← Sureler

Mushaf — 422. Sayfa

‹
/ 604
›
33. Ahzab Suresi

İçinizden kim Allah'a ve Resulüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz, ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır.

وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِهِ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَا اَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا

ve men yeḳnut minkunne li (a)llahi ve rasūlihi ve teǎ'mel SāliHen nu'tihā ecrahā merrateyni ve eǎ'tednā lehā rizḳan kerīmen

Ey Peygamber'in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin.

يَانِسَاءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَاَحَدٍ مِنَ النِّسَاءِ اِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًا

yā nisā'e n-nebiyyi lestunne ke eHadin mine n-nisā'i ini tteḳaytunne fe lā teḣDeǎ'ne bi l-ḳavli fe yeTmeǎ elleƶī fī ḳalbihi meraDun ve ḳulne ḳavlen meǎ'rūfen

Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۫لٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰتِينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ اِنَّمَا يُرِيدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا

ve ḳarne fī buyūtikunne ve lā teberracne teberruce l-cāhiliyyeti l-ūlā ve eḳimne S-Salāte ve ātīne z-zekāte ve eTiǎ'ne (a)llahe ve rasūlehu innemā yurīdu (a)llahu li yuƶhibe ǎnkumu r-ricse ehle l-beyti ve yuTahhirakum teThīran

Siz evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır.

وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلٰى فِي بُيُوتِكُنَّ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ وَالْحِكْمَةِ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا

ve ƶkurne mā yutlā fī buyūtikunne min āyāti (a)llahi ve l-Hikmeti inne (a)llahe kāne leTīfen ḣabīran

Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.

اِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللّٰهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظِيمًا

inne l-muslimīne ve l-muslimāti ve l-mu'minīne ve l-mu'mināti ve l-ḳānitīne ve l-ḳānitāti ve S-Sādiḳīne ve S-Sādiḳāti ve S-Sābirīne ve S-Sābirāti ve l-ḣāşiǐyne ve l-ḣāşiǎāti ve l-muteSaddiḳīne ve l-muteSaddiḳāti ve S-Sāimīne ve S-Sāimāti ve l-HāfiZīne furūcehum ve l-HāfiZāti ve ƶ-ƶākirīne (a)llahe keṧīran ve ƶ-ƶākirāti eǎdde (a)llahu lehum meğfiraten ve ecran ǎZīmen