MEÂLİ:
52- And olsun ki onlara öyle bir kitap getirdik ki, imân edecek bir millete doğru yolu göstermek ve rahmet olmak üzere onu kusursuz bir bilgi ile bir bir açıklayıp (yerli yerince indirdik).
53- O inâtla inkâr edenler Oʹnun ancak haber verdiği elîm sonucu beklerler. Onun haber verdiği elîm sonuç geldiği gün daha önce onu unutanlar diyecekler ki: «Gerçekten Rabbımızın peygamberleri hak ile gelmişlerdi. Bize şefaat edecek şefaatçiler acaba (ortada) var mı ki şefaat etsinler?! Veya geri döndürülür müyüz ki daha önce yaptıklarımızın başkasını yapalım». Onlar cidden zararda kalıp kendilerine yazık ettiler. İftira edip durdukları (putlar ve ilâhlaştırdıkları) şeyler yan çizip onlardan uzaklaşmışlardır.
AÇIK BELGELER KARŞISINDA ÖZRÜN YERİ YOKTUR
«And olsun ki, onlara öyle bir kitap getirdik ki, … kusursuz bir bilgi ile bir bir açıkladık. »
İlgili âyetlerle kıyâmetten üçüncü bir tablo gösteriliyor. Dünyada kusursuz bir bilgi ile insanın dünya ve âhiret hayatının önemli bölümünü bir bir açıklayan İlâhî kitabın indirildiğini duyabilen, duyma imkânına sahip olan fert, toplum ve milletlerin kıyâmette özür beyân etmelerinin hiçbir anlam ve değeri olmayacaktır. Çünkü fizikötesinden haber veren, insan ruhunun açlığını ve boşluğunu giderip dolduran ve insan hayatının anlam ve hikmetini, amaç ve maksadını öğreten İlâhî belgeler noksansız ve kusursuz bir bilgi halinde indirilerek insan aklına ve idrâkine ışık tutulmuştur. Bu belge ve taşıdığı bilgilere kulak vermeyip kendini bir bakıma içgüdüsünün emrine terkedenler, bilmelidirler ki en büyük fırsatı zamanında değerlendirmemenin acısını için için çekecekler ve Allah’ın adâlet divanında itirazların yeri olmadığını anlayacaklar, ama neden sonra..
Kur’ân’ın haber verdiği ikinci hayatın başlamasıyla, İlâhî proğram gereği âhiretle ilgili safhalar bir bir gerçekleşmeye başlar ve işte o zaman İnsanoğulları, peygamberlerin hak ite gönderildiklerini ve ancak hakkı ve doğruyu söylediklerini anlayacak ve o zaman inkârlarından vazgeçip başlarını eğecekler, itirafta bulunacaklar.
Dünyada putları şefaatçi, ilâhlaştırdıklarını tek kurtarıcı sayanlar büyük bir yanılgı içinde bulunduklarını farkedecekler. Şefaatçi sandıkları şekillendirilmiş taşların, madenlerin o âlemde yeri, yurdu, anlam ve değeri olmadığına şâhit olacaklar. Allah’a tapar gibi taptıkları fanilerin kendilerine bite sahip çıkamadıklarını, ayaklar altında zelil ve hakir kaldıklarını gözleriyle görüp o çok değerli dünya hayatını berbat ettiklerine hayıflanacaklar..
İLÂHÎ KİTABIN ÖZELLİKLERİ
«And olsun ki onlara öyle bir kitap getirdik ki, imân edecek bir millete doğru yolu göstermek ve rahmet olmak üzere onu kusursuz bir bilgi ile bir bir açıklayıp (indirdik). »
Allahʹın insanlara en son mesajı mahiyetinde olan Kur’ân-ı Kerîm her çağın İlmî buluşlarına, sosyal gelişmelerine, kokuşan toplumların derlenip toparlanmasına, ahlâkan büyük sarsıntı geçiren milletlerin kendilerine gelip varlıklarını sürdürebilmelerine ışık tutar, yol gösterir. Duygulara seslenir, aklı harekete geçirmeye yönelir, bunun için esaslar, prensipler getirir; İlâhî murada uygun bir düzen kurmaları için gerekli bütün yolları gösterir.
Kurʹân ilimle, irfanla, yüksek ahlâkla konuşur. Kesin bilgi verir. O bakımdan asırların geçmesiyle tazeliğini daha çok korur. Ölçüleri sağlam, fikirleri kusursuzdur. İleride hakikatı ayneʹl-yakîn görünce mazeret beyân etmeye imkân bırakmayacak açıklıktadır.
Doğru yolu gösterip insanlığa rahmet havası estiren ve kusursuz bilgileri taşıyan Kur’ân’ın bu üç ana vasfını incelediğimizde karşımıza sekiz maddelik bir hayat beyannamesi çıkıyor:
1- Aileyi sağlam temele oturtan aile hukukuyla ilgili esas ve prensipler.
2- Sosyal yapının, din kardeşliği, dayanışma, yardımlaşma ve karşılıklı güven duyguları içinde devamını sağlayacak emirler, tavsiyeler ve öğütler.
3- Millî bünyeyi mânevî mikrop ve parazitlerden temizleyip koruma yöntemleri; otorite varlığının, idâre etme siyasetinin şartlarını ve esaslarını belirleyen hükümler.
4- Dine ve sağlam örfe dayalı güzel ahlâkın korunması, İlmî araştırmaların hızlandırılması, ilim adamlarına yeterince değer verilmesi için ciddi bir öğretim ve eğitim sisteminin işler halde olmasıyla ilgili yollar ve yöntemler.
5- Ay ve güneşin birer hesap dahilinde bulunduğunu, her birinin kendine has yörüngesinde belirlenmiş bir hızla hareket ettiğini belirten temel fikirler.
6- Göklerin önce gaz halinde olduğuna, sonra yoğunlaşıp katılaştığına delâlet eden belgeler.
7- Dağların hareket halinde olduğuna, bulutlar gibi geçip gitmekte bulunduğuna dikkat çeken ve bununla yerkürenin dönmekte olduğuna işâret eden âyetler.
8- Her canlının sudan yaratıldığını açıklayan temel bilgiler.
Kur’ân’ın bu ve benzeri yönlerini incelemeden, araştırıp getirdiği gerçekleri öğrenmeden inkâra kalkışan bir kişinin cehaleti nasıl paravana edindiğini anlatmaya gerek var mıdır? Artık kıyâmet günü böylesinin özür dilemesinin, mazeret beyan etmesinin bir yararı elbette ki olmaz.
Bu, her yönüyle peyzaj mimarinin müstesna güzelliğini kendinde toplayan bir bahçeye, ya da sanat harikası sayılan bir saraya girip oradaki sanat güzelliğini göremeyen ve sadece eşyaya kapalı bir gözle bakıp çıkan kimsenin haline benzer.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıda geçen âyetlerle Kur’ân’ın ilimle sarmaş-dolaş olduğu, kesin bilgiler verdiği ve İlâhî muradı bir bir açıklayıp şüpheleri giderici bir özellik taşıdığı açıklandı. Sonra da Kur’ân’ın hem dünya, hem de âhiret kitabı olduğunun anlaşılabilmesi için mutlaka ilim ve insaf gözüyle incelenmesinin gereğine işâret edildi.
Aşağıdaki âyetlerle insanı hakikatle yüzyüze getirmek için akla ışık tutulup yeterli bilimsel malzeme veriliyor. Astronominin önemi üzerinde durularak kurulu düzenin her parçasında İlâhî patenti görmenin mümkün olduğuna işaretle yaratmanın Allah’a has olduğu belirtiliyor. Hayatımızı düzen ve dengede tutmamız emredilerek aşırı gidenlerin Allah tarafından sevilmediği açıklanıyor. Sonra da yeryüzünde bozgunculuk yapmanın İlâhî rahmete ters düştüğü ifade edilerek fitne ve fesattan sakınmamız bildiriliyor.