Tevbe Suresi 51. Ayet — Elfaz
De ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler, yalnız Allah'a güvensinler."
1قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2لَنْlenbizeHarf-i Nefi
3يُصِيبَنَاyuSībenāulaşmazMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.
4اِلَّاillābaşkasıHasr Edatı
5مَاmāşeydenİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6كَتَبَketebeyazdığıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
7اللّٰهُ(a)llahuAllah'ınLafza-i Celal
8لَنَاlenābizim içinHarf-i Cer+Zamir
9هُوَhuveO'durZamir
10مَوْلٰينَاۚmevlānābizim sahibimizİsim+Zamirو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak
11وَعَلَىve ǎlāBağlaç+Harf-i Cer
12اللّٰهِ(a)llahiAllah'aLafza-i Celal
13فَلْيَتَوَكَّلِfe l yetevekkelidayansınlarİsti'nafiye Edatı+Emir Lamı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.
14الْمُؤْمِنُونَl-mu'minūneinananlarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman