Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُوا وَجَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ

ve leḳad ehleknā l-ḳurūne min ḳablikum lemmā Zelemū ve cā'ethum rusuluhum bi l-beyyināti ve mā kānū li yu'minū ke ƶālike neczī l-ḳavme l-mucrimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اَهْلَكْنَاehleknāه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.helak ettik
3الْقُرُونَl-ḳurūneق ر نBir şeyi başka bir şeyle birleştirmek, eşleştirmek. Qarnin/qarnan - nesil, yüzyıl. Qarn (ikili qarnani, dolaylı qaraini, çoğul qurun) - boynuz, trampet. Genellikle güç/kudret/şan sembolü olarak kullanılır. Qarunun (çoğul qurana) - eş, yoldaş, yakın arkadaş. Muqarranin - birbirine bağlı. Muqrinina - boyun eğdirme yeteneği olan. Muqtarinin - sıra halinde dizilmiş olanlar, eşlik edenler.nice nesilleri
4مِنْmin
5قَبْلِكُمْḳablikumق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmeksizden önce
6لَمَّاlemmā
7ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakhaksızlık ettiklerinden
8وَجَاءَتْهُمْve cā'ethumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakkendilerine geldiği halde
9رُسُلُهُمْrusuluhumر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleonların resulleri
10بِالْبَيِّنَاتِbi l-beyyinātiب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık delillerle
11وَمَاve mā
12كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
13لِيُؤْمِنُواli yu'minūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve iman etmeyecekleri için
14كَذٰلِكَke ƶālikeişte böyle
15نَجْزِيneczīج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekcezalandırırız
16الْقَوْمَl-ḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhtopluluğunu
17الْمُجْرِمِينَl-mucrimīneج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].suçlular

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki sizden önce gelip geçen nice toplulukları zulmettikleri için helâk ettik. Peygamberleri, onlara apaçık delillerle gelseydi gene de inanmazlardı. İşte mücrim topluluğu böyle cezâlandırırız biz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki sizden önce gelip geçen nice toplulukları zulmettikleri için helâk ettik. Peygamberleri, onlara apaçık delillerle gelseydi gene de inanmazlardı. İşte mücrim topluluğu böyle cezâlandırırız biz.

Adem Uğur

Andolsun ki sizden önce, peygamberleri kendilerine mûcizeler getirdiği halde (yalanlayıp) zulmettiklerinden dolayı nice milletleri helâk ettik; zaten onlar iman edecek değillerdi. İşte biz suçlu kavimleri böyle cezalandırırız.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, sizden önceki nesilleri, kendilerine Rasulleri açık deliller olarak geldikleri halde, zulümleri ve iman etmemeleri nedeniyle helak ettik. . . Suçlu toplumları işte böyle cezalandırırız!

Ahmet Tekin

Andolsun ki, sizden önce, Rasulleri, kendilerine açık mûcizeler, delillerle geldiği halde, yalanlayıp âsi olduklarından, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellediklerinden, haksızlık ettiklerinden dolayı nice nesilleri helâk ettik. Zaten onlar iman edecek değillerdi. İşte biz, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsileri, suçlu kavimleri, milletleri böyle cezalandırdık.

Ahmet Varol

Sizden önce, peygamberleri kendilerine apaçık delillerle geldiği halde haksızlık ettiklerinden ve zaten iman etmeyecekleri için nice nesilleri helak ettik. İşte suçlular topluluğunu böyle cezalandırırız.

Ali Bulaç

Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu, günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız.

Ali Fikri Yavuz

Andolsun, biz, senden önceki devirlerdekileri, kendilerine Peygamberleri mucizelerle geldikleri halde, zulmettikleri ve imana gelmedikleri vakit helâk ettik. İşte mücrim kavimleri, biz böyle cezalandırırız.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, sizden önceki kuşakları, haksızlık yaptıkları için yıkıma uğrattık. Üstelik elçiler onlara açık kanıtlarla gelmelerine karşın inanmadılar. Suçlu toplumları, işte böyle cezalandırırız.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, sizden önce, peygamberleri kendilerine açık belgeler getirmişken inanmayarak haksızlık ettikleri zaman, nice nesilleri yok ettik. İşte, suçlu topluluğu böyle cezalandırırız.

Bekir Sadak

And olsun ki, sizden once nice nesilleri, peygamberleri onlara belgeler getirmisken, haksizlik ederek inanmadiklari zaman yok etmistik. Iste biz suclu milleti boyle cezalandiririz.

Celal Yıldırım

And olsun ki sizden önce nice kuşakları, kendilerine peygamberlerimiz açık belgelerle gelmişken (baş kaldırıp) zulmettikleri ve imâna gelmiyecekleri (sabit olup dönme ihtimalleri kalmadığı) zaman yok ettik, işte biz, suçlu-günahkâr milleti böyle cezalandırırız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sizden önceki nice nesilleri, haksızlık ve kötülük yoluna saptıklarında yok ettik; halbuki peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi, ama onların iman edecekleri yoktu. Günah yolunu seçen toplulukları işte böyle cezalandırırız

Diyanet İşleri

Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, sizden önce nice nesilleri, peygamberleri onlara belgeler getirmişken, haksızlık ederek inanmadıkları zaman yok etmiştik. İşte biz suçlu milleti böyle cezalandırırız.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki sizden önce, peygamberleri kendilerine mûcizeler getirdiği halde (yalanlayıp) zulmettiklerinden dolayı nice milletleri helâk ettik; zaten onlar iman edecek değillerdi. İşte biz suçlu kavimleri böyle cezalandırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki, sizden önceki devirlerin bir çok kavmini, peygamberleri kendilerine bir çok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri için helak ettik. İşte günahkârlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Biz sizden önceki yüzyılların nesillerini, kendilerine peygamberleri açık deliller ile geldikleri halde, zulmettikleri ve iman etme ihtimalleri kalmadığı vakit helak ettik. İşte suçlu kavimleri böyle cezalandırırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için biz sizden evvelki kurunu, kendilerine Peygamberleri beyyinat ile geldikleri halde zulmettikleri ve iymana gelmeleri ıhtimali kalmadığı vakıt helak eyledik, işte mücrim kavmleri biz böyle cezalandırırız

Erhan Aktaş

Ant olsun Biz, sizden önce nice nesilleri, Resulleri kendilerine kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi getirdiği halde iman etmeyip, haksızlık yaptıkları için yok ettik. İşte suçlu halkları böyle cezalandırırız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun Biz, sizden önce nice nesilleri, resulleri kendilerine kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi getirdiği halde iman etmeyip, haksızlık yaptıkları için yok ettik. İşte suçlu halkları böyle cezalandırırız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun Biz, sizden önce nice nesilleri, rasulleri kendilerine kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi getirdiği halde iman etmeyip, haksızlık yaptıkları için yok ettik. İşte suçlu toplumları böyle cezalandırırız.

Fizilal-il Kuran

Sizden önceki nice kuşakları, peygamberleri kendilerine açık gerçekler getirmişlerken, zalimce davranarak iman etmeye yanaşmadıkları için yokettik. İşte biz ağır suçlu toplumları böyle cezalandırırız.

Gültekin Onan

Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve inanır olmadıkları / inanmadıkları için yıkıma uğrattık. İşte Biz, suçlu, günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız.

Hamdi Döndüren

Sizden önceki nice kuşakları, peygamberleri kendilerine açık mucizeler getirdikleri halde, (şirk ile) zulmedip iman etmedikleri vakit, inanmadıkları için helâk ettik. İşte biz günahkâr kavme böyle ceza veririz.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki (ey Mekkeliler) sizden evvelki devirler (de geçmiş ümmetler) i — peygamberleri kendilerine apaçık deliller (ve mu'cizeler) getirdikleri halde (onları yalana çıkarmak, hakka karşı daima kuvvet istimal etmek suretiyle) zulm etdikleri, imana gelmeyecekleri (sabit olduğu) için — helak etmişizdir. İşte günahkarlar güruhunu biz böyle cezalandırırız.

Hasib Asutay

Andolsun ki sizden önce, peygamberleri kendilerine mucizeler getirdiği halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit nice nesilleri helâk ettik; zaten onlar iman edecek değillerdi. İşte suç işleyen toplumu biz, böyle cezalandırırız. (5) (5. Bu âyet, Resulullah(s.a.v.)'ı yalanlayan Mekke müşriklerinin tehdit manasını taşımaktadır.)

Hayrat Neşriyat

Celâlim hakkı için, sizden önceki nesilleri, kendilerine peygamberleri mu'cizelerle geldikleri hâlde zulmettikleri ve îmân edecek de olmadıklarından helâk ettik! İşte günahkârlar topluluğunu böyle cezâlandırırız.

İbni Kesir

Andolsun ki; sizden önce nice nesilleri zulmettikleri zaman helak ettik. Peygamberleri onlara apaçık delillerle geldikleri halde, onlar inanmamışlardı. İşte Biz, suçlu kavmi böyle cezalandırırız.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki haksızlık ettikleri için sizden önce nice nesilleri helak etmiştik. Elçileri kendilerine apaçık deliller getirmişti; (ancak) onlar iman etmemişlerdi. İşte suçlu toplumları böyle cezalandırırız.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, sizden önce, kendilerine gönderilen peygamberler onlara hakkın apaçık delillerini getirdikleri halde (inat ve ısrarla) zulüm (ve kötülük) yapmaya devam ettikleri zaman, nice nesilleri yok ettik; çünkü onlar (bu delillere ya da peygamberlere) inanmayı reddettiler. Biz işte böyle cezalandırırız, günaha gömülüp giden toplumları.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu sizden önceki bir çok nesli de, kötülük odağı olmaya başlayınca yok oluşa mahkum etmiştik. Oysa ki onlara (da) peygamberleri hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişlerdi; fakat onlar inanmamakta direndiler: günaha gömülüp giden toplumu işte böyle cezalandırırız.

Ömer Nasuhi Bilmen

Andolsun ki, Biz sizden evvelki nice nesilleri, zulmettikleri zaman helâk ettik. Halbuki, onlara peygamberleri beyyineler ile gelmişlerdi. Onlar ise imân eder olmadılar. İşte günahkârlar olan kavmi Biz böyle cezalandırırız.

Ömer Öngüt

Andolsun ki, sizden önce nice nesilleri zulmettikleri zaman helâk ettik. Peygamberleri kendilerine apaçık delillerle geldiği halde, onlar iman etmemişlerdi. İşte biz günahkârlar topluluğunu böyle cezalandırırız.

Suat Yıldırım

Sizden önceki devirlerde geçen nice ümmetleri,Peygamberleri kendilerine açık deliller (mûcizeler) getirdikleri halde, zulmedip iman etmedikleri için imha ettik. İşte suçlular güruhunu Biz böyle cezalandırırız.

Süleyman Ateş

Sizden önce, zulmettikleri ve peygamberleri kendilerine açık kanıtlar getirdikleri halde inanmadıkları için nice nesilleri helak etmişizdir. İşte suç işleyen kavmi böyle cezalandırırız.

Süleymaniye Vakfı

Sizden önceki nesilleri de ne zaman yanlış yola girmişlerse helak etmişizdir. Elçilerimiz, onlara apaçık belgelerle geldi ama onlar inanmaya yanaşmadılar. Suçlular topluluğunu işte böyle cezalandırırız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizden önce nice kuşakları yanlış yola girdiklerinde etkisiz hale getirdik. Onlara gelen elçiler, apaçık belgelerle(mucizelerle) gelmişlerdi ama inanmamaya kararlıydılar. Biz suçlular topluluğunu böyle cezalandırırız.

Şaban Piriş

And olsun ki, sizden önce nesilleri, resulleri onlara belgeler getirdikleri halde zulmedip, iman etmedikleri için yıkıma uğrattık. Suçlu bir toplumu işte böyle cezalandırırız.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, sizden önceki nesilleri, peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulme saptıkları ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu, günahkâr olan bir topluluğu böyle cezalandırırız.

Ümit Şimşek

Sizden önce nice kavimleri, zulmettiklerinde Biz helâk ettik. Halbuki peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi; lâkin onların inanmaya niyetleri yoktu. Öyle mücrimleri Biz işte böyle cezalandırırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki biz sizden önceki kuşakları, zulmettikleri ve resulleri kendilerine açık kanıtlar getirdiği halde inanmadıkları için, helak ettik. Günaha batanlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sizdən əvvəlki nəsilləri də zülm etdiklərinə və elçiləri onlara açıq-aşkar dəlillər gətirdikləri halda onlara inanmadıqlarına görə məhv etdik. Biz günahkar adamları belə cəzalandırırıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sizdən əvvəl neçə-neçə nəsilləri (ümmətləri) peyğəmbərləri özlərinə açıq-aşkar möʼcüzələr gətirdikləri halda (onlara) zülm etdikləri və iman gətirəsi olmadıqları üçün məhv etdik. Biz günahkarları belə cəzalandırırıq.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben Generationen vor euch vernichtet, als sie unrecht taten. Die für sie bestimmten Gesandten kamen zu ihnen mit eindeutigen Beweisen, aber sie wollten nicht an Gott glauben. So bestraften Wir die Frevler.

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben bereits die Geschlechter vor euch vernichtet, als sie Unrecht taten, als ihre Gesandten mit den klaren Beweisen zu ihnen kamen, und sie nicht glauben mochten. So vergelten Wir dem übeltätigen Volk.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir vernichteten die Geschlechter vor euch, als sie frevelten; denn zu ihnen kamen ihre Gesandten mit deutlichen Zeichen, sie aber wollten nicht glauben. Also vergelten Wir (dies) der verbrecherischen Schar.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits haben WIR frühere Generationen vor euch zugrunde gerichtet, als sie Unrecht begingen und ihre Gesandten zu ihnen mit deutlichen Zeichen kamen, doch sie pflegten (trotzdem) den Iman nicht zu verinnerlichen. Derart vergelten WIR es den schwer verfehlenden Leuten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Destruction and death of generations that preceded in order of time were events you people must have heard of. They were wrongful of actions. They received Messengers as spectacles and warnings but they refused to give credence to their messages and to the divine enlightenment, thus do We requite the wicked.

Abdul Haleem

Before you people, We destroyed whole generations when they did evil- their messengers brought them clear signs but they refused to believe. This is how We repay the guilty.

Abdullah Yusuf Ali

Generations before you We destroyed when they did wrong: their messengers came to them with clear-signs, but they would not believe! thus do We requite those who sin!

Abul A'la Maududi

Surely We destroyed the nations (which had risen to heights of glory in their times) before you when they indulged in wrong-doing and refused to believe even when their Messengers brought clear signs to them. Thus do We recompense the people who are guilty.

Aisha Bewley

We destroyed generations before you when they did wrong. Their Messengers brought them the Clear Signs, but they were never going to have iman. That is how We repay evildoers.

Al-Hilali & Khan

And indeed, We destroyed generations before you when they did wrong, while their Messengers came to them with clear proofs, but they were not such as to believe! Thus do We requite the people who are Mujrimûn (disbelievers, polytheists, sinners, criminals).

Ali Quli Qarai

Certainly We destroyed [several] generations before you when they perpetrated wrongs: their apostles brought them manifest proofs, but they would not have faith. Thus do We requite the guilty lot.

Amatul Rahman Omar

And We certainly destroyed several generations before you when they went wrong inspite of the fact that there had come to them their Messengers (of God) with clear proofs but they would not believe. Just (as We repaid them) so We repay all such guilty people (with punishment).

Arthur John Arberry

We destroyed the generations before you when they did evil, and their Messengers came to them with the clear signs, but they would not believe; so We recompense the people of the sinners.

Bijan Moeinian

Do not forget that, before you, I destroyed [many] nations who had chosen the injustice [not the right path] as their way of life. They chose to disbelieve in their Messengers (whom I had sent with undeniable miracles.) I deal with the criminal people in such a manner [example: Sodom & Gomorrah.]

E. Henry Palmer

We have already destroyed generations before you when they did wrong, and there came to them their apostles with manifest signs, but they would not believe. Thus do we reward the sinful people.

Edip-Layth

We have destroyed the generations before you when they transgressed, and their messengers came to them with clear proofs, but they were not to acknowledge. It is such that We will recompense the criminal people.

George Sale

We have formerly destroyed the generations who were before you, O men of Mecca, when they had acted unjustly, and our apostles had come unto them with evident miracles and they would not believe. Thus do We reward the wicked people.

Hamid S. Aziz

When misfortune touches man, he calls Us, whether reclining, sitting or standing; but when We have removed from him his distress, he passes on as though he had not called on Us because of the misfortune that touched him. Thus unto the extravagant is made seemly that which they have done.

Mahmoud Ghali

And We have already caused the generations even before you to perish as soon as they did injustice and their Messengers came to them with the Supreme evidences; and in no way were they to believe; thus We recompense the criminal people.

Marmaduke Pickthall

We destroyed the generations before you when they did wrong; and their messengers (from Allah) came unto them with clear proofs (of His Sovereignty) but they would not believe. Thus do We reward the guilty folk.

Mohamed Ahmed - Samira

How many generations did We lay low before you when they became wilfully unjust. Their apostles had brought clear proofs to them, yet they never believed. So We punished the sinful people.

Muhammad Asad

And, indeed, We destroyed before your time [whole] generations when they [persistently] did evil although the apostles sent unto them brought them all evidence of the truth; for they refused to believe [them]. Thus do We requite people who are lost in sin.

Mustafa Khattab

We surely destroyed ˹other˺ peoples before you when they did wrong, and their messengers came to them with clear proofs but they would not believe! This is how We reward the wicked people.

Progressive Muslims

We have destroyed the generations before you when they transgressed, and their messengers came to them with clear proofs, but they were not to believe. It is such that We will recompense the criminal people.

Sahih International

And We had already destroyed generations before you when they wronged, and their messengers had come to them with clear proofs, but they were not to believe. Thus do We recompense the criminal people

Sam Gerrans

And We destroyed the generations before you when they did wrong, and their messengers came to them with clear signs, but they were not to believe — thus reward We the lawbreaking people.

Shabbir Ahmed

We annihilated many nations before you for their violation of human rights. Their Messengers had come to them with clear evidence of the Truth, but they refused to believe them. Thus do We reward those who steal the fruit of others' labor.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, generations before you We have destroyed when they did wrong: Their messengers came to them with Clear Signs, but they would not believe! Like this We repay the sinners (and criminals)!

Taqi Usmani

Indeed We have destroyed generations before you when they transgressed, and their Messengers had come to them with clear signs, but they were not the ones who would believe. This is how We punish the guilty people.

The Monotheist Group

And We have destroyed the generations before you when they transgressed; and their messengers had come to them with clear proofs, but they would not believe. It is such that We recompense the criminal people.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avons fait périr les générations dʹavant vous lorsquʹelles eurent été injustes alors que leurs messagers leur avaient apporté des preuves. Cependant, elles nʹétaient pas disposées à croire. Cʹest ainsi que Nous rétribuons les gens criminels.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, xelkê qirnên beriya we dema li xwe zilm kirin, Me ew ji navê birin, pêxemberên wan ji wan re mucîze anîn lê dîsa ew nebûn ku bawerî bînin (vêca ew bûn musteheqê helakê). Ha, wisa em civata gunehkar ceza dikin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben de generaties die er voor jullie tijd waren vernietigd toen zij onrecht pleegden. Hun gezanten kwamen met de duidelijke bewijzen tot hen, maar zij waren niet zo dat zij geloofden. Zo vergelden Wij aan de misdadige mensen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben vroeger de geslachten vernietigd die vóór u bestonden, o bewoners van Mekka! toen gij onrechtvaardig hadt gehandeld, en onze gezanten tot hen waren gekomen met duidelijke wonderen, en zij niet wilden gelooven. Zoo vergelden wij de schuldigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы уже погубили [уничтожили] поколения [общины], которые были раньше вас (о, многобожники), когда они совершали зло [многобожие] (в то время когда) приходили к ним Наши посланники с ясными знамениями [с чудесами, которые доказывали, что они посланы Аллахом], а они [прежние многобожники] (все равно) не уверовали. Так (как мы наказали гибелью прежних многобожников) Мы воздадим людям творящим беззаконие [тем, которые выходят за пределы, которые установил Аллах]!

Rusça — Osmanov

Мы погубили [целые] поколения, жившие до вас, когда они уклонялись от справедливости и не уверовали в Наших посланников, приходивших к ним с ясными знамениями. Так наказываем Мы грешных людей.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har låtit (många) släkten före er gå under när de framhärdade i orättfärdighet; trots att sändebuden kom till dem med klara bevis, ville de inte tro. Så lönar Vi de oförbätterliga syndarna.