(17-18) Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ

ṧumme kāne mine (e)lleƶīne āmenū ve tevāSav bi S-Sabri ve tevāSav bi l-merHameti / ulāike eSHābu l-meymeneti

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ثُمَّṧummesonra, ayrıca
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmaktır
3مِنَmine-den
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler-
5اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
6وَتَوَاصَوْاve tevāSavو ص يBirleştirmek, bitişik olmak, bitişmek, sık bitki örtüsüne sahip olmak. Vasiyet etmek, tavsiye etmek, emir vermek, akıllıca öğüt ve vaaz ile emretmek, görevlendirmek, öğüt vermek, buyurmak, vasiyet yapmak.ve tavsiye edenlerden
7بِالصَّبْرِbi S-Sabriص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabır
8وَتَوَاصَوْاve tevāSavو ص يBirleştirmek, bitişik olmak, bitişmek, sık bitki örtüsüne sahip olmak. Vasiyet etmek, tavsiye etmek, emir vermek, akıllıca öğüt ve vaaz ile emretmek, görevlendirmek, öğüt vermek, buyurmak, vasiyet yapmak.ve tavsiye edenlerden
9بِالْمَرْحَمَةِbi l-merHametiر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.merhamet
1اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte onlar
2اَصْحَابُeSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.adamlarıdır
3الْمَيْمَنَةِl-meymenetiي م نSağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli.sağın

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra da inananlardan ve birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı tavsiye edenlerden olmak.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonra da inananlardan ve birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı tavsiye edenlerden olmak.

Adem Uğur

Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır.

Ahmed Hulusi

Sonra da iman eden, birbirlerine sabrı yaşamayı tavsiye eden ve merhameti tavsiye eden kimselerden olmaktır.

Ahmet Tekin

Bir de, iman edenlerden, birbirlerine sabrı, sabırla mücadeleye devamı tavsiye edenlerden, birbirlerine merhametli davranmayı öğütleyenlerden olmaktır.

Ahmet Varol

Sonra iman edip, birbirlerine sabır tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhamet tavsiye edenlerden olmak.

Ali Bulaç

Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.

Ali Fikri Yavuz

(Bütün bunlardan) sonra iman edib de birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye eden kimselerden olmaktır.

Ali Rıza Safa

Sonra, inananlar, dirençli olmayı öğütleyenler ve merhameti öğütleyenler arasında olmaktır.

Bayraktar Bayraklı

- Sonra iman edenlerden, birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir.

Bekir Sadak

Sonra, inanip birbirlerine sabir tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayi tavsiye edenlerden olmaktir.

Celal Yıldırım

Sonra da birbirlerine sabır ve merhamet tavsiye eden mü'minlerden olmaktır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı öğütleyenlerden olmaktır.

Diyanet İşleri

(17-18) Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.

Diyanet Vakfi

(17-18) Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra da o iman edip de sabrı tavsiyeleşen ve merhamet tavsiyeleşenlerden olamadı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra olmadı o iyman edip de sabra vasıyyetleşen ve merhamete vasıyyetleşenlerden

Erhan Aktaş

Sonra birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye eden iman edenlerden olmaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye eden inananlardan olmaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye eden inananlardan olmaktır.

Fizilal-il Kuran

Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak.

Gültekin Onan

Sonra inananlardan, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.

Hamdi Döndüren

Sonra iman edip birbirine sabır tavsiye eden ve birbirine acımayı öğütleyen kimselerden olmaktır.

Hasan Basri Çantay

Sonra da (o sarp yokuşu aşıb geçerken) iman edenlerden, birbirlerine sabr (-u sebat) ı tavsiye, (halka) merhameti tavsiye edenlerden olmakdır.

Hasib Asutay

Sonra da inanıp birbirine sabrı tavsiye eden ve birbirine merhameti öğütleyenlerden olmaktır.

Hayrat Neşriyat

Sonra (bütün bunları yaparken) îmân edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.

İbni Kesir

Sonra da iman edenlerden, birbirine sabrı tavsiye, merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.

Mehmet Okuyan

Sonra da iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.

Muhammed Esed

ve imana ermişlerden ve birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.

Mustafa İslamoğlu

Daha sonra, iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

(17-18) Sonra da imân etmiş olanlardan ve birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiyede bulunanlardan olmaktır. İşte meymenet sahipleri onlardır.

Ömer Öngüt

Sonra iman edenlerden olmak, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.

Suat Yıldırım

Hem sarp yokuş: Gönülden iman edip, birbirlerine sabır ve şefkat dersi vermek, sabır ve şefkat örneği olmaktır.

Süleyman Ateş

Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak.

Süleymaniye Vakfı

Bunların yanısıra, inanıp güvenen, birbirlerine sabrı /duruşunu bozmamayı tembih eden ve merhametli olmayı tembih eden kişilerden olmaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir de inanıp güvenen(mümin olan), biri birine sabrı tavsiye eden ve merhameti tavsiye eden kimselerden olmaktır.

Şaban Piriş

Bir de iman edip, sabrı ve merhameti birbirine tavsiye edenlerden olmaktır.

Tefhim-ul Kuran

Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.

Ümit Şimşek

Bundan başka, iman etmek ve birbirlerine sabır ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı öneren, merhameti öneren kişilerden olmaktır o.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra isə o, iman gətirən, bir-birinə səbir və mərhəmət tövsiyə edənlərdən olmaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra da iman gətirən və bir-birinə səbr tövsiyə edən, mərhəmət tövsiyə edən kimsələrdən olmaqdır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Es soll auch einer sein, der außerdem zu den Gläubigen gehört, die auf dem Glauben beharren und sich untereinander ermahnen zu Geduld und Barmherzigkeit.

Almanca — Der Edle Quran

Und daß man hierauf zu denjenigen gehört, die glauben, einander die Standhaftigkeit eindringlich empfehlen und einander die Barmherzigkeit eindringlich empfehlen.

Almanca — M. A. Rassoul

(oder) alsdann unter denen zu sein, die glauben und einander ermahnen zur Geduld und einander ermahnen zur Barmherzigkeit.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann war er von denjenigen, die den Iman verinnerlichten und einander zur Geduld ermahnten und einander zur Barmherzigkeit ermahnten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Besides being one of those characterized by piety in every deed, who enjoin forbearance under provocation, bear with others their faults and limitations and enjoin endurance of pain, trouble or evil and constancy in labour, exertion or effort and show compassion toward suffering fellow-creatures, being disposed to forgive and exercise mercy.

Abdul Haleem

and to be one of those who believe and urge one another to steadfastness and compassion.

Abdullah Yusuf Ali

Then will he be of those who believe, and enjoin patience, (constancy, and self-restraint), and enjoin deeds of kindness and compassion.

Abul A'la Maududi

and, then besides this, he be one of those who believed, and enjoined upon one another steadfastness and enjoined upon one another compassion.

Aisha Bewley

then to be one of those who have iman and urge each other to steadfastness and urge each other to compassion.

Al-Hilali & Khan

Then he became one of those who believed (in the Islamic Monotheism) and recommended one another to perseverance and patience, and (also) recommended one another to pity and compassion.

Ali Quli Qarai

while being one of those who have faith and who enjoin one another to patience, and enjoin one another to compassion.

Amatul Rahman Omar

And what is even more, then he is of those who believe and exhort one another to be patiently persevering and exhort one another to be compassionate (towards God's creation).

Arthur John Arberry

then that he become of those who believe and counsel each other to be steadfast, and counsel each other to be merciful.

Bijan Moeinian

The one who engages in the type of actions which pleases God deserves to be led to the straight path. Such a person will be rewarded with belief and will invite his fellow believer to be patient when they are overpowered and to be merciful when they have the upper hand.

E. Henry Palmer

and again (it is) to be of these who believe and encourage each other to patience, and encourage each other to mercy,-

Edip-Layth

Then he has become one of those who have acknowledged, and exhort one another to patience, and exhort one another to kindness.

George Sale

Whoso doth this, and is one of those who believe, and recommend perseverance unto each other, and recommend mercy unto each other;

Hamid S. Aziz

And again (it is) to be of those who believe and encourage each other to patience, and encourage each other to mercy,

Mahmoud Ghali

Thereafter he is one of the ones who believed, and enjoined one another to have patience, and enjoined one another to do merciful deeds.

Marmaduke Pickthall

And to be of those who believe and exhort one another to perseverance and exhort one another to pity.

Mohamed Ahmed - Samira

And to be of those who believe, and urge upon one another to persevere, and urge upon each other to be kind.

Muhammad Asad

and being, withal, of those who have attained to faith, and who enjoin upon one another patience in adversity, and enjoin upon one another compassion.

Mustafa Khattab

and—above all—to be one of those who have faith and urge each other to perseverance and urge each other to compassion.

Progressive Muslims

Then he has become one of those who have believed, and exhort one another to patience, and exhort one another to kindness.

Sahih International

And then being among those who believed and advised one another to patience and advised one another to compassion.

Sam Gerrans

Then being among those who heed warning, and counsel one another to patience, and counsel one another to compassion.

Shabbir Ahmed

- And to be of those who have chosen to be graced with belief, and become living reminders of perseverance and living reminders of compassion.

Syed Vickar Ahamed

Then will he be (one) of those who believe and practices patience, (constancy, and self-restraint), and practices acts of kindness and compassion.

Taqi Usmani

- then he did not join those who believe and advise each other to be patient and advise each other to be merciful.

The Monotheist Group

Then he has become one of those who have believed, and exhort one another to patience, and exhort one another to kindness.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et cʹest être, en outre, de ceux qui croient et sʹenjoignent mutuellement lʹendurance, et sʹenjoignent mutuellement la miséricorde.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Piştî van lazim e xwedî bawer be û qewîtiya bêhnfirehiyê û qewîtiya merhemetê li hev bikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En verder, dat hij behoort tot hen die geloven, die elkaar tot volharding aanmanen en die elkaar tot barmhartigheid aanmanen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wie dit doet en tot hen behoort die gelooven, en ieder ander volharding en mededoogen aanbevelen,

Hollandaca — Siregar

En dat hij behoort tot degenen die geloven en elkaar aansporen tot geduld en elkaar aansporen tot barmhartigheid.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

При этом [при преодолении препятствия] он был из тех, которые уверовали и заповедовали (между собой) (проявлять) терпение (в делах служения Аллаху и в отстранении от грехов, когда их постигала беда) и заповедовали (между собой) милосердие (по отношению к рабам Аллаха).

Rusça — Osmanov

Сверх того он должен быть из верующих и из тех, которые призывают друг друга к терпению, к милосердию.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Det innebär) också att vara en av dem som tror och som uppmanar varandra att ha tålamod och uppmanar varandra att visa medkänsla (med de sämre lottade).