Hud Suresi 107. Ayet — Elfaz
Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.
1خَالِدِينَḣālidīneonlar sürekli kalıcıdırlarİsimخ ل دKalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmak
2فِيهَاfīhāoradaHarf-i Cer+Zamir
3مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4دَامَتِdāmetidurdukçaMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeد و مDevam etmek, dayanmak, ısrar etmek, kalmak, sebat etmek, sürmek, hareketsiz durmak, hayatta kalmak.
5السَّمٰوَاتُs-semāvātugöklerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
6وَالْاَرْضُve l-erDuve yerBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
7اِلَّاillādışındaHasr Edatı
8مَاmākimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
9شَاءَşā'ediledikleriMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
10رَبُّكَrabbukeRabbininİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
11اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
12رَبَّكَrabbekeRabbinİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
14لِمَاli māHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
15يُرِيدُyurīdudilediğiniMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).