız pek az kişi böyle yaptı. Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten onlar günahkâr idiler.

Suat Yıldırım

Sizden önceki nesillerde, dünyada fesat ve düzensizliği menedecek, böylece onları helâk olmaktan koruyacak idrâk ve fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? Onların içinden görevlerini yaptıklarından ötürü kurtardığımız az kimse var. Zalimler ise içinde bulundukları refahın ardına düştüler. Doğrusu onlar suçlu kimselerdi.

Süleyman Ateş

Sizden önceki nesillerden akıllı kimselerin, yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan men'etmeleri gerekmez miydi? Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardığımız pek az kişi böyle yaptı. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın peşine düşüp şımardılar ve suç işleyenler olup çıktılar.

Süleymaniye Vakfı

Sizden önceki dönemlerde bilgi birikimi olanlar o yerlerdeki bozulmalardan sakındırsalardı olmaz mıydı? Kendilerini kurtardığımız az kimse dışında bunu yapan olmadı. Yanlış yapanlar, kendilerini şımartan şeylerin ardına düştüler ve suçlular haline geldiler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizden önceki dönemlerde birikimi olanlar o yerlerdeki bozulmaya karşı çıksalardı olmaz mıydı? Kendilerini kurtardığımız az kimse dışında bunu yapan olmadı. Yanlış yapanlar, şımartıldıkları şeyin arkasını bırakmadı ve günahkarlar haline geldiler.

Şaban Piriş

Sizden önceki devirlerde yeryüzünde fesattan vazgeçirmeye çalışacak fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? Onlardan sadece çok azını kurtardık. Fakat zalimler kendilerine verilen nimetlerle azdılar. Günahkar oldular.

Tefhim-ul Kuran

Sizden önceki kuşaklardan onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu günahkârlardı.

Ümit Şimşek

Keşke sizden önceki nesillerden, yeryüzünde bozgunculuğun önüne geçecek söz sahibi insanlar olsaydı! Lâkin, onlardan kurtuluşa erdirdiğimiz pek azı bunu yaptı. Zulmedenler ise daldıkları refahın peşine düştüler de mücrim olup çıktılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Sizden önceki kuşakların söz ve eser sahibi olanları, yeryüzünde bozgunculuktan alıkoymalı değiller miydi? Ama içlerinden kurtarmış olduklarımızın az bir kısmı dışında hiçbiri bunu yapmadı. Zulme sapanlar ise içine gömüldükleri servet şımarıklığının ardına düşüp suçlular haline geldiler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Heç olmasa, sizdən əvvəlki nəsillərdə yer üzündə fitnə-fəsad törətməyi qadağan edən ağıl və hikmət sahibləri olaydı. Onlardan yalnız xilas etdiyimiz az bir qismi belə idi. Zülm edənlər isə onlara verilmiş dünyanın ləzzətinə uydular və günahkar oldular.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Barı, sizdən əvvəlki nəsillərin ağıl və fəzilət (hünər) sahibləri yer üzündə fitnə-fəsad törətməyi qadağan edəydilər! Onların xilas etdiyimiz az bir qismi istisnadır. (Onlar keçmiş peyğəmbərlərin əshabələridir ki, insanlara yaxşı işlər görməyi əmr edər, pis işləri yasaq edərdilər.) Zalımlar isə onlara verilmiş neʼmətə (dünyanın ləzzətinə) uydular və günahkar oldular.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Warum gab es unter den Generationen vor euch keine Fähigeren, die den Menschen verboten hätten, auf Erden Unheil zu stiften? Nur wenige gab es, die Wir mit errettet haben. Die Ungerechten aber folgten ihren Gelüsten und waren Übeltäter.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn es unter den Geschlechtern vor euch doch nur Leute mit einem Rest (von Tugend) gegeben hätte, die verbieten, auf der Erde Unheil zu stiften - bis auf wenige unter denen, die Wir von ihnen retteten! Diejenigen, die Unrecht taten, folgten dem ihnen verliehenen üppigen Leben und wurden Übeltäter.

Almanca — M. A. Rassoul

Wären nur unter den Geschlechtern vor euch Leute von Verstand gewesen, die der Verderbtheit auf Erden hätten entgegensteuern können - ausgenommen die wenigen, die Wir aus ihrer Zahl erretteten ! Doch die Frevler folgten dem, was ihnen Genuß und Behagen versprach, und sie übertraten (die Gebote)

Almanca — Muhammad Zaidan

Hätte es doch aus den Generationen vor euch manche gegeben, die einsichtig waren, welche Verderben auf Erden verboten! Ausgenommen davon sind die Wenigen aus denen, die WIR erretteten. Diejenigen, die Unrecht begingen, folgten jedoch dem, worin sie Luxus fanden, und sie waren schwer Verfehlende.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

If only there had been among the preceding generations a class of persons virtuous, strong and influential enough to warn people against corruption and to forbid mischief on earth and prohibit perversion as did the few of them whom We saved. But the wrongful of actions pursued pleasure, and lust after the mundane vanity they were entangled with, and were steeped in crime.

Abdul Haleem

If only there had been, among the generations before your time, people with a rem-nant of good sense, to forbid corruption on the earth! We saved only a few of them, while the unjust pursued the enjoyment of plenty, and persisted in sin.

Abdullah Yusuf Ali

Why were there not, among the generations before you, persons possessed of balanced good sense, prohibiting (men) from mischief in the earth - except a few among them whom We saved (from harm)? But the wrong-doers pursued the enjoyment of the good things of life which were given them, and persisted in sin.

Abul A'la Maududi

Why were there not, out of the generations that passed away before you, righteous men who would forbid others from causing corruption on the earth? And if such were there, they were only a few whom We had saved from those generations, or else the wrong-doers kept pursuing the ease and comfort which had been conferred upon them, thus losing themselves in sinfulness.

Aisha Bewley

Would that there had been more people with a vestige of good among the generations of those who came before you, who forbade corruption in the earth, other than the few among them whom We saved. Those who did wrong gladly pursued the life of luxury that they were given and were evildoers.

Al-Hilali & Khan

If only there had been among the generations before you persons having wisdom, prohibiting (others) from Al-Fasâd (disbelief, polytheism, and all kinds of crimes and sins) in the earth, (but there were none) - except a few of those whom We saved from among them! Those who did wrong pursued the enjoyment of good things of (this worldly) life, and were Mujrimûn (criminals, disbelievers in Allâh, polytheists, sinners).

Ali Quli Qarai

Why were there not among the generations before you a remnant [of the wise] who might forbid corruption in the earth, except a few of those whom We delivered from among them? Those who were wrongdoers pursued that in which they had been granted affluence, and they were a guilty lot.

Amatul Rahman Omar

Why, then, were there not among the generations that preceded you persons possessed of excellence who would forbid the perpetration of evil in the land. But there were only a few of those (who acted righteously and) whom We had saved from among them. And (all others) who had committed wrong pursued that (wanton) ease and plenty they were afforded with (and this led to their rebellion and disobedience), and they became those who cut off their ties (with Allâh).

Arthur John Arberry

Or if there had been, of the generations before you, men of a remainder forbidding corruption in the earth -- except a few of those whom We delivered of them; but the evildoers followed the ease they were given to exult in and became sinners.

Bijan Moeinian

What a shame that in the past there were not good people who would forbid the people of making mischief. If there were any, there were very few who were saved from [the punishment imposed upon] those nations. As for the wrong-doers, they were absorbed with their materialistic pre-occupations and ended up as criminals.

E. Henry Palmer

And were there among the generations before you any endowed with a remnant (of piety) forbidding evildoing in the earth, save a few of those whom we saved; but the evildoers followed what they enjoyed, and were sinners.

Edip-Layth

If only there was from the previous generations a people with wisdom who deterred from the corruption on earth, except the few that We saved of them. Those who were wicked followed the enjoyment they were in, and they were criminal.

George Sale

Were such of the generations before you, indued with understanding and virtue, who forbad the acting corruptly in the earth, any more than a few only of those whom We delivered? But they who were unjust followed the delights which they enjoyed in this world, and were wicked doers:

Hamid S. Aziz

And be you patient, for Allah wastes not the wages of those who do good.

Mahmoud Ghali

So, if only there been of the generations even before you, (remaining nations) endowed with (i. e., of understanding) forbidding corruption in the land-only a few of them whom We delivered. And the ones who did injustice closely followed whatever luxury they were made to live in; and they were criminals.

Marmaduke Pickthall

If only there had been among the generations before you men possessing a remnant (of good sense) to warn (their people) from corruption in the earth, as did a few of those whom We saved from them! The wrong-doers followed that by which they were made sapless, and were guilty.

Mohamed Ahmed - Samira

If only there had been men endued with virtue in the ages before you, who could preserve men from doing evil in the world, other than the few We saved from among them. Those who were wicked followed that which made them dissolute, and became sinners.

Muhammad Asad

BUT, ALAS, among those generations [whom We destroyed] before your time there were no people endowed with any virtue - [people] who would speak out against the [spread of] corruption on earth -except the few of them whom We saved [because of their righteousness], whereas those who were bent on evildoing only pursued pleasures which corrupted their whole being, and so lost themselves in sinning.

Mustafa Khattab

If only there had been among the ˹destroyed˺ peoples before you, ˹O believers,˺ virtuous individuals who forbade corruption in the land—other than the few We had saved ˹from the torment˺. But the wrongdoers ˹only˺ pursued their ˹worldly˺ pleasures, becoming wicked.

Progressive Muslims

If only there was from the previous generations a people with wisdom who deterred from the corruption on Earth, except the few that We saved of them. And those who were wicked followed the enjoyment they were in, and they were criminal.

Sahih International

So why were there not among the generations before you those of enduring discrimination forbidding corruption on earth - except a few of those We saved from among them? But those who wronged pursued what luxury they were given therein, and they were criminals.

Sam Gerrans

Oh, that among the generations before you there had but been a remnant forbidding corruption in the land save a few whom We saved among them! But those who did wrong followed what they had been given therein of opulence, and were lawbreakers.

Shabbir Ahmed

(Here is a lesson for the future of humanity. ) Alas, among the older generations there were few people of virtue, those who would take a stand against corruption and disorder in the land. Except the few whom We saved for their righteousness. Whereas most people indulged in violation of human rights, enjoying the fleeting delights of the world and thriving on the fruit of others' toil.

Syed Vickar Ahamed

Why were there not, from generations before you, persons with balanced wisdom (and good sense), who prohibited (men) from mischief in the earth— Except a few of them whom We saved (from harm)? But the wrongdoers chased the enjoyment of the good things of life that were given to them and continued in sin (as criminals).

Taqi Usmani

Then, why is it that there were no people, among the generations before you, who would have enough remnants of wisdom to stop others from creating disorder in the land, except a few among them whom We saved (from Our punishment)? And the wrongdoers pursued the luxuries they were involved in, and they became sinners.

The Monotheist Group

If only there was from the previous generations a people with wisdom who prohibited corruption on the earth, except the few that We saved of them. And those who were wicked followed the enjoyment they were in, and they were criminal.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si seulement il existait, dans les générations dʹavant vous, des gens vertueux qui interdisent la corruption sur terre! (Hélas) Il nʹy en avait quʹun petit nombre que Nous sauvâmes, alors que les injustes persistaient dans le luxe (exagéré) dans lequel ils vivaient, et ils étaient des criminels.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

De bila di dewrên beriya we de zanayên xwedanbîr û bawer hebûna da ku li ser erdê xerabî bidana paş, lê belê ji hindikên ku me (ew ji kufrê) reha kirin pê ve (kesî ew nekir). Ew ên sitemkar jî li dûv xweşiya xwe çûn û ew her gunehkar bûn.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als er onder de generaties van voor jullie tijd maar mensen met bezonnenheid waren geweest die verboden op de aarde verderf te brengen; er waren er slechts enkelen, die Wij redden. Zij die onrecht deden joegen het hun verleende luxeleven na en zij waren boosdoeners.

Hollandaca — Siregar

Waren er maar onder de generaties vóór jullie bezitters van inzicht geweest, die weerhielden van het verderf op aarde (maar deze waren niet), met uitzondering van enkelen van hen die Wij hebben gered. En degenen die onrecht pleegden, joegen de weelde na waarin zij leefden, eti zij waren misdadigers.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

О, если бы были [оказались] среди поколений (живших) до вас люди обладающие продолжением [верой, здравым умом, праведностью и влиянием], которые удерживали бы (других) от нечестия на земле [от неверия и грехов]! (Так они указали бы им путь спасения от наказания Аллаха.) Но (таких удерживающих оказалось) немного (даже) из числа тех, кого Мы спасли. (И их мало кто слушал, и еще меньше следовали их наставлениям.) И последовали те, которые злочинствовали, за той роскошью, чем они были наделены [погрязли в земных наслаждениях] (отказавшись от Веры и повиновения Аллаху), и были они (совершая это) бунтарями [неверующими].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

DET ÄR olyckligt (för människorna) att det bland de släkten (som Vi lät gå under) före er tid, inte fanns fler kloka och sansade människor, som (försökte) hejda oordningen och sedefördärvet på jorden! Dessa var bara ett fåtal bland dem Vi räddade, medan de orättfärdiga hängav sig åt ett förvekligande liv av nöjen och njutningar och sjönk (allt djupare) ned i synd.