MEÂLİ:
42- Hani bir de melekler: «Ey Meryem! » demişlerdi, «doğrusu Allah seni seçip beğendi, süzüp tertemiz kıldı ve seni (çağındaki milletlerin) kadınlarından üstün tuttu. »
43- «Ey Meryem! saygı dolu bir gönülle huzurda durup Rabbine ibâdete devam et; secdeye kapan ve rükû’ edenlerle beraber rükû’a var. »
İLGİLİ HADÎSLER
«(Kendi çağında) kadınların en hayırlısı İmrân kızı Meryem’dir ve yine kadınların en hayırlısı Huveylid kızı Hatice’dir. » (Buharî - Müslim: Ali bin Ebî Tâlib (R. A. )den)
«Erkeklerden kâmil (olgun-ermiş) olanlar çoktur. Kadınlardan kâmile (olgun ve ermiş) olanlar ise İmrân kızı Meryem, Fir’avn karısı Âsiyeʹdir. Âişe’nin diğer kadınlara olan üstünlüğü, s i r î d ’in diğer yemeklere üstünlüğü gibidir. » (Buharî - Müslim: Ah b. Ebî Tâlib (R. A. )den. S i r î d: İçine ekmek ufalanan etli çorba ya da tereyağla karılan ekmektir. Araplar bu yemeği çok sever ve en aziz misafirlerine takdimden şeref duyarlardı.)
«Dünyanın en hayırlı kadını (veya dünya milletlerinin en hayırlı kadınları) dört tanedir:
1. İmrân kızı Meryem,
2. Fir’avn karısı Mezahim kızı Asiye,
3. Huveylid kızı Hatice,
4. Muhammed kızı Fatıma... » (Ahmed bin Hanbel - Taberânî: Sahihtir)
«Cennet ehli kadınlarının en üstünü, Huveylid kızı Hatice, Muhammed kızı Fatıma, İmrân kızı Meryem ve Fir’avn karısı Âsiye’dir. » (Tefsîr-i Kurtubî: 4/83)
«Dünya milletleri kadınlarının en üstünü Huveylid kızı Hatice, Muhammed kızı Fatıma, İmrân kızı Meryem, Firavn karısı Mezahim kızı Âsiye’dir. » (İbn Asâkir; Hz. Ayşe (R. A. )dan)
HZ. MERYEM PEYGAMBER MİDİR?
Hiç şüphe yok ki, insanların en kâmili (olgun) peygamberlerdir. Sonra sırasıyla sıddîkler, şehitler, velîler ve sâlihlerdir. Bu ölçü ortaya konulunca, deniliyor ki, hadîste geçen «Kemal Mertebesi»nden peygamberlik kasdedilmiştir. O halde Meryem ile Asiye de peygamber olabilirler. Nitekim bu hususta hüküm verenler olmuştur. İmam Kurtubî diyor ki: «Sahîh olan şudur ki, Meryem peygamberdir. Çünkü Allah diğer peygamberlere vahyettiği gibi melek vasıtasıyla ona da vahyetmiştir. Asiyeʹye gelince, onun peygamberliğine açık bir delil yoktur. Sadece sıddîka ve fazîletli bir mü’mine kadın olduğu bildiriliyor. » (Yukarıda naklettiğimiz yazı dizisi, İmam Kurtubîʹnin tefsirinden özetlenerek alınmıştır. Bak: Kurtubî: 4/83 - Mısır: 1387)
Ne var ki VAHİY kelimesi terim olarak birkaç anlamda kullanılmıştır. Meryem’e melekler vasıtasıyla yapılan vahiyʹden hangi mâna kasdedilmiştir; bunu kesin olarak belirlemek zor olmakla beraber, çoğu ilim adamlarına göre, İLHÂM anlamına gelen vahiydir.
Vahiy :
a) Melek Cebrâil’in peygamberlere, kendine has anlam ve ölçüde seslenmesi, ya da konuşması demektir. Kur’ân’da «Senden önce kasabalar halkından kendilerine vahyedip peygamber olarak gönderdiğimiz kimseler de ancak birtakım adamlardı. » (Yusuf sûresi: 109) meâlindeki âyet bu mânaya delâlet etmektedir.
b) İlhâmda bulunma anlamına gelir. Kur’ân’da «Musa’nın anasına: Çocuğunu emzir diye vahyettik, yani ilhamda bulunduk. » (Kasas sûresi: 7) meâlindeki âyet bunu ifâde etmektedir.
c) Murat olan mânayı kalbe ve içe ilka etmek mânasına delâlet eder. Kurʹânʹda «Yeryüzü o gün -Rabbi ona vahyettiği için- haberlerini anlatır da anlatır. » meâlindeki âyet bu mânayı yansıtmaktadır. (Zilzal sûresi: 5)
d) İşârette bulunmak anlamında kullanılır, «Bunun üzerine Zekeriyya, mihrabdan çıkıp kavmine, sabah-akşam tesbîh edin! diye vahyetti, yani işârette bulundu. » (Meryem sûresi: 11)
Bu nedenle Meryemʹin büyük evliyâdan olduğunda hiç şüphe yoktur. İslâm akaidinin esaslarını koyan ilim adamları kadından peygamber gönderilip gönderilmediği hakkında farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Allah daha iyisini bilir.
KURʹANʹIN SUNDUĞU ÖRNEK KADIN
«Ey Meryem! saygı dolu bir gönülle huzurda durup Rabbine ibâdete devam et»
Kur’ân’da Meryem’in ibâdetinden, hatta özel hayatının bazı bölümlerinden ve Hakk’a olan kayıtsız teslimiyetinden söz edilirken daha çok üç önemli hususa dikkatlerin çekilmesi istenmiştir:
a) Hıristiyan âleminin de üstün saygı beslediği Hz. Meryem, cidden bütün kadınlara örnek olacak bir düzeydedir. Meryem’in yalnız pazar günleri değil, normal günlerde de kendine has odasında, ya da mâbedin yüksekçe bir yerinde ibâdet ettiği., namaz kıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca kendi başına ibâdet ettiği gibi cemaat halinde de ibâdete devam ettiği açıkça belirtiliyor. Bu, kadının ibâdet konusunda da toplum arasındaki yerini belirlemekte ve onun gıpta edilecek davranışlarından birini sergilemektedir. Böylece inanan kadınların günlük ibâdetlerinde Allah’a yakın olmanın derin anlamı mevcuttur.
b) Meryem’in günün belli saatlerinde ibâdet etmesi ve cemaate katılması, Hıristiyanlıkta ibâdetin yalnız pazar gününde yapılmasının ciddi bir dayanağı olmadığını göstermektedir. «Mihrab»ı sözlükteki mânasıyla yorumlayacak olursak; Meryem’in ya Beytüʹl-Makdis’in yüksekçe bir yerinde, ya da Zekeriyya Peygambere ait evin ibâdete ayrılmış üst kısmındaki bölümde ibâdet ettiği tahmin edilmektedir.
c) Müslüman kadınlarına, kendini Allah’a adayan ve belli saatlerde ibâdetini tam bir huzur ve saygı duygusu ile yerine getiren bir kadının Allah katındaki şerefli yeri, diğer kadınlardan üstünlüğü hatırlatılıyor. Bunun aksine kendini dünya hayatının aldatıcı ve oyalayıcı havasına verip gününü gün etmeye çalışan ve bu arada Allah’ı ve âhiret gününü unutan; bu anlayış ve yaşayış içinde kocasının kazancının çoğunu kendi süsüne harcayan kadının ise, ne kadar Hakk’tan gerilerde kaldığını, yetişmekte olan kuşağa olumlu hiçbir örnek davranış sunmadığını anlatmaya gerek var mıdır?
İşte Kur’ân inanan kadınlara Meryem’i örnek göstererek geniş rahmet kapısını açık tutmakta ve insanların dindar, iffetli, faziletli, olgun kadınlara ne kadar çok muhtaç bulunduğunu en veciz sözlerle işlemektedir.
Ayetler arasında bağlantı
Peygamberlerin daha çok birbirinin soyundan geldiği belirtildikten sonra İmrân âilesi ve ondan önce İbrâhim hanedânı söz konusu edilerek kendi çağlarındaki millet ve kabilelerden üstün tutuldukları ve nice İlâhî lûtuflara eriştikleri açıklandı. Sonra Hz. Meryem’in mâbede adanmasından, Zekeriyya Peygamberin onu yetiştirip korumakla görevlendirildiğinden, bu nedenle Meryem’in inanan bütün kadınlara örnek bir düzeyde bulunduğundan parçalar sergilendi.
Aşağıdaki âyetle, verilen bu bilgi ve haberlerin Hazreti Peygambere ancak vahiy yoluyla bildirildiği açıklanıyor.