MEÂLİ:
99- İşte böylece geçmişin önemli haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Katımızdan sana da bir zikir (Kur’ân) verdik.
100- Kim bundan yüzçevirirse, şüphesiz ki o Kıyâmet günü ağır bir günah yüklenecek.
101- O günah taşıma (azâbı) içinde devamlı kalacaklar. Bu da Kıyâmet günü onlar için ne kötü bir yüktür!
102- O gün S û r ʹa üfrülecek, o gün suçlu günahkârları, gözleri (korku ve heyecandan) gömgök olarak biraraya toplayacağız.
103- Kendi aralarında, «ancak on (gün veya gece) eyleştiniz» diye fısıldaşacaklar.
104- Aralarında neler konuştuklarını biz daha iyi biliriz. Onların en mutedil ve gidişçe en akıllıları ise, «sadece bir gün eyleştiniz» diyecekler.
İLGİLİ HADÎSLER
«Peygamber (A. S. ) Efendimizʹden:
- Sur nedir? diye sorulunca, şu cevabı verdi:
- İçine üflenen bir boynuzdur. » (Tirmizî/kıyâmet: 8, tefsîr: 39- Dâremî/rikak: 79- Ahmed: 2/162, 192)
«Sur, büyük bir boynuzdur. Ondaki dairemsi genişlik göklerle yer kadardır. İsrâfil ona üfleyecek.. » (Ahmed b. Hanbel: Ebû Hüreyre (R. A. )den)
Açıklama:
Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz Kıyâmetʹte İsrafil’in üfleyeceği veya üfüreceği Surʹu tarif ederken, ümmetinin anlayacağı şekilde bir benzetmede bulunmuştur. Yoksa fizikötesiyle ilgili bir emrin, bir olayın tarifini yapmak çok zordur.
KURʹÂN VE GEÇMİŞİN ÖNEMLİ OLAYLARI
«İşte böylece geçmişin önemli haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Katımızdan sana da bir zikir (Kur’ân) verdik. »
Kurʹân çok yönlü bir kitaptır ve bütünüyle ilâhîdir. İnsanın muhtaç bulunduğu dünya ve âhiretle ilgili bilgilerin bir kısmını ana fikir ölçüsünde, bir kısmını temel bilgi mahiyetinde, bir kısmını da açıklayıcı özellikte verir. Öğüt ve ibret alınacak önemli sayılan geçmiş olayları yeri geldikçe can alıcı noktalarıyla perde perde yansıtır. Bu konuda hem insan elinin bilinçsiz dokunmasıyla değiştirilen Kitab-ı Mukaddes’i, hem yanlış tesbit ve yorumlarda bulunan tarihçilerin rivâyetlerini düzeltir.
Cenâb-ı Hak bu hususu belirterek buyuruyor ki: «İşte böylece geçmişin önemli haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. »
Nitekim bugüne kadar geçmiş olaylarla, kıssalarla ilgili Kur’ân’ın verdiği bilgilerin yanlış olduğunu iddia edip iddiasını sağlam belgelerle isbat eden bir kimse çıkmamıştır. Bazı Batılı Oryantalistlerin ortaya attıkları görüş ve iddialar, indî olmaktan öteye geçememiş ve ciddi araştırmalar neticesinde iddiaları çürütülerek Kur’ân’ın yanlış bir haber nakletmediği kesinlik kazanmıştır.
KUR’ÂN’DAN YÜZ ÇEVİRENLER UYARILIYOR
«Kim bundan yüz çevirirse, şüphesiz ki kıyâmet günü ağır bir günah yüklenecek.. »
Kur’ân’dan yüz çevirmek, ruhun varlığını inkâr, hayat kanunlarını red, Allah’ın en ince hesaplarla kurmuş olduğu düzeni anlamamak; yüce kudreti ve O’nun mükemmel plânından gafil olmak demektir. Kısacası, Allah’ın en büyük eseri olan insanın ne olduğunu, nasıl bir damga taşıdığını idrâk etmemektir.
Oysa insan kafasının ürünü olan her kitap, insan kadar noksanlık ve ihtiyaç içindedir ve insan gibi eskimeye, yıpranmaya, unutulmaya, hiç değilse tazeliğini kaybetmeye mahkûmdur. Allahʹın kudret kaleminden çıkan Kur’ân ise, her yönüyle mükemmeldir, doyurucudur. Okundukça tazelenir, incelendikçe cilâlanır. Zaman aşımıyla aşınmaz; ilim ilerledikçe onu tasdîk eder.
O halde bu İlâhî kitaptan yüz çevirmek, ilâhî nizamı görmemek, niçin yaratıldığını anlamamak demektir. Bunun için kıyâmet günü öylesinin ağır bir günah ve taşınması zor bir vebal yüklenmiş olarak kalkması söz konusudur.
GÖZLERİN GÖMGÖK OLACAĞI GÜN
«O gün Surʹa üfürülecek, o gün suçlu günahkârları, gözleri (korku ve heyecandan) gömgök olarak biraraya toplayacağız. »
Sûr’a üfürülüp insanlar toprak altından kalkıp mahşer alanına sevkedilince, suçlu günahkârlar, inanmadıkları kıyâmet günüyle karşılaşıp gözleri dönecek, korku ve dehşetten gömgök olacak. Derin bir dalgınlık ve şaşkınlık içinde gözler semaya dikilip kalacak. Geçmiş günler, imkânlar, elde edilen fırsatlar hatırlanacak, hatırlandıkça hayıflanma başlayacak, pişmanlık duyulacak ve hilkat kanununa ters bir hayat sürdüklerini anlayarak üzüntülerinden kahrolacaklar.
Kıyâmetin dehşeti, İlâhî adâletin haşmeti ve sonsuz bir hayatın başlaması karşısında, dünyada, ya da kabir âleminde sadece on gün kadar eyleştiklerini sanacaklar. Aklı erenler ise, «sadece bir gün eyleştiniz» diyecekler.
Aslında insan ömrü çok kısadır. İki ağlamak arasında bir tebessümden ibarettir. Mevlâna’nın dediği gibi: «Tevbesiz ömür, baştanbaşa can çekişmedir. »
Kabir âlemi ise, ruhanî bir âlemdir; zaman ve mekân kavramları bir bakıma orada söz konusu değildir. O nedenle kabirdeki eyleşme çok kısa geçecektir.
Dünya hayatı, gece ile gündüzün birbirini izleyip tekrarlanmasından ibârettir. Her gün aynı filmi veya bir benzerini seyretmekteyiz. Bütün bunlar sunʹî zamanla ilgili bir düzenlemedir. Âhiret ise, böylesine sunʹî bir zaman düzenlemesinin dışında tutulmuştur. Zira orada gece, uyku, gün, hafta, ay ve yıl; yaşlılık, hastalık gibi ârızî şeyler yoktur. Sonsuz, sınırsız, ölümsüz bir hayat vardır. Bıkkınlık, usanmak, nefret duymak, sıkılmak gibi haller de yoktur. Çünkü Allahʹın tecellilerine bir sınır olmadığına göre, Cennet’te insanları dinlendirecek, ruhlarını şad edecek, zevklerini artıracak, isteklerini hemen karşılayacak lûtufları da sınırsızdır.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, hayatımızı yönlendirecek birçok kıssaların anlatıldığı bildirildi. Sonra da bize en sağlam, en doyurucu bilgileri veren Kurʹân’dan yüz çevirmenin büyük bir günah ve vebal olduğuna dikkatler çekildi. Arkasından âhirette meydana gelecek birkaç düşündürücü safhaya yer verilerek hayatımızı İlâhî düzene uydurmamız ilham edildi.
Aşağıdaki âyetlerle, kıyâmet olayında dağların darmadağın olup yerkürenin bir yumurta misali dümdüz kesileceği konu ediliyor. Kıyâmet gününde herkesin gelen sese uymak zorunda olacağı, ortada fısıltı ve hışıltıdan başka bir ses duyulmayacağı; ancak Allahʹın emirlerinin zaman zaman duyulacağı hatırlatılıyor. O gün Allah izin vermedikçe hiç kimsenin şefaat edemiyeceği, eden olsa bile hiçbir yarar sağlamayacağı; ancak Allahʹın müsaade ettikleri kimselerin şefaat edebileceği haber veriliyor. O gün gelmeden imânla birlikte salih amelde bulunmamız tavsiye edilerek hayatımızı en iyi şekilde değerlendirmemiz isteniliyor.