MEÂLİ:
25-26- Yeryüzünü dirilere de, ölülere de bir toplanma yeri (hazırlık dönemi) yapmadık mı?.
27- Orada sâbit yüce dağlar meydana getirdik ve size tatlı, içimi kolay bir su içirmedik mi?
28- (Hakk’ı) yalanlayanların o gün vay hâline
ENFÜSTEN AFAKA GEÇİŞ: YERYÜZÜ, DAĞLAR VE TATLI SULAR
«Yeryüzünü dirilere de, ölülere de bir toplanma yeri (hazırlık dönemi) yapmadık mı?. »
Cenâb-ı Hakk’ın varlığına ve birliğine, ilminin ve kudretinin her şeyin üstünde hâkim ve müessir bulunduğuna delâlet eden delil ve belgeler sıralanırken enfüsten afaka geçiliyor; yeryüzü, dağlar ve tatlı sular misâl veriliyor.
Bunlar neyi ifâde ediyor veya aklımıza ne gibi malzeme verip düşünce ufkumuzu açıyor? Önce yeryüzünün dirilerle ölülere bir toplanma yeri olarak hazırlandığı haber veriliyor. Bunu şöyle açıklayıp yorumlayabiliriz:
a) Yeryüzü toprağıyla, suyuyla, maden ve bitkisiyle insanların birarada yaşamasına uygun ve imkân verir şekilde hazırlanmıştır.
b) Yeryüzü nasıl dirilerin birarada yer yer toplanıp yaşamasına uygun şartları kendinde taşıyorsa, ölülerin de ortada kalmasını, kokuşup etrafı rahatsız etmesini ve tiksindirici bir hava ve manzara oluşturmasını, mikrop saçıp hastalık bulaştırmasını önleyecek özellikte toprak tabakasına sahip bulunduğu bir gerçektir. Böylece ölüleri de bağrına alıp birarada toplamakta ve onları örtüp çürütmektedir.
Bu yorumla, diğer gezegen ve yıldızlarda böyle bir ortamın mevcut olmadığı, insan denilen canlının yerküreden başka bir gezegende bulunmadığı ortaya çıkıyor. (Bilgi için bak: Rahman Sûresi 10. âyetin tefsiri)
Dağlara gelince: Baş döndürücü bir hızla hareket halinde olan yerkürenin hem fiziksel dengesini sağlamakta, hem de insan ve canlıların hayatına elverişli kaynakları taşımaktadır.. Böyle bir hareket doğrultusunda dağların sayılmayacak kadar faydası vardır. Kömür ve petrolün oluşmasında da onun rolü büyüktür.
Tatlı su, daha çok tuzlu suyun buharlaşmasıyla İlâhî filtreden geçip arınmakta; toprağa karışmak suretiyle de birçok faydalı mineralleri içine alıp öylece bize ulaşmaktadır.
Ayrıca «tatlı su» sözü, bize bir de «acı su» sözünü, kavramını hatırlatır. Acı suyun içinde erimiş bazı madenler, özellikle kireç vardır.
Bu, karşılığı ödenmeyecek kadar büyük nîmetler, fiziksel, kimyasal kanunların belli bir hesap ve proğrama göre işler halde olmasıyla gerçekleşmektedir. Bunlardan her biri Cenâb-ı Hakkʹın varlığını, kudretini yansıtmıyor mu? Evet bunca belge ve delilleri görmeyip Hakk’ı red ve inkâr edenlerin vay haline!.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, yeryüzünün insanların dirileri ve ölüleri için hazır toplanma, toparlanma yeri olduğu belirtildi. Sergilenen her nîmetin İlâhî damgayı taşıyıp yansıttığına dikkat çekildi.
Aşağıdaki âyetlerle, bunca delil ve belge karşısında inkârını sürdürüp öylece ölen inkârcı sapıklar için âhiret gününde hazırlanan azâbın birtakım safhaları üzerinde durularak uyarıcı ve yönlendirici bilgiler veriliyor; aynı zamanda yaşamakta olan kâfirler hem uyarılıyor, hem de tehdît ediliyor.