Enfal Suresi 37. Ayet — Elfaz
Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
1لِيَمِيزَli yemiyzeayıklasın diyeTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibم ي زBir şeyi ayırmak, uzaklaştırmak veya kenara koymak, bir şeyi çıkarmak veya ayırmak, koparmak, ayırt etmek/ayrım yapmak/ayırt etmek/farklı olmak, parçalamak, bir şeyden çekilmek, kaydırmak veya ayrılmak.
2اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
3الْخَبِيثَl-ḣabīṧemurdarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimخ ب ثKötü/iğrenç/tiksindirici/yozlaşmış/şeytani/aldatıcı, hileli/kurnaz/sinsi/açıkgöz, kötü huylu/zararlı, kirli/pis/murdar, ahlaksız/onaylanmayan/nefret edilen/yasadışı/nahoş/suçlu/itaatsiz, en kötü veya en şeytani, kötülük.
4مِنَmineHarf-i Cer
5الطَّيِّبِT-TayyibitemizdenMarife (Belirlilik Takısı)+İsimط ي بİyi, hoş, uygun, yasal olmak. tibna - kadınların kendi özgür iradeleriyle ve size karşı iyi olmaları. tuuba - neşe, mutluluk, imrenilecek bir mutluluk hali. tayyib - iyi/temiz/sağlıklı/nazik/mükemmel/adil/yasal.
6وَيَجْعَلَve yec'ǎleve koyupBağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
7الْخَبِيثَl-ḣabīṧebütün murdarlarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimخ ب ثKötü/iğrenç/tiksindirici/yozlaşmış/şeytani/aldatıcı, hileli/kurnaz/sinsi/açıkgöz, kötü huylu/zararlı, kirli/pis/murdar, ahlaksız/onaylanmayan/nefret edilen/yasadışı/nahoş/suçlu/itaatsiz, en kötü veya en şeytani, kötülük.
9عَلٰىǎlāüzerineHarf-i Cer
11فَيَرْكُمَهُfe yerkumehuyığsın daBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibر ك مYığmak, toplamak, biriktirmek, üst üste koymak. Rukam - yığın, birikmiş, yığılmış bulutlar.
12جَمِيعًاcemīǎnhepsiniİsimج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.
13فَيَجْعَلَهُfe yec'ǎlehuatsınBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
14فِيfīHarf-i Cer
15جَهَنَّمَcehennemecehennemeÖzel İsim
16اُو۬لٰٓئِكَulāikeişteİşaret Zamiri
17هُمُhumuonlardırZamir
18الْخَاسِرُونَl-ḣāsirūneziyana uğrayanlarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.