← Sureler

Mushaf — 101. Sayfa

‹
/ 604
›
4. Nisa Suresi

Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kafirlerin (zaferden) bir payı olursa, "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlerin aleyhine kafirlere hiçbir yol vermeyecektir.

اَلَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِنَ اللّٰهِ قَالُوا اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْ وَاِنْ كَانَ لِلْكَافِرِينَ نَصِيبٌ قَالُوا اَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُمْ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فَاللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَنْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا

(e)lleƶīne yeterabbeSūne bikum fe in kāne lekum fetHun mine (a)llahi ḳālū e lem nekun meǎkum ve in kāne li l-kāfirīne neSībun ḳālū e lem nesteHviƶ ǎleykum ve nemneǎ'kum mine l-mu'minīne fe(a)llahu yeHkumu beynekum yevme l-ḳiyāmeti ve len yec'ǎle (a)llahu li l-kāfirīne ǎlā l-mu'minīne sebīlen

Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

اِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَاِذَا قَامُوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰى يُرَٓاؤُ۫نَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَلِيلًا

inne l-munāfiḳīne yuḣādiǔne (a)llahe ve huve ḣādiǔhum ve iƶā ḳāmū ilā S-Salāti ḳāmū kusālā yurā'ūne n-nāse ve lā yeƶkurūne (a)llahe illā ḳalīlen

Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü'minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.

مُذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذٰلِكَۗ لَا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَلَا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ سَبِيلًا

muƶebƶebīne beyne ƶālike lā ilā hā'ulā'i ve lā ilā hā'ulā'i ve men yuDlili (a)llahu fe len tecide lehu sebīlen

Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِرِينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ اَتُرِيدُونَ اَنْ تَجْعَلُوا لِلّٰهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُبِينًا

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tetteḣiƶū l-kāfirīne evliyā'e min dūni l-mu'minīne e turīdūne en tec'ǎlū li (a)llahi ǎleykum sulTānen mubīnen

Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.

اِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِي الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا

inne l-munāfiḳīne fī d-derki l-esfeli mine n-nāri ve len tecide lehum neSīran

Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.

اِلَّا الَّذِينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَاعْتَصَمُوا بِاللّٰهِ وَاَخْلَصُوا دِينَهُمْ لِلّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الْمُؤْمِنِينَ وَسَوْفَ يُؤْتِ اللّٰهُ الْمُؤْمِنِينَ اَجْرًا عَظِيمًا

illā (e)lleƶīne tābū ve eSleHū ve ǎ'teSamū bi(a)llahi ve eḣleSū dīnehum li (a)llahi fe ulāike meǎ l-mu'minīne ve sevfe yu'ti (a)llahu l-mu'minīne ecran ǎZīmen

Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah, şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.

مَا يَفْعَلُ اللّٰهُ بِعَذَابِكُمْ اِنْ شَكَرْتُمْ وَاٰمَنْتُمْ وَكَانَ اللّٰهُ شَاكِرًا عَلِيمًا

mā yef'ǎlu (a)llahu bi ǎƶābikum in şekertum ve āmentum ve kāne (a)llahu şākiran ǎlīmen