Al-i İmran Suresi 44. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوحِيهِ اِلَيْكَ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يُلْقُونَ اَقْلَامَهُمْ اَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يَخْتَصِمُونَ

44.

(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.

Diyanet İşleri

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

44- İşte bu sana vahyettiğimiz, gayb haberlerindendir. (Yoksa) Meryem’i kim himâyesine alıp onu koruyacak diye kalemlerini (kurʹa için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususta) tartışırlarken de yanla­rında bulunmadın.

KUR’ÂN İNCİL’İ TASHÎH EDİYOR

Kur’ân-ı Kerîm Meryem’le ilgili bilgileri çok özlü noktalara dokunarak verirken, bu arada İncil’de meydana gelen hem değişiklikleri, hem de ka­palı tarafları düzeltip ortaya çıkarmaktadır. İncilʹde Meryem’den yer yer söz edilir. Zekeriyya Peygamberin hanımı Elisabethʹle görüştüğü açıkla­nır, fakat Zekeriyya tarafından terbiye edilip korunduğuna, mâbede ken­dini ibâdete verdiğine, soylu bir âilenin kızı olduğundan eğitilmesi konu­sunda yakınlarının tartıştığına ve bu yüzden kur’aya başvurduklarına pek dokunulmaz. Ümmî bir peygamber olan, hiçbir okula gitmiyen, çok cahil bir ülkede doğup büyüyen Hazreti Muhammed’in bu geçmişle ilgili konu­ları ayrıntılı, ayrıntısız bilmesine imkân yoktur. Kaldı ki Kur’ân’ın nakletti­ği ve haber verdiği hususları daha önce anlatan bir kitap da yazılmamış­tı. O halde Hazreti Muhammedʹin (A. S. ) Meryem ve âilesi konusunda ver­diği bilgiler tamamen İlâhî vahye dayanmaktadır.

İşte Kur’ân bu hakikati bir kez daha açıklamakta ve onun Hak Pey­gamber olduğuna delil saymaktadır.

Neden Kurʹâya başvurulmuştur?

Ruhî yanı çok güçlü olan ve doğumu büyük bir muʹcize sayılan İsâ Peygamber’e anne olacak bu asil kızı (Meryemʹi) alıp eğitmek, koruyup büyütmek için neden kur’aya başvurulmuştur? Bize göre bunun nedeni açıktır:

a) Babası İmran, kendi kabilesinin başı ve söz sahibi bulunuyordu. Ölümünden sonra onun aziz hatırasına saygı göstermek için kızını eğit­meyi kendilerine büyük bir şeref sayıyorlardı.

b) Hz. Meryem tamamen Allah’a ibâdete adanmış bir kızdı. Çağında­ki mü’minler böylesine mübarek bir kızı besleyip büyütmeyi, eğitimiyle meşgul olmayı bir ibâdet kabul ediyorlar ve bu yüzden onu tanıyanların çoğu buna istekli çıkıyordu.

c) İleride bir peygambere anne olacağı tahmin ediliyor, bu yüzden her inanan kişi bu kudsiyetten payını almak istiyordu.

KUR’A

Kur’ân’da ve İslâm Şeriatında kur’aya yer verildiğine işâret ediliyor. Özellikle tam eşit biçimde paylaşılması mümkün olmayan şeylerde, adâ­leti sağlamak, pay sâhiplerini haklarına razı etmek için kur’aya başvur­manın sünnet olduğunu kabul edenler çoğunluktadır. Nitekim İmam Kur­tubî bu yolda bir kur’aya başvurmanın cumhur-i fukahaya göre sünnet ol­duğunu özellikle belirtmiş ve Ebû Hanîfe ile arkadaşlarının bu görüş ve içtihada katılmadıklarını ayrıca açıklamıştır. (Tefsîr-i Kurtubî: 4/86 - Mısır: 1387)

Ne var ki, İbn Münzir, Ebû Hanîfe’nin kur’âyı tecvîz ettiğini rivâyet et­miş ve böylece kapalı bir hususu açığa çıkarmıştır. Ebû Ubeyde ise, şu üç peygamberin kur’aya yer verdiğini kaydediyor: Yunus, Zekeriyya ve Mu­hammed (S. A. V. ).

Buharî «Babu’l-Kur’ati Fiʹl-Müşkilat» başlığı altında buna ayrı bir bö­lüm ayırmıştır.

Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizin bilhassa sefere çıkarken beraberinde götüreceği hanımı için Ezvac-ı Tahirat arasında kur’a çektiği, sahih rivâ­yetlerle sabit olmuştur.

Ayetler arasında bağlantı

Geçen âyetlerle geçmiş peygamberlerin örnek alınacak durumların­dan, ibretli safhalarından ve sonra İmrân âilesinin Allahʹa olan teslimiye­tinden, Allah katında seçkin bir kadın olan Hz. Meryemʹden önemli parçalar naklettikten sonra, bu bilgilerin belirtilen mana ve muhtevada baş­ka bir yerde yazılı bulunmadığına dikkatler çekiliyor. Son Peygamber Hz. Muhammed’in (A. S. ) bunları bilmesine imkân olmadığı, ama kendisine ge­len vahiy ile haberdar edildiği hatırlatılıyor ve böylece bu ve benzeri kıs­salar da Peygamberin Allah tarafından gönderilen hak nebî olduğuna belge gösteriliyor.

Sonra yine Meryem ve İsâ ile ilgili çok önemli safhalara kapı açılıyor. İsâ’nın babasız doğmasının ve gösterdiği altı yedi kadar büyük muʹcizenin Allah’ın sonsuz kudretine delâlet ettiğine işâretler yapılıyor. Bu arada in­san ruhunun ne kadar güçlü ve İlâhî feyiz ve kudrete mazhar bulunduğuna delil olarak Hz. İsâ’nın ruhî yapısının ölüleri diriltecek kadar güçlü bulun­duğu bir örnek olarak ortaya konuluyor.