← Sureler

Mushaf — 56. Sayfa

‹
/ 604
›
3. Al-i İmran Suresi

"O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır."

وَيُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ الصَّالِحِينَ

ve yukellimu n-nāse fī l-mehdi ve kehlen ve mine S-SāliHīne

(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.

قَالَتْ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لِي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ قَالَ كَذٰلِكِ اللّٰهُ يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ اِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

ḳālet rabbi ennā yekūnu lī veledun ve lem yemsesnī beşerun ḳāle ke ƶāliki (a)llahu yeḣluḳu mā yeşā'u iƶā ḳaDā emran fe innemā yeḳūlu lehu kun fe yekūnu

Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretecek.

وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰيةَ وَالْاِنْجِيلَ

ve yuǎllimuhu l-kitābe ve l-Hikmete ve t-tevrāte ve l-incīle

Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır."

وَرَسُولًا اِلٰى بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ اَنِّي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ اَنِّٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطِّينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنِ اللّٰهِ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمْ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

ve rasūlen ilā benī isrāīle ennī ḳad ci'tukum bi āyetin min rabbikum ennī eḣluḳu lekum mine T-Tīni ke hey'eti T-Tayri fe enfuḣu fīhi fe yekūnu Tayran bi iƶni (a)llahi ve ubriu l-ekmehe ve l-ebraSa ve uHyī l-mevtā bi iƶni (a)llahi ve unebbiukum bimā te'kulūne ve mā teddeḣirūne fī buyūtikum inne fī ƶālike le āyeten lekum in kuntum mu'minīne

"Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

وَمُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذِي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُونِ

ve muSaddiḳan li mā beyne yedeyye mine t-tevrāti ve li uHille lekum beǎ'De elleƶī Hurrime ǎleykum ve ci'tukum bi āyetin min rabbikum fe tteḳū (a)llahe ve eTīǔni

"Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur."

اِنَّ اللّٰهَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ

inne (a)llahe rabbī ve rabbukum fe ǎ'budūhu hāƶā SirāTun musteḳīmun

İsa, onların inkarlarını sezince, "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler, "Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah'a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız" dediler.

فَلَمَّا اَحَسَّ عِيسٰى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ اَنْصَارِٓي اِلَى اللّٰهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَاشْهَدْ بِاَنَّا مُسْلِمُونَ

fe lemmā eHasse ǐysā minhumu l-kufra ḳāle men enSārī ilā (a)llahi ḳāle l-Havāriyyūne neHnu enSāru (a)llahi āmennā bi(a)llahi ve şhed bi ennā muslimūne