MEÂLİ:
40- Şüphesiz ki âyetlerimizi yalanlayıp onları kabul etmeyi (bir türlü) gururlarına yediremeyenlere elbette göklerin (rahmet) kapıları açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe, onlar da Cennetʹe giremeyeceklerdir. İşte günahkâr suçluları biz böyle cezâlandırırız.
41- Onlara Cehennem’den (hazırlanmış) bir döşek ve üstlerinde de (ateşten) örtüler vardır ve işte zâlimleri biz böyle cezâlandırırız.
42- Onlar ki imân edip güzel-yararlı amellerde bulunurlar, -ki biz her kişiye ancak güç getirebileceğini yükleriz- işte onlardır Cennet yârânları ve onlardır orada ebedî kalıcılar!
43- Öyle ki, göğüslerinde kinden ne varsa söküp atarız; altlarından da (ferahlatıcı) ırmaklar akıp durur da onlar şöyle derler: «Bizi bu (yüce saadete) eriştiren Allahʹa hamd olsun; eğer Allah bizi buna eriştirmeseydi, kendiliğimizden doğruyu bulup erişmiş olamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri hak ile (bize) geldiler, (onlar sadece hakkı ve doğru olanı söylediler). Onlara: «İşleyegeldiğiniz (iyi-yararlı) amellerinize karşılık işte vâris kılındığınız Cennet! » diye seslenilecek.
44- Cennet yârânları, Cehennem yâranına şöyle seslenirler: «Gerçekten biz Rabbimizin bize vaʹdettiğini hak olarak bulduk. Siz de Rabbinizin size vaʹdettiğini hak olarak buldunuz mu? » Onlar, «evet... » derler ve hemen sonra aralarında bir çağrıcı, «Allah’ın lâneti zâlimler üzerine! » diye seslenir.
45- Âhiret hayatını inkâr eden (bu zâlim)ler, insanları Allah yolundan çevirir ve o (yolun) doğruluğunu bozmağa çalışırlar.
İLGİLİ HADÎSLER
Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz, Hakk’ın yolundan sapmış kişinin ölüm anında ruhunun alınmasını ve göğe yükseltilmesini açıklarken şöyle buyurmuştur:
«Melekler, bu habîs ruh nedir? diye sorarlar. Onu dünyada anılan en kötü ismiyle anıp falân kimsedir, derler ve dünya semasına doğru yükseltirler de onun için göğün kapısının açılmasını isterler, ama kapı ona açılmaz. »
Peygamberimiz (A. S. ) sonra da 40. âyeti okudu. (Ebû Dâvud-Nesâi - İbn Mâce - Müsned-i Ahmed. Hadis hayli uzundur. Biz sadece ilgili bölümünü nakletmekle yetindik.)
«Mümin kimse (cezası nisbetinde ateşte yanıp) Cehennemʹden kurtulunca, onu Cennetle Cehennem arasındaki bir köprüde (bir süre) tutuklarlar. Dünyada kiminle aralarında haksızlıklar, zulümler meydana gelmişse, haklar alınıp sahiplerine verilerek takas ve misilleme yapılır da (hak ve günahlardan) arınıp paklandıktan sonra Cennetʹe girmesine izin verilir. Canımı kudret elinde tutan zata yemin ederim ki onlardan herbiri Cennetteki yerini dünyadaki evinden daha iyi bilir ve yolunu daha iyi bulur. » (Buharî/mezâlim: 1- Müslim/iman: 302)
«Cennet ehlinin hepsi Cehennem’deki yerini görür de, eğer Allah bana doğru yolu göstermeseydi, (şimdi orada olurdum) der ve bu onun için bir şükür sayılır. Cehennem ehlinin hemen hepsi Cennetteki yerini görür de, ah keşke, Allah beni doğru yola eriştirseydi (şimdi elbette o güzel yerde olurdum)! der ve bu onun için (ıstırap kaynağı, sınırsız bir üzüntü ve sonu gelmeyen) bir hasret olur. » (Nesâî: İbn Murdeveyh’den - Ahmed: 2/512 - 4/131, 200 - 6/89)
Bu hadîsten kesin anlaşılıyor ki: Ne kadar insan varsa, hepsi için hem Cennette, hem de Cehennem’de yer ayrılmıştır. Kişi dünyada iken, kendi aklı ve hür irâdesiyle bu iki konaktan birini seçer ve seçmekte serbesttir. Peygamber ve kitap ancak doğru olanı, saadete uzanan yolu gösterir.
«Biliniz ki, sizden hiçbirinizin ameli onu Cennete sokmaz! »
Bunun üzerine soruldu:
- Ey Allahʹın Peygamberi! Sizin de mi?
Cevap verdi:
- Evet, ben de.. Meğer ki Cenâb-ı Hak kendi rahmet ve fazlıyla beni örtmüş ola.. (Buhari-Müslim-Ahmed: 2/466)
«Cennet ehli Cennete girince bir çağrıcı şöyle seslenir: Artık sizin için hep yaşamak var, bir daha ölmeyeceksiniz. Sizin için sağlık vardır, bir daha hastalanmayacaksınız. Sizin için gençleşmek vardır, bir daha yaşlanmayacaksınız. Sizin için hep nîmetlenme vardır, bir daha sıkıntıya düşmeyeceksiniz. » (Müslim: Ebû Saîd el-Hudrî (R. A. )den.)
«SİZDEN herbirinizin mutlaka bir konağı Cennette, bir konağı da Cehennem’de vardır. Kâfire gelince, o, mü’minin Cehennem’deki yerine vâris olur; mü’min de onun Cennetteki yerine vâris olur. » (İbn Mace/zühd: 39)
Hadîsin açık delâletinden, kâfirin Cehennem’den, müʹminin de Cennetten hiç çıkmayacağı anlaşılıyor.
İLÂHÎ TABLODAN MÜSTESNA BİR GÖRÜNTÜ
Meâlini sunduğumuz altı âyet, İlâhî kudret ve azametin, rabbânî füyuzat ve nîmetin, celâlî şiddet ve saltanatın müstesna bir tablosunu çizip gözler önüne sermektedir. Başka bir açıklama ve yoruma gerek bırakmayacak kadar açık ve seçiktir. Sözler arasındaki ahenk, renkler arasındaki uyum her türlü düşünce sanatının üstündedir. Şöyle ki:
- İlahî âyet ve belgeleri yalanlayarak akıl ve ilmin rehberliğinin dışına çıkıp inanmayı sahte gururuna yediremeyen nankörler, çok geçmeden inanmadıkları o yüce kudretin önünde eğilip bir hiç olduklarını anlayacaklar.
- Kendilerine tertemiz olarak gönderilen ruhlarını nefis ve ondan kaynaklanan inkâr, inat ve büyüklük taslama ile kirletip kararttıkları için göklerin rahmet kapıları onlara açılmaz. Böylece Allah’tan gelen ruhlarının O’ndan çok uzak kaldığının farkına varıp derin bir pişmanlık ve Hak’tan ayrılık ateşinde yanmaya başlayacaklar. Bu hal kıyâmet kopuncaya kadar sürüp gidecek, dönüşü mümkün olmayan berzahta bekleyecekler.
- Deve ya da kalınca bir halat iğne deliğinden geçmedikçe Cennet’e giremeyecekler. Oysa ne deve veya kalınca halat iğne deliğinden geçer, ne de onlar Cennet’e girer. Çünkü Cennet, Allahʹın yüksek kudretine inanan, mülkün asıl sahibinin O olduğunu idrâk edip yegâne tasarruf sâhibi bulunduğunu kabul eden rnüʹminlerin yurdudur.
İncil’de de Hz. İsa (A. S. ), «Devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin (mağrur) adamın Allah’ın melekûtuna girmesinden daha kolaydır! » demiştir. (Matta İncil’i: 19/25)
- Suçlu günahkârlar işte böyle cezalandırılır: Altlarında ateşten bir döşek, üstlerinde ateşten örtüler bulunur. Onlar böyle bir yatağı, dünya cennetinde nefis, madde ve şehvet otlağında bir ömür tüketirken hazırlamışlardır.
İşte yaratılışındaki yücelik, hikmet ve amaca; ruhundaki İlâhî cevhere ve ruha gıda veren İlâhî emirlere ters düşen, diğer bir tabirle aklını ve irâdesini nefis ve şehvetin kumandasına veren zâlimleri, dönüş yapmadıkları takdirde böyle bir cezâ beklemektedir.
- İmân edip salih amellerle (iyi, güzel, faydalı işlerle ve ibâdetlerle) mülkün gerçek sahibine inanıp teslimiyet gösterenler ise, Allahʹa konuk olma şerefine erişecek ve sonsuz mutluluk yurdunda ebedî kalacaklardır. Fıtratlarındaki mayaya ve hılkatlarındaki hikmet ve gayeye uygun bir hayat sürdüklerinden Cenâb-ı Hak rahmet fırçasıyla kalblerinde kinden, kıskançlıktan, ihtiras ve intikamdan eser bırakmayıp temizler, değişmeyen İlâhî boyasıyla boyayarak sohbetine lâyık bir düzeye getirir. Artık rahat bir beden, cilâlanmış bir ruh, sıbğatullah ile boyanmış bir kalb huzuru içinde, altlarından ırmaklar akan Cennetlerde ferahlık duyarak ebedileşirler. Çünkü onlar bu ırmakları dünya hayatında salih amellerle, hayır ve iyiliklerle, sadaka-i cariyelerle akıtmışlardı. Şimdi ise İlâhî rahmet ve gufrana, atıfet ve ihsana eriştirilmenin hamdini yapıp, dünyadaki şükürleri ile birleştirip bütünleştirirler. İşledikleri iyilikler karşılığında Cennetin vârisleri olma şerefine erişirler.
- Sonra cennetlikler cehennemliklere seslenerek, «Rabbımızın dünyada bize va’dettiğini gerçek olarak bulduk. Siz de size vaʹdedilen (azâbı) hak olarak buldunuz mu? » derler. Onlar da: «Evet» diye cevap verip seslerini yükseltirken ikinci bir ses onu bastırır: «Allah’ın lâneti zâlimlere olsun!. »
Çünkü küfür ve ahlâksızlık; madde ve şehvet ruha sıkıntı, kalbe yük, vicdana leke, hakka karşı perdedir. Hakk’ın varlığını, birliğini, azamet ve saltanatını lisan-i hal ve lisan-i kal ile natık olan her zerrenin hakkına tecavüzdür ve aynı zamanda insanı yaratıldığı gayenin dışına itmektir. O yüzden kâfir, hem kendine, hem denge ve düzende yerini alan diğer varlıklara zulmetmektedir. Lânete lâyık görülmesi bundandır.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle gerek eşyada kendini gösteren belgeleri, gerekse Peygamber’in (A. S. ) teblîğ ettiği âyetleri akıl ve idrak süzgecinden geçirmeyip ret ve inkâr edenlere göklerin rahmet kapıları açılmayacağı açıklandı. Ölmeden önce dönüş yapmadıkları takdirde ebedî bir azâba kendilerini lâyık gördükleri haber verildi. Dosdoğru imân edenlerin dünyalarının huzurlu, âhiretlerinin sonsuz mutluluklarla dolu olduğu müjdelendi.
Aşağıdaki âyetlerle Cennetliklerle Cehennemlikler arasında geçecek önemli iki safha anlatılıyor, A’raf üzerinde durup iki taraftan da bir kısım kimseleri tanıyanlar konu ediliyor ve sonra da küfür üzere ölenlerin âhirette amelleriyle başbaşa bırakılacakları haber veriliyor.