Saffat Suresi 149-163. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَ اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ وَلَدَ اللّٰهُ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَنِينَ مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ اَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُبِينٌ فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًا وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَ اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصِينَ فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مَا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِنِينَ اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَحِيمِ

157.

Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı?

Diyanet İşleri

150.

Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?

151-152.

(151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.

153.

Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti?

154.

Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz!

155.

Hiç düşünmüyor musunuz?

156.

Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var?

157.

Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı!

158.

Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah'ın huzuruna getirileceklerini bilirler.

159.

Allah, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.

160.

Ancak Allah'ın ihlaslı kulları bunlar gibi değildir.

161-163.

(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

149- (Ey Peygamber! ) Putperest müşriklere sor: Kızlar Rabbının, oğ­lanlar onların mı?

150- Yoksa biz melekleri dişiler olarak yaratmışız da onlar şâhidler mi bulunuyorlarmış?

151- 152- Haberiniz olsun ki, onlar cidden yalan uydurmalarından, «Al­lah doğurdu» diyorlar ve gerçekten onlar yalancılardır.

153- (Hâşâ Allah), kızları oğullara tercîh etmiş, öyle mi?

154- Size ne oluyor, nasıl hükmediyorsunuz?!

155- İyice düşünmez misiniz?

156- Yoksa sizin açık bir belge ve deliliniz mi var?

157- Doğru kişilerden iseniz haydi kitabınızı getirin (de göreyim).

158- Bunlar, Allah İle cinler arasında bir de hısımlık uydurdular. Hal­buki cinler de onların mutlaka azâba hazır duruma getirileceklerini bilmek­tedirler.

159- Allah, onların iddia ve isnad ettikleri sıfatlardan yücedir, münez­zehtir.

160- Ancak Allah’ın iyi niyetli, samimi, gösterişten uzak (müʹmin) kulları müstesnâ.

161- 163- Çünkü siz ve taptıklarınız, Cehennemʹe girecek olanlar dı­şında, Allahʹa karşı kimseyi azdıracak, baştan çıkartacak değilsiniz.

PUTPERESTLERİN ALLAH HAKKINDAKİ İNANÇLARI

«(Ey Peygamber! ) Putperest müşriklere sor: Kızlar Rabbın’ın, oğlanlar onların mı? »

Arap Yarımadasıʹnda yaşayanların çoğu putperest idi. Ancak yanlış da olsa inançları vardı. Çünkü İbrahim Peygamber’in (A. S. ) «Tevhîd Dini», di­ğer bir deyimle «Hanîf Dini», o bölgede asırlarca yaşamış ve nesilden ne­sile aktarılırken bazı değişikliklere uğramıştı. Aynı zamanda Yahudi ve Hıristiyanlar’ın da bıraktıkları izler ve tesirler bütünüyle kaybolmamıştı. O ba­kımdan putperestlerin çoğu Allah’ın varlığına inanır, ancak gökteki bu ilâh’ın, yerdeki ilâhlar vasıtasıyla iş gördüğünü sanırlardı. Böylece tek tanrı inancı, yerini çok tanrı inancına bırakmış oldu.

Putperestlerden bir kısmı meleklerin varlığını kabul eder, ancak on­ları Allah’ın kızları sanırlardı. Bunun için kız çocuklarından pek hoşlanmaz­lar, başka erkeklere zevce olmalarını cahiliyet gururlarına yediremezlerdi. Ortada büyük bir ölçüsüzlük kendini hissettirirdi; şöyle ki, kendilerine ya­kıştıramadıkları kızları, Allah’a yakıştıracak kadar şirke özenirlerdi.

Onlardan bir kısmı da İblîs’i ve bazı cinleri Allah’ın kardeşleri veya ortakları sayar, öyle inanırlardı.

İşte konumuzu oluşturan âyetlerle, bu gibi dayanaksız, delilsiz ve bel­gesiz inançların «Tevhîd İnancı»na ters düştüğü belirtilerek reddediliyor; yerine katıksız «Bir olan Allah İnancı» konularak müʹminlere en sağlam, en doğru bilgi veriliyor.

CİNLERLE ALLAH ARASINDA HISIMLIK BULUNDUĞU İDDİASI

«Bunlar, Allah ile cinler arasında bir de hısımlık uydurdular. Halbuki cinler de onların mutlaka azâ­ba hazır duruma getirileceklerini bilmektedirler. »

Burada «cinler»den maksat, melekler olabilir. Müfessirlerin bir kısmı­nın yorumu bu doğrultuda görülmektedir. Ancak hakiki manasına delâlet ettiğini de söyleyebiliriz. Bu durumda, İslâm Dini, cinlerdeki sürat ve kud­retten yararlanma yollarını araştırmanın câiz olmadığını belirtirken, on­larla ilgi kurmayı da uygun görmez. Çünkü cinler kendi türlerinin özellik­leri doğrultusunda teklifat-i ilâhiyeyle yükümlü tutulmuşlardır. Onlardan mü’min olanlar zaten insanlarla ilgi kurmazlar, çünkü din buna izin ver­memiştir. Kâfir olanlarından ise ancak zarar gelebilir. O bakımdan öylele­rinin şerrinden Allah’a sığınmakta büyük yarar vardır.

Ayrıca âyetin açık anlatımından, cinlerin de başta akıl olmak üzere birçok yeteneklerle donatıldıkları ve insanlardan kimlerin yanlış yolda yü­rüyüp Allah’a ortak koştuklarını bildikleri anlaşılmaktadır. Zira cinnî de­nilen ruhaniyi bizim görmemiz mümkün olmamakla beraber, onlar bizi ra­hatlıkla görmekte ve ne yaptıklarımızı müşahade etmektedirler. Başta ün­lü veli Abdülaziz Debbağ (K. S. ) olmak üzere, bazı tasavvuf erbabı duru­mun âhirette tersine döneceğini, yani o âlemde insanların cinleri görecek­lerini, cinlerin ise, insanları göremiyeceklerini belirtmişlerdir. Allah daha iyisini bilir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, Allahʹa evlât isnat eden müşriklerin iddiaları red­dedildi. Sonra da Allah ile cinler arasında hısımlık bağı bulunmadığı belir­tilerek, cinlerin de Allahʹın yaratığı ve İlâhî tekliflerle yükümlü bulunduk­larına işaret yoluyla değinildi.

Aşağıdaki âyetlerle, cinler veya melekler hakkında kısa açıklama ya­pıldıktan sonra, meleklerin bazı vasıfları ve özellikleri üzerinde duruluyor. Semavî kitaptan söz eden müşriklerin yalancı ve dönek olduklarına dikkat­ler çekiliyor. Arkasından İslâm’ın zafer burcuna yükselme zamanının çok yakın olduğuna işâretle, Allah’a ortak koşan inkârcıların günlerinin sayılı olduğu haber veriliyor. Yakın gelecekte Arap Yarımadası’nda küfrün ve putperestliğin saltanatının yıkılacağına değinilerek mü’minlerin biraz daha sabretmeleri dolaylı şekilde tavsiye ediliyor ve Allah’a hamd edilerek konu noktalanıyor.