(1-4) Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsin.

لِاِيلَافِ قُرَيْشٍ اِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَيْتِ اَلَّذِٓي اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ

li īlāfi ḳurayşin / īlāfihim riHlete ş-şitā'i ve S-Sayfi / fe l yeǎ'budū rabbe hāƶā l-beyti / elleƶī eT'ǎmehum min cūǐn ve āmenehum min ḣavfin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِاِيلَافِli īlāfiا ل فBir şeye bağlı kalmak, sık sık ziyaret etmek, alışkanlıkla başvurmak, bir şeye aşina olmak veya alışmak, sosyal/arkadaşça/dostça olmak, sevmek/onaylamak/dostane olmak, korumak/güvence altına almak, güvenlikten sorumluluğu içeren anlaşma/yükümlülük. Birleştirmek veya bir araya getirmek, birlik/ittifak/anlaşma durumu, birleşme veya arkadaşlığa sebep olmak, toplamak/bağlamak/birleştirmek/birleşmek. Bin olmak. İyi bilinen belirli bir yuvarlak sayı.alıştırdığı için
2قُرَيْشٍḳurayşinقريشKureyşi
1اِيلَافِهِمْīlāfihimا ل فBir şeye bağlı kalmak, sık sık ziyaret etmek, alışkanlıkla başvurmak, bir şeye aşina olmak veya alışmak, sosyal/arkadaşça/dostça olmak, sevmek/onaylamak/dostane olmak, korumak/güvence altına almak, güvenlikten sorumluluğu içeren anlaşma/yükümlülük. Birleştirmek veya bir araya getirmek, birlik/ittifak/anlaşma durumu, birleşme veya arkadaşlığa sebep olmak, toplamak/bağlamak/birleştirmek/birleşmek. Bin olmak. İyi bilinen belirli bir yuvarlak sayı.onları alıştırdığı için
2رِحْلَةَriHleteر ح لAyrılmak, heybe, deveye semer vurdu, deveye bağladı, binmek, sürdü, paketlemek, kervan, taşınmak/seyahat etmek/yolculuk yapmakyolculuğuna
3الشِّتَاءِş-şitā'iش ت وKışı geçirmek, soğuk olmak, kışlamak.kış
4وَالصَّيْفِve S-Sayfiص ي فYazı geçirmekve yaz
1فَلْيَعْبُدُواfe l yeǎ'budūع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulluk etsinler
2رَبَّrabbeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbine
3هٰذَاhāƶābu
4الْبَيْتِl-beytiب ي تEv, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiirYapı
1اَلَّذِٓيelleƶī-kimseler/olanlar
2اَطْعَمَهُمْeT'ǎmehumط ع مYemek yemek/tatmak/yutmak, lezzetlendirmek/tadını çıkarmak, iştah/arzu, beslemek/tedarik etmek, yeme şekli, yiyecek/öğün, yetiştirmek, olgunlaşmış meyve, bir erkekte takdir edilebilir nitelik (örneğin zeka/ihtiyat/sağduyu), yiyecek bakımından iyi durum/hal, çok yiyen kimse, yeme yeriDoyurulan-
3مِنْmin-tan (kurtardı)
4جُوعٍcūǐnج و عAç olmak, karnı boş olmak, bir şey için acıkmak veya özlem duymak, bir şeyi (sanki acıkırmış gibi) arzulamak ve özlemek.açlık-
5وَاٰمَنَهُمْve āmenehumا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve onları güvene kavuşturdu
6مِنْmin-dan
7خَوْفٍḣavfinخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorku-

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öyle Rab ki doyurdu da kurtardı sizi açlıktan ve emîn etti sizi korkudan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Öyle Rab ki doyurdu da kurtardı sizi açlıktan ve emîn etti sizi korkudan.

Adem Uğur

Kendilerini açlıktan doyuran ve her çeşit korkudan emin kıldı.

Ahmed Hulusi

O ki, onları açlıktan doyurdu ve korkudan emin etti.

Ahmet Tekin

Kendilerini açlıktan kurtararak doyuran, korkudan kurtararak emniyete kavuşturan Allah’a kulluk ve ibadet etsinler.

Ahmet Varol

Ki o kendilerini açlıktan doyurmuş ve onları korkudan güvene kavuşturmuştur.

Ali Bulaç

Ki O, kendilerini açlıktan (kurtarıp) doyuran ve korkudan güvenliğe kavuşturandır.

Ali Fikri Yavuz

O Rab ki, onları açlıktan doyurdu ve kendilerini (Ashab-ı Fîl’in saldığı) korkudan emin kıldı...

Ali Rıza Safa

O, onları açlıktan doyurdu ve korkudan güvene kavuşturdu.

Bayraktar Bayraklı

O ki onları yedirip açlıktan kurtardı ve onları korkudan güvene kavuşturdu.

Bekir Sadak

(3-4) Oyleyse kendilerini acken doyuran ve korku icindeyken guven veren bu Kabe'nin Rabbine kulluk etsinler. *

Celal Yıldırım

O Rab ki, onları açlıktan (kurtarıp) doyurdu ve onları korkudan güvene kavuşturdu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(3-4) Onlar da kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve her çeşit korkudan emin kılan şu evin rabbine kulluk etsinler.

Diyanet İşleri

(1-4) Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsin.

Diyanet İşleri (eski)

(3-4) Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler.

Diyanet Vakfi

(1-4) Kureyş'e kolaylaştırıldığı, evet, kış ve yaz seyahatleri onlara kolaylaştırıldığı için onlar, kendilerini açlıktan doyuran ve her çeşit korkudan emin kılan şu evin Rabbine kulluk etsinler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O, kendilerini açlıktan kurtararak beslemiştir ve her tehlikeye karşı onlara emniyet vermiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ki kendilerini açlıktan doyurdu ve onları korkudan emin kıldı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki onları açlıktan doyurdu ve korkudan emin buyurdu.

Erhan Aktaş

Onları yedirip açlıktan korudu ve onları korkudan güvene kavuşturdu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları yedirip açlıktan korudu ve onları korkudan güvene kavuşturdu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları yedirip açlıktan korudu ve onları güvene kavuşturdu.

Fizilal-il Kuran

O Rabb ki kendilerini açlıktan doyurmuş ve korkudan güvenliğe eriştirmiştir.

Gültekin Onan

Ki O, kendilerini açlıktan (kurtarıp) doyuran ve korkudan güvenliğe kavuşturandır (amenehüm).

Hamdi Döndüren

O ki onları yedirip açlıktan kurtardı ve onları korkudan güvene kavuşturdu.

Hasan Basri Çantay

(O Rab ki) onları açlıkdan (kurtarıb) doyuran, kendilerine korkudan eminlik verendir O.

Hasib Asutay

O ki, kendilerini açlıktan doyurdu ve onları korkudan emin kıldı.

Hayrat Neşriyat

O (Beyt’in Rabbi) ki, onları açlıktan doyurdu ve kendilerini korkudan emîn kıldı.

İbni Kesir

Ki o, kendilerini açlıktan kurtarmış ve korkudan emin kılmıştır.

Mehmet Okuyan

O ki onları açlıktan (kurtarıp) doyurdu ve korkudan güvene kavuşturdu.

Muhammed Esed

O ki, aç kalmasınlar diye onları beslemiş ve tehlikelerden emin kılmıştır.

Mustafa İslamoğlu

Ki O, onları açlığa rağmen doyurmuş, her tür tehlike ve tehdide rağmen güvende kılmıştır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onları açlıktan (kurtarıp) doyurdu ve onları korkudan emin kıldı.

Ömer Öngüt

O ki, kendilerini açken doyurmuş, korku içindeyken her türlü korkudan emin kılmıştır.

Suat Yıldırım

Kendilerini açlıktan kurtarıp doyuran, korkudan emin kılan Rab’lerine kulluk etsinler!

Süleyman Ateş

O ki onları yedirip açlıktan kurtardı ve onları korkudan güvene kavuşturdu.

Süleymaniye Vakfı

Onları açlıktan (koruyup) doyuran ve korkudan emin kılan Rabbe!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları, açken doyurana, korku içinde olduklarında güvene kavuşturana...

Şaban Piriş

Onları açlıktan doyuran ve korkularından emin kılana..

Tefhim-ul Kuran

Ki O, kendilerini açlıktan (kurtarıp) doyuran ve onları korkudan güvenliğe kavuşturandır.

Ümit Şimşek

Öyle bir Rab ki, onları açlıktan kurtarıp doyurmuş ve korkudan emin kılmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

O ki, onları doyurup kurtardı açlıktan ve kendilerini güvene çıkardı korkudan.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Allah onlara aclıqdan sonra yemək verdi və qorxudan sonra əmin-amanlıq bəxş etdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Der ihnen Nahrung gegen den Hunger und Sicherheit gegen die Angst gewährte.

Almanca — Der Edle Quran

Der ihnen Speise nach ihrem Hunger gegeben und ihnen Sicherheit nach ihrer Furcht gewährt hat.

Almanca — M. A. Rassoul

Der sie speist nachdem sie gehungert haben, und ihnen Sicherheit gewährleistet, nachdem sie in Angst lebten !

Almanca — Muhammad Zaidan

Der sie nach Hungern speiste, und Sicherheit nach Furcht gewährte.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He saved them from hunger and gave them the security they longed for.

Abdul Haleem

who provides them with food to ward off hunger, safety to ward off fear.

Abdullah Yusuf Ali

Who provides them with food against hunger, and with security against fear (of danger).

Abul A'la Maududi

Who fed them against hunger, and secured them against fear.

Aisha Bewley

who has preserved them from hunger and secured them from fear.

Al-Hilali & Khan

(He) Who has fed them against hunger, and has made them safe from fear.

Ali Quli Qarai

who has fed them [and saved them] from hunger, and secured them from fear.

Amatul Rahman Omar

Who has fed them against hunger, and given them peace and security against all fear.

Arthur John Arberry

who has fed them against hunger and secured them from fear.

Bijan Moeinian

The same Lord who provides them with food when they are hungry and with security when they are in danger.

E. Henry Palmer

who feeds them against hunger and makes them safe against fear.

Edip-Layth

The One who fed them from hunger, and protected them from fear.

George Sale

who supplieth them with food against hunger, and hath rendered them secure from fear.

Hamid S. Aziz

Who feeds them against hunger, and makes them safe against fear?

Mahmoud Ghali

Who has fed them against hunger and secured them from fear.

Marmaduke Pickthall

Who hath fed them against hunger and hath made them safe from fear.

Mohamed Ahmed - Samira

Who provided them against destitution and gave them security against fear.

Muhammad Asad

who has given them food against hunger, and made them safe from danger.

Mustafa Khattab

Who has fed them against hunger and made them secure against fear.[1] 

Progressive Muslims

The One who fed them from hunger, and protected them from fear.

Sahih International

Who has fed them, [saving them] from hunger and made them safe, [saving them] from fear.

Sam Gerrans

Who fed them against hunger, and made them safe against fear.

Shabbir Ahmed

Who has given them freedom from want, and has made them secure against fear. ('Ta'm' = Feeding = Taking care = Fulfilling needs = Freeing from want).

Syed Vickar Ahamed

(The One) Who provides them with food against hunger, and with security against fear (of danger).

Taqi Usmani

who gave them food against hunger, and gave them security against fear.

The Monotheist Group

The One who fed them from hunger, and protected them from fear.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

qui les a nourris contre la faim et rassurés de la crainte!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew Xwedayê ku ew ji birçîbûnê têr kirine û ji tirsê ewle kirine.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

die hun voedsel tegen de honger geeft en die hen beveiligt voor de angst.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Die hen van voedsel tegen den honger voorziet. En hen tegen vrees heeft verzekerd.

Hollandaca — Siregar

Degene Die hun tegen de honger voedt en hen veilig stelt voor de angst.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Который накормил их [курайшитов] после голода и даровал им безопасность после страха [[До этих двух ежегодных путешествий, курайшиты постоянно страдали от сильного голода. А их проживание на священной территории было гарантией их безопасности среди арабских племен, среди которых шли взаимные войны. А также Аллах обезопасил их от эфиопского войска, которое двигалось разрушить Каабу.]].

Rusça — Osmanov

который накормил их при голоде и избавил от страха [перед эфиопами].