De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"

قُلْ لَوْ شَاءَ اللّٰهُ مَا تَلَوْتُهُ عَلَيْكُمْ وَلَا اَدْرٰيكُمْ بِهِ فَقَدْ لَبِثْتُ فِيكُمْ عُمُرًا مِنْ قَبْلِهِ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

ḳul lev şā'e (a)llahu mā televtuhu ǎleykum ve lā edrākum bihi fe ḳad lebiṧtu fīkum ǔmuran min ḳablihi e fe lā teǎ'ḳilūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2لَوْlevşayet
3شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdileseydi
4اللّٰهُ(a)llahuAllah
5مَا
6تَلَوْتُهُtelevtuhuت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.bunu okumazdım
7عَلَيْكُمْǎleykumsize
8وَلَاve lā
9اَدْرٰيكُمْedrākumد ر يBeceri ile bilmek, öğrenmek.ve size hiç bildirmezdi
10بِهِbihibunu
11فَقَدْfe ḳadelbette
12لَبِثْتُlebiṧtuل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.geçirdim
13فِيكُمْfīkumsizin aranızda
14عُمُرًاǔmuranع م رİkamet etmek, oturmak, onarmak, tamir etmek/canlandırmak, bakmak, inşa etmek, desteklemek, yetiştirmek, yaşanabilir hale getirmek, iyileştirmek, geliştirmek, nüfuslandırmak, hizmet etmek/desteklemek/gözetmek/saymak, ziyaret etmek, sömürgeleştirmek, hedeflemek, sık sık ziyaret etmek, sevgi/şefkat gösterilen bir ziyaret, yerleşik bir yere gitmek.belli bir ömür
15مِنْmin
16قَبْلِهِḳablihiق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekdaha önce
17اَفَلَاe fe lā
18تَعْقِلُونَteǎ'ḳilūneع ق لBağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak.hiç düşünmüyor musunuz?

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Allah isteseydi okumazdım onu size ve o da, onda ne olduğunu bildirmez, anlatmazdı size. O inmeden önce de aranızda ömür sürmüştüm, hâlâ mı aklınızı başınıza almıyorsunuz?

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Allah isteseydi okumazdım onu size ve o da, onda ne olduğunu bildirmez, anlatmazdı size. O inmeden önce de aranızda ömür sürmüştüm, hâlâ mı aklınızı başınıza almıyorsunuz?

Adem Uğur

De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?

Ahmed Hulusi

De ki: "Eğer Allah dileseydi Onu size okumazdım; Onu size bildirmemiş olurdu!. . Ondan önce sizin içinizde gerçekten bir ömür kaldım. . . Aklınızı kullanıp bunu anlamayacak mısınız?"

Ahmet Tekin

'Eğer Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, ben Kur’ân’ı size okumazdım. O da, bununla ilgili size hiçbir şekilde bilgi vermezdi. Bundan önce, bir ömür boyu içinizde nasıl yaşadığımı biliyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Allah dileseydi bunu size okumazdım ve O da bunu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda belli bir ömür geçirdim. Hiç düşünmüyor musunuz?'

Ali Bulaç

De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?"

Ali Fikri Yavuz

De ki: “- eğer Allah dileseydi, ben KUR’AN’ı size okumazdım ve hiç bir sûretle Allah onu size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben içinizde bundan önce (kırk yıl kadar) bir ömür durdum (okuyup yazdığım bir şey yoktur). Artık Kur’an’ın kendi tarafımdan olmadığını (sırf Allah’ın vahyi bulunduğunu) düşünmez misiniz?

Ali Rıza Safa

De ki: "Allah dileseydi, Onu size okumazdım ve Onu size bildirmezdi. Ondan önce bir ömür boyunca aranızda yaşadım. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okuyamazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?"

Bekir Sadak

De ki: «Allah dileseydi ben onu size okumazdim, size de bildirmemis olurdu. Daha once yillarca aranizda bulundum, hic dusunmuyor musunuz?»

Celal Yıldırım

De ki: Eğer Allah dileseydi ben size onu okumaz ve O da size (benim vasıtamla) bildirilmemiş olurdu. Elbette bundan önce aranızda bir ömür bulundum ; artık aklınızı kullanmaz mısınız ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yine de ki: “Allah (öyle) dileseydi ne ben onu size okuyabilirdim ne de siz onu anlayabilirdiniz; o gelmeden aranızda uzun bir süre yaşadım, siz aklınızı kullanıp düşünmez misiniz?”

Diyanet İşleri

De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz?'

Diyanet Vakfi

De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki, «Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım, hiçbir şekilde de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce bir ömür boyu durdum. Artık bir kere olsun aklınıza baş vurmaz mısınız?"

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: eğer Allah dilese idi ben onu size okumazdım, hiç bir suretle de size onu bildirmezdi bilirsiniz ki ben sizin içinizde bundan evvel bir ömür durdum, artık bir kerre aklınıza müracat etmezmisiniz?

Erhan Aktaş

De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

Fizilal-il Kuran

De ki; «Eğer Allah'ın dileği bu yolda olmasaydı, bu Kur'an'ı size okumazdım, hatta Allah sizi ondan hiç haberdar etmezdi, bundan önce aranızda bir ömür yaşadım, hiç düşünmüyor musunuz?»

Gültekin Onan

De ki: "Eğer Tanrı dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akletmeyecek misiniz?"

Hamdi Döndüren

De ki: “Eğer Allah dileseydi, (bana bu Kur’an’ı indirmez) ben de onu size okumazdım. Allah onu (benim dilimle) bildirmezdi. (Bilirsiniz ki) ben bundan önce sizin aranızda, uzun bir süre yaşadım! Hâlâ aklınız ermiyor mu?”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Eğer Allah dileseydi (bana bu Kur'anı indirmezdi. Ben de) onu size okumazdım. (Allah) onu (benim lisanımla) size bildirmezdi de. Ben ondan (o Kur'andan) evvel (bu güne kadar) içinizde bir ömür durmuşum (yaşamışım) dır. Siz haala aklınızı kullanmaz mısınız"?

Hasib Asutay

De ki: Eğer Allah dileseydi bunu size okumazdım ve Allah da onu size bildirmezdi. Ben ondan (Kur'an'dan) önce içinizde bir ömür boyu kalmıştım. Hâlâ akıl erdirmiyor musunuz?

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve (Allah) onu size (benim lisânımla) bildirmezdi. İşte şübhesiz ki (ben) bundan önce sizin içinizde bir ömür boyu durmuşum. (Benim aslâ yalan söylemediğimi siz çok iyi bilirsiniz!) Hiç akıl erdirmez misiniz?'

İbni Kesir

De ki: Allah dileseydi; ben, onu size okumazdım. Ve size hiç bildirmezdim. Daha önce yıllarca aranızda bulundum. Hiç düşünmüyor musunuz?

Mehmet Okuyan

De ki: “Allah dileseydi onu size tilavet edemezdim (okuyup aktaramazdım); (Allah da) onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür içinizde kalmıştım. Akıl etmiyor musunuz?”

Muhammed Esed

De ki: "Allah (başka türlüsünü) dileseydi, size bu (ilahi kelamı) okuyup duyurmazdım; O da size ulaştırmazdı onu. Gerçek şu ki, bu (vahiy bana gelmezden) önce bir ömür boyu aranızda bulundum: öyleyse, yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Eğer Allah öyle dileseydi, ben onu size okumazdım; zaten O da onu size göndermezdi. Hem doğrusu şu ki; ondan önce yıllarımı sizin aranızda geçirmişim: bu kadarını olsun düşünemiyor musunuz?"

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Eğer Allah Teâlâ dilese idi onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Muhakkak ki, ben ondan evvel sizin aranızda bir ömür sürmüştüm. Siz hiç âkilâne düşünmez misiniz?»

Ömer Öngüt

Resulüm! De ki: “Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Allah da onu size bildirmezdi. Bundan önce içinizde bir ömür boyu kalmıştım. Hiç düşünmüyor musunuz?”

Suat Yıldırım

De ki: "Eğer Allah dileseydi ben Kur’ân’ı size okuyamazdım, hiçbir suretle de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, daha önce, bir ömür boyu aranızda yaşadım, böylesi bir iddiada bulunmadım. Aklınızı kullanıp bunu anlamaz mısınız?"

Süleyman Ateş

De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Allah, farklı tercihte bulunsaydı onu size okumazdım, o da size onu bildirmezdi. Bunun (Kur'an'ın) öncesinde aranızda bir ömür geçirdim. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Allah farklı tercihte bulunsaydı onu size okumazdım. O, onu size bildirmezdi de. Bundan önce aranızda bir ömür geçirdim. Aklınızı kullanmaz mısınız?"

Şaban Piriş

De ki: -Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve O'nu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç düşünmüyor musunuz?

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?»

Ümit Şimşek

De ki: Eğer Allah dileseydi ne ben size onu okurdum, ne Allah size onu bildirirdi. Bundan önce ben sizin aranızda bir ömür geçirdim. Hiç akıl etmiyor musunuz?

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Allah dileseydi, onu size okumazdım, onu size bildirmezdi de. Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Əgər Allah istəsəydi, mən onu sizə oxumazdım, O da onu sizə bildirməzdi. Mən axı bundan öncə də sizin aranızda yaşamışam. Məgər bilmirsiniz?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Əgər Allah istəsəydi, mən onu sizə oxutmazdım və Allah da onu sizə bildirməzdi. Mən ondan (Qurʼan nazil ediləndən) qabaq sizin aranızda (qırx il) ömür sürmüşəm. (Bu müddət ərzində məni doğru danışan bir adam kimi tanıyırsınız. Qırx yaşından sonra mən sizə necə yalan deyə bilərəm?) Məgər (Qurʼanın mənim sözlərim deyil, məhz Allah kəlamı olduğunu) dərk etmirsinizmi?″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺWenn Gott gewollt hätte, hätte ich ihn euch nicht vorgetragen, und Er hätte euch nicht über ihn in Kenntnis gesetzt. Ich habe doch vorher ein Menschenalter unter euch gelebt, und ihr wißt, wie ich bin. Wollt ihr euch eures Verstandes nicht bedienen?ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Wenn Allah wollte, würde ich ihn euch nicht verlesen, und Er würde euch nicht davon Kenntnis geben. Ich habe doch vordem ein Leben lang unter euch verweilt. Begreift ihr denn nicht?

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺHätte Allah es gewollt so hätte ich ihn euch nicht verlesen, noch hätte Er ihn euch kundgetan. Ich habe doch wahrlich ein Menschenalter unter euch gelebt, bevor (der Quran da war) Wollt ihr denn nicht begreifen?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag (weiter): ʺHätte ALLAH es gewollt, hätte ich ihn euch nicht vorgetragen und hätte ER euch über ihn nicht in Kenntnis gesetzt. Ich lebte doch unter euch lange Zeit vor ihm - wollt ihr euch etwa nicht besinnen?!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them "Had- Allah willed He would not have sent down a Book and I would not have had to recite it to you nor instruct you in practical divinity nor furnish you with authoritative directions as to action. I have lived in your midst for years before it was revealed to me; can you not Reflect! "

Abdul Haleem

Say, ‘If God had so willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you. I lived a whole lifetime among you before it came to me. How can you not use your reason?’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "If Allah had so willed, I should not have rehearsed it to you, nor would He have made it known to you. A whole life-time before this have I tarried amongst you: will ye not then understand?"

Abul A'la Maududi

Tell them: 'Had Allah so willed, I would not have recited the Qur'an to you, nor would Allah have informed you of it. I have spent a lifetime among you before this. Do you, then, not use your reason?

Aisha Bewley

Say: ‘Had Allah so wished, I would not have recited it to you nor would He have made it known to you. I lived among you for many years before it came. Will you not use your intellect?’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "If Allâh had so willed, I should not have recited it to you nor would He have made it known to you. Verily, I have stayed amongst you a life time before this. Have you then no sense?"

Ali Quli Qarai

Say, ‘Had Allah [so] wished, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you, for I have dwelled among you for a lifetime before it. Do you not apply reason?’

Amatul Rahman Omar

Say, `Had Allâh (so) willed (that He should replace the teachings of the Qur'ân with some other teachings), I should not have recited this (Qur'ân) to you, nor would He have made it known to you. I had indeed lived among you a (whole) lifetime before this (claim to Prophethood. Was not my truthfulness undisputed?). Will you not then refrain (from opposing me)?'

Arthur John Arberry

Say: 'Had God willed I would not have recited it to you, neither would He have taught you it; I abode among you a lifetime before it -- will you not understand?'

Bijan Moeinian

Say: "If it was not the will of God, I would not have recited any part of this Book to you. You would not even have known about the existence of such a Book. I have lived among you for the longest time [and you know my character and believe in me as a truthful person.] Why do you not use your common-sense?"

E. Henry Palmer

Say, 'Had God pleased, I should not have recited it to you, nor taught you therewith. I have tarried a lifetime amongst you before it;- have ye not then any sense?'

Edip-Layth

Say, "Had God wished, I would not have recited it to you, nor would you have known about it. I have been residing amongst you a lifetime before this; do you not reason?"

George Sale

Say, if God had so pleased, I had not read it unto you, neither had I taught you the same. I have already dwelt among you to the age of forty years, before I received it. Do ye not therefore understand?

Hamid S. Aziz

But when Our evident Signs (revelations) are recited to them, those who expect not the meeting with Us say, "Bring a Lecture (Quran) other than this; or change it. " Say, "It is not for me to, change it of my own accord; I do not follow aught but what I am inspired with. Verily, I fear, if I rebel against my Lord, the retribution of an awful Day!"

Mahmoud Ghali

Say, "If Allah had (so) decided, in no way would I have recited it (i. e. the Qur'an) to you, neither would He have made you realize (what) it is. So I have already lingered among you an age even before it. Do you not consider?".

Marmaduke Pickthall

Say: If Allah had so willed I should not have recited it to you nor would He have made it known to you. I dwelt among you a whole lifetime before it (came to me). Have ye then no sense?

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "Had God pleased I would never have recited it to you, nor would He have given you comprehension of it. (Remember that I am one of you) and have lived a whole life with you before (its revelation). Even then you do not understand."

Muhammad Asad

Say: "Had God willed it [otherwise], I would not have conveyed this [divine writ] unto you, nor would He have brought it to your knowledge. Indeed. a whole lifetime have I dwelt among you ere this [revelation came unto me]: will you not, then, use your reason?"

Mustafa Khattab

Say, "Had Allah willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you. I had lived my whole life among you before this ˹revelation˺. Do you not understand?"

Progressive Muslims

Say: "Had God wished, I would not have recited it to you, nor would you have known about it. I have been residing amongst you for nearly a lifetime before this; do you not understand"

Sahih International

Say, "If Allah had willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you, for I had remained among you a lifetime before it. Then will you not reason?"

Sam Gerrans

Say thou: “Had God willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you; for I had tarried among you a lifetime before it.” Will you then not use reason!

Shabbir Ahmed

Say, "If Allah wanted otherwise, I would have not recited and conveyed this to you, nor would have made you aware of it. Indeed, a whole lifetime have I dwelt among you before this. (You have always called me

Syed Vickar Ahamed

Say: "If Allah had so willed, I should not have delivered it to you, nor would He have made it known to you. Surely, a whole life-time before now, I have been with you: Then will you not understand?

Taqi Usmani

Say, "Had Allah so willed, I would have not recited it to you, nor would He have let you know it. Then, I have lived among you for years before it. Have you, then, no sense?"

The Monotheist Group

Say: "If God had willed, I would not have recited it to you, nor would you have known about it. I have been residing among you for nearly a lifetime before this; do you not comprehend?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺSi Allah avait voulu, je ne vous lʹaurais pas récité et Il ne vous lʹaurait pas non plus fait connaître. Je suis bien resté, avant cela, tout un âge parmi vous. Ne raisonnez-vous donc pas?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min! Ji wan re) Bibêje: Eger Xwedê bixwesta, min ew ji we re nedixwend, Xwedê jî dê ew ji we re nedabûya zanîn. Beriya vê, min temenek di nav we de bihurand (û min dozeke wiha li we nekir). Ma hê jî hûn tênagihîjin (ku ev Quran ji cem Xwedê ye)?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺAls God gewild had, zou ik hem jullie niet voorgelezen hebben en zou Hij hem jullie niet hebben laten weten. Ik heb toch voordien een leven lang bij jullie gewoond. Hebben jullie dan geen verstand?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Indien het Gode had behaagd, zou ik ze (de verzen) u niet voorlezen en nimmer zou ik u die hebben doen kennen. Ik heb reeds tot den ouderdom van veertig jaren onder u gewoond, alvorens ik die ontving. Zult gij het dan niet begrijpen?

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺAls Allah het had gewild, dan had ik het niet aan jullie voorgedragen en had Hij hem niet aan jullie bekend gemaakt. En voorzeker, ik heb een leeftijd lang vóór hem (de Koran) temidden van jullie geleefd. Denken jullie dan niet na?ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (им) (о, Посланник): «Если бы Аллах пожелал, я не читал бы его [Коран] вам, и Он [Аллах] не дал бы вам знания о нем [о Коране]. И ведь я провел всю (свою) жизнь среди вас до этого [до того, как начал читать вам Коран]. Неужели же вы не задумаетесь?»

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад]: ʺЕсли бы Аллах захотел, то я не стал бы возвещать вам Коран и [Аллах] не стал бы учить вас ему. Я ведь до сегодняшнего дня прожил с вами целую жизнь. Неужели вы не разумеете?ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺOm Gud så hade velat, skulle jag inte ha läst upp för er (något ur) denna (Skrift) och Han skulle inte ha låtit den komma till er kännedom (på annat sätt). Jag har levt hela mitt liv bland er innan (uppenbarelsen kom till mig). Använder ni inte ert förstånd?ʺ