MEÂLİ:
30- O gün Cehennemʹe, «doldun mu? » diyeceğiz. O da: «Daha fazlası var mı? » diyecek.
31- Cennet ise, (Allahʹtan saygı ile) korkup (fenalıklardan) sakınanlar için yaklaştırılmıştır; uzak değildir.
32- 33- İşte bu, size vaʹdolunandır. Allahʹa yönelip gönül veren, (ilâhî sınırları) koruyan, gıyabında Rahmânʹdan saygı ile korkan ve Allahʹa yönelen bir kalb ile gelen (her insana söz verilen Cennetʹtir).
34- Oraya selâmetle girin. İşte bu, sonsuzluk günüdür.
35- Orada onlar için diledikleri her şey var ve yanımızda fazlası da mevcuttur.
İLGİLİ HADÎSLER
«Cehennemʹe «doldun mu denilecek». O da: «Daha fazlası var mı? » diyecek. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak (kudret) kademini onun üzerine koyacak da Cehennem: «Yeter, yeter» diyecek. » (Buharî/tefsîr: 1/50- Tirmizî/cennet: 20- Ahmed: 2/369)
«Cennet ile Cehennem tartışıp birbirlerine karşı huccet getirirler: Cehennem der ki: «Zorbalar, mütekebbirler bendedir. » Cennet de der ki: «İnsanların zayıfları ve yoksulları bendedir. » Bunun üzerine Allah onların arasında hükmeder de Cennet’e: «Sen ancak benim rahmetimsin, seninle kullarımdan dilediğime merhamette bulunurum» buyurur. Cehenneme de der ki: «Sen ancak azabımsın ki, kullarımdan dilediğime seninle azap ederim. Her biriniz için dolası (cennetlik ve cehennemlik insan) vardır. » (Müslim/cennet: 34, 36- Buharî/tefsîr: 1/5- Tirmizî/cennet: 22- Ahmed: 2/276, 314, 450-3/79)
CEHENNEMʹİN DOYMAZLIĞI
«O gün Cehennemʹe, «doldun mu? » diyeceğiz. O da: «Daha fazlası var mı? » diyecek.. »
Cennet ile Cehennem, kâinat düzeni kurulduğunda yaratılmış iki büyük eyleşim yerleridir. Hangi sistem içinde ve nerede yer aldıklarını bilemeyiz. Zira kâinat o kadar büyüktür ki, ışık hızıyla bile tarifi zor anlaşılmaktadır. Ancak bildiğimiz şey, ebediyet yurdu olan, biri azap, diğeri mutluluk yansıtan bu iki yerin dünyadan milyarlarca defa büyük olmasıdır. Arş’ın en büyük varlık olduğu kesinlik arzettiğine göre bunun Cennet’e tavan görünümünde olduğunu hadîslerden öğreniyoruz.
Kâinatta her şey yaratıldığı amaca yönelik hizmet vermektedir. Şüphesiz Cennet ile Cehennem de birer amaç için yaratılmışlardır ve her biri amacına bağlı olarak doluncaya kadar insan bekleyecektir.
Böylece ifadede olayın azametini yansıtma söz konusudur.
CENNETLİKLERİN BİRTAKIM ÖZELLİKLERİ
«Cennet ise, (Allahʹtan saygı ile) korkup (fenalıklardan) sakınanlar için yaklaştırılmıştır; uzak değildir. »
Şüphesiz cennetlik olan mü’minlerin birçok güzel vasıfları ve özellikleri vardır. Bunlardan önde gelenleri şunlardır:
1- Günahları bırakıp kalbiyle, kalıbıyla Cenâb-ı Hakkʹa yönelerek gönül verirler.
2- İlâhî buyrukları koruyup uygularlar.
3- Gıyabında Rahmân olan Allah’tan korkup saygı ve ta’zîmle titrerler.
4- Allahʹa yönelik bir kalp ile taât ve ibâdette bulunurlar.
Âyette geçen «evvâb» kavramı üzerinde farklı yorum ve tesbitler yapılmıştır:
a) Dahhak’e göre: Günahtan kopup Allah’a dönen; sonra yine günah işleyip yine Allah’a tevbe ve istiğfarla, ümit ve azimle dönen,
b) İbn Abbas’a (R. A. ) göre: Allah’ı gönülden çokça tesbîh eden,
c) Hakem b. Utbe’ye göre: Halvette Allah’ı çokça anan,
d) Şa’bî ve Mücahid’e göre: Halvette günahını hatırlayıp Allah’a yönelerek istiğfarda bulunan,
e) İbn Mes’ud’a (R. A. ) göre: Yalnız başına bulunduğu zaman, Allah’a yönelip günahlarından dolayı göz yaşları içinde tevbe ve istiğfar eden,
f) Ubeyd b. Umeyrʹe göre: Oturduğu her mecliste Allahʹı anıp istiğfarda bulunan,
g) Ebû Bekir el-Varrak’a göre: Gizli ve açık hallerde Allahʹa güvenip dayanan,
h) el-Kasımʹa göre: Kalbi sadece Allah ile meşgul olan kimse demektir. (Geniş bilgi için bak: Tefsîr-i Kurtubî: 17/20- Fethü’l-Kadîr/Şevkanî: 5/79)
Allâme Râğıb’a göre: Evvâb, «tevvâb» gibi, günahları terkederek ve taât-ü ibâdette bulunarak Allahʹa dönen kimse hakkında kullanılır. (Mu’cemü Müfredatı Elfazi’l-Kur’ân: 25, 26)
CENNETʹE SELÂM İLE GİRMEK
«Oraya selâmetle girin. İşte bu, sonsuzluk günüdür. »
Cennet, mutlak mânada selâmet yurdudur. Dünyaʹda Allah’a dosdoğru imân temeli üzerinde ruhunu esenliğe, kalbini yatışkanlığa, amelini İlâhî rızaya çevirip eriştiren mü’minin varacağı yer, şüphesiz ki «Cennet»tir.
Cennet’e «selâm» ile girmeyi, meâl kısmında «selâmetle» yorumlamamıza rağmen, daha başka yorumlarda bulunanlar da olmuştur. Onları şöyle özetliyebiliriz:
Mü’min kullar, azaptan, elem ve kederden, hastalık ve yıpranmadan, gürültü ve patırtıdan, hırs ve aç gözlülükten uzak tutulmuş ve selâmete eriştirilmiş bir halde Cennetʹe girerler.
Allah’ın «Selâm Sıfatı»na mazhar kılınarak oraya adım atılır.
Melekler, cennetliklere: «Selâm size, girin Cennet’e! » diyerek iltifatta bulunurlar.
Nîmetin artık zeval bulmayacağı, ebediyet yurdunda ebediyen esenlik içinde kalınacağı müjdelenerek içeri alınırlar.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, Cehennem’in doymazlığı konu edilerek uyarıcı manada ve cennetlik olan mü’minlerin birkaç güzel vasfı açıklanarak teşvîk anlamında bilgiler verildi.
Aşağıdaki âyetlerle, bunca İlâhî beyânlara rağmen hâlâ inkârda ısrar edenler, helâk edilen milletlerin akıbetiyle tehdît ediliyor. Göklerin ve yerin altı devirde yaratıldığı hatırlatılarak düşünce ufku genişletiliyor. İnkârcıların sataşma ve saldırısına sabretmemiz ve fakat günün belli vakitlerinde namaz kılıp Allah’ı tesbîh etmemiz emrediliyor. Sonra da ikinci hayata kalkış safhalarından bir kısmı haber veriliyor ve İlâhî tehditten korkanlara Kurʹân ile öğüt verilmesi tavsiye ediliyor.