Kıyamet Suresi 18. Ayet — Elfaz
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
1فَاِذَاfe iƶāzamanİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2قَرَأْنَاهُḳara'nāhuO'nu okuduğumuzMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathane
3فَاتَّبِعْfe ttebiǎ'izleSonuç Edatı+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek