MEÂLİ:
149- (Ey Peygamber! ) Putperest müşriklere sor: Kızlar Rabbının, oğlanlar onların mı?
150- Yoksa biz melekleri dişiler olarak yaratmışız da onlar şâhidler mi bulunuyorlarmış?
151- 152- Haberiniz olsun ki, onlar cidden yalan uydurmalarından, «Allah doğurdu» diyorlar ve gerçekten onlar yalancılardır.
153- (Hâşâ Allah), kızları oğullara tercîh etmiş, öyle mi?
154- Size ne oluyor, nasıl hükmediyorsunuz?!
155- İyice düşünmez misiniz?
156- Yoksa sizin açık bir belge ve deliliniz mi var?
157- Doğru kişilerden iseniz haydi kitabınızı getirin (de göreyim).
158- Bunlar, Allah İle cinler arasında bir de hısımlık uydurdular. Halbuki cinler de onların mutlaka azâba hazır duruma getirileceklerini bilmektedirler.
159- Allah, onların iddia ve isnad ettikleri sıfatlardan yücedir, münezzehtir.
160- Ancak Allah’ın iyi niyetli, samimi, gösterişten uzak (müʹmin) kulları müstesnâ.
161- 163- Çünkü siz ve taptıklarınız, Cehennemʹe girecek olanlar dışında, Allahʹa karşı kimseyi azdıracak, baştan çıkartacak değilsiniz.
PUTPERESTLERİN ALLAH HAKKINDAKİ İNANÇLARI
«(Ey Peygamber! ) Putperest müşriklere sor: Kızlar Rabbın’ın, oğlanlar onların mı? »
Arap Yarımadasıʹnda yaşayanların çoğu putperest idi. Ancak yanlış da olsa inançları vardı. Çünkü İbrahim Peygamber’in (A. S. ) «Tevhîd Dini», diğer bir deyimle «Hanîf Dini», o bölgede asırlarca yaşamış ve nesilden nesile aktarılırken bazı değişikliklere uğramıştı. Aynı zamanda Yahudi ve Hıristiyanlar’ın da bıraktıkları izler ve tesirler bütünüyle kaybolmamıştı. O bakımdan putperestlerin çoğu Allah’ın varlığına inanır, ancak gökteki bu ilâh’ın, yerdeki ilâhlar vasıtasıyla iş gördüğünü sanırlardı. Böylece tek tanrı inancı, yerini çok tanrı inancına bırakmış oldu.
Putperestlerden bir kısmı meleklerin varlığını kabul eder, ancak onları Allah’ın kızları sanırlardı. Bunun için kız çocuklarından pek hoşlanmazlar, başka erkeklere zevce olmalarını cahiliyet gururlarına yediremezlerdi. Ortada büyük bir ölçüsüzlük kendini hissettirirdi; şöyle ki, kendilerine yakıştıramadıkları kızları, Allah’a yakıştıracak kadar şirke özenirlerdi.
Onlardan bir kısmı da İblîs’i ve bazı cinleri Allah’ın kardeşleri veya ortakları sayar, öyle inanırlardı.
İşte konumuzu oluşturan âyetlerle, bu gibi dayanaksız, delilsiz ve belgesiz inançların «Tevhîd İnancı»na ters düştüğü belirtilerek reddediliyor; yerine katıksız «Bir olan Allah İnancı» konularak müʹminlere en sağlam, en doğru bilgi veriliyor.
CİNLERLE ALLAH ARASINDA HISIMLIK BULUNDUĞU İDDİASI
«Bunlar, Allah ile cinler arasında bir de hısımlık uydurdular. Halbuki cinler de onların mutlaka azâba hazır duruma getirileceklerini bilmektedirler. »
Burada «cinler»den maksat, melekler olabilir. Müfessirlerin bir kısmının yorumu bu doğrultuda görülmektedir. Ancak hakiki manasına delâlet ettiğini de söyleyebiliriz. Bu durumda, İslâm Dini, cinlerdeki sürat ve kudretten yararlanma yollarını araştırmanın câiz olmadığını belirtirken, onlarla ilgi kurmayı da uygun görmez. Çünkü cinler kendi türlerinin özellikleri doğrultusunda teklifat-i ilâhiyeyle yükümlü tutulmuşlardır. Onlardan mü’min olanlar zaten insanlarla ilgi kurmazlar, çünkü din buna izin vermemiştir. Kâfir olanlarından ise ancak zarar gelebilir. O bakımdan öylelerinin şerrinden Allah’a sığınmakta büyük yarar vardır.
Ayrıca âyetin açık anlatımından, cinlerin de başta akıl olmak üzere birçok yeteneklerle donatıldıkları ve insanlardan kimlerin yanlış yolda yürüyüp Allah’a ortak koştuklarını bildikleri anlaşılmaktadır. Zira cinnî denilen ruhaniyi bizim görmemiz mümkün olmamakla beraber, onlar bizi rahatlıkla görmekte ve ne yaptıklarımızı müşahade etmektedirler. Başta ünlü veli Abdülaziz Debbağ (K. S. ) olmak üzere, bazı tasavvuf erbabı durumun âhirette tersine döneceğini, yani o âlemde insanların cinleri göreceklerini, cinlerin ise, insanları göremiyeceklerini belirtmişlerdir. Allah daha iyisini bilir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, Allahʹa evlât isnat eden müşriklerin iddiaları reddedildi. Sonra da Allah ile cinler arasında hısımlık bağı bulunmadığı belirtilerek, cinlerin de Allahʹın yaratığı ve İlâhî tekliflerle yükümlü bulunduklarına işaret yoluyla değinildi.
Aşağıdaki âyetlerle, cinler veya melekler hakkında kısa açıklama yapıldıktan sonra, meleklerin bazı vasıfları ve özellikleri üzerinde duruluyor. Semavî kitaptan söz eden müşriklerin yalancı ve dönek olduklarına dikkatler çekiliyor. Arkasından İslâm’ın zafer burcuna yükselme zamanının çok yakın olduğuna işâretle, Allah’a ortak koşan inkârcıların günlerinin sayılı olduğu haber veriliyor. Yakın gelecekte Arap Yarımadası’nda küfrün ve putperestliğin saltanatının yıkılacağına değinilerek mü’minlerin biraz daha sabretmeleri dolaylı şekilde tavsiye ediliyor ve Allah’a hamd edilerek konu noktalanıyor.