Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًا

innehum kānū lā yercūne Hisāben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّهُمْinnehumçünkü onlar
2كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
3لَا
4يَرْجُونَyercūneر ج وUmmak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir etmek/geciktirmek, korkmak, rica etmek/istemek. arja' (çoğul) - sınırlar, taraflar. marjowwon büyük umutlar beslenen bir kişidir (örneğin 11:62).ummuyor(lar)
5حِسَابًاHisābenح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.bir hesap

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki onlar, hiçbir soru ummazlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki onlar, hiçbir soru ummazlardı.

Adem Uğur

Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki onlar bir hesap (yaşamlarının sonucunu) ummuyorlardı!

Ahmet Tekin

Onlar hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.

Ahmet Varol

Çünkü onlar bir hesap (göreceklerini) ummuyorlardı.

Ali Bulaç

Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.

Ali Fikri Yavuz

Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini hiç ummuyorlardı,

Ali Rıza Safa

Aslında, bir hesap beklemiyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

- Yaptıklarına uygun bir karşılık olarak orada ne bir serinlik, ne de bir soğuk içecek bulacaklar. Ancak kaynar su ve irin içecekler. Çünkü onlar, hesap gününü hiç beklemiyorlardı. Ayetlerimizi şiddetle yalanlamışlardı.

Bekir Sadak

Cunku onlar, hesaba cekileceklerini sanmazlardi.

Celal Yıldırım

Çünkü onlar hiç de hesabı ummazlardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Doğrusu onlar hesaba çekileceklerini beklemiyorlardı.

Diyanet İşleri

Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.

Diyanet Vakfi

Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü onlar, hiçbir hesap ummazlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

çünkü ummazlardı onlar hiç bir hisab

Erhan Aktaş

Onlar, hesap görüleceğini ummuyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, hesap görüleceğini ummuyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, hesap görüleceğini ummuyorlardı.

Fizilal-il Kuran

Çünkü onlar bir hesab görüleceğini ummuyorlardı.

Gültekin Onan

Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.

Hamdi Döndüren

Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.

Hasan Basri Çantay

Çünkü onlar hiçbir hisab ummuyorlardı,

Hasib Asutay

Çünkü onlar hiç bir hesap (görüleceğini) ummuyorlardı.

Hayrat Neşriyat

Çünki onlar (kendileri hakkında) bir hesab (görüleceğini) ummuyorlardı.

İbni Kesir

Çünkü onlar hiç bir hesab beklemezlerdi.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onlar hesabı ummazlardı.

Muhammed Esed

Doğrusu onlar hesaba çekileceklerini beklemiyorlardı,

Mustafa İslamoğlu

Şu kesin ki onlar vaktiyle, hesaba çekilmeyi arzu etmiyorlardı;

Ömer Nasuhi Bilmen

(26-27) Uygun bir ceza olarak. Şüphe yok ki onlar, bir hesabı ummaz olmuşlardı.

Ömer Öngüt

Çünkü onlar hesaba çekileceklerini beklemiyorlardı.

Suat Yıldırım

Çünkü onlar bu hesap gününe inanmıyor (onu hesaba almıyorlardı).

Süleyman Ateş

Çünkü onlar bir hesap (görüleceğini) ummuyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

Çünkü onlar, hesaba çekilmeyi beklemezlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çünkü hesaba çekileceklerini beklemiyorlardı;

Şaban Piriş

Çünkü onlar, hesabı ummuyorlardı.

Tefhim-ul Kuran

Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.

Ümit Şimşek

Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Doğrusu onlar böyle bir hesap ummuyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Doğrusu, onlar haqq-hesab çəkiləcəklərinə ümid etmirdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Çünki onlar haqq-hesab çəkiləcəyinə ümid bəsləmirdilər (qiyamət gününə inanmır, onun əzabından qorxmurdular).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie haben nicht auf eine Abrechnung hin gelebt.

Almanca — Der Edle Quran

Sie erwarteten ja niemals eine Abrechnung

Almanca — M. A. Rassoul

(weil) sie mit keiner Rechenschaft gerechnet haben

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, sie pflegten auf keine Abrechnung zu hoffen,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They never believed they would be judged.

Abdul Haleem

for they did not fear a reckoning,

Abdullah Yusuf Ali

For that they used not to fear any account (for their deeds),

Abul A'la Maududi

For indeed they did not look forward to any reckoning,

Aisha Bewley

They did not expect to have a reckoning

Al-Hilali & Khan

For verily, they used not to look for a reckoning.

Ali Quli Qarai

Indeed they did not expect any reckoning,

Amatul Rahman Omar

They did not fear any reckoning at all;

Arthur John Arberry

They indeed hoped not for a reckoning,

Bijan Moeinian

They never minded the day of judgment.

E. Henry Palmer

Verily, they did not hope for the account;

Edip-Layth

They did not expect a reckoning/computation.

George Sale

For they hoped that they should not be brought to an account,

Hamid S. Aziz

Surely they feared not the account,

Mahmoud Ghali

Surely they did not hope for a reckoning,

Marmaduke Pickthall

For lo! they looked not for a reckoning;

Mohamed Ahmed - Samira

They were those who did not expect a reckoning,

Muhammad Asad

Behold, they were not expecting to be called to account,

Mustafa Khattab

For they never expected any reckoning,

Progressive Muslims

They did not expect the reckoning.

Sahih International

Indeed, they were not expecting an account

Sam Gerrans

They expected not a reckoning,

Shabbir Ahmed

For, behold, they never hoped to be held accountable.

Syed Vickar Ahamed

Because, they did not fear any accounting (of their deeds),

Taqi Usmani

They did not expect (to face) accounting (of their deeds),

The Monotheist Group

They did not expect the reckoning.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Car ils ne sʹattendaient pas à rendre compte,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî wan hesabê axretê hêvî nedikir (û wan bawer nedikir ku heye).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij verwachtten geen afrekening

Hollandaca — Salomo Keyzer

Want zij hoopten, dat zij geene rekenschap zouden moeten afleggen.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, zij verwachtten nooit een afrekening.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, они [неверующие] не надеялись на расчет [ни на награду за хорошие дела, ни на наказание за плохие дела] (так как они не верили в воскрешение)

Rusça — Osmanov

Ведь они не думали, [что их ждет] расплата,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De fruktade varken räkenskapen (eller domen)