MEÂLİ:
38- Musaʹnın kıssasında da (ibretli belgeler bıraktık). Hani bir vakit Onu açık belge ve muʹcizeyle Firʹavnʹa gönderdik.
39- O, bütün ileri gelenleri ve ordusuyla birlikte yüzçevirdi ve «bu ya sihirbazdır, ya da delidir» dedi.
40- Bu sebeple onu da, ordusunu da yakalayıp (deniz) dalgaları arasına fırlattık ki (o sırada) kendini kınıyordu.
41- Âd kıssasında da (ibretli belgeler bıraktık). Hani bir vakit üzerlerine, köklerini kesip yok eden kasırgayı göndermiştik.
42- (Kasırga) nerenin üzerine uğradıysa mutlaka orayı kül haline çeviriyordu.
43- Semûd kıssasında da (ibretli belgeler bıraktık). Hani bir vakit onlara: «Bir süreye kadar yararlanıp geçinin» denilmişti.
44- Onlar ise azgınlık gösterip, Rablarının emrinin dışına çıkmışlardı. Bu yüzden bakıp dururken yıldırım onları yakalayıvermişti.
45- Artık ayağa kalkmaya güç getiremediler, yardım da göremediler.
46- Bundan önce Nûh milletini de (yok ettik). Çünkü onlar, din ve ahlâk sınırlarını aşan (inkârcı azgın) bir milletti.
İBRETLİ MİSÂLLER VE TARİHÎ OLAYLAR
«Musaʹnın kıssasında (ibretli belgeler bıraktık). Hani bir vakit Onu açık belge ve muʹcizelerle Fir’avn’a gönderdik. »
İnkârcı azgınları iyice uyarmak, yaşamakta olan maddeci sapıkların aklını harekete geçirmek için Kur’ân’da konumuzu oluşturan âyetlerle, yok edilen emsali kavimlerden dördü daha misal verilmektedir:
1- Musa Peygamber (A. S. ), Asâ, Yed-i Beyza gibi açık muʹcizelerle devrin en azgın, en mağrur kralı Fir’avnʹa uyarıcı olarak gönderilmiştir. Firʹavn ve etrafındaki devlet adamları, nefislerine ağır gelen, makam ve şöhretlerini sarsan İlâhî dâveti reddedip yüz çevirmişler ve kendilerini haklı göstermek için de Musa’ya (A. S. ) iki yakışıksız damga vurmaktan çekinmemişlerdi: Sihirbaz büyücü ve dengesiz deli..
Mekkeli müşrikler de Hz. Muhammedʹe (A. S. ) bu iki damgayı vurmaktan derin zevk almışlar ve halkı inandırmaya çalışmışlardı.
Sonunda İlâhî sünnet gereği inen hüküm Firʹavn ve yandaşlarını denize çekip dağ misali dalgalar arasında tam bir umutsuzluk havası içinde canlarını almıştı. Mekkeli’lerin de İslâm’ın satveti altında ezilecekleri gün pek yakındı.
2- Hûd Peygamber (A. S. ) da Âd Kavmiʹne uyarıcı olarak gönderilmişti. Yapılan hiç bir uyarı, tebliğ ve irşada kulak vermeyen bu kavim, bütün kuvvet ve üstünlüğü mal ve fiziksel güçte düşünüyorlardı. Oysa Allahʹın kudreti çok daha üstün ve bastırıcı ve kahredici idi. Umman ile Dahraman arasındaki güzergâhtaki bu azgın kavim üzerine, köklerini kesip soylarını kurutacak şiddetli kasırga gönderildi ve geriye ancak ibretli bir tablo olarak şehirlerinin kalıntıları ve yoldan gelip geçenlere, tarihin o elemli günlerinin ağıtlarını fısıldayan bakışları kaldı.
3- Hicaz yakınında Hicr yöresinde yine aynı güzergâhta yaşayan Semûd Kavmi’ne Sâlih ise, Peygamber uyarıcı olarak gönderilmişti. İstenilen mu’cizeyi getirince, döneklik yapıp verdikleri söze bağlı kalmadılar ve yapılan hiçbir teblîğ, uyarı ve irşada gönül kulaklarını açık tutmadılar ve üstelik inkâr ve tuğyanlarını artırdılar. O yüzden sünnetullah gereği, semavî bir âfeti hak etmişlerdi. Yağmur, fırtına, yıldırım, şimşek ve deprem birbirini izledi ve âdeta kıyâmet koptu. Böylece inkârcı azgınların leşleri kartallara, akbabalara yem oldu. Birkaç günlük zevk ve eğlence yerini haşerat ve parazitlere terketti.
4- Nuh Kavmi de, din, ahlâk ve fazîlet sınırlarını aşıp peygamberle alay edecek kadar şuursuzlaştılar. İlâhî emirleri küçümseyip Nuh (A. S. )ı tehdît etmeye başladılar. Böylece inkâr, tuğyan, ahlâksızlık ve taşkınlık son çizgisine gelip dayandı. Sünnetullah hükmünü yürütmeye yöneldi. Tufan koptu, bölgede canlı namına bir şey kalmadı.
Mekkeli müşrikleri de çetin bir hüküm bekliyordu. Ancak ileride İslâm’a girecekleri İlâhî ilimle tesbit edildiğinden, sözü edilen kavimler gibi yok edilmediler ve Mekke’nin fethedilmesiyle cahiliyet gurur ve tuğyanlarına son verildi ve sevmedikleri, alay ettikleri müʹminlerin karşısında boyunlarını bükmek zorunda kaldılar.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, inkâr ve tuğyanda ileri giden Mekkeli müşrikler tehdît edildi ve tarihin tekerrür edeceği hatırlatılarak, yok edilen dört kavim misal gösterildi.
Aşağıdaki âyetlerle, yaşamakta olan inkârcıların akıllarını harekete geçirmek ve düşünce ufuklarını genişletip hakkı anlamalarını kolaylaştırmak için üç belgeye yer veriliyor. Sonra da Allahʹa yönelmeleri emredilerek, Hz. Peygamber’in sadece açık bir uyarıcı olduğuna atıf yapılıyor.