Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkar etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız.

مَتَاعٌ فِي الدُّنْيَا ثُمَّ اِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ الْعَذَابَ الشَّدِيدَ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ

metāǔn fī d-dunyā ṧumme ileynā merciǔhum ṧumme nuƶīḳuhumu l-ǎƶābe ş-şedīde bimā kānū yekfurūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَتَاعٌmetāǔnم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.bir geçim sürerler
2فِي
3الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünyada
4ثُمَّṧummesonra, ayrıca
5اِلَيْنَاileynābizedir
6مَرْجِعُهُمْmerciǔhumر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.dönüşleri
7ثُمَّṧummesonra, ayrıca
8نُذِيقُهُمُnuƶīḳuhumuذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygutattırırız
9الْعَذَابَl-ǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
10الشَّدِيدَş-şedīdeش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.şiddetli
11بِمَاbimādolayı
12كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmalarından
13يَكْفُرُونَyekfurūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkâr ediyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Dünyâda değersiz menfaatler elde ettikten sonra dönüp tapımıza gelirler, sonra da kâfir oldukları, inkâr ettikleri şeyler yüzünden biz, onlara şiddetli bir azap tattırırız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Dünyâda değersiz menfaatler elde ettikten sonra dönüp tapımıza gelirler, sonra da kâfir oldukları, inkâr ettikleri şeyler yüzünden biz, onlara şiddetli bir azap tattırırız.

Adem Uğur

Dünyada bir miktar geçim (sağlarlar), sonra dönüşleri bizedir; sonra da inkâr etmekte oldukları şeylerden ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız.

Ahmed Hulusi

Dünyadan geçici bir yararlanma; sonra dönüşleri bizedir! Sonra hakikati inkar etmeleri nedeniyle şiddetli azabı onlara yaşatacağız.

Ahmet Tekin

Dünyadaki zevkleri geçicidir. Sonra hesap vermek üzere bizim huzurumuza getirilecekler. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına itip örtbas ederek inkârda, küfürde ısrar etmeleri sebebiyle onlara şiddetli azâbı tattıracağız.

Ahmet Varol

Dünyada bir geçim sürerler; sonra dönüşleri bizedir. Sonra inkâr etmelerinden dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.

Ali Bulaç

(Onlar için) Dünyada geçici bir meta (vardır). Sonra dönüşleri bizedir; sonra da inkara sapışları dolayısıyla onlara şiddetli azabı taddıracağız.

Ali Fikri Yavuz

Allah’a iftira edenlerin dünyadaki zevkleri pek az... Nihayet dönüşleri bizedir. Sonra, küfür üzere bulunduklarından, kendilerine çok şiddetli bir azab taddıracağız.

Ali Rıza Safa

Dünyada bir geçinme; sonra, Bize dönecekler. Sonra da nankörlük ettikleri için, yaman bir ceza tattıracağız.

Bayraktar Bayraklı

"Dünyada biraz nimetlenme vardır; ardından dönüşleri bizedir. Sonra da, inkar ettiklerinden dolayı şiddetli azabı onlara tattıracağız."

Bekir Sadak

Onlar icin dunyada bir muddet gecinme vardir, sonra donusleri Bizedir. Inkarlarina karsilik onlara cetin azap taddiracagiz. *

Celal Yıldırım

Dünya pek az bir zevkli geçimdir ; sonra da dönüşleri ancak bizedir. Sonra da küfretmekte olduklarına karşılık onlara pek şiddetli azabı tattıracağız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bu dünyadaki, önemsiz bir menfaattir; sonunda onların dönüşü bizedir ve nihayet inkâr etmiş olmaları sebebiyle onlara şiddetli azabı tattıracağız!

Diyanet İşleri

Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkar etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar için dünyada bir müddet geçinme vardır, sonra dönüşleri Bizedir. İnkarlarına karşılık onlara çetin azab taddıracağız.

Diyanet Vakfi

Dünyada bir miktar geçim (sağlarlar), sonra dönüşleri bizedir; sonra da inkâr etmekte oldukları şeylerden ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dünyadaki zevkler çabuk biter. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Daha sonra da inkâr ettiklerinden dolayı o çetin azabı biz onlara tattıracağız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dünyada (ki nasipleri) cüz'i bir zevk, sonra dönüşleri Bizedir; sonra da Biz onlara, inkar ettiklerinden dolayı, azabı tattıracağız!

Elmalılı Hamdi Yazır

Dünyada cüz'i bir zevk, sonra dönüşleri bizedir, sonra biz onlara o küfürlerinden dolayı azabı tattıracağız

Erhan Aktaş

Dünyada geçici bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri Bize'dir. Sonra da küfr etmelerinden dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dünyada geçici bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri Bizedir. Sonra da inkar etmelerinden dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dünyada geçici bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri Biz'edir. Sonra da gerçeği yalanlayan nankörler olmalarından dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.

Fizilal-il Kuran

Dünyada geçici bir yarar sağlarlar, arkasından dönüşleri bizedir, sonra gerçekleri inkâr etmelerinin karşılığı olarak onlara ağır bir azap tattırırız.

Gültekin Onan

(Onlar için) Dünyada geçici bir meta (vardır). Sonra dönüşleri bizedir; sonra da küfretmeleri dolayısıyla onlara şiddetli azabı tattıracağız.

Hamdi Döndüren

Dünyada az bir yararlanma vardır, sonra onların dönüşü bizedir. Sonra biz, inkâr ettiklerinden dolayı, onlara çok şiddetli azabı tattıracağız!

Hasan Basri Çantay

(Onların bu yalanları kendilerine belki) dünyada (cüz'i) bir faide (sağlayabilir). En son dönüşleri ise ancak bizedir. (Bundan) sonra da küfr (-ü inkar) da ısraar etmekde olduklarına mukaabil onlara çetin azabı (mızı) tatdıracağız.

Hasib Asutay

(Onlar için) dünyada geçici bir yarar (vardır). Sonra dönüşleri bizedir. Sonra inkâr etmekte oldukları şeylerden ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız.

Hayrat Neşriyat

Dünyada (az) bir faydalanmanın ardından, dönüşleri bizedir; sonra da, inkâr etmekte olduklarından dolayı onlara (pek) şiddetli azâbı tattırırız.

İbni Kesir

Dünyada biraz faydalanma vardır. Sonra dönüşleri Bizedir. Sonra Biz de küfreder olmalarından dolayı onlara şiddetli azabı tattıracağız.

Mehmet Okuyan

Dünyada bir miktar geçim (sağlarlar); sonra dönüşleri sadece bizedir; ardından da inkâr etmekte oldukları şeyler nedeniyle onlara şiddetli azabı tattırırız.

Muhammed Esed

(Kısa süren) bir tutunmadır bu dünyadaki; ve sonra onların dönüşü er geç Bize olacak: Ve Biz de, hakkı inat ve ısrarla inkar etmelerinin karşılığı olarak onlara o çok yoğun, çok şiddetli acıyı tattıracağız.

Mustafa İslamoğlu

Yalnızca dünya ile sınırlı geçici bir haz. Sonunda onların dönüşü Bize olacak: en nihayet ısrarlı inkarlarından dolayı onlara şiddetli azabı tattıracağız.

Ömer Nasuhi Bilmen

(Onlar için) Dünyada cüz'i bir varlık, sonra dönüşleri Bizedir. Sonra onlara küfreder olduklarından dolayı şiddetli azabı tattıracağızdır.

Ömer Öngüt

Onlar dünyada biraz geçinir, sonra bize dönerler. Sonra da inkârlarından dolayı onlara şiddetli azap tattırırız.

Suat Yıldırım

Olsa olsa dünyada az bir zevk alır, ama sonunda Bizim huzurumuza dönerler. Sonra Biz de inkâr ve nankörlüklerinden ötürü o çok şiddetli azabı onlara tattırırız.

Süleyman Ateş

Dünyada biraz geçinir, sonra bize dönerler. Sonra da biz, inkarlarından dolayı onlara şiddetli azabı taddırırız.

Süleymaniye Vakfı

Bu sayede dünyevi bir kazançları olur. Sonunda dönüp gelecekleri yer huzurumuzdur. Kafirlik etmelerine karşılık, çetin azabı onlara o zaman tattıracağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dünyada kendilerine yarar sağlarlar. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Sonra da ayetleri görmezlikten gelmelerine (kafirlik etmelerine) karşılık onlara ağır bir azap tattıracağız.

Şaban Piriş

Dünyada biraz geçimlik; sonra dönüşleri yine bize olacaktır. Biz de onlara inkar etmiş olmaları sebebiyle şiddetli azabı tattıracağız.

Tefhim-ul Kuran

(Onlar için) Dünyada geçici bir meta (vardır). Sonra dönüşleri bizedir; sonra da küfre sapışları dolayısıyla onlara şiddetli azabı taddıracağız.

Ümit Şimşek

Onlar dünyadan biraz nasiplenirler; ondan sonra dönüşleri Bizedir. Ondan sonra da, inkâr edip durmaları yüzünden Biz onlara o çetin azabı tattırırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Dünyada biraz nimetlenme, ardından dönüşleri bize! Sonra biz, inkar ettiklerinden ötürü şiddetli azabı onlara tattıracağız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar bir müddət dünyada faydalanar; sonra onların dönüşü Bizə olar. Sonra da küfr etdiklərinə görə onlara şiddətli əzab daddırarıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onlar üçün) dünyada bir qədər dolanacaq, mənfəət vardır. Sonra hüzurumuza qayıdacaqlar, ondan sonra küfr etdiklərinə görə onlara çox şiddətli bir əzab daddıracağıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie haben Genuß im Diesseits, dann werden sie zu Uns zurückgeführt. Wir lassen sie qualvolle Strafe dafür kosten, daß sie geleugnet und Lügen ersonnen haben.

Almanca — Der Edle Quran

(Für sie ist) im Diesseits Nießbrauch, hierauf wird ihre Rückkehr zu Uns sein. Hierauf lassen Wir sie die strenge Strafe kosten dafür, daß sie ungläubig waren.

Almanca — M. A. Rassoul

Eine Weile Genuß in dieser Welt - dann werden sie zu Uns heimkehren. Dann werden Wir sie die strenge Strafe dafür kosten lassen, daß sie ungläubig waren.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie haben (vergängliche) Freuden und Gebrauchsgüter im diesseitigen Leben, dann wird ihre Rückkehr zu Uns sein, dann werden WIR sie die qualvolle Peinigung erfahren lassen für das, was sie an Kufr zu betreiben pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Possessions here and all that affords pleasure shall not be enjoyed for long; life here is a scene of evanescent and fleeting glory. Then back to us they return and there and then shall We afflict them with the torment laid upon the damned who thrived on denying Allah and on disobeying His commands.

Abdul Haleem

They may have a little enjoyment in this world, but then they will return to Us. Then We shall make them taste severe punishment for persisting in blasphemy.

Abdullah Yusuf Ali

A little enjoyment in this world!- and then, to Us will be their return, then shall We make them taste the severest penalty for their blasphemies.

Abul A'la Maududi

They may enjoy the life of this world, but in the end they must return to Us, and then We shall cause them to taste severe chastisement for their disbelieving.'

Aisha Bewley

There is the enjoyment of this world. Then they will return to Us. Then We will let them taste the terrible punishment because they were kafir.

Al-Hilali & Khan

(A brief) enjoyment in this world! - and then unto Us will be their return, then We shall make them taste the severest torment because they used to disbelieve [in Allâh, belie His Messengers, deny and challenge His Ayât (proofs, signs, verses, etc.)].

Ali Quli Qarai

An enjoyment in this world; then to Us shall be their return, then We shall make them taste the severe punishment because of what they used to defy.

Amatul Rahman Omar

(They will have) some provision (to enjoy) in this world then to Us shall be their return, then We shall make them suffer a terrible punishment because of their hiding (the truth) and because they continue to disbelieve.

Arthur John Arberry

Some enjoyment in this world; then unto Us they shall return; then We shall let them taste the terrible chastisement, for that they were unbelievers.

Bijan Moeinian

Such people will enjoy the world for a while and then will return to Me. I will then subject them to the most sever punishment for their choosing the disbelief.

E. Henry Palmer

A provision in this world - then unto us is their return! then we will make them taste keen torment for that they misbelieved.

Edip-Layth

A short pleasure in this world… Then to Us is their return and We will make them taste the severe retribution for what they were rejecting.

George Sale

They may enjoy a provision in this world; but afterwards unto Us shall they return, and We will then cause them to taste a grievous punishment, for that they were unbelievers.

Hamid S. Aziz

Say, "Verily, those who invent a lie concerning Allah will not succeed. "

Mahmoud Ghali

Enjoyment in the present (life) (Literally: the lowly life i. e., the life of this world) (is theirs); thereafter to Us will be their return; thereafter We will let them taste the strict torment because for that they used to disbelieve.

Marmaduke Pickthall

This world's portion (will be theirs), then unto Us is their return. Then We make them taste a dreadful doom because they used to disbelieve.

Mohamed Ahmed - Samira

Let them profit by the world (while they may): In the end they will come back to Us. Then We shall make them taste severe punishment for having denied (the truth).

Muhammad Asad

[A brief] enjoyment in this world-and thereafter unto Us they must return: and then We shall let them taste suffering severe as an outcome of their persistent denial of the truth.

Mustafa Khattab

˹It is only˺ a brief enjoyment in this world, then to Us is their return, then We will make them taste the severe punishment for their disbelief.

Progressive Muslims

A short pleasure in this world, then to Us is their return and We will make them taste the severe retribution for what they were rejecting.

Sahih International

[For them is brief] enjoyment in this world; then to Us is their return; then We will make them taste the severe punishment because they used to disbelieve

Sam Gerrans

An enjoyment in the World, then to Us is their return; then will We let them taste the severe punishment because of what they denied.

Shabbir Ahmed

They get their fleeting share in this world, but then unto Us is their return. Our Law of Requital will have them effectively taste a dreadful doom, for they chose to live in the darkness of falsehood.

Syed Vickar Ahamed

(A little) enjoyment in this world! And then, their return will be to Us. Then We shall make them taste the harshest penalty for their lies (and falsehood about Allah).

Taqi Usmani

It will be a little enjoyment in this world; thereafter to Us they are bound to return; then We shall make them taste the severe punishment, because they used to disbelieve.

The Monotheist Group

A short pleasure in this world, then to Us is their return and We will make them taste the severe retribution for what they were rejecting.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cʹest une jouissance (temporaire) dans la vie dʹici-bas; puis ils retourneront vers Nous et Nous leur ferons goûter au dur châtiment, à titre de sanction pour leur mécréance.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ji bo wan) li dinyayê pertalekî hindik heye. (Lê belê) piştre vegera wan bi bal me ve ye. Paşê, ji ber bêbawerî û kafirbûna wan em ê ezabê herî dijwar bi wan bidin tehmkirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

(Zij hebben slechts) genot in het tegenwoordige leven. Daarna is hun terugkeer tot Ons. Dan zullen Wij hun de strenge bestraffing laten proeven, omdat zij ongelovig waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij mogen tijdelijk in deze wereld genieten, maar daarna zullen zij tot ons terugkeeren, en dan zullen wij hun eene gestrenge straf doen ondervinden, daar zij ongeloovigen waren.

Hollandaca — Siregar

(Voor hen is er slechts) een genieting op de wereld, daarna is hun terugkeer tot Ons. Vervolgens doen Wij hen de harde bestraffing proeven wegens dat waaraan zij ongelovig plachten te zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Пользование [они недолго будут пользоваться своим неверием] в (этом) мире, потом – к Нам (предстоит) их возвращение (для расчета и воздаяния). Потом (в Вечной жизни) дадим Мы им вкушать сильное наказание за то, что они (в земной жизни) совершали неверие.

Rusça — Osmanov

[Им] - всего лишь блага этого мира, а потом они предстанут перед Нами. Тогда уж Мы дадим им вкусить суровое наказание за то, что они не уверовали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(De får) njuta av detta livets goda - sedan skall de föras åter till Oss och Vi skall låta dem utstå ett strängt straff för deras envisa förnekande av sanningen.