Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.

خَالِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ اِلَّا مَا شَاءَ رَبُّكَ اِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِمَا يُرِيدُ

ḣālidīne fīhā mā dāmeti s-semāvātu ve l-erDu illā mā şā'e rabbuke inne rabbeke feǎǎālun li mā yurīdu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1خَالِدِينَḣālidīneخ ل دKalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmakonlar sürekli kalıcıdırlar
2فِيهَاfīhāorada
3مَا
4دَامَتِdāmetiد و مDevam etmek, dayanmak, ısrar etmek, kalmak, sebat etmek, sürmek, hareketsiz durmak, hayatta kalmak.durdukça
5السَّمٰوَاتُs-semāvātuس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökler
6وَالْاَرْضُve l-erDuا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yer
7اِلَّاillādışında
8مَاkimseler
9شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdiledikleri
10رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
11اِنَّinneşüphesiz
12رَبَّكَrabbekeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
13فَعَّالٌfeǎǎālunف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapandır
14لِمَاli mā
15يُرِيدُyurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).dilediğini

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbinin dilediğinden başka hepsi de orada ebedî kalır göklerle yeryüzü durdukça; şüphe yok ki Rabbin, dilediğini dilediği gibi yapar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rabbinin dilediğinden başka hepsi de orada ebedî kalır göklerle yeryüzü durdukça; şüphe yok ki Rabbin, dilediğini dilediği gibi yapar.

Adem Uğur

Rabbinin dilediği hariç, (onlar) gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkıyla yapandır.

Ahmed Hulusi

Semalar ve arz (şuurları ve bedenleri) var oldukça onda ebedi kalırlar; Rabbinin dilemesi müstesna. . . Muhakkak ki Rabbin (hakikatin olan Allah Esma'sının bileşimi) irade ettiğini fiile dönüştürür!

Ahmet Tekin

Rabbinin sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan hal, daha ağır cezalar müstesna, gökler ve yer daim olup durdukça, o ateşte ebedî kalacaklar. Rabbin her an iradesinin tecellisini hakkıyla icra gücüne sahiptir, dilediği kanunları kor.

Ahmet Varol

Rabbinin diledikleri dışında onlar, gökler ve yer durdukça orada sürekli kalıcıdırlar. Şüphesiz Rabbin dilediğini yapandır.

Ali Bulaç

Onlar, Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Çünkü Rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.

Ali Fikri Yavuz

(Ahiretin) gökleri ve yeri durdukça, onlar, cehennem’de ebedî olarak kalıcıdırlar, Ancak Rabbinin dilediği başka (dilediğinin azabını başka bir azaba çevirir, veya azab çeken müminleri selâmete çıkarır, cennete kor.) Çünkü Rabbin, dilediğini, hemen noksansız yapar.

Ali Rıza Safa

Efendinin dilemesi dışında, gökler ve yeryüzü durdukça, sürekli orada kalacaklardır. Kuşkusuz, Efendin, dilediğini yapar.

Bayraktar Bayraklı

Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte süreli kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkı ile yapandır.

Bekir Sadak

Rabbinin dilemesi bir yana, gokler ve yer durdukca, orada temelli kalacaklardir. Rabbin, suphesiz, her istedigini yapar.

Celal Yıldırım

Gökler ve yer durdukça orada temelli kalıcılardır; ancak Rabbin dilediği müstesna. Çünkü Rabbin dilediğini (hakkıyle) yapıp yerine getirendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Rabbin gerçekten istediğini yapar.

Diyanet İşleri

Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.

Diyanet İşleri (eski)

Rabbinin dilemesi bir yana, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır. Rabbin, şüphesiz, her istediğini yapar.

Diyanet Vakfi

Rabbinin dilediği hariç, (onlar) gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkıyla yapandır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb'inin diledikleri başka. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar orada gökler ve yer durdukça sürekli kalacaklardır. Ancak Rabbin dilediği süre başka; çünkü Rabbin, dilediğini yapandır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar, orada Semavat ve Arz durdukça muhalled olacaklar ancak rabbının dilediği müddet başka, çünkü rabbın "dilediğini yapan"dır

Erhan Aktaş

Rabb'in, aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'in, aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'in, aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.

Fizilal-il Kuran

Gökler ile yer durdukça, Rabbinin dileği uyarınca cehennemlikler orada sürekli kalacaklardır. Hiç kuşkusuz Rabbin neyi isterse onu yapar.

Gültekin Onan

Onlar, rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Çünkü rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.

Hamdi Döndüren

Onlar, -Rabbinin dilemesi dışında- gökler ve yer durdukça orada sürekli olarak kalırlar. Çünkü Rabbin dilediğini yapar.

Hasan Basri Çantay

Gökler ve yer durdukça orada ebedi kalıcıdırlar. Rabbinin dilediği (müddet) başka. Çünkü Rabbin ne dilerse hakkıyle onu yapandır.

Hasib Asutay

Rabbinin dilediği hariç, (onlar) gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır.

Hayrat Neşriyat

Gökler ve yer durdukça orada ebedî olarak kalıcıdırlar; ancak Rabbinin dilediği müstesnâ. Çünki Rabbin, ne dilerse hakkıyla yapandır.

İbni Kesir

Gökler ve yer durdukça orada temelli kalacaklardır. Rabbının dilediği müddet başka. Muhakkak ki Rabbın, dilediğini elbette yapandır.

Mehmet Okuyan

Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki Rabbin istediğini yapandır.

Muhammed Esed

(Ve) Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer yerinde durduğu sürece orada kalacaklar: çünkü, dilediğini yapan (Allah')tır, senin Rabbin.

Mustafa İslamoğlu

Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer orada durduğu sürece onlar da orada kalmayı sürdürecekler: Unutma ki senin Rabbin dilediğini yapan (Allah)tır.

Ömer Nasuhi Bilmen

(Onlar) Orada gökler ve yer devam ettikçe ebedî surette duruculardır. Rabbinin dilediği müddet müstesna. Şüphe yok ki, senin Rabbin dilediğini bihakkın işleyicidir.

Ömer Öngüt

Rabbinin dilediği hariç, diğerleri gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır. Muhakkak ki Rabbin dilediğini yapandır.

Suat Yıldırım

Senin Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça, orada ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin dilediğini yapar.

Süleyman Ateş

Gökler ve yer durdukça orada sürekli kalacaklardır. Meğer Rabbin, çıkmalarını dilemiş olsun. Çünkü Rabbin, istediğini yapandır.

Süleymaniye Vakfı

Rabbin farklı tercihte bulunmazsa; onlar, gökler ve yer durdukça orada ölümsüz olarak kalacaklar. Senin Rabbin irade ettiği her şeyi yapar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökler ve yer durdukça onlar da orada kalacaklardır. Rabbinin çıkaracakları başka. Rabbin ne dilerse onu yapar.

Şaban Piriş

Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer durdukça onlar da ateşte daimidirler. Şüphesiz Rabbin, dilediğini yapandır.

Tefhim-ul Kuran

Onlar, Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada temelli kalacaklardır. Çünkü Rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.

Ümit Şimşek

Gökler ve yer durdukça onlar da orada sürekli kalırlar-Rabbinin dilemesi müstesna. Şüphesiz ki Rabbin dilediğini yapar.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada hep kalacaklardır. Rabbin, dilediğini öyle bir yerine getirir ki!...

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Rəbbinin istədiyi istisna olmaqla, göylər və yer durduqca onlar orada əbədi qalacaqlar. Həqiqətən, Rəbbin istədiyini edəndir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Rəbbinin istədiyi (tövhid və iman əhli) istisna olmaqla, onlar orada əbədi–göylər və yer durduqca qalacaqlar. Həqiqətən, Rəbbin istədiyini edəndir. (Günahkar möʼminlər kafirlərdən fərqli olaraq bir müddət Cəhənnəmdə qalıb günahları təmizlənəndən sonra Allahın iznilə Cənnətə daxil ediləcəklər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden dort ewig bleiben, solange die Himmel und die Erde bestehen, es sei denn, Gott will es anders. Dein Herr macht, was Er will.

Almanca — Der Edle Quran

ewig darin zu bleiben, solange die Himmel und die Erde währen, außer was dein Herr will. Dein Herr tut immer, was Er will.

Almanca — M. A. Rassoul

Darin werden sie auf ewig bleiben, solange die Himmel und die Erde dauern, es sei denn, dein Herr will es anders. Wahrlich, dein Herr tut, was Er will.

Almanca — Muhammad Zaidan

Darin 1 bleiben sie ewig, wie die Himmel und die Erde (des Jenseits) bleiben - außer was dein HERR will. Gewiß, dein HERR macht, was ER will.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They shall remain within as long as the heavens and the earth last except as Allah wills; Allah, your Creator, does what He will.

Abdul Haleem

there to remain for as long as the heavens and earth endure, unless your Lord wills otherwise: your Lord carries out whatever He wills.

Abdullah Yusuf Ali

They will dwell therein for all the time that the heavens and the earth endure, except as thy Lord willeth: for thy Lord is the (sure) accomplisher of what He planneth.

Abul A'la Maududi

They shall abide in it as long as the heavens and the earth endure, unless your Lord may will otherwise. Surely your Lord does whatsoever He wills.

Aisha Bewley

remaining in it timelessly, for ever, as long as the heavens and earth endure, except as your Lord wills. Your Lord is the Doer of what He wills.

Al-Hilali & Khan

They will dwell therein for all the time that the heavens and the earth endure, except as your Lord wills. Verily, your Lord is the Doer of whatsoever He intends (or wills).

Ali Quli Qarai

They shall remain in it for as long as the heavens and the earth endure —except what your Lord may wish; indeed your Lord does whatever He desires.

Amatul Rahman Omar

And they shall abide therein, unless your Lord otherwise will, so long as the heavens and the earth (thereof) endure. Surely, your Lord does bring about very well what He intends (to do).

Arthur John Arberry

so long as the heavens and earth abide, save as thy Lord will; surely thy Lord accomplishes what He desires.

Bijan Moeinian

They will "live" in the Hell as long as the heavens and the earth shall last, unless your Lord decides otherwise as it is the Lord Who [makes the laws and] may do whatever He wants.

E. Henry Palmer

so long as the heavens and the earth endure; save what thy Lord will. Verily, thy Lord is one who works His will.

Edip-Layth

They will abide in it as long as the heavens and earth exist, except for what your Lord wishes. Your Lord does as He pleases.

George Sale

They shall remain therein so long as the heavens and the earth shall endure; except what thy Lord shall please to remit of their sentence; for thy Lord effecteth that which He pleaseth.

Hamid S. Aziz

And as for those who are wretched, they will be in the Fire; sighing and wailing will be their lot,

Mahmoud Ghali

Eternally therein (abiding) so long as the heavens and the earth (endure), except whatever your Lord decides; surely your Lord is The Sublime Performer of whatever He wills.

Marmaduke Pickthall

Abiding there so long as the heavens and the earth endure save for that which thy Lord willeth. Lo! thy Lord is Doer of what He will.

Mohamed Ahmed - Samira

Where they will dwell so long as heaven and earth endure, unless your Lord will otherwise. Verily your Lord does as He wills.

Muhammad Asad

therein to abide as long as the heavens and the earth endure-unless thy Sustainer wills it otherwise: for, verily, thy Sustainer is a sovereign doer of whatever He wills.

Mustafa Khattab

staying there forever, as long as the heavens and the earth will endure, except what your Lord wills.[1] Surely your Lord does what He intends.

Progressive Muslims

They will abide in it as long as the heavens and Earth exist, except for what your Lord wishes. Your Lord does as He pleases.

Sahih International

[They will be] abiding therein as long as the heavens and the earth endure, except what your Lord should will. Indeed, your Lord is an effecter of what He intends.

Sam Gerrans

They abiding eternally therein so long as the heavens and the earth endure save that thy Lord should will; thy Lord is doer of what He wills.

Shabbir Ahmed

Therein to abide, as long as the New Universe endures; that is time beyond count, unless your Lord decrees otherwise. Your Lord is Doer of what He Wills in the World of Command. (The current Universe will be dismantled for a new Universe (5:44), (14:48), (21:104), (25:22), (39:37), (69:16), (70:9).

Syed Vickar Ahamed

They will live there for all the time that the heavens and the earth can bear, except as what your Lord wills: Verily, your Lord is (truly the) Accomplisher of what He plans.

Taqi Usmani

They shall remain there forever, as long as the heavens and the earth remain intact, unless your Lord wills (otherwise). Surely, your Lord does what He intends.

The Monotheist Group

Abiding therein as long as the heavens and the earth exist, except for what your Lord wishes. Your Lord does as He pleases.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Pour y demeurer éternellement tant que dureront les cieux et la terre - à moins que ton Seigneur en décide autrement - car ton Seigneur fait absolument tout ce quʹIl veut.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji bilî yê Xwedayê te bivê, heta erd û asîman hebin ew ê her û her di êgir de bin, bêguman Xwedayê te ya ku bivê wê dike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Altijd zullen zij daarin blijven zolang de hemelen en de aarde bestaan -- behalve als jouw Heer het anders wil -- jouw Heer doet altijd wat Hij wenst.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zullen daarin zoo lang verwijlen, als de hemelen en de aarde duren, behalve wat door den Heer, naar zijn behagen, van hunne straf zal worden afgenomen; want uw Heer doet wat hem behaagt.

Hollandaca — Siregar

Eeuwig levend verblijven zijn daarin, zolang de hemelen en de aarde voortbestaan, tenzij jouw Heer anders wil. Voorwaar, jouw Heer doet wat Hij wil.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

вечно пребывая там, – пока длятся небеса и земля, если только не пожелает твой Господь (иного) [из Ада будут выведены все грешники, у которых в сердце была истинная вера хоть на вес пылинки], – ведь поистине твой Господь – исполнитель того, что Он желает!

Rusça — Osmanov

Они пребудут там вечно, доколе существуют небеса и земля, если только Господу твоему не будет угодно [прекратить наказание]. Воистину, Господь твой вершит то, что пожелает.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

skall de förbli där så länge himmel och jord består, om inte din Herre vill annorlunda - din Herre gör vad Han vill.