Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

فَلَمَّا اَنْجٰيهُمْ اِذَا هُمْ يَبْغُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ يَاأَيُّهَا النَّاسُ اِنَّمَا بَغْيُكُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ مَتَاعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ اِلَيْنَا مَرْجِعُكُمْ فَنُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

fe lemmā encāhum iƶā hum yebğūne fī l-erDi bi ğayri l-Haḳḳi yā eyyuhā n-nāsu innemā beğyukum ǎlā enfusikum metāǎ l-Hayāti d-dunyā ṧumme ileynā merciǔkum fe nunebbiukum bimā kuntum teǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2اَنْجٰيهُمْencāhumن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.kurtarır onları
3اِذَاiƶāhemen
4هُمْhumonlar
5يَبْغُونَyebğūneب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramaktaşkınlık etmeye başlarlar
6فِي
7الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
8بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.
9الْحَقِّl-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhaksız yere
10يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
11النَّاسُn-nāsuن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlar
12اِنَّمَاinnemāgerçekte
13بَغْيُكُمْbeğyukumب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramaktaşkınlığınız
14عَلٰٓىǎlāaleyhinize olan
15اَنْفُسِكُمْenfusikumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendinizin
16مَتَاعَmetāǎم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.geçici zevkleridir
17الْحَيٰوةِl-Hayātiح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekhayatının
18الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya
19ثُمَّṧummesonra, ayrıca
20اِلَيْنَاileynābizedir
21مَرْجِعُكُمْmerciǔkumر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.dönüşünüz
22فَنُنَبِّئُكُمْfe nunebbiukumن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberve size bildiririz
23بِمَاbimāşeyi
24كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğunuz
25تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları kurtarınca da görürsün ki gene yeryüzünde haksız yere azgınlığa girişmişler. Ey insanlar, azgınlığınız, ancak kendinize, dünyâ menfaatlerinin sonucudur bu, sonra dönüp geleceğiniz yer, bizim tapımızdır ve biz, neler yaptıysanız hepsini haber vereceğiz size.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onları kurtarınca da görürsün ki gene yeryüzünde haksız yere azgınlığa girişmişler. Ey insanlar, azgınlığınız, ancak kendinize, dünyâ menfaatlerinin sonucudur bu, sonra dönüp geleceğiniz yer, bizim tapımızdır ve biz, neler yaptıysanız hepsini haber vereceğiz size.

Adem Uğur

Fakat Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki onlar, yine haksız yere taşkınlık ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadece fâni dünya hayatının menfaatini elde edersiniz; sonunda dönüşünüz yine bizedir. O zaman yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.

Ahmed Hulusi

Ne zaman ki Allah onları kurtarır, yeryüzünde haksız olarak hemen azgınlığa başlarlar. . . Ey insanlar, sizin zulüm ve taşkınlığınız, sadece nefslerinize zarar verecektir! O dünya hayatının geçici zevklerinden yararlanırsınız; sonra dönüşünüz bizedir! (İşte o zaman) yapmış olduklarınızı (hakikatini) bildiririz.

Ahmet Tekin

Allah onları kurtardığı zaman, yeryüzünde, ülkede haksız yere, tecavüze, saldırıya, azgınlığa, baskıya, zulme devam ederler. Ey insanlar, kural tanımamanız, hakka riayet etmemeniz, tecavüzünüz, isyanınız ve zulmünüz kendinizin, birbirinizin aleyhinedir. Bunlar dünya hayatının geçici zevkleridir. Sonra hesap vermek üzere bizim huzurumuza getirileceksiniz. İşlemekte olduğunuz amelleri birer birer ortaya koyarak sizi hesaba çekeceğiz.

Ahmet Varol

O durumdan kurtardığında ise hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlık etmeye başlarlar. Ey insanlar! Gerçekte sizin kendi aleyhinize olan taşkınlığınız dünyanın geçici zevkleridir. Sonra dönüşünüz bizedir ve ne yaptığınızı size bildiririz.

Ali Bulaç

Ama (Allah) onları kurtarınca, hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi aleyhinizedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır. Sonra dönüşünüz bizedir, biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

Ali Fikri Yavuz

Fakat, Allah, onları selâmete çıkarınca, bakarsın ki, yeryüzünde yine haksız yere azgınlıklarda bulunuyorlar. Ey insanlar! sizin azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. O kıymetsiz dünya hayatının biraz zevkini sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı size haber veririz.

Ali Rıza Safa

Fakat onları kurtardığında, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapmaya başlarlar. Ey insanlar! Yaptığınız taşkınlıklar kendinize karşıdır. Dünya yaşamından yararlanırsınız. Sonra, Bize döneceksiniz. Sonunda, yaptıklarınızı size bildireceğiz.

Bayraktar Bayraklı

Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. "Ey insanlar! Dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Bununla sadece dünya menfaatini elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir, o zaman yapmış olduklarınızı size bildiririz."

Bekir Sadak

Allah onlari kurtarinca, hemen yeryuzunde haksiz yere taskinliklara baslarlar. Ey insanlar! Gecici Dunya hayatinda yaptiginiz taskinlik aleyhinizedir. Sonra donusunuz Bizedir. Yaptiklarinizi size bildiririz.

Celal Yıldırım

Ne vakit ki Allah onları kur. tarır, (vakit kaybetmeden) yeryüzünde haksız yere taşkınlık ve azgınlığa başlarlar. Ey insanlar! Taşkınlık ve azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. Bu da dünya hayatının geçici önemsiz bir geçimliğidir. Sonra da dönüşünüz bizedir; yapageldiklerinizi size bir bir haber vereceğiz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Allah) onları kurtardığında bir de görürsün ki bulundukları yerde hak hukuk tanımazlar! Ey İnsanlar! Taşkınlığınız ancak sizin zararınızadır. Dünya hayatının geçici menfaati ...Sonra gelişiniz bizedir, geldiğinizde size yaptıklarınızın ne olduğunu bildireceğiz.

Diyanet İşleri

Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

Diyanet İşleri (eski)

Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Sonra dönüşünüz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz.

Diyanet Vakfi

Fakat Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki onlar, yine haksız yere taşkınlık ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadece fâni dünya hayatının menfaatini elde edersiniz; sonunda dönüşünüz yine bizedir. O zaman yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken, onları kurtardığı vakit, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde haksız olarak azgınlığa başlarlar. Ey insanlar, bu azgınlığınız sadece kendi zararınızadır; o alçak hayatın biraz zevkini sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz, biz de bütün yaptıklarınızı size haber veririz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken vaktaki onları halas eder, çıkar çıkmaz Yer yüzünde haksızlıkla bagye başlarlar, ey insanlar, bagyiniz sırf kendi aleyhinizedir, o alçak hayatın biraz zevkını sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz, biz de bütün yaptıklarınızı size haber veririz

Erhan Aktaş

Ama onları kurtarınca, yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendiniz içindir. Dünya hayatı bir geçimliktir. Sonunda bize döneceksiniz. Yaptıklarınızı size haber veririz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ama onları kurtarınca, yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendiniz içindir. Dünya hayatı bir geçimliktir. Sonunda bize döneceksiniz. Yaptıklarınızı size haber veririz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ama onları kurtarınca, yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendiniz içindir. Dünya hayatı bir geçimliktir. Sonunda bize döneceksiniz. Yaptıklarınızı size haber veririz.

Fizilal-il Kuran

Fakat Allah kendilerini bu zor durumdan kurtarır kurtarmaz hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara dalarlar. Ey insanlar, yapacağınız taşkınlıklar aslında kendi aleyhinizedir, bu yolla geçici dünyanın yararını elde edersiniz, ancak sonra bize dönersiniz, biz de yaptıklarınızı size bir bir haber veririz.

Gültekin Onan

Ama (Tanrı) onları kurtarınca, hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi aleyhinizedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır. Sonra dönüşünüz bizedir, biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

Hamdi Döndüren

Ama Allah kendilerini kurtarınca, bakarsın ki onlar yeryüzünde, haksız yere taşkınlık yaparlar! Ey insanlar! Taşkınlığınız, -geçici dünya hayatından yararlanma olarak- kendi aleyhinize olacaktır. Sonunda, dönüşünüz Bizedir. İşte o zaman, Biz, yapmış olduklarınızı size haber vereceğiz!

Hasan Basri Çantay

Fakat (Allah) onları selamete erdirince bakarsın ki yer (yüzün) de yine haksız yere taşkınlıklarda bulunuyorlar! Ey insanlar, sizin taşkınlığınız ancak kendinize karşıdır. (Kendi aleyhinizedir. Bu da) dünya hayaatının (o fani) menfaati gibi (süreksiz) dir. Nihayet dönüşünüz ancak bizedir. O vakit neler yapıyor olduğunuzu size biz haber vereceğiz!

Hasib Asutay

Fakat (Allah) onları kurtarınca hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz yalnız bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

Hayrat Neşriyat

Fakat (Allah) onları kurtarınca, haksız yere yeryüzünde fesad çıkarırlar. Eyinsanlar! Fesad çıkarmanız ancak kendi aleyhinizedir; dünya hayâtının (az bir) menfaati(nielde edersiniz ama), sonra dönüşünüz bizedir; artık (biz de) yapmakta olduklarınızı (hesâb sormak üzere) size haber veririz.

İbni Kesir

Allah onları kurtarınca; hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar; yaptığınız taşkınlık aleyhinize, dünya hayatının eğlencesidir. Sonra dönüşünüz, Bizedir. Biz de yapmış olduğunuzu size bildiririz.

Mehmet Okuyan

(Allah) kendilerini kurtarınca bir de bakarsın ki onlar yeryüzünde haksız yere taşkınlık ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taşkınlığınız dünya hayatının menfaatini elde etmek üzere ancak kendi aleyhinizedir. Sonunda dönüşünüz sadece bizedir. Yaptıklarınızı size bildireceğiz.

Muhammed Esed

Ne var ki, Allah onları bu (felaketten) kurtarır kurtarmaz, hemen yeryüzünde haksız yere azgınlık yapmaya koyulurlar! Ey insanlar! Yaptığınız bütün taşkınlıklar döne dolaşa yine kendinizi bulacaktır! (Yalnızca) bu dünya hayatının (geçici) doyumları(nı) gözetiyorsunuz: fakat (hatırlayın ki,) sonunda Bize döneceksiniz ve o zaman (hayatta) yapıp ettiğiniz her şeyi size (eksiksiz) haber vereceğiz.

Mustafa İslamoğlu

Sonunda (ne oluyor, biliyor musunuz): kurtarmasının hemen ardından bu kimseler, yeryüzünde hak hukuk dinlemeden azgınlık yapmaya başlıyorlar. Ey insanlık! Yaptığınız azgınlıkların neticesi gelip yine sizi bulacaktır. Dünya hayatının zevkleri gelip geçicidir. Sonunda Bize döneceksiniz ve Biz yaptıklarınızı bir bir size haber vereceğiz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Fakat onları kurtarınca onlar derhal yeryüzünde haksız yere taşkınlıklarda bulunurlar. Ey insanlar! Şüphe yok ki, sizin taşkınlığınız kendi şahıslarınızın aleyhinedir. Dünya hayatı bir meta'dır. Sonra dönüşünüz Bizedir. Artık Biz de size neler yapmış olduklarınızı elbette haber vereceğizdir.

Ömer Öngüt

Fakat Allah onları kurtarınca, yeryüzünde haksız yere azgınlık etmeye başlarlar. Ey insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. Dünya hayatının zevkinden bir süre istifade edersiniz. Sonunda dönüşünüz bize olacaktır. Biz de o zaman size bütün yaptıklarınızı haber veririz.

Suat Yıldırım

Fakat Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki yine yeryüzünde haksız taşkınlıklar ve türlü yolsuzluklar yapıyorlar. Ey insanlar! İyi biliniz ki taşkınlığınız sadece kendi aleyhinizedir. Elde edeceğiniz en fazla şey, bu fani hayatın geçici menfaatidir. Sonunda dönüp Bizim huzurumuza geleceksiniz ve Biz de yaptıklarınızı size bir bir göstereceğiz.

Süleyman Ateş

Ama (Allah) onları kurtarınca hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar, taşkınlığınız kendi aleyhinizedir. Sadece şu yakın (geçici) hayatın zevkinden ibarettir. Sonra dönüşünüz bizedir; size bütün yaptıklarınızı haber veririz.

Süleymaniye Vakfı

Onları kurtarınca hemen yeryüzünde haksız yere üstünlük kurmaya çalışırlar. Ey insanlar! Dünya hayatının menfaati için verdiğiniz üstünlük kurma çabası sadece kendi aleyhinizedir. Sonunda dönüp geleceğiniz yer bizim huzurumuzdur. Yapmış olduğunuz şeyleri, size bir bir haber vereceğiz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları kurtarınca da bakarsınız ki o yerde yine yanlış işlere dalmışlar. Ey insanlar! Bu gibi davranışlarınızın zararı kendinizedir. Bu hayatta biraz menfaat sağlarsınız ama sonunda dönüşünüz bize olur. Yapmış olduğunuz şeyleri, size bir bir haber veririz.

Şaban Piriş

Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlık ederler. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız dünya hayatı boyunca kendi aleyhinizedir. Sonra da dönüşünüz bizedir. O zaman size yapmakta olduğunuz şeyleri haber veririz.

Tefhim-ul Kuran

Ama (Allah) onları kurtarınca, onlar hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi nefisleriniz aleyhinedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır. Sonra sizin dönüşünüz bizedir, biz de yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.

Ümit Şimşek

Allah onları kurtardığında ise, yine yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara girişiverirler. Ey insanlar! Taşkınlığınız kendi aleyhinizedir. Bir süre dünya hayatından yararlanırsınız, ama sonunda dönüşünüz Bizedir; yapmakta olduklarınızı o zaman Biz size haber veririz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ama Allah onları kurtarınca, hiç vakit geçirmeden yeryüzünde haksızlığa sapıp azgınlaşırlar. Ey insanlar! Şu iğreti hayatın menfaati için yaptığınız azgınlık ve taşkınlık yalnız sizin aleyhinizedir. Bir süre sonra bize döndürüleceksiniz ve yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah onları xilas etdikdə isə dərhal haqsız olaraq yer üzündə azğınlıq edərlər. Ey insanlar! Azğınlığınız yalnız sizin öz əleyhinizədir. Bunlar dünya həyatının keçici zövqləridir. Sonra isə dönüşünüz Bizə olacaq, Biz də nə etdikləriniz barədə sizə xəbər verəcəyik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onları xilas edincə yer üzündə haqsız yerə zülm etməyə, azğınlığa başlayarlar. Ey insanlar! Etdiyiniz zülm, haqsızlıq fani dünya malı kimi öz əleyhinizədir. Sonra hüzurumuza qayıdacaqsınız, Biz də nə etdiklərinizi sizə xəbər verəcəyik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Nachdem Er sie jedoch gerettet hatte, begingen sie Unrecht auf Erden. O ihr Menschen! Eure Gewalttaten gelten euch selbst. Eure Freude ist eine diesseitige. Dann werdet ihr zu Uns zurückgeführt, und Wir werden euch über eure Taten berichten und euch das Urteil verkünden.

Almanca — Der Edle Quran

Aber wenn Er sie gerettet hat, fangen sie sogleich an, ohne Recht auf der Erde gewalttätig zu handeln. O ihr Menschen, eure Gewalttätigkeit richtet sich doch nur gegen euch selbst. (Es ist doch nur) der Genuß des diesseitigen Lebens. Hierauf wird eure Rückkehr zu Uns sein, und Wir werden euch kundtun, was ihr zu tun pflegtet.

Almanca — M. A. Rassoul

Doch wenn Er sie dann errettet hat, siehe, schon beginnen sie wieder, ohne Berechtigung auf Erden Gewalt zu verüben. O ihr Menschen, eure Gewalttat richtet sich nur gegen euch selbst.(Genießt) die Gaben des diesseitigen Lebens. Zu Uns sollt ihr dann heimkehren; dann werden Wir euch verkünden, was ihr getan habt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch nachdem ER sie errettet hatte, begingen sie mit einemmal Übertretungen im Lande zu Unrecht. Ihr Menschen! (Die Folgen) eurer Übertretungen tragt nur ihr selbst. Dies sind (vergängliche) Freuden und Gebrauchsgüter des diesseitigen Lebens. Danach ist eure Rückkehr zu Uns, dann werden WIR euch über das in Kenntnis setzen, was ihr zu tun pflegtet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

After He has rescued them from a sure disaster, they simply run riot and go unjustly beyond prudent and reasonable limits. O you people, who do not keep a promise nor honour a vow: You had better realize that your imprudence works against your own interest: The enjoyment in life here is evanescent and fleeting and suddenly and soon enough shall you be on your way back to us, and there and then We shall inform you of all that your minds and souls have impelled you to do.

Abdul Haleem

Yet no sooner does He save them than, back on land, they behave outrageously against all that is right. People! Your outrageous behaviour only works against yourselves. Take your little enjoyment in this present life; in the end you will return to Us and We shall confront you with everything you have done.

Abdullah Yusuf Ali

But when he delivereth them, behold! they transgress insolently through the earth in defiance of right! O mankind! your insolence is against your own souls,- an enjoyment of the life of the present: in the end, to Us is your return, and We shall show you the truth of all that ye did.

Abul A'la Maududi

But no sooner than He delivers them than they go about committing excesses on the earth, acting unjustly. Men ! The excesses you commit will be of harm only to yourselves, (Enjoy, if you will) the fleeting pleasure of this world; in me end you shall all return to Us, and then We shall tell you what you did.

Aisha Bewley

But then, when He does rescue them, they become rebellious in the earth without any right to do so. Mankind, your rebelliousness is only against yourselves. There is the enjoyment of the life of this world and then you will return to Us and We will inform you about what you did.

Al-Hilali & Khan

But when He delivers them, behold! they rebel (disobey Allâh) in the earth wrongfully. O mankind! Your rebellion (disobedience to Allâh) is only against your ownselves, - a brief enjoyment of this worldly life, then (in the end) unto Us is your return, and We shall inform you of that which you used to do.

Ali Quli Qarai

But when He delivers them, behold, they commit violations on the earth unduly! O mankind! Your violations are only to your own detriment. [These are] the wares of the life of this world; then to Us will be your return, whereat We will inform you concerning what you used to do.

Amatul Rahman Omar

Nevertheless when He delivers them, behold! they begin to commit excesses in the land for no just reason. O people! your excesses will only recoil upon your ownselves. Have a temporary enjoyment of the life of this world, then to Us shall be your return (and) then We will tell you all that you have been doing.

Arthur John Arberry

Nevertheless when He has delivered them behold, they are insolent in the earth, wrongfully. O men, your insolence is only against yourselves; the enjoyment of this present life, then unto Us you shall return, then We shall tell you what you were doing.

Bijan Moeinian

When the Lord [miraculously] saves you, however, you [go back to your old tricks and] rebel against the Truth. Know that this rebellion of yours harms only your own souls. You are so preoccupied with this world that you forget [that pretty soon] you have to return to your Lord [and imagine the embarrassment at the moment] when your actions are played back to you at the presence of your Lord.

E. Henry Palmer

But when He has saved them, lo! they are willful in the earth unjustly;- O ye folk! your willfulness against yourselves is but a provision of this world's life; then unto us is your return, and we will inform you of that which ye have done!

Edip-Layth

But when He saves them, they then traverse through the land with injustice. O people, your rebellion is only against yourselves. What you seek out is only the consumption of this worldly life, then to Us is your return and We will inform you of all that you had done.

George Sale

But when He had delivered them, behold, they behaved themselves insolently in the earth, without justice. O men, verily the violence which ye commit against your own souls, is for the enjoyment of this present life only; afterwards unto Us shall ye return, and We will declare unto you that which ye have done.

Hamid S. Aziz

He it is who makes you travel in the land and sea, until when you are in the ships, and these carry them afloat with a favourable wind, and they rejoice therein, there comes to them a violent wind, and there comes to them a wave from every side, and they deem that they are overwhelmed, then they call on Allah, sincere in religion towards Him, praying, "If you deliver us from this, we will truly be of the thankful. "

Mahmoud Ghali

Yet as soon as He has delivered them, only then do they (transgress) inequitably in the earth untruthfully. (Literally: with other than the truth) O you mankind, surely your inequity is only against yourselves. The enjoyment is of the present life; (Literally: the lowly life, i.e., the life of this world) thereafter to Us will be your return, then We will fully inform you of whatever you were doing..

Marmaduke Pickthall

Yet when He hath delivered them, behold! they rebel in the earth wrongfully. O mankind! Your rebellion is only against yourselves. (Ye have) enjoyment of the life of the world; then unto Us is your return and We shall proclaim unto you what ye used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

But when He rescues them, they commit excesses in the land unjustly again. Your rebellion, O people, shall recoil back on your own selves. The joys of the world (are only ephemeral): You have to come back to Us in the end. We shall then inform you what you were doing.

Muhammad Asad

Yet as soon as He has saved them from this [danger], lo! they behave outrageously on earth, offending against all right! O men! All your outrageous deeds are bound to fall back upon your own selves! [You care only for] the enjoyment of life in this world: [but remember that] in the end unto Us you must return, whereupon We shall make you truly understand all that you were doing [in life].

Mustafa Khattab

But as soon as He rescues them, they transgress in the land unjustly. O  humanity! Your transgression is only against your own souls. ˹There is only˺ brief enjoyment in this worldly life, then to Us is your return, and then We will inform you of what you used to do.

Progressive Muslims

But when God saves them, they then traverse through the land with injustice. "O mankind, what you seek out is only the luxury of this worldly life, then to Us is your return and We will inform you of all that you had done."

Sahih International

But when He saves them, at once they commit injustice upon the earth without right. O mankind, your injustice is only against yourselves, [being merely] the enjoyment of worldly life. Then to Us is your return, and We will inform you of what you used to do.

Sam Gerrans

Then when He delivers them, they rebel in the earth without cause.) O mankind: your sectarian zealotry is but against yourselves, — the enjoyment of the life of this world — then to Us is your return and We will inform you of what you did.

Shabbir Ahmed

Yet as soon as He has saved them, they return to land in their behavior of rebellion against the Divine Laws. O Mankind! Remember that your rebellion is only against your own "Self" (91:9-10). Enjoyment of the worldly life with disregard of Eternity, is but a fleeting delight. Then unto Us is your return, and We shall make you understand what you truly accomplished.

Syed Vickar Ahamed

But when He saves them, behold! They exceed all limits proudly on earth against the right! O Mankind! Your insolence is against your own souls, an enjoyment of the life of the present! To Us is your return, in the end; And We shall show you the truth of all that you did.

Taqi Usmani

But when He delivers them, they at once start rebelling on the earth wrongfully. O people, your rebellion is, in fact, against your own selves. It is only worldly life that you are enjoying. Thereafter, it is to Us that you have to return; then We will tell you what you have been doing.

The Monotheist Group

But when He saves them, they then traverse through the land with injustice. "O people, what you seek out is only the luxury of this worldly life, then to Us is your return and We will inform you of all that you had done."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

LorsquʹIl les a sauvés, les voilà qui, sur terre, transgressent injustement. O gens! Votre transgression ne retombera que sur vous-mêmes. Cʹest une jouissance temporaire de la vie présente. Ensuite, cʹest vers Nous que sera votre retour, et Nous vous rappellerons alors ce que vous faisiez.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi dema Xweda ew rizgar kirin, (tu dibînî ku dîsa) ew, bêyî ku heqê wan hebe li ser erdê sitemkarî dikin! Gelî mirovan! Zilma we, tenê li we ye û (bi vê) bes hûn pertalên jiyana dinyayê bi dest dixin, paşê, dîsa vegera we bi bal me ve ye. Vêca em ê bi kar û kiryarên ku we dikirin, we agahdar bikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar wanneer Hij hen gered heeft gedragen zij zich op de aarde meteen weer onrechtmatig. O mensen, jullie zelfzucht is ten koste van jullie zelf; het is slechts het genot van het tegenwoordige leven. Daarna is jullie terugkeer tot Ons. Wij zullen jullie dan meedelen wat jullie aan het doen waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar toen hij hen had bevrijd, onthoudt het, gedroegen zij zich boos op aarde, zonder rechtvaardigheid. O menschen! waarlijk, het geweld dat gij uwe eigene zielen aandoet, is alleen voor het vermaak van dit leven; daarna zult gij tot ons terugkeeren en wij zullen u verklaren wat gij hebt gedaan.

Hollandaca — Siregar

Toen Hij hen dan gered had. handelden zij buitensporig op aarde, zonder recht. O mensen, jullie buitensporigheid is slechts ten nadele van jullie, (het is) als een genieting van het wereldse leven, Vervolgens is jullie terugkeer tot Ons, waarna Wij jullie zullen inlichten over wat jullie plachten te doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А после того, как Он спасает их (от беды и страха), вот, – они злодействуют на земле без права [не имея на это никакого права]. О, люди, ваше злодеяние [его последствия] (обернутся) против вас самих. (Это) – (лишь) пользование земной жизнью. Потом к Нам (предстоит) ваше возвращение, и Мы непременно сообщим вам о (всем) том, что вы совершали.

Rusça — Osmanov

Когда же Он спасает их, они бесчинствуют на земле безо всякого на то права. О люди! Против вас же обернутся ваши бесчинства, [которые не что иное, как] наслаждение житейскими благами. Потом Вы предстанете передо Мной, и Мы сообщим вам, что вы вытворяли на земле.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men när Han har räddat dem, begår de (nya) övergrepp på jorden i strid med sanning och rätt. Människor! Ert (orättmätiga) våld återfaller (till sist) på er själva. Njut den flyktiga glädje som livet på jorden kan rymma; till slut skall ni återvända till Oss och Vi skall låta er veta vad era handlingar (var värda).