Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبِينَ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَقِيرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُوا وَاِنْ تَلْوُٓ۫ا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū kūnū ḳavvāmīne bi l-ḳisTi şuhedā'e li (a)llahi ve lev ǎlā enfusikum evi l-vālideyni ve l-eḳrabīne in yekun ğaniyyen ev feḳīran fe(a)llahu evlā bihimā fe lā tettebiǔ l-hevā en teǎ'dilū ve in telvū ev tuǎ'riDū fe inne (a)llahe kāne bimā teǎ'melūne ḣabīran
Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَعِيدًا
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū āminū bi(a)llahi ve rasūlihi ve l-kitābi elleƶī nezzele ǎlā rasūlihi ve l-kitābi elleƶī enzele min ḳablu ve men yekfur bi(a)llahi ve melāiketihi ve kutubihi ve rusulihi ve l-yevmi l-āḣiri fe ḳad Delle Delālen beǐyden
İman edip sonra inkar eden, sonra inanıp tekrar inkar eden, sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir.
اِنَّ الَّذِينَ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْرًا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَبِيلًا
inne (e)lleƶīne āmenū ṧumme keferū ṧumme āmenū ṧumme keferū ṧumme zdādū kufran lem yekuni (a)llahu li yeğfira lehum ve lā li yehdiyehum sebīlen
Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
بَشِّرِ الْمُنَافِقِينَ بِاَنَّ لَهُمْ عَذَابًا اَلِيمًا
beşşiri l-munāfiḳīne bi enne lehum ǎƶāben elīmen
Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.
اَلَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ اَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَمِيعًا
(e)lleƶīne yetteḣiƶūne l-kāfirīne evliyā'e min dūni l-mu'minīne e yebteğūne ǐndehumu l-ǐzzete fe inne l-ǐzzete li (a)llahi cemīǎn
Oysa Allah size Kitap'ta (Kur'an'da) "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِقِينَ وَالْكَافِرِينَ فِي جَهَنَّمَ جَمِيعًا
ve ḳad nezzele ǎleykum fī l-kitābi en iƶā semiǎ'tum āyāti (a)llahi yukferu bihā ve yustehzeu bihā fe lā teḳ'ǔdū meǎhum Hattā yeḣūDū fī Hadīṧin ğayrihi innekum iƶen miṧluhum inne (a)llahe cāmiǔ l-munāfiḳīne ve l-kāfirīne fī cehenneme cemīǎn