Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً اِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ
hunālike deǎā zekeriyyā rabbehu ḳāle rabbi heb lī min ledunke ƶurriyyeten Tayyibeten inneke semīǔ d-duǎā'i
Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.
فَنَادَتْهُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ اَنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيٰى مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِنَ الصَّالِحِينَ
fe nādethu l-melāiketu ve huve ḳāimun yuSallī fī l-miHrābi enne (a)llahe yubeşşiruke bi yeHyā muSaddiḳan bi kelimetin mine (a)llahi ve seyyiden ve HaSūran ve nebiyyen mine S-SāliHīne
Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.
قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَاَتِي عَاقِرٌ قَالَ كَذٰلِكَ اللّٰهُ يَفْعَلُ مَا يَشَاءُ
ḳāle rabbi ennā yekūnu lī ğulāmun ve ḳad beleğaniye l-kiberu ve mraetī ǎāḳirun ḳāle ke ƶālike (a)llahu yef'ǎlu mā yeşā'u
Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et."
قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لِي اٰيَةً قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزًا وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ
ḳāle rabbi c'ǎl lī āyeten ḳāle āyetuke ellā tukellime n-nāse ṧelāṧete eyyāmin illā ramzen ve ƶkur rabbeke keṧīran ve sebbiH bi l-ǎşiyyi ve l-ibkāri
Hani melekler, "Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı."
وَاِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَامَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفٰيكِ عَلٰى نِسَاءِ الْعَالَمِينَ
ve iƶ ḳāleti l-melāiketu yā meryemu inne (a)llahe STafāki ve Tahheraki ve STafāki ǎlā nisā'i l-ǎālemīne
"Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (O'nun huzurunda) rüku edenlerle beraber rüku et" demişlerdi.
يَامَرْيَمُ اقْنُتِي لِرَبِّكِ وَاسْجُدِي وَارْكَعِي مَعَ الرَّاكِعِينَ
yā meryemu ḳnutī li rabbiki ve scudī ve rkeǐy meǎ r-rākiǐyne
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.
ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوحِيهِ اِلَيْكَ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يُلْقُونَ اَقْلَامَهُمْ اَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يَخْتَصِمُونَ
ƶālike min enbā'i l-ğaybi nūHīhi ileyke ve mā kunte ledeyhim iƶ yulḳūne eḳlāmehum eyyuhum yekfulu meryeme ve mā kunte ledeyhim iƶ yeḣteSimūne
Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'a çok yakın olanlardandır."
اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَامَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُ اِسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ
iƶ ḳāleti l-melāiketu yā meryemu inne (a)llahe yubeşşiruki bi kelimetin minhu ismuhu l-mesīHu ǐysā bnu meryeme vecīhen fī d-dunyā ve l-āḣirati ve mine l-muḳarrabīne