MEÂLİ:
54- Lûtʹu da (kavmine peygamber gönderdik). Hani o, kavmine, «görüp bildiğiniz halde bu gibi hayasızlığı mı işleyeceksiniz, öyle mi?
55- Kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır siz (ne yaptığını) bilmeyen bir milletsiniz» dedi.
56- Bu uyarıya karşı milletinin cevabı sadece şu olmuştu: «Lût âilesini kasabanızdan çıkarın; çünkü onlar fazlaca temizlenip arınmaya özenen insanlardır. »
57- Biz, Lûtʹu da, âilesini de kurtardık; ancak karısını değil, onu geride kalıp (yok edilecekler) arasında takdîr ettik.
58- Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. O uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
KADINLARI BIRAKIP ŞEHVETLE ERKEKLERE YAKLAŞAN AHLÂKSIZ BİR KAVİM
«Lûtʹu da (kavmine peygamber gönderdik). Hani o, kavmine, «görüp bildiğiniz halde bu gibi hayasızlığı mı işleyeceksiniz, öyle mi? » dedi. »
Cinsel sapıklığı hayatlarının tek ölçüsü ve amacı haline getiren; nefislerinin gayr-i meşru istekleri uğruna ahlâk, fazîlet, namus, iffet ve her türlü edep ve terbiye sınırlarını aşmakta bir sakınca görmeyen azgın, inkârcı, sapık bir milletin sonunun nereye vardığı açıklanmaktadır.
Bu bakımdan nefse uymanın, seksin ve maddenin uydusu olmanın kolaylığı ile nefsi yenmenin, asıl amaca yönelmenin, hilkatin gayesi doğrultusunda bir ömür sürmenin zorluğu arasında her an çetin sınav veren insanoğlu, aklını, idrâkini hakikati arayıp bulmada kullanmadığı takdirde, nefsine mağlup olur, kutsal sayılan bütün değerleri kaybetme bedbahtlığına uğrar.
Lût Peygamber’in (A. S. ) Sodomlu’larla Gomorralı’lara (Bu iki isim Tevrat’ta yazılıdır.) gönderilmesinin sebeplerinden biri de âyette açıklanan cinsel sapıklıktır. Ne var ki, o bölge halkına insanlıklarının mana ve hikmetini öğretmeğe çalışan; Hakk’a kul olmaya onları dâvet eden Lût Peygamber (A. S. ) kendi ülkesinden sürülmek istenmiştir. Gerekçe olarak da, Lût ailesinin fazlaca namus ve ahlâklarını korumaya özendikleri, temizlenip arınma hususunda çok titiz davrandıkları gösterilmiştir.
Zira İlâhî eğitimle ıslâh edilmeyen nefis çoğu zaman âsidir, azgındır ve saldırgandır. O nedenle arzularının ve eğilimlerinin önünde duran bütün engelleri aşmaktan çekinmez. Nefsi terbiye edip onu aklın ve imânın emrine vermek, ise, daha çok 5-20 yaş arasındaki dönemde mümkündür ve tesirlidir. Ondan sonra din, ilim ve ahlâkın tesiri inkâr edilmese bile başarı grafiği pek düşük olur. Nitekim Lût Peygamber’in teblîğ ve irşadının pek az kişi üzerinde tesirli olduğu görülmüş ve kavminin çoğu ona karşı gelip her türlü hayasızlığı mubah görmekte ısrar etmişlerdir. Sonunda İlâhî hüküm inmiş ve Sodomluʹlarla Gomorralıʹlar üzerine felâket yağmuru yağmış ve İlâhî sünnet onların kökünü kesip yerle bir etmiştir. Tevratʹta ise bu felâket gökten yağan kükürt ve ateş şeklinde açıklanır. O bakımdan Lût Kavmi’nin büyük bir volkanın harekete geçmesiyle haritadan silindiği anlaşılıyor.
Kıssanın bu bölümüyle de Cenâb-ı Hak Hz. Muhammed’i ve arkadaşlarını öz yurtlarından çıkartmak isteyen Mekkeli putperestleri bir defa daha uyarmakta ve yaşamakta olan ahlâksız kavim ve milletlerin dikkatini tarihî bir olaya çekerek İlâhî kıstasını bildirmekte; kurduğu hayat nizamına uymayıp inkâr ve ahlâksızlıkta ileri gitmenin hiçbir millete saadet havası estirmediğini ve estirmiyeceğini hatırlatmaktadır.
LÛT KISSASININ ÖZETİNDEN MESAJLAR
Lût kıssası yaklaşık on beş yerde değişik veya az farklı anlatım ve mesajlarla geçmektedir. Kurʹân’da bu kıssaya ağırlık verilmesinin sebebi açıktır. Şöyle ki: Bir aile, toplum veya millet inanç ve ahlâkını kaybettiği gün, her şeyini kaybetmiş sayılır.
Aʹraf ve Hud sûrelerinde kıssaya geniş yer verildiği gibi, Şuârâ sûresi 160-167. âyetlerin tefsirimde de az değişik öğütlerle kıssanın ibretli bir misal teşkil ettiği üzerinde durulmuştur. Burada ise, adı geçen sûrelerdeki anlatımın bir özeti verilmekte ve başta Mekkeli putperestler olmak üzere inanç ve ahlâkını kaybetmiş; kavim ve milletler uyarılmaktadır; aynı zamanda mü’minlere de şu mesajlar verilmektedir:
1- Cinsel sapıklığın başlıca sebebi, Cenâb-ı Hakk’ı bilmemek ve tanımamak; hak dinin esas ve prensiplerinden habersiz yetiştirilmektir.
2- Gerçek anlamda inanç ve ahlâkını yitirmiş bir kavim veya millet, kendilerini Hakk’a çağırıp doğru yolu gösteren mürşitlere çoğu zaman düşman olurlar.
3- Ruhunu ve kalbini arındırıp tertemiz bir ömür sürmek isteyen dindarlar, sözü edilen ahlâksız toplum ve millet arasında küçümsenip alaya alınırlar.
4- Hakkʹın buyruğuna kulak verip kendilerini çirkef bir yaşantıdan uzak tutmak suretiyle teblîğ ve irşat hizmetini sürdürenler eninde sonunda İlâhî yardıma mazhar kılınırlar. Onlara karşı olanlar ise hüsrana uğratılırlar.
5- Dindar, fazîletli bir yol göstericinin, doğru yolu gösteren bir mürşidin eşi yanlış yolda olabilir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, inkârcı sapık ve azgın milletlerin, bütün uyarılara rağmen doğru yolu seçmemelerinin acı sonuçları misallerle açıklandı. O misallerden birinin de Lût Kavmi’nin başına indirilen İlâhî azap olduğu belirtildi.
Aşağıdaki âyetlerle, Allahʹın varlığına, birliğine delâlet eden belgeler sıralanarak insan aklı harekete geçiriliyor.