De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza." Fakat ayetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.

قُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا تُغْنِي الْاٰيَاتُ وَالنُّذُرُ عَنْ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ

ḳuli nZurū māƶā fī s-semāvāti ve l-erDi ve mā tuğnī l-āyātu ve n-nuƶuru ǎn ḳavmin lā yu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلِḳuliق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2انْظُرُواnZurūن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbir bakın
3مَاذَاmāƶāneler olduğuna
4فِي
5السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerde
6وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerde
7وَمَاve mā
8تُغْنِيtuğnīغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettibir şey kazandırmaz
9الْاٰيَاتُl-āyātuا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetler
10وَالنُّذُرُve n-nuƶuruن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve uyarılar
11عَنْǎn
12قَوْمٍḳavminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir topluluğa
13لَا
14يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman etmeyen

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Bir bakın da görün, neler var göklerde ve yeryüzünde. Fakat bunca deliller, bunca korkutan peygamberler, inanmayan topluluğa ne fayda eder?

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Bir bakın da görün, neler var göklerde ve yeryüzünde. Fakat bunca deliller, bunca korkutan peygamberler, inanmayan topluluğa ne fayda eder?

Adem Uğur

De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakın (da ibret alın!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.

Ahmed Hulusi

De ki: "Semalar ve arzda ne oluyor, bir bakın!". . . O işaretler ve uyarılar, iman etmeyen topluluğa yarar sağlamaz!

Ahmet Tekin

Onlara: 'Bakın, düşünün, inceleyin göklerde ve yerde Allah’ın birliğine ve kudretine delâlet eden neler var?' de. İman etmeyecek bir topluma âyetler, mûcizeler, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarılar ve kâinatta, Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren deliller de fayda sağlamaz.

Ahmet Varol

De ki: 'Göklerde ve yerde neler olduğuna bir bakın.' İman etmeyen bir topluluğa ayetler ve uyarılar bir şey kazandırmaz.

Ali Bulaç

De ki: "Göklerde ve yerde ne var? Bir bakıverin." İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz.

Ali Fikri Yavuz

De ki: “- Bakın, göklerde ve yerde neler var! “ Fakat, bunca âyetler (alâmetler) ve azabla korkutmalar, iman etmiyecek bir kavme fayda vermez.

Ali Rıza Safa

De ki: "Göklerde ve yeryüzünde olanlara baksanıza!" İnanmayan bir topluma, kanıtlar ve uyarılar yarar sağlamaz.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakın da ders alın!" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.

Bekir Sadak

«oklerde ve yerde neler var, bir bakin"de. Inanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.

Celal Yıldırım

De ki: Bir bakın göklerde ve yerde neler var! İmân etmiyecek bir topluluğa o âyetler ve o uyarılar ne fayda sağlar ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Bir bakın da görün, göklerde ve yerde neler var?” Fakat iman etmeyecek topluma ne o kanıtların ne de uyarıların yararı olabilir.

Diyanet İşleri

De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza." Fakat ayetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.

Diyanet İşleri (eski)

'Göklerde ve yerde neler var, bir bakın' de. İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.

Diyanet Vakfi

De ki: «Göklerde ve yerde neler var, bakın (da ibret alın!)» Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın!» Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Bir bakın neler var göklerde ve yerde!" Fakat o deliller, o uyarılar iman etmeyecek bir kavme ne fayda sağlar ki!

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: bakın, Göklerde Yerde neler var, fakat o ayetler, o inzarlar iyman etmiyecek bir kavme ne faide verir

Erhan Aktaş

De ki: "Göklerde ve yerde olanlara bir bakın!" Ancak o apaçık ayetler ve uyarılar iman etmeyecek bir halka yarar sağlamaz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Göklerde ve yerde olanlara bir bakın!" Ancak o apaçık ayetler ve uyarılar iman etmeyecek bir halka yarar sağlamaz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Göklerde ve yerde olanlara ibretle bir bakın!" Ancak o apaçık ayetler ve uyarılar iman etmeyecek bir halka yarar sağlamaz.

Fizilal-il Kuran

Onlara de ki; «Göklerde ve yerde neler olduğuna bakınız.» Fakat ibret verici belgelerin ve uyarıların iman etmeyenlere hiçbir yararı olmaz.

Gültekin Onan

De ki: "Göklerde ve yerde ne var? Bir bakıverin." İnanmayan bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz.

Hamdi Döndüren

De ki: “Göklerde ve yerde olanlara bir bakın!” Ancak, inanmayacak bir topluma, mucizeler ve uyarılar bir yarar sağlamaz.

Hasan Basri Çantay

De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakın". (Fakat) bunca ayetler (ibretler) ve inzarlar iman etmeyecekler güruhüne faide vermez.

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Bakın! Göklerde ve yerde ne var? Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Göklerde ve yerde neler var, bakın!' Fakat o deliller ve korkutmalar, îmân etmeyecek bir kavme fayda vermez.

İbni Kesir

De ki: Göklerde ve yerde neler var, bir bakın. Fakat bunca ayetler ve uyarılar inanmayanlar güruhuna fayda vermez.

Mehmet Okuyan

De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bakın!” İnanmayacak bir topluma deliller ve uyarılar yarar sağlamaz.

Muhammed Esed

De ki: "Göklerde ve yerde var olanlara bakın da düşünün!" Ne var ki, inanmayacak olan bir topluma ne ayetlerin, ne de uyarmaların bir yararı dokunabilir!

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Göklerde ve yerde nelerin bulunduğuna bir bakınız!" Ne ki, iman etmemekte direnen bir topluma, ne ayetlerin ne de uyarıların hiçbir yararı olmaz.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Bakınız! Göklerde ve yerde olanlar nelerdir?» Fakat imân etmez bir kavim için âyetler ve korkutucular bir faide vermez.

Ömer Öngüt

De ki: “Göklerde ve yerde neler var, baksanıza!” Fakat inanmayan bir topluluğa âyetler ve uyarılar fayda sağlamaz.

Suat Yıldırım

De ki: "Göklerde ve yerde neler ve neler var, bir baksanıza!" Fakat bunca işaretler ve uyarılar iman etmeyecek kimselere ne fayda verir ki?

Süleyman Ateş

"Göklerde ve yerde olanlara bakın!" de; ama o ayetler ve uyarılar, inanmayacak bir kavme yarar sağlamaz.

Süleymaniye Vakfı

Onlara de ki: "Göklerde ve yerde neler olduğuna bir bakın. Ama inanmayan bir topluma ayetler de uyarılar da hiçbir fayda sağlamaz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara de ki "Göklerde ve yerde neler olduğunu gözlemleyin. Ama oralardaki göstergeler(ayetler) ve yapılan uyarılar, inanıp güvenmeyen bir topluluğun işine yaramaz."

Şaban Piriş

"Göklerde ve yerde neler var bir bakın!" de, inanmayacak bir topluma ayetler ve uyarmalar fayda vermez.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Göklerde ve yerde ne var? bir bakıverin.» İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarıp korkutmalar bir şey sağlamaz.

Ümit Şimşek

De ki: Göklerde ve yerde ne var, bir bakın. Fakat ne âyetler, ne de uyarılar, iman etmeyen bir topluluğa fayda vermez.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Göklerde ve yerde neler var/neler oluyor, bir bakın!" O ayetler ve uyarılar iman etmeyen bir toplumun hiçbir işine yaramaz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Görün göylərdə və yerdə nələr var”. Lakin iman gətirməyən adamlara dəlillər və xəbərdarlıqlar heç bir fayda vermir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Bir gör göylərdə və yerdə (Allahın birliyini və qüdrətini sübut edən) nələr var. Lakin iman gətirməyən bir tayfaya ayələr və (Allahın əzabı ilə qorxudan) peyğəmbərlər heç bir fayda verməz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺSchaut auf alles, was es in den Himmeln und auf Erden gibt!ʺ Aber weder Zeichen noch Warnungen nützen bei Menschen, die nicht glauben wollen.

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Schaut, was in den Himmeln und auf der Erde ist! Aber die Zeichen und die Warnungen werden den Leuten, die nicht glauben, nicht nützen.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺSchaut doch, was in den Himmeln und auf der Erde ist.ʺ Aber den Leuten, die nicht glauben, helfen die Zeichen und die Warnungen nichts.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺDenkt nach über das in den Himmeln und auf Erden!ʺ Doch weder die Ayat noch die Ermahner nützen Menschen, die keinen Iman verinnerlichen wollen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them -the infidels-: "Look attentively and contemplate mentally and take note of all that is in the heavens and on earth, all indicating an Omnipotent unique Maker! But what shall it advantage a man and what good do the signs and the warnings do to a people who simply refuse to recognize Allah and heed Him!

Abdul Haleem

Say, ‘Look at what is in the heavens and on the earth.’ But what use are signs and warnings to people who will not believe?

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Behold all that is in the heavens and on earth"; but neither Signs nor Warners profit those who believe not.

Abul A'la Maududi

Tell them: 'Observe carefully all that is in the heavens and the earth.' But no signs and warnings can avail those who are bent on not believing.

Aisha Bewley

Say: ‘Look at what there is in the heavens and on the earth. ’ But Signs and warnings are of no avail to people who have no iman.

Al-Hilali & Khan

Say: "Behold all that is in the heavens and the earth," but neither Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) nor warners benefit those who believe not.

Ali Quli Qarai

Say, ‘Observe what is in the heavens and the earth. ’ But neither signs nor warnings avail a people who have no faith.

Amatul Rahman Omar

Say, `Behold (the miracles) which are happening in the heavens and the earth (in support of the Prophet Muhammad,) though, (it is true at the same time) that signs and warnings are of no good to a people who do not believe (owing to obstinacy and ignorance).

Arthur John Arberry

Say: 'Behold what is in the heavens and in the earth!' But neither signs nor warnings avail a people who do not believe.

Bijan Moeinian

Say to them: "Observe (the main principle of scientific inquiry) what is in the heavens and the earth. " What a shame that all these proofs and warnings will not lead the people to believe.

E. Henry Palmer

Say, 'Behold what is in the heavens and in the earth! but signs and warners avail not a people who do not believe.

Edip-Layth

Say, "Look at all that is in the heavens and the earth." But what good are the signs and warnings to a people who do not acknowledge?

George Sale

Say, consider whatever is in heaven and on earth: But signs are of no avail, neither preachers, unto people who will not believe.

Hamid S. Aziz

It is not for any soul to believe save by the permission of Allah; He sets uncleanness on those who have no sense.

Mahmoud Ghali

Say, "Look into whatever is in the heavens and the earth. " And in no way do the signs and warnings avail a people who do not believe.

Marmaduke Pickthall

Say: Behold what is in the heavens and the earth! But revelations and warnings avail not folk who will not believe.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "Observe all there is in the heavens and the earth. " But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.

Muhammad Asad

Say: "Consider whatever there is in the heavens and on earth!" But of what avail could all the messages and all the warnings be to people who will not believe?

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "Consider all that is in the heavens and the earth!" Yet neither signs nor warners are of any benefit to those who refuse to believe.

Progressive Muslims

Say: "Look at all that is in the heavens and the Earth. " But what good are the signs and warnings to a people who do not believe

Sahih International

Say, "Observe what is in the heavens and earth. " But of no avail will be signs or warners to a people who do not believe

Sam Gerrans

Say thou: “Look at what is in the heavens and the earth!” But the proofs and the warnings avail not a people who do not believe.

Shabbir Ahmed

Say, "Behold what is in the heavens and the earth! No miracles and no warnings will help those who are bent upon denying the Truth. (2:6-7), (41:53).

Syed Vickar Ahamed

Say: "Behold! All that is in the heavens and on the earth;" But neither Sign nor warners can help those who do not believe.

Taqi Usmani

Say, "Look at what is there in the heavens and the earth." But, signs and warnings do not suffice a people who do not believe.

The Monotheist Group

Say: "Look at all that is in the heavens and the earth." But what good are the signs and warnings to a people who do not believe?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺRegardez ce qui est dans les cieux et sur la terreʺ. Mais ni les preuves ni les avertisseurs (prophètes) ne suffisent à des gens qui ne croient pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: De berê xwe bidine erd û asîmanan ka çi di wan de heye? Belge û ayetên Xweda û hişyariya ji ezab tu feydê nadin qewmekî ku bawerî nayînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺKijkt naar wat er in de hemelen en op de aarde is.ʺ Maar de tekenen en de waarschuwingen baten de mensen niet die niet geloven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Beschouw alles wat in den hemel en op aarde is. Maar teekens noch predikers zijn van eenig nut voor degenen die niet willen gelooven.

Hollandaca — Siregar

Zeg (O Moehammad): ʺAanschouwt wat er in de hemelen en op de aarde is. Maar de Tekenen en de waarschuwingen baten niet voor een volk dat niet gelooft.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк) (своему народу): «Посмотрите [поразмышляйте], что [какие знамения] (имеются) на небесах и на земле!» Но не помогут знамения и увещеватели (предупреждающие о наказании Аллаха) [пророки] людям, которые не уверуют [о которых Аллаху уже изначально было известно, что они не уверуют]!

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад]: ʺЗадумайтесь о том, что на небесах и на землеʺ. И не будет пользы от знамений и увещеваний тем, кто не уверовал!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺBegrunda allt det som himlarna och jorden rymmer!ʺ - Men vilken nytta har människor som inte vill tro av budskap och varningar